Gazete Değişim

Gazete Değişim Çanakkale'nin Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Kerem İriç
[email protected]

Kerem İriç yazdı; “Çanakkale CHP’de Büyük Tasfiye Başladı, Kim, Kimin İpini Çekiyor?”📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 h...
02/07/2026

Kerem İriç yazdı; “Çanakkale CHP’de Büyük Tasfiye Başladı, Kim, Kimin İpini Çekiyor?”

📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/canakkale-chpde-buyuk-tasfiye-basladi-kim-kimin-ipini-cekiyor-998-kose-yazisi

🎧 Okumaya vaktiniz yoksa yazıyı sesli dinleyin: ▶️ https://drive.google.com/file/d/1cWhlAY2X83dsz5rxphSQU7rVsJFLMxRB/preview
(Not: Oynat tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. ⏳)

Kerem İriç yazdı; “Çanakkale CHP’de Büyük Tasfiye Başladı, Kim, Kimin İpini Çekiyor?”
📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/canakkale-chpde-buyuk-tasfiye-basladi-kim-kimin-ipini-cekiyor-998-kose-yazisi
🎧 Okumaya vaktiniz yoksa yazıyı sesli dinleyin: ▶️ https://drive.google.com/file/d/1cWhlAY2X83dsz5rxphSQU7rVsJFLMxRB/preview
(Not: Oynat tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. ⏳)

Herkes "seçilmiş genel başkan" tartışmalarına odaklanmışken, o noktaya nasıl gelindiği, delegelerin iradesine nasıl ipotek konulduğu giderek unutuluyor. Parti içi demokrasi, bir ideolojiye duyulan sevginin bizzat onu var edenler tarafından nasıl boğulduğunun en acı kanıtına dönüştü.

Tam da bu noktada, Ezel dizisinde Ramiz Dayı’nın sesiyle hafızalarımıza kazınan, Oscar Wilde’ın o unutulmaz dizelerini hatırlamamak elde değil: "Oysa herkes öldürür sevdiğini / Kimi gençken öldürür sevdiğini, kimi yaşlıyken / Şehvetli ellerle boğar kimi, kimi altından ellerle / Merhametli kişi bıçak kullanır, çünkü bıçakla ölen çabuk soğur / Kimi yeterince sevmez, kimi fazla sever / Kimi satar; kimi de satın alır..."

Şiirde geçen "altından ellerle boğanlar", kongre sürecinde delegelerin iradesini market alışveriş kartlarıyla, belediyelerde iş ve makam vaatleriyle satın alanlardan başkası değildir. Partilerini o kadar çok "sevdiler" ki, iktidarı ellerinde tutmak uğruna onun demokratik ruhunu usulsüzlüklerle boğmaktan çekinmediler.

Cioran’ın Kehaneti: Mazlumun Zalime Dönüşümü
Bu süreçte bir de Kemal Kılıçdaroğlu cephesi var. Mahkeme kararıyla görevine iade edilen Kılıçdaroğlu, kurultay sonrası kendisine "ihanet edildiğini" düşünen bir figür olarak uzun süre "mazlum" rolündeydi. Ancak bugün, 26 il yönetimini görevden alarak başlattığı tasfiye dalgası, bize Emil Michel Cioran’ın Çürümenin Kitabı’ndaki o sarsıcı tespitini yaşatarak kanıtlıyor:
"Bir inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli varlık yoktur: En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar. Acı, güç iştahını azaltmak şöyle dursun, onu azdırır."
Kılıçdaroğlu’nun mazlum rolünden zalim rolüne nasıl keskin bir geçiş yaptığını görüyoruz. İhanete uğramışlık hissi, güç iştahını azaltmadı; aksine azdırdı. Durmayacağını da önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. “Altından ellerle boğanlar” bir tarafta "şehvetli ellerle boğanlar” diğer tarafta…

Koray Akkuş, Muharrem Erkek ve Çanakkale’nin İkiyüzlü Demokrasisi
Gelinen noktada meydan yine çelişkilerle dolu aktörlere kaldı. Genel siyasetin bu buhranı, Avukat Koray Akkuş’un CHP Çanakkale İl Başkanlığı’na atanmasıyla ete kemiğe büründü.
Süreci hatırlayalım: Koray Akkuş, 2024 yerel seçimleri öncesinde Gelibolu’da CHP’den belediye başkan aday adayı oldu. Tek bir talebi vardı: "Örgüt iradesine güvenelim, ön seçim yapalım. 70 yaşını aşmış eski başkan Mustafa Özacar seçiliyorsa o seçilsin, ben seçiliyorsam ben seçileyim" dedi. Ancak o dönem, kulislere yansıyan "duygusal" alışverişler ve Ankara bağlantılarıyla Özacar’ın adaylığı tepeden inme bir şekilde bağlandı. Akkuş’un ön seçim talebine kapılar sertçe kapatıldı.

Sandıksız Siyasetin Bedeli: 1600 Oy ve Kaybedilme Riski
Bugün bazı çevreler tarafından faturanın tek bir isme kesilmek istenmesi ve Akkuş'un "CHP’ye Gelibolu'yu kaybettiren kişi" gibi gösterilmeye çalışılması ise işin en trajikomik yanıdır. Nitekim Akkuş bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Bir seçim sonucunu tek bir kişiye yüklemek, yaşanan siyasal süreci, örgüt içindeki kırgınlıkları, aday belirleme yöntemine ilişkin haklı itirazları ve örgüt iradesinin yok sayılmasının yarattığı sonuçları görmezden gelmektir." Üstelik mevcut İl Başkanı Levent Gürbüz’ün Gelibolu’da yanlış aday tercihinde bulundukları yönünde sorumluluğu üzerine aldığı bir açıklaması da orta yerde dururken, suçu sandık isteyenlere atmak siyasi körlükten başka bir şey değildir.

Örgüt iradesinin yok sayılmasının sonuçlarını sadece Gelibolu'da değil, Çanakkale merkezde de açıkça gördük. Aynı durum, dört belediye başkan aday adayının yarıştığı ve ön seçimin yapılmadığı il merkezinde de yaşandı. 2019 yerel seçimlerinde ön seçimle belirlenen CHP adayı %60,73 oy alırken; 2024’te atama yoluyla belirlenen Muharrem Erkek %39,7 oyda kalarak Çanakkale’de seçim kaybedilme riskini yaşattı. Nitekim Burak Kunt 1600 oy daha alsaydı, Muharrem Erkek atama ile Özgür Özel tarafından aday gösterildiği için CHP Çanakkale Belediyesini kaybedecekti.
Yani Muharrem Erkek de kendi adaylık sürecinde ön seçim yaptırmamış, örgütün iradesini es geçmiştir. Kısacası dün ne ektilerse, bugün onu biçiyorlar; kendileri ne yaptılarsa bugün tam olarak onunla sınanıyorlar.

İşte bugün Tarla Sokak'ta demokrasi nöbetleri tutan, partiyi teslim etmeyeceğini söyleyen Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, o dönem bu tepeden inme atamaların en büyük koçbaşlarından biriydi. Üyeye sandık kurdurmamak için harcanan çabanın mimarları, bugün atama il başkanına karşı "demokrasi ve hukuk" dersi veriyor. O dönem ön seçim isteyenleri partiden dışlayanlar, bugün hak ihlaline uğradıklarını haykırıyorlar. Dün yaptıklarının, bugün kendi karşılarına çıkması, tarihin en ironik sınavlarından biridir.

Siyasi Panik ve Bel Altı Siyaset Hamleleri
Muharrem Erkek’in, Koray Akkuş’un atanmasının ardından yaptığı açıklamaları ise kendisine hiç yakıştıramadım. Erkek, Akkuş için "Çanakkale'de öyle avukatlık yapan biri değil, daha çok Ukrayna'da enteresan ilişkileri var" diyerek açık bir şaibe ve algı operasyonu yaratmaya çalışıyor. Akkuş’u tanımadığını, onun partiye bilinçli olarak seçim kaybettirdiğini iddia ediyor. Bu tarz muallak ifadelerle bel altı vurmak aslında Muharrem Erkek’in bilindik siyasi üslubu değildir; ancak belli ki süreci bu tür itibarsızlaştırma stratejileri üzerinden yönetecekler.

İYİ Parti'ye Gidenlerin "Makbul" Olma Kriteri Nedir?
Bu itirazların merkezindeki en büyük argüman, Koray Akkuş’un ön seçim talebi reddedilince İYİ Parti’ye geçmesi ve Gelibolu'yu AK Parti'nin kazanmasına neden olması. Akkuş ise haklı olarak, "Ben CHP'ye karşı değil, CHP'de sandıksızlığa karşı siyaset yaptım" diyerek kendisini savunuyor.
Fakat burada sormamız gereken ve mevcut CHP İl Başkanı Levent Gürbüz ile Muharrem Erkek’in hesap vermesi gereken devasa bir tutarsızlık var. CHP'den İYİ Parti'ye geçmek ne zamandan beri ihanet sayılıyor?

Geçmişte İrfan Dehmen, CHP'den ayrılıp İYİ Parti Çanakkale Kurucu İl Başkanı olmuştu. Daha sonra İYİ Parti'den istifa edip “yuvaya”, yani CHP’ye döndüğünde, rozetini bizzat Belediye Başkanı Ülgür Gökhan takmış, o törende Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Muharrem Erkek de başköşede yer almıştı. Üstelik Dehmen'in bu dönüşü öylesine makbul karşılandı ki, Muharrem Erkek belediye başkanı seçildikten sonra onu Belediye Başkan Yardımcısı yaptı.

Soruyorum: İrfan Dehmen CHP'den İYİ Parti'ye geçip dönünce "makbul" oluyor da, sandık hakkı gasp edilen Koray Akkuş aynı şeyi yapınca neden "hain" oluyor? Kendileri siyasi transfer yapınca birleştirici bir hamle, başkası yapınca affedilemez bir suç. Sürecin neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalan tek şey tutarsızlıktır.
Bugün il binasını terk etmeyen Levent Gürbüz ve Muharrem Erkek cephesi, Ankara'nın kararlarını "yok hükmünde" saysa da, asıl yok hükmünde olan şey, kendi siyasi geçmişlerindeki ilkelerdir. İdeolojilerini altından ellerle boğanlar, bugün kaybettikleri iktidarın ardından gözyaşı döküyorlar.

Ne de olsa Cioran'ın dediği gibi; gücü tadan bir mazlumun gazabından daha tehlikelisi yoktur. Aslında Türkiye siyaseti en eski hastalığını bugün bir kez daha yaşıyor. İlkelerin kişilere göre değişmesi... Ve belki de en acısı... Demokrasiyi sadece sıra kendisine geldiğinde hatırlayanların çoğalması.

Kerem İriç yazdı; “İstemezük Kafası Çanakkale'ye Yapılacak 500 Milyonluk Yatırıma Engel Olmak İstiyor”📖 Yazının Tamamını...
25/06/2026

Kerem İriç yazdı; “İstemezük Kafası Çanakkale'ye Yapılacak 500 Milyonluk Yatırıma Engel Olmak İstiyor”

📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/istemezuk-kafasi-canakkaleye-yapilacak-500-milyonluk-yatirima-engel-olmak-istiyor-997-kose-yazisi

🎧 Okumaya vaktiniz yoksa yazıyı sesli dinleyin: ▶️ https://drive.google.com/file/d/1sDWA0GzWnI2LEFMcpcvt47jcwkcXL8uX/preview
(Not: Oynat tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. ⏳)

Hükümet konakları ve belediye binaları, vatandaşın tapu, nüfus gibi en temel kamu hizmetlerine doğrudan erişim sağladığı, hayatını kolaylaştıran ana hizmet noktalarıdır. Halkımızın her gün işinin düştüğü, hizmet almak için kapısını çaldığı bu merkezlerin şehrin en ulaşılabilir, en merkezi yerinde olması bir tercih değil, vatandaşın en doğal hakkıdır.

Hedef Saptırma Siyaseti ve Otopark Bahanesi

Ancak Çanakkale'de maalesef aklını fikrini sadece bir oda koltuğuna ve hükümet muhalifliğine kilitlemiş, vizyonsuz bir zihniyet türedi. Devletimiz, Çanakkale’ye 500 milyon liranın üzerinde devasa bir Yeni Hükümet Konağı yatırımı getiriyor. 14 Temmuz 2026 tarihinde ihalesi yapılacağı kesinleşen bu büyük proje, aslında en az 2-3 yıl önce hayata geçmesi gereken bir yatırımdı. Fakat bu malum "istemezükçü" kafa yüzünden Çanakkale halkı bu hizmetten mahrum bırakılmakta, süreç bugüne kadar yerel engellemelerle geciktirilmektedir.

CHP Milletvekili İsmet Güneşhan’ın bu projeyle ilgili yaptığı açıklamalar tam bir akıl tutulması örneğidir. Sayın Güneşhan, elinde telefonla projenin yapılacağı alanda videolar çekip "Burada otopark yeri yok, trafik sıkışır" diyerek bu kıymetli yatırıma karşı çıkıyor. Benzer şekilde, ÇTSO sitesinden "Bu yanlıştan dönün" diyerek açıklamalar yapan Selçuk Semizoğlu gibi tipler de tamamen hedef saptırarak bu vizyoner projeyi baltalamaya çalışıyorlar.

Soruyorum size: ÇTSO’nun kurumsal kimliğini kendi siyasi hırslarına alet eden bu şahısların açıklamaları, odanın 10.000 üyesini gerçekten temsil ediyor mu? Yönetimindeki insanlar bu açıklamaya onay verdi mi? İşine geldiğinde "Oda Başkanı" sıfatını kullanan, işine gelmediğinde "şahsi hesabım" diyerek sosyal medyadan hırçınlık yapan bu kafa samimiyetten uzaktır.

Asıl niyetleri, Belediye Başkanı Muharrem Erkek ile olan organik ilişkilerini korumak ve yerel yönetime şirin görünmektir. Çanakkale Belediyesi’nin beceriksizliklerini örtmek için devletin devasa yatırımlarını kurban etmeye çalışıyorlar.

Çözüm Çok Basit: Belediye İş Merkezi’ni Değerlendirin!

Eğer derdiniz gerçekten otopark ve trafik yüküyse, çözüm aslında burnunuzun ucunda duruyor. Sayın Güneşhan’ın o videoyu çektiği yerin az ilerisinde duran, yıllardır atıl, depreme dayanıksız ve bu şehre hiç yakışmayan bir yıkıntı halinde bekleyen Belediye İş Merkezi var. Kendi belediyenize "Gelin burayı yıkalım, modern bir yapı yapalım" desenize!

Çanakkale Belediyesi burayı kat karşılığı ihaleye vererek, kasasından tek kuruş para çıkmadan imar artışıyla 5-6 katlı modern bir iş merkezine dönüştürebilir. Altına inşa edilecek 3 katlı devasa bir otopark ise sadece Hükümet Konağı’nın değil; Cumhuriyet Meydanı, İskele Meydanı ve tüm bölgenin otopark problemini kökten çözecek güçtedir.

Üstelik iddia edilenlerin aksine, projenin detaylarına bakıldığında, orada çalışacak insan sayısına ve vatandaşa fazlasıyla yetecek bir otopark hizmeti zaten devlet tarafından bu projede sunuluyor. Kaldı ki kanun da pratik de bellidir: Devlet kamu binası yatırımını yapar; binanın çevresindeki altyapı, yol düzenlemesi, trafik akışı ve genel çevre otopark organizasyonu ise yerel yönetimin, yani Çanakkale Belediyesi'nin sorumluluğundadır.

Parası Hazır Olan Yatırıma Ağır Aksak İlerleyiş: "Türkiye'de Tektir!"

Bu noktada, Bülent Turan’ın 6 ay önceki bir konuşmasındaki duruşu ve kararlı tavrı sürecin neden tıkandığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sayın Turan’ın da haklı olarak isyan ettiği gibi, karşı karşıya kaldığımız bu bürokratik hantallık muhtemelen Türkiye'de tektir:

"İçişleri Bakanlığımız parasını bankaya, idareye yatırmış ama proje hala birileri yüzünden ağır aksak ilerliyor. Muhtemelen Türkiye'de tektir; parası bankaya yatmış ama hala proje başlamadı, böylesi yatırımı geciktirmek olabilir mi?"

Çanakkale'ye Değer Katacak Dev Bir Kamu Kompleksi

AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun detaylarını paylaştığı, temelleri Bülent Turan ve Jülide İskenderoğlu tarafından atılan bu proje, Çanakkale için tam bir kamu kompleksidir. Şu an Çanakkale’de tapu, nüfus gibi vatandaşın her gün işinin düştüğü tam 13 farklı resmi birim, şehrin farklı köşelerinde darmadağınık, birçoğu kiralık ve depreme dayanıksız binalarda hizmet vermeye çalışıyor. Bu dev projeyle tüm bu dağınıklık sona erecek, kurumlar bir araya toplanacak ve vatandaş hak ettiği hızlı hizmeti tek çatı altında alacaktır.

Yeni komplekste şu kritik kurumlar yer alacaktır: Defterdarlık, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, İl Müftülüğü, İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü, İl Göç İdaresi Müdürlüğü, Sivil Toplumla İlişkiler İl Müdürlüğü, Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü, Kıyı Emniyeti, Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA), Açık Kapı Şube Müdürlüğü.

Dahası, kentsel bellek açısından çok kıymetli bir adım daha atılıyor: Eski valilik binası, tescilli tarihi bir bina olduğu için aslına uygun şekilde harfiyen korunacak; içindeki toplantı salonları ve kültürel alanlarıyla tamamen Çanakkale halkının kullanımına sunularak şehrin tarihi hafızası geleceğe taşınacaktır.

Çanakkale’nin Geleceği Ucuz Siyasete Kurban Edilemez

Sonuç olarak; Çanakkale’nin gelişmesi için omuz omuza verilmesi gerekirken, ucuz siyasi manevralarla ve belediyeye şirin gözükme çabalarıyla bu şehre pranga vuranlara müsaade edilmemelidir. "İstemezük" siyasetiyle kendi beceriksizliklerini otopark tartışmaları üzerinden örtmeye kalkan bu zihniyetin Çanakkale'ye katacağı hiçbir şey yoktur.

Kerem İriç yazdı; “ÇTSO’da Yeni Dönem, Selçuk Semizoğlu Çekiliyor, Murat Aydoğdu ve Turgay Kılıç Yarışacak”📖 Yazının Tam...
19/06/2026

Kerem İriç yazdı; “ÇTSO’da Yeni Dönem, Selçuk Semizoğlu Çekiliyor, Murat Aydoğdu ve Turgay Kılıç Yarışacak”

📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/ctsoda-yeni-donem-selcuk-semizoglu-cekiliyor-murat-aydogdu-ve-turgay-kilic-yarisacak-996-kose-yazisi

🎧 Okumaya vaktiniz yoksa yazıyı sesli dinleyin: ▶️ https://drive.google.com/file/d/1joo7lLSDLjYGdn_MEYJlwRF5c6bZs-Rd/preview
(Not: Oynat tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. ⏳)

Hatırlayacaksınız; önceki "ÇTSO’da Yeni Bir Sayfa, Turgay Kılıç’ın Adaylığı ve Kayıp 10 Yılın Telafisi" başlıklı yazımda, odaya çöken heyecan kaybını ve eleştiriyi düşmanlık kabul eden hırçın zihniyeti masaya yatırmıştım. Şimdi Çanakkale kulislerini sallayacak o flaş gelişmeyi bu köşeden İLK KEZ duyuruyorum: Yıl sonundaki seçimlerde mevcut başkan Selçuk Semizoğlu’nun yeniden aday olmayacağı ve mevcut yönetimde yer alan Murat Aydoğdu’nun başkanlığı için ona destek vereceği kesinleşti.

Geçtiğimiz günlerde Murat Aydoğdu ile ayaküstü samimi bir çay muhabbeti yaptık. Aydoğdu’yu yıllardır tanırım. Belki devasa bir ticaret hacmi yönetmiyor olabilir; ama elektrik proje işleri yapan, çizgisi düzgün, orta ölçekli bir işletmesi olan bir isim. Kentin cemiyet hayatının yakından bildiği; haklarında hiçbir zaman şaibenin, kötü ya da yanlış bir kelamın konuşulmadığı saygın bir aileden geliyor. Yalova Restoran’ın işletmecisi Didem Aydoğdu’nun kardeşi; en önemlisi de Çanakkale’nin eski siyasetçilerinden, mobilyacı "Kelebek Metin" olarak bilinen rahmetli Metin Aydoğdu’nun oğludur. Metin Amca’yı çok severdim, eski siyaset günlerine dair yaptığımız o derin sohbetlerin muhabbeti bende hep ayrı kalmıştır. Allah rahmet eylesin.

Sohbetimizde Aydoğdu, ÇTSO’yu yerel yönetimler, belediyeler, siyaset ve tüm STK’ları aynı masada toplayacak topyekûn bir çatı organizasyonu haline getirmek istediğinden bahsetti. Kurumsal yapıyı güçlendirmek, fuarlar düzenlemek ve şehre nitelikli yatırımcı çekmek gibi vizyoner hedefleri var. Bunlar kentin tam da susadığı adımlar. Çünkü Çanakkale, geçtiğimiz on yılda mevcut başkanla tam bir kayıp dönem yaşadı. Kurumlarla kavga eden, Facebook’tan atar-gider yapıp şehre zerre katkı sunmayan, odayı adeta bir nefret objesine çeviren vizyonsuz bir anlayış izledik.

Sırtındaki Bagaj ve Özeleştiri Şartı

Ancak eğriye eğri, doğruya doğru konuşmak zorundayım. Murat Aydoğdu iki dönemdir bu yönetimde yer alıyor; yani bir yönüyle geçmişin yönetsel günahlarına ortak. Kendisinin içeride Semizoğlu’nun yanlışlarına en yüksek sesle karşı çıktığını, "Böyle olacaksa bırakalım" diye mücadele ettiğini yakinen biliyorum. Semizoğlu resmi kapıları oda etiketiyle açıp, sosyal medyadaki hırçınlığını "şahsi görüşüm" diye kamufle ederken Aydoğdu hep sağduyuyu korumaya çalıştı.

Ancak kimse aptal değil; iş dünyası bu dönemin faturasını yönetime kesecektir. Aydoğdu’nun kırmadan dökmeden yapacağı samimi bir özeleştiri, kentin sevdiği o dürüst aile profiliyle birleşirse, projelerinden bile daha büyük bir toplumsal rüzgar yaratır.

Masadaki Büyük Güvensizlik ve Son Dakika "Çark" Senaryosu

Buraya tarihi bir şerh düşmek ve kayıtlara geçirmek gerekiyor: Selçuk Semizoğlu tamamen elini çekmiyor, kendi komitesinden seçimlere girerek meclise adım atacak.

Peki, tehlike nerede? Eğer Semizoğlu’nun ekibi komiteleri kazanırsa, son dakikada bir çark etme senaryosu masada konuşuluyor. Selçuk Semizoğlu’nun son anda fikrini değiştirip, "Madem kazandık, başkan yine ben oluyorum" diyerek Murat Aydoğdu’ya bir son dakika satışı yapma ihtimali azımsanmayacak kadar yüksek. Geçmişte bunun örneklerini bu şehirde gördük. İşler kötü giderse "Murat kaybetti" denecek.

Burada Şakir Semizoğlu bir nevi "sigorta görevi" görüyor. Şakir Abi’yi severim; kardeşinin hataları yüzünden mahcup olduğu kişilere samimiyetle "Selçuk’u geriye çektim, hem işiyle hem sağlığıyla ilgilensin" dediğini biliyoruz. Ancak odada o kadar büyük bir güven erozyonu yaşandı ki, içinde "Selçuk Semizoğlu" geçen her senaryoya Çanakkale artık mesafeli yaklaşıyor ve garanti gözüyle bakmıyor.

Seçimin Turnusol Kağıdı: Oda Bürokrasisi

Seçimin en kritik virajı, oda içerisindeki idari hantallığı ve dedikodu mekanizmasını tasfiye etmektir. Rakibi Turgay Kılıç, aylar öncesinden planlı ve sistemli bir şekilde sahaya indi; üye ziyaretleri yapıyor, sosyal medyayı çok iyi yönetiyor ve en önemlisi mevcut genel sekreterlik makamını yeniden dizayn ederek yerine nitelikli bir kadro kuracağınıaçıkça ilan ediyor.

Benzer bir radikal değişim çıkışını Murat Aydoğdu’nun da yapması şart. Semizoğlu döneminde odanın her kurumla davalık, kavgalı olmasının en büyük sebebi; dengeleri kuracak nitelikli bir genel sekreterlik olmaması, idari yapının dedikodudan beslenmesidir. Oda bürokrasisinde liyakat ve köklü değişim kaçınılmazdır.

Kazanan Çanakkale Olsun

Önümüzde çetin bir yarış var. Turgay Kılıç sahada güçlü ve sistemli bir kampanya yürütürken, karşısında kentin sevdiği ama geçmişin yükünü taşıyan Murat Aydoğdu var.

Erken Seçimin Tarihi Belli OlduCumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, aslında muhtemel bir erken seçim (seçimlerin yeni...
15/06/2026

Erken Seçimin Tarihi Belli Oldu

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, aslında muhtemel bir erken seçim (seçimlerin yenilenmesi) tarihini de net bir şekilde açıklamış oluyor.

Normal şartlarda 7Mayıs 2028’de yapılması gereken seçimler için Uçum, eğer süreç o yönde ilerlerse TBMM'nin Şubat 2028'de alacağı bir kararla seçimin 16 Nisan 2028 Pazar günü yapılabileceğini ifade ediyor.

Böylece, referandumun yıl dönümüne denk gelen bu sembolik tarih, bir anlamda iktidarın seçimi çekmek isteyebileceği olası bir takvim olarak öne çıkarılıyor.

Kerem İriç yazdı; “Bülent Turan Noktayı Koydu, GESTAŞ Üzerinden Ucuz Algı Çöktü”📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https:...
11/06/2026

Kerem İriç yazdı; “Bülent Turan Noktayı Koydu, GESTAŞ Üzerinden Ucuz Algı Çöktü”
📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/bulent-turan-noktayi-koydu-gestas-uzerinden-ucuz-algi-coktu-995-kose-yazisi
🎧 Okumaya vaktiniz yoksa yazıyı sesli dinleyin: ▶️ https://drive.google.com/file/d/1geZqyaa9mkZ9BamXn0v609kTYVUJb3uI/preview
(Not: Oynat tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. ⏳)

"Her büyük adam, içinde yaşadığı toplumun üvey evladıdır" der Cemil Meriç. Ve Dücane Cündioğlu ekler: "Zayıf karakterli insanların, yaşamlarını sürdürmek için kindar duygulara ihtiyacı vardır."

Bu sözleri neden hatırlattığımı yazının sonuna geldiğinizde çok daha iyi anlayacaksınız.

Son günlerde Çanakkale'nin en önemli değerlerinden biri olan GESTAŞ üzerinden yürütülen ucuz algı operasyonlarını, başarıyı tekelleştirme çabalarını ve geçmişi pervasızca karalama girişimlerini hayretle izliyorum. Sekiz yılda tamamlanabilen Gelibolu Yeni Feribot İskelesi'nin açılışı vesilesiyle kamuoyuna sunulan kâr rakamları üzerinden yeni bir "kurtarıcı" hikâyesi yazılmaya çalışılırken, bu başarının gerçek mimarları olan eski valiler, genel müdürler ve siyasi aktörler adeta hafızalardan silinmek isteniyor.

Olaylar yaşanırken ortada görünmeyenlerin, risk almayanların ve sürece hiçbir katkı sunmayanların iş bittikten sonra ortaya çıkıp bütün emeği sahiplenmeye çalışması, ister istemez akıllara GİBİ dizisindeki o meşhur repliği getiriyor:

"Sonuçlar üzerine herkes konuşur kardeşim. Süreçler üzerine konuş. Süreçte yoksun, sürece gel!"

Öyleyse gelin, o sürece birlikte bakalım.

"Borç Batağı" Masalı ve Kârın Gerçek Hikâyesi

Bugün GESTAŞ'ın 2024 yılında 191 milyon TL, 2025 yılında ise 149 milyon TL kâr elde etmesi üzerinden siyaset yapanlar, bu sonucun gökten zembille inmediğini çok iyi biliyor. Bugünkü tablo, yıllar önce alınan cesur kararların ve yapılan stratejik hamlelerin sonucudur.

Pandemi Dönemindeki Halkçı Tercih

Pandemi döneminde araç ve yolcu sayıları tarihi seviyelerde düştü. Şirketin mali yapısını koruması için zam yapılması gerekiyordu. Ancak dönemin Valisi ve yönetim kurulu, vatandaşın zaten zor günlerden geçtiğini düşünerek zam yapmama kararı aldı.

O gün ortaya çıkan zarar tablosu, kötü yönetimin değil; vatandaşın yanında durmayı tercih eden bir anlayışın sonucuydu.

Dolar Cenderesinden Kurtuluş

Şirket, kiralık gemiler için dolar üzerinden yüksek bedeller ödüyordu. Volkan Uslu'nun genel müdürlüğü döneminde, dönemin Valisi Orhan Tavlı'nın da desteğiyle bu sözleşmeler Türk lirasına çevrildi.

Böylece GESTAŞ'ın kur şokları karşısında ezilmesinin önüne geçildi.

Tarihi Gemi Alımı Hamlesi

2021 yılında, kiralanan gemilerin sözleşmeleri sona yaklaşırken dönemin Genel Müdürü Mahir Sevinç önemli bir risk aldı. Vali İlhami Aktaş'ın desteğiyle kredi kullanılarak sekiz gemi satın alındı.

Üstelik 1915 Çanakkale Köprüsü'nün açılmasıyla araç geçişlerinde ciddi düşüş yaşanacağı öngörülüyordu. Bu nedenle Çardak hattındaki rekabet de stratejik hamlelerle yönetildi.

Bugün GESTAŞ'ın elindeki 15'i özmal olmak üzere toplam 16 gemilik filo, işte bu vizyonun ürünüdür.

Bugün geçmiş yönetimleri "borç bıraktılar" diyerek suçlayanlar şu soruya cevap vermelidir:

O gün bu kararlar alınmasaydı, bugün hangi kârdan söz ediyor olacaktınız?

Bu haberlerden ve yapılan haksız değerlendirmelerden en fazla rahatsız olan isimlerden biri muhtemelen mevcut Genel Müdür Hasan Yürükçü'dür. Çünkü geçmişte hangi kararların alındığını, bugün ortaya çıkan tablonun hangi süreçlerin sonucu olduğunu en iyi bilen isimlerden biridir.

Eski Valimize, Eski Vekilimize Gönderme Yapmak Yakışır mı?

Bu büyüklükteki yatırımlar yalnızca bürokratik imzalarla gerçekleşmedi.

Sürecin arkasında güçlü bir siyasi irade vardı o olmasaydı bu adımların atılması mümkün olmayacaktı…

AK Parti Grup Başkanvekilliği döneminde Bülent Turan ve dönemin milletvekili Jülide İskenderoğlu, Çanakkale adına alınan zor kararların arkasında durdular.

Ancak Gelibolu İskelesi'nin açılışında gördük ki bazı çevreler geçmişin bütün emeğini yok sayıp başarıyı kendi hanesine yazma telaşına düşmüş.

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan da konuşmasında tam olarak buna dikkat çekti:

“8 sene önce çok tartıştık, kaynak bulduk, en iyisini yapmaya çalıştık. Keşke o toplantıda eski valilerimiz, GESTAŞ'ın eski genel müdürleri, hatta CHP'li eski belediye başkanı da olsaydı. Siyaset beraber yapılır; ekiplerle, vefayla yapılır. Eski valimize, eski vekilimize gönderme yapmak yakışır mı? Siyaset bu değil; asgari bir arkadaşlık, ahlak ve vefa gerektirir. Bize eski valilerimize, belediye başkanlarımıza teşekkür etmek düşer. Bu hepimizi büyütür. O açılışın, emeği ve katkısı olan herkesle çok daha geniş katılımla yapılması lazımdı."

Hiçbir dönem faydası olmayıp da sadece poz veren tipleri geçiyorum, onları zaten konuşmayız. Bakınız, Çanakkale merkeze hükümet binası yapılacak; parayı bulduk, yeri bulduk. 2 yıldan beri temel atılmadı hâlâ! Nasıl ki Gelibolu iskelesi geciktirildi ama eninde sonunda açıldı; hükümet binası da yapılacak ama yine birileri 'Biz niye bunu engelledik'diye mahcup olacak. Hizmetlerin önünde ego yapmayı aşın, aşın o işleri! ‘Sen temel attın, ben açılış yapayım’ ya da ‘o temel attı’ diye engellemeye çalışmak olur mu ya? Bu konudaki siyasi rekabeti, anlamsız tartışmaları bu memleket hak etmiyor.”

Bu sözler yalnızca bir açılış törenine ilişkin serzeniş değil; Çanakkale siyasetinin son yıllardaki hastalığına konulmuş bir teşhistir.

Aparatların Gürültüsü ve Bitmeyen İftira Siyaseti

İşin özü tam da burada yatıyor.

Kendi siyasi hesaplarını, kişisel hırslarını ve başarısızlıklarını gizlemek isteyen bazı yerel aktörler, sorumluluk almak yerine sürekli yeni hedefler üretmeyi tercih ediyor.

Bugün de bunun için Bülent Turan'ı hedef tahtasına koyuyorlar.

Ancak dedikodu üreten aparatların gürültüsü, Turan'ın Çanakkale'ye olan bağlılığını ve hizmet anlayışını değiştirmiyor.

Bülent Turan'ın bu şehre katkısı; milletvekilliği ve Grup Başkanvekilliği döneminde hangi kararlılıkla devam ettiyse, bugün İçişleri Bakan Yardımcısı olarak da aynı ağırlıkla sürüyor.

Nitekim Ankara'da yolu çözüm aramaktan geçenlerin, yatırım peşinde koşanların, kurumları adına destek isteyenlerin uğradığı tek adres hâlâ Turan'ın makamı.

Çünkü insanlar sloganlara değil, sonuç üreten kapılara gider.

Son Söz

Şimdi yazının başına dönelim.

Cemil Meriç'in "üvey evlat" benzetmesi ile Dücane Cündioğlu'nun "kindar duygular" tespiti sanırım artık daha anlamlı hale gelmiştir.

Bu şehre yıllarını vermiş devlet adamlarını, bürokratları ve siyasetçileri vefayla anmak yerine; kendi eksikliklerini örtmek için geçmişe çamur atanlar, aslında yalnızca kendi küçük dünyalarının sınırları içinde debelenmektedir.

Hakikat ise bütün gürültünün üzerinde durmaya devam eder.

Çünkü başarı, onu sahiplenmeye çalışanların değil; onu inşa edenlerin eseridir.

Kerem İriç yazdı; “Kılıçdaroğlu’nun Çanakkale Adayı Öngen’den Çarpıcı Çıkış, Hain Derseniz, Hırsız Sözünü Duyarsınız”📖 Y...
10/06/2026

Kerem İriç yazdı; “Kılıçdaroğlu’nun Çanakkale Adayı Öngen’den Çarpıcı Çıkış, Hain Derseniz, Hırsız Sözünü Duyarsınız”
📖 Yazının Tamamını Okumak İçin: 🔗 https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/kilicdaroglunun-canakkale-adayi-ongenden-carpici-cikis-hain-derseniz-hirsiz-sozunu-duyarsiniz-994-kose-yazisi

Okumaya vaktiniz yoksa yazıyı sesli dinleyin: ▶️ https://drive.google.com/file/d/14kXIYlFcifZG-h93DGCRfTnkX8KdVJkb/preview
(Not: Oynat tuşuna bastıktan 3 saniye sonra seslendirme başlayacaktır. ⏳)

Geçtiğimiz günlerde bu köşede kaleme aldığım "Kılıçdaroğlu’nun Çanakkale Planı, Serdar Soydan Sahneye, İl Başkanlığı Koltuğu İçin Kulisler" başlıklı yazımda, Ankara ve Çanakkale hattındaki sıcak gelişmeleri paylaşmıştım. Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin Çanakkale’yi yeniden dizayn etme planı kapsamında, geçmişte belediye başkan aday adayı da olan tecrübeli hukukçu Mehmet Öngen ile bir "akil adam" ve arabulucu rolü için temas kurduğunu ilk kez bu köşeden duyurmuştum.

Siyasi kulisleri hareketlendiren bu iddiaların ardından, Mehmet Öngen ile görüştüm ve sürece dair merak edilen her şeyi doğrudan kendisine sordum. Öngen, her zamanki samimi ve net tavrıyla, partinin içindeki krizden yereldeki engellemelere, İmamoğlu ailesiyle olan dostluğundan Kılıçdaroğlu’na vefa duruşuna kadar çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte o röportajdan dikkat çeken detaylar…

"Partinin Durumundan Çok Üzgünüm, Taban Akıntıya Kapıldı"

Mehmet Öngen, söze Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir üyesi ve bu partiye emek vermiş bir isim olarak yaşanan süreçten derin bir üzüntü duyduğunu belirterek başladı. Parti tabanının olayları sebep-sonuç ilişkisi kurmadan değerlendirdiğini ve bir akıntıya kapılıp gittiğini savunan Öngen, genel merkez düzeyinde yürütülen tartışmalara dair sert eleştiriler getirdi:

"Kemal Kılıçdaroğlu’nu beğenmeyebilirsiniz, 8 seçim kaybetti, hataları oldu. Ama 13 yıllık genel başkanlığı döneminde Sayın Kılıçdaroğlu ve çevresiyle ilgili böylesine büyük yolsuzluklar, ahlaksızlıklar, rüşvetler olmadı. Bir genel başkana 'hain' derseniz, o genel başkanın taraftarlarına da size 'hırsız' deme hakkı doğar. Bunun sonu hiçbir zaman iyiye gitmez. Kılıçdaroğlu’na 'hain' denmesinin hiçbir yasal, ahlaki ve vicdani gerekçesi yoktur."

Özgür Özel’e "Algı" Eleştirisi ve Temmuz Ayı İçin Şok İddia!

Sürecin mevcut genel merkez tarafından bir algı operasyonuna dönüştürüldüğünü iddia eden Öngen, Özgür Özel’in yönetim tarzına ve belediye başkanlarının bu süreçteki tutumuna yönelik de eleştirilerde bulundu:

Sayın Özgür Özel bu süreci büyük bir algıya dönüştürerek parti tabanını kullanıyor.
Daha dün meclis grup toplantısına Türkiye’nin dört bir yanından belediye başkanları veya yardımcıları katıldı. Adamlar belediyelerdeki işini gücünü bırakıp orada gövde gösterisi yapmaya gidiyorlar, bu son derece yanlıştır.
Konuşmamız sırasında Mehmet Öngen, önümüzdeki yakın süreç için de çok konuşulacak bir iddiayı ortaya attı. Öngen’e göre; Temmuz ayında Özgür Özel ve ekibinin ayrı bir parti kurma olasılığı oldukça yüksek. Yapılan tüm bu olaylardan kendilerine bir mağduriyet ve haklılık senaryosu üreterek parti tabanını kendi etraflarında konsolide etme çabası içinde olduklarını düşünüyor.

İl Başkanlığı Teklifi Doğru mu? Öngen Göreve Hazır mı?

Gelelim yazımda bahsettiğim o sıcak kulis bilgisine... Kılıçdaroğlu ekibinden kendisine bir arabuluculuk teklifi geldiğini doğrulayan Öngen, teklifin kaynağını şu aşamada açıklayamayacağını belirtti. Siyaseti köşeli yapmadığı, her zaman birliği ve bütünlüğü savunduğu için kendisine böyle bir öneriyle gelindiğini ifade eden tecrübeli siyasetçi, resmi bir görev alma durumuyla ilgili net konuştu:

"Şu an için resmi olarak bir görev alma durumum henüz söz konusu değil. Ancak yüz yılı devirmiş bu ulu çınarın, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ortada kalmasına asla sessiz kalmayı düşünmüyorum. Yolsuzluğa bulaşan il yönetimlerinin görevden alınması söz konusu. Çanakkale bunun içinde midir bilmiyorum, bu konuda özel bir araştırmam yok. Ama partinin birliği ve bütünlüğü açısından resmi olarak bana böyle bir görev verilirse, tabii ki buna 'hayır' demem."

20 Yıllık İmamoğlu Dostluğu Bir "Köprü" Olabilir mi?

Mehmet Öngen ismi ortaya çıktığında, siyasi çevrelerin en çok merak ettiği konulardan biri de kendisinin İmamoğlu ailesiyle olan yakınlığıydı. Ekrem İmamoğlu’nu henüz Türkiye ve hatta Özgür Özel dahi tanımıyorken, onunla 20 yıllık bir dostluğu olduğunu hatırlatan Öngen, geçmişte İmamoğlu’nu ve babasını kendi otelinde ağırladığını ve hatta ricası üzerine İmamoğlu’nun babasını Çanakkale İl Kongresi’ne getirdiğini anlattı.

Peki, Kılıçdaroğlu’nun yanında durarak bir misyon üstlenmek bu dostluğu zedeler mi? Öngen bu soruya çok olgun ve uzlaşmacı bir yanıt verdi:

lk anda negatif görünse de zaman içinde bu durum pozitif bir sürece evrilecektir.
Eğer bana resmi bir görev verilirse, yapacağım ilk iş Hasan abiyle (İmamoğlu) ve ardından Ekrem Başkanla konuşmak olacak.
Keşke elimden gelse de aradaki köprüleri yıkmak yerine, tarafları asgari müşterekte buluşturabilmek adına bir katkım olsa; bundan büyük mutluluk duyarım. Aklı selimi, duygularımın önüne geçirerek taraflar arasındaki aşırı keskinleşmeyi önleyici bir rol üstlenebileceğime inanıyorum.
Yerel Aktörlere Sitem: "Mehmet Öngen’den Nasıl Faydalanırız Demek Yerine Önümü Kestiler"

Yazımın son bölümünde madalyonun Çanakkale yüzüne bakmak gerekiyor. Mehmet Öngen’in yereldeki aktörlerle ilişkisi ne durumda? Öngen, mevcut il yönetimiyle hiçbir ilişkisinin olmadığını açıkça itiraf etti. Geçmişteki aday adaylığı sürecinden beri yerel yönetimin kendisini dışladığını belirten Öngen, sitem dolu sözler sarf etti:

"Mevcut il başkanıyla siyaseten hiçbir bağımız yok. Onlar zaten beni 3 yıldan bu yana aday adaylığı sürecimden beri dışladılar. 'Bir Mehmet Öngen var, bu adam bu işe soyunmuş, bundan kent adına nasıl faydalanırız?' demek yerine, 'Aman karşımıza bir engel olarak çıkmasın' diye ellerinden gelen engellemeyi yaptılar. O yüzden yerel yönetimden çok fazla bir umudum yok."

Belediye Başkanı Muharrem Erkek ile bu süreçte bir görüşmesi olmadığını ekleyen Öngen, buna rağmen siyasi olgunluğun nasıl olması gerektiğini gösteren şu örneği paylaştı: "Biliyorsunuz belediye başkan adaylığı ön seçimle değil, atamayla oldu. Atamadan 15 gün sonra Muharrem Erkek’i ziyaret ettim. '3 ay önce rakibimdin ama şimdi başkanımsın, kutluyorum. Üzerime düşen bir şey varsa seve seve yaparım' dedim. Benim yaklaşımım budur; asıl olan Çanakkale’ye katkı sunmaktır. Ama yanlış gördüğüm şeyleri söylemeye, demokratik muhalefetimi yapmaya da devam edeceğim."

Address

Barbaros Mah. Prof. Ümit Serdaroğlu Caddesi No 76 D2
Çanakkale
17100

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gazete Değişim posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Gazete Değişim:

Shortcuts

Share