Gazete Değişim

Gazete Değişim Çanakkale'nin Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Kerem İriç
[email protected]

Kerem İriç yazdı; "CHP Çanakkale’de FETÖ Taktikleriyle Ezilen Sarı Liste ve Utanç Verici Zaferler" https://www.gazetedeg...
20/08/2025

Kerem İriç yazdı; "CHP Çanakkale’de FETÖ Taktikleriyle Ezilen Sarı Liste ve Utanç Verici Zaferler"
https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/chp-canakkalede-feto-taktikleriyle-ezilen-sari-liste-ve-utanc-verici-zaferler-930-kose-yazisi

CHP Çanakkale’de FETÖ Taktikleriyle Ezilen Sarı Liste ve Utanç Verici Zaferler

Beyaz Liste, Zaferini İftira, Yalan ve Bel Altı Vuruşlarla Taçlandırdı

Sevgili okurlarım, bir kez daha Çanakkale'nin siyasi arenasında, CHP'nin iç dünyasına dalıyoruz. Hatırlarsanız, 3 Ağustos'ta kaleme aldığım yazıda, bu kongre sürecini bir "demokrasi makyajı" olarak nitelendirmiştim. O günden beri yaşananlar, ne yazık ki tahminlerimi doğruladı hem de fazlasıyla. Beyaz Liste'nin, yani Muharrem Erkek'in demir yumruğu altında ezilen rakiplerine karşı sergilediği taktikler, sadece bir güç gösterisi değil, aynı zamanda utanç verici bir FETÖ mirası. Aydın Ünal'ın o meşhur sözünü hatırlayın: "Bu ülkede FETÖ biter, fakat FETÖ'cülük bitmez." İşte tam da bu, CHP Çanakkale'de hortlamış halde. Sarı Liste'yi, yani Parti İçi Demokrasi Platformu'nu (PDP) ezip geçen Beyaz Liste, zaferini iftira, yalan ve bel altı vuruşlarla taçlandırdı. Bu yazı, o kirli oyunun perdesini aralıyor çünkü demokrasi diye nutuk atanlar, en çok onu katledenler oluyor.

Mucize Olmadı, Cesaret İse Zaten Zayıftı

Önce gerçeklere bakalım, ki bunlar soğuk rakamlarla konuşuyor. Esenler Mahallesi'nde 904 üyeden 648'i Beyaz Liste'ye oy verdi, Sarı Liste ise sadece 251'de kaldı. Barbaros Mahallesi'nde durum daha da vahim: 1247 üyeden 805'i Beyaz'a, 439'u Sarı'ya gitti. Bu sonuçlar, beklediğim gibiydi. Daha önceki yazımda demiştim ya: "Sarı Liste’nin bu güç karşısında şansı yok, çünkü ne maddi ne manevi bir ağırlıkları var. Ya Erkek’e 'Ağa da sensin, paşa da sensin' deyip koltuğun gölgesine sığınacaklar ya da bir mucize olacak. Ama mucize, cesaret ister." Mucize olmadı, cesaret ise zaten zayıftı. Sarı Liste, bu tarihi başarısızlığın ardından diğer mahallelerde seçimlerden çekilme kararı aldı.Tebrikler mi demeliyim? Hayır, çünkü bu zaferin arkasında yatan pislik, tebrik edilecek bir şey değil.

İl Başkanı Utanmadan Bu Yalanları Paylaştı

Sorun, Beyaz Liste'nin kazanması değil siyaset sonuçta bir yarış. Sorun, nasıl kazandıkları. Muharrem Erkek'in öncülüğünde, milletvekili İsmet Güneşhan'ın doğrudan desteğiyle hareket eden bu ekip, FETÖ taktikleriyle rakibini yok etmeye çalıştı. Sarı Liste'yi "Kılıçdaroğlucu" ilan ettiler, sanki Kemal Kılıçdaroğlu'nun ekibiymiş gibi gösterdiler. Yetmedi, kurultayın iptal edilebileceğini söyleyip, dolaylı yoldan Kılıçdaroğlu'nun geri döneceğini iddia ettiler ve bunu yapan da güya "iktidar", yani AK Parti'ymiş! Kılıçdaroğlu AK Partili demek, bu kadar mı saçmalık olur? Sarı Liste'yi destekleyenleri, Genel Başkan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na karşıymış gibi lanse ettiler. Kendilerine yakın basına haber yaptırdılar, il başkanı utanmadan bu yalanları paylaştı. Tıpkı yerel seçimlerde İYİ Parti adayı Burak Kunt'a yaptıkları gibi: İftira, yalan, tehdit. En demokrat geçinen Muharrem Erkek, bu işin başını çekti Aydın Ünal'ın sözü boşuna değil: FETÖ biter, FETÖ'cülük bitmez ve CHP'de de, AK Parti'de de, her yerde yaşıyor. İşin içinden çıkamayan FETÖ taktiklerine sarılıyor ya da FETÖCÜ ilan ediyor!

Birol Arslan'ı Bu Açıklamaya Mecbur Bırakanlar Utanmalı!

Bu kirli oyun o kadar ileri gitti ki, CHP'li Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan'ı bile açıklama yapmaya zorladı. Arslan, altın çize çize dedi ki: "Delege seçimlerinde, bizlerin desteklediği SARI LİSTENİN Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibiymiş ve destekçileriymiş gibi gösterilmek istendiğini üzülerek görüyoruz. Bu tamamen asılsız, yanlış ve yalan bir iddiadır." Sarı Liste, Özgür Özel'in çizgisini, Ekrem İmamoğlu'nun vizyonunu temsil ediyor – kişisel çıkarlar değil, partinin iktidar yürüyüşü. Arslan'ı bu açıklamaya mecbur bırakanlar utanmalı! Demokrasi masallarını bir daha ağızlarına almasınlar. "Kazanırken kaybedenlere, kaybederken kazananlara ve hiç kazanamayacaklara duyurulur" diyor Arslan ne güzel özetlemiş. Bu hilebazlar, saf insanları kullanarak partiyi küçültüyor.

"Biz de Varız" Dedikleri İçin Düşman İlan Edildiler

Sarı Liste'nin, açıklaması da yürek burkuyor. Onlar, "tek adam rejimiyle kirletilen demokrasiye sahip çıkmak" için yola çıkmışlar. "Temsilde liyakat, yöntemde ön seçim" diyorlar. 2023'te kaybedilen genel seçimler sonrası, 2024 yerel seçimlerinde Çanakkale'de oy oranının %61'den %39'a düşmesini eleştiriyorlar haklılar, bu bir fiyasko. Ama "biz de varız" dedikleri için düşman ilan edildiler, CHP’nin CHP’den başka düşmana ihtiyacı yok. Sonuç? Seçimlerin rekabetsiz süreçlere dönüştüğünü görüp, diğer mahallelerden çekildiler. Ama bu çekilme, aslında Beyaz Liste'nin yarattığı hasarın kanıtı. Onarılması güç yaralar açtılar, partinin birliğine zarar verdiler.

AK Partililer Safları Sıkı Tutun Derim

CHP Çanakkale’de yaşananlar, aslında partinin Türkiye genelindeki ağır hastalığının küçük bir prototipi. Kendi dar iktidar alanlarında bile bu kadar hoyrat ve acımasız davrananların, ülke iktidarında nasıl bir tablo ortaya koyacağını düşünmek bile ürkütücü. Bu yüzden AK Partililer safları sıkı tutun derim çünkü bu zihniyet, yarın iktidara gelse olacakları varın bir düşünün. "Fermuar liste" olmadan bu partide sular durulmaz; çünkü hep birileri, bir “tek adam”ın gölgesinde ezilmeye mahkûm edilir. Muharrem Erkek’in elindeki belediye gücü, sermaye ve trollerle yarattığı baskı, Sarı Liste’nin cesaretsizliğiyle birleşince ortaya çıkan tablo utanç vericidir. Fakat asıl suç, iktidar mücadelesi uğruna FETÖ taktikleriyle kendi muhalefetini susturanlardadır. İşte bu yüzden, bu kongre bir demokrasi şöleni değil, ucuz bir tiyatro gösterisidir. Ve biz, bu oyunun seyircileriyiz… Ama unutmayın, alkışlamıyoruz. Çünkü ortada alkışlanacak bir şey yok.

17/08/2025

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent TURAN ; “Yanan ormanlarımızın bekçisi biz, yani Çanakkalelileriz. Takip edeceğiz, tüm kurumlarımız ve hemşehrilerimizle birlikte göreceksiniz, yanan her santimetrekaresini yeniden yeşerteceğiz.”

17/08/2025

🔥 ’da orman dışı alanda çıkan yangına müdahale aralıksız sürüyor.

Günün ilk ışıklarıyla birlikte hava ekipleri de mücadeleye katıldı.

12 Uçak
18 Helikopter
155 Arazöz
8 İş Makinesi
899 Personel

🌱 Yanan Ormanlar Nasıl Yeniden Hayat Bulur?Orman yangınlarının ardından yapılacak her çalışma, bilimsel planlama ve tekn...
17/08/2025

🌱 Yanan Ormanlar Nasıl Yeniden Hayat Bulur?

Orman yangınlarının ardından yapılacak her çalışma, bilimsel planlama ve teknik bilgi ışığında yürütülür.

⛔ Yanlış zamanda veya hatalı yöntemle yapılan ağaçlandırma, yıllar sürecek emeğin boşa gitmesine neden olabilir.

186 yıllık tecrübeye sahip kurumumuz, orman mühendislerimizin bilgi birikimiyle yanan alanlarımızı, daha önce olduğu gibi, en verimli şekilde yeniden ormanlaştıracaktır. 🌳

1️⃣ Önce Etüt ve Planlama 🔍

Yangın sonrası ilk adım; orman tipi, toprak yapısı, iklim koşulları ve mevcut tohum stoğu hakkında detaylı inceleme yapmaktır.
Bu verilerle, hangi ağaçlandırma yönteminin uygulanacağı belirlenir.

2️⃣ Doğanın Kendi Gücünü Kullanmak

Kızılçam ormanlarında, toprakta yeterli tohum varsa doğal gençleştirme tercih edilir.

Çünkü Kızılçam, bu toprakların bir mucizesidir. Yangın sonrası, toprakta bulunan kozalaklar yüksek ısıyla incelerek açılır ve ilk yağmurda filizlenir.

Doğal gençleştirmede yanmış ağaçlar temizlenir, dallar toprağa serilir, hafif toprak işlemesi yapılır. Böylece sonbaharda binlerce fidan kendiliğinden sürgün verir.

Makilik alanlarda ise köklerden sürgün verme yöntemiyle doğa kendi onarımını başlatır.

3️⃣ Fidan Dikimi 🌱

Doğal gençleştirme yeterli değilse veya tohum stoku yetersizse, yerel türlerden üretilmiş fidanlarla ağaçlandırma yapılır.

4️⃣ Yerel Tür Seçimi 🏞

Her fidan her bölgede gelişmez.
Bölgenin iklimine, toprağına ve rakımına uyumlu, yöreye özgü genetik özellikte fidanlar kullanılır.

Bu sayede sulama ve bakım ihtiyacı en aza iner, orman uzun ömürlü olur.
Örneğin, Antalya’da yetişen bir fidanı İzmir’de dikmek başarı oranını düşürür.

Bu nedenle, her bölgede kendi koşullarına uygun fidan yetiştiren fidanlıklarımız bulunmaktadır.

5️⃣ Yangına Dirençli Türler 🔥

Bölgenin ekolojik yapısına uygun, yangına dayanıklı ve dirençli türler, ağaçlandırma planlarında öncelikli olarak yer alır.

⚠️ Önemli Hatırlatma:
Zeytin, badem ve benzeri meyveli türlerle tek başına orman oluşturulamaz.

Bu türlerin su, gübre ve bakım ihtiyacı fazladır; erozyon önleme ve oksijen üretme gibi ekosistem hizmetleri sınırlıdır.

Gelir Getirici Tür Eylem Planlarımız kapsamında; zeytin, badem, ceviz gibi türler, orman köylerimizin ekonomisine destek olması amacıyla belirlenen alanlarda dikilmektedir.

📜 Yasal Çerçeve:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 169’uncu maddesi uyarınca; yanan orman alanları yeniden ağaçlandırılır ve başka amaçla kullanılamaz.

Kerem İriç yazdı; "Çanakkale Yangınları, Gerçekler, İhmaller ve Alınması Gereken Dersler" https://www.gazetedegisim.com/...
13/08/2025

Kerem İriç yazdı; "Çanakkale Yangınları, Gerçekler, İhmaller ve Alınması Gereken Dersler"
https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/canakkale-yanginlari-gercekler-ihmaller-ve-alinmasi-gereken-dersler-929-kose-yazisi

Çanakkale Yangınları, Gerçekler, İhmaller ve Alınması Gereken Dersler

Her yaz aynı manzara tekrar ediyor: Gökyüzünü kızartan alevler, kilometrelerce öteden görünen duman bulutları, alevlerin üzerine su bırakan helikopterler… Ancak orman yangınlarıyla mücadele, yangın başladıktan sonra değil, başlamadan önce kazanılır. Son haftalarda yaşanan yangınlarla bu gerçeği acı bir şekilde tecrübe eden Çanakkale, konunun önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Gelin hem Türkiye genelindeki yangın nedenlerine hem de Çanakkale özelindeki çarpıcı detaylara birlikte bakalım.

Yangınların Perde Arkası: Nedenler ve Sonuçlar

Doğal Sebepler: İklim Krizi ve Kuraklık

Türkiye, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde, orman yangınlarına yatkın bir coğrafyaya sahip. Ne yazık ki küresel iklim krizi, bu doğal yatkınlığı ölümcül bir tehlikeye dönüştürüyor.

Sıcaklıklar Rekor Kırıyor: Son yıllarda yaz sıcaklıkları, normalin 5−10 °C üzerine çıktı. Nem oranlarındaki düşüş ve sertleşen rüzgarlar, yangın riskini katbekat artırıyor. 2025 yazı, Avrupa'da rekor sıcaklıklarla geçerken, Türkiye'de de gündüz sıcaklıkları 40 °C'yi aştı.
Orman Tabanı Bir Barut Fıçısına Dönüşüyor: Nem oranının düşmesiyle birlikte, orman tabanındaki kuru yapraklar ve otlar adeta birer barut fıçısına dönüşüyor. Bu kuru materyal, bir kıvılcımla kolayca tutuşarak yangının hızla yayılmasına zemin hazırlıyor. Yangın riskinin en aza indirilmesi için, belirli zamanlarda çevre gönüllülerinin desteğiyle orman tabanı temizliğinin yapılması büyük önem taşıyor.
İnsan Kaynaklı Sebepler: İhmal, Kasıt ve Altyapı Sorunları

Türkiye'deki orman yangınlarının %90'ından fazlası insan kaynaklı. Bu yangınların başlıca sebepleri ise şöyle:

İhmal ve Kasıt: Yangınların yaklaşık %45'i söndürülmemiş piknik ateşi, sigara izmariti ve cam şişe gibi ihmallerden kaynaklanıyor. %9'u ise kasıtlı olarak çıkarılıyor.
Elektrik Hatları Tehlikesi: Özellikle son on yılda (2015-2024) meydana gelen büyük yangınların %20'sinden fazlası, elektrik dağıtım hatlarındaki arızalardan kaynaklandı. Çanakkale gibi rüzgarın yoğun olduğu bölgelerde, yaz aylarında gevşeyen elektrik telleri birbirine değerek kıvılcımlara yol açıyor. Bu kıvılcımların altındaki kuru otları tutuşturmasıyla yangınlar başlıyor. İlk olarak direklerin altı otlardan temizlenerek beton, mıcır dökülmeli, orta vadede, elektrik hatlarına boyluca mıcır dökülmeli ve uzun vadede ise çok maliyetli ve teknik olarak zor olan bu hatların yer altına alınması kritik önem taşıyor.
Çanakkale’den İki Çarpıcı Yangın Örneği

Çanakkale'de yakın zamanda yaşanan iki büyük yangın, bu gerçeği somut bir şekilde gözler önüne seriyor:

8 Ağustos Yangını: Radar yokuşundaki askeri hatta başlayan yangının, elektrik tellerine çarpan bir şahin kuşunun düşmesi sonucu çıktığı belirlendi. Veteriner raporu, kuşun elektrik çarpması sonucu yanarak yere düştüğünü ortaya koydu.
11 Ağustos Yangını: Yerleşim alanından İzmir yolundaki ormana sıçrayan yangına, uzmanların değerlendirmesine göre, bir kamyondan yol kenarına atılan sigara izmaritinin neden olduğu düşünülüyor.
Yönetim ve Teknik Eksiklikler

Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü, 9 işletme müdürlüğü, yeterli personel ve ekipmanla donatılmış olsa da, asıl mesele bu gücün etkin kullanımı. Ağustos yangınında 1.645 personel, 16 hava aracı ve 489 kara aracıyla büyük bir seferberlik yaşandı. Ancak bu seferberliğin sadece yangın anında değil, yaz öncesi hazırlık döneminde de sürdürülmesi gerekiyor.

Üretim Baskısı: Son 10 yılda şeflikler üzerinde artan odun üretim baskısı, "düz kesim" gibi yöntemlere yol açıyor. Oysa ormanların sağlığı için seyreltme ve ömrünü tamamlamış ağaçların toplanması daha doğru bir yaklaşım. Düz kesimler, yağış verimliliğini de olumsuz etkiliyor ve Radar Tepesi gibi ağaçsız kalan yamaçlarda kuraklığın izlerini görmek mümkün.
Ağaçlandırma Yanılgıları: Kızılçamın değiştirilmesi gerektiği gibi yanlış bir görüş olsa da, bu tür bölgeye en uygun ve en hızlı büyüyen ağaç türüdür. Meşe gibi çok su isteyen türler kuraklıkta verimli olmazken, zeytin ağacı da bir orman bitkisi değildir.
Teknoloji ve Müdahale Eksiklikleri: Çanakkale'de drone kullanımı yok denecek kadar azken, Keşan'dan kalkan İHA'lar yetersiz kalıyor. Oysa düşük maliyetli dronelar geniş alanları gözetleyebilir. Ayrıca büyük yangın uçaklarının her yerde kullanılamayacağı, rüzgarlı bölgelerde helikopterlerin su alımında dahi zorlandığı 11 Ağustos yangınında açıkça görüldü. Yatırımların, bölgenin teknik gerçekleri dikkate alınarak yapılması hayati önem taşıyor.
Orman İçi Yerleşimler: Orman manzaralı evler romantik görünse de, yangın anında büyük bir tehlike oluşturuyor. Yangın riskini azaltmak için en az 10 metrelik bir savunma alanı oluşturulması şart. Güzelyalı ve Dardanos gibi yerleşim yerlerinde, denizden yangın hatları çekilmesi ve istasyonlar kurulması bu riski azaltabilir.
İtfaiye ve Orman Ekipleri Arasındaki Farklılıklar: 8 Ağustos’da ki yangında bir itfaiye aracının orman içinde yanması itfaiye erinin canını zor kurtardığına şahit olduk. Eğer belediye itfaiye personeli soğukkanlı olsaydı, araçlardaki su basma sistemiyle alevlerin arasından geçebilirdi.
Ancak önemli bir ayrım var:

Orman personeli itfaiye bölgesine, itfaiye personeli orman bölgesine müdahale edemez eğitimleri tamamen farklı.Müdahale sırasında kaza olursa tazminat ödenmez, ciddi cezalar vardır. Bu nedenle “itfaiye yanımızdan geçti” şikâyetleri, teknik olarak bu kurallardan kaynaklanır. EYT ile çok sayıda tecrübeli personel emekli oldu. Yerlerine gelen genç personel sayıca yeterli ama deneyim olarak yetersiz. Bu, siyasetin ülkeye attığı en büyük kazıklardan biridir.

Kontrollü Yanma: Akılcı Bir Mücadele Yöntemi
Yangınlarla mücadele çok teknik detaylar içeriyor. “Burayı neden söndürmediler” gibi serzenişler oluyor ama dediğim gibi konu çok teknik. Kulağa ironik gelse de kontrollü yanma adı verilen bir yöntem kullanılıyor. Uzman ekipler tarafından planlanan bu teknikte, küçük çaplı yangınlarla orman tabanındaki kuru ot ve ölü dallar kontrollü bir şekilde yakılarak olası büyük yangınların önüne geçiliyor. Bazı yangınlarda kamuoyu baskısından dolayı bu yöntem kullanılamıyor! Bu yöntem, ormanların sağlıklı kalmasını sağlarken yaban hayatını da koruyor. Yangın anında ise yangının yayılacağı yer hesaplanarak, alevlerin önünün kontrollü bir şekilde açılması da bu teknikler arasında yer alıyor.

Sonuç

Yangınları söndürmek, başlamadan önce başlar. İklim krizi, insan hataları, yönetimsel zafiyetler ve teknik eksiklikler birleşince, her yaz aynı felaketi yaşıyoruz. Çanakkale'nin yaşadıkları, bu sorunun hem yerel hem de ulusal boyutunu gözler önüne seriyor. Ormanlar geleceğimizdir ve onları korumak, sadece devletin değil, hepimizin görevidir.

Kerem İriç yazdı; "CHP’de Demokrasi Makyajı, Çanakkale Kongresinden Yansımalar" https://www.gazetedegisim.com/yazar/kere...
02/08/2025

Kerem İriç yazdı; "CHP’de Demokrasi Makyajı, Çanakkale Kongresinden Yansımalar"
https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/chpde-demokrasi-makyaji-canakkale-kongresinden-yansimalar-928-kose-yazisi

CHP’de Demokrasi Makyajı, Çanakkale Kongresinden Yansımalar

CHP Çanakkale örgütü, 13 Ağustos – 7 Eylül tarihleri arasında mahalle delege seçimleri, 13 Eylül – 5 Ekim tarihleri arasında ilçe kongreleri ve ardından il kongreleriyle bir kez daha kongre sürecine giriyor. Ancak bu takvim, adı heyecan olan ama özünde yorgun bir ezberi tekrar eden bir tiyatronun sahne hazırlığı gibi. Basın açıklamaları yapılıyor, vizyon kelimesi cümle aralarına serpiştiriliyor, birlik-beraberlik söylemleri her zamanki gibi havada uçuşuyor. Fakat herkesin bildiği ama yüksek sesle söyleyemediği gerçek şu: Bu kongre, CHP'nin Çanakkale'de bir demokrasi şöleni değil, güç gösterisidir. Mühür kimin elindeyse, söz de onundur.

Beyaz Liste ve Sarı Liste, yani Muharrem Erkek’in demir yumruğu ile Parti İçi Demokrasi Platformu’nun (PDP) cılız muhalefeti, sahneyi paylaşmış durumda. Ancak bu sahnede kimin başrol, kimin figüran olduğu baştan belli. Beyaz Liste diye bir şey yok; sadece Muharrem Erkek var. İl ve ilçe yönetimleri, belediye meclis üyeleri, hatta kimin konuşup kimin susacağı... Hepsi Erkek’in iki dudağının arasında. Öyle ki, yerel seçimlerin üzerinden 1.5 yıl geçtikten sonra siyasi belediye başkan yardımcılığına İrfan Dehmen’i atarken kimsenin fikrini sormadı. Meclis üyeleri, grup başkanvekilleri, hatta partinin emektarları, Erkek’e şirin görünmek için taklalar atarken, o tek bir hamleyle herkesi ters köşeye yatırdı. Bu atama, partideki “tek adam” düzeninin en net göstergesi. Hayal kırıklığı mı? O zaten CHP Çanakkale’nin alametifarikası.

İl Başkanı Levent Gürbüz’ün “Bizim partimizde aday olunmaz, aday gösterilir” sözü, bu tiyatronun en çarpıcı repliği. Demokrasi, ön seçim, liyakat gibi kelimeler, sadece söylemlerde var. Gürbüz’ün bu sözü, özetle şunu söylüyor: “Muharrem Erkek beni işaret ederse koltuk baki, yoksa yandık!” Parti içi demokrasiden bahseden bir yapının, “aday gösterilir” anlayışıyla hareket etmesi, ironinin daniskası.

Karşı cephede ise Sarı Liste, yani Parti İçi Demokrasi Platformu var. İsmail Özay, Cem Belli, Erdal Gezen gibi isimlerin başını çektiği bu grup, “demokrasi, hak, hukuk, adalet” nutuklarıyla yola çıkmış. Ama ellerinde ne var? Sadece bir eleştiri: “Çanakkale’de oy oranımız %61’den %39’a düştü, yerel iktidarı kaybetme riski yaşadık.” Haklılar, bu bir başarısızlık. Ama bu eleştiriyi dile getirmekle yetiniyorlar. Cesaretleri, Muharrem Erkek’in gölgesinde eriyip gidiyor. Ne bir somut hesap sorma ne bir güçlü çıkış. On kişi bir araya gelip bir kişi olamıyor, çünkü korkuyorlar. Kaçak güreşiyorlar.

Muharrem Erkek’in elinde ise her şey var: Belediye gücü, Çanakkale sermayesi, iş, aş, söz ve trollerinin tehditleri... Daha önceki seçimlerde bu güçleri nasıl kullandığını hepimiz gördük. Yine kullanacak. Sarı Liste’nin bu güç karşısında şansı yok, çünkü ne maddi ne manevi bir ağırlıkları var. Ya Erkek’e “Ağa da sensin, paşa da sensin” deyip koltuğun gölgesine sığınacaklar ya da bir mucize olacak. Ama mucize, cesaret ister. Sarı Liste’deki isimlerde o cesaret var mı? Göreceğiz, ama umutlar zayıf.

Asıl mesele şu: Fermuar liste olmadıkça, CHP’de sular durulmaz. Hep birileri birilerinin adamı olmakla suçlanacak, hep birileri “tek adam” gölgesinde ezilecek. Bu kongre süreci, Muharrem Erkek’in gücünü daha da pekiştirecek. Sarı Liste’deki muhalifimsi isimler mi? Belki bir dahaki seçime kadar adlarını unutacağız.

Eğer Sarı Liste gerçekten bir şey değiştirmek istiyorsa, “Oy oranları düştü” demekle yetinmesin. “Göreve geldiniz, kimlere yol verdiniz?” diye hesap sorsun ve malum dosyaların şöyle ucunu göstersin. O zaman belki bir masa etrafında herkes eşitlenir, belki Erkek “fermuar liste” diyerek demokrasi havarisi kesilir. Ama dediğim gibi, bu cesaret Sarı Liste’de yok.

CHP Çanakkale’de yine aynı aktörlerle, aynı yöntemlerle yoluna devam edecek. Oysa dışarıdan bakan her partili, “iktidara yürüyoruz” diyen bir partide, bu kadar içe kapanmış bir yapının ne kadar gerçek olduğunu sorguluyor. Çünkü burada yürüyen bir parti değil, dönen bir çark var. Ve bu çarkın dişlileri değişmedikçe, CHP kendi içinde dönmeye devam edecek. Sonuç? Çanakkale CHP, bir demokrasi tiyatrosu sahneliyor. Seyirciyiz, ama alkışlayacak bir şey bulamıyoruz.

Kerem İriç yazdı; "Kişisel Hesaplar Uğruna, Üniversitenin İtibarını Zedeleyen Söylemlerin Perde Arkası" https://www.gaze...
25/07/2025

Kerem İriç yazdı; "Kişisel Hesaplar Uğruna, Üniversitenin İtibarını Zedeleyen Söylemlerin Perde Arkası"
https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/kisisel-hesaplar-ugruna-universitenin-itibarini-zedeleyen-soylemlerin-perde-arkasi-927-kose-yazisi

Kişisel Hesaplar Uğruna, Üniversitenin İtibarını Zedeleyen Söylemlerin Perde Arkası

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) son günlerde yaşanan ve “akademik sürgün” başlığı altında sosyal medyada geniş yer bulan görevlendirme tartışmaları, ne yazık ki kurumsal gerçekliğin önüne geçmiş durumda. Başta Prof. Dr. Pelin Kanten olmak üzere, toplam 7 akademisyenin görev yerlerinin değişmesi üzerine başlayan tepkiler, sosyal medya üzerinden yürütülen duygusal söylemlerle kamuoyunu yanıltır hale gelmiştir.

Bu tartışmaların odağındaki isim olan Prof. Dr. Pelin Kanten’in gerek kişisel sosyal medya paylaşımlarında, gerekse yaptığı basın açıklamalarında dile getirdiği birçok iddia vardır. Bu iddialar üniversitenin resmi açıklamasıyla birlikte değerlendirildiğinde, aslında olayın farklı bir boyutta şekillendiği anlaşılmaktadır.

İddia 1: “Sürgün edildik. Ceza verildi.”

Gerçek: Bu bir sürgün değil, mevzuatın gerektirdiği idari bir görevlendirmedir.

Prof. Dr. Kanten, yaklaşık 10 yıldır görev yaptığı Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölüm Başkanlığından Biga’ya gönderilmesini “sürgün” olarak nitelendiriyor. Oysa üniversitenin yaptığı açıklama çok nettir: Bu görevlendirme 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13/b-4 maddesi uyarınca yapılmıştır ve bir cezai işlem değil, yasal zorunluluklar doğrultusunda alınan geçici bir önlemdir.

Bu madde, rektörlere gerekli gördüklerinde öğretim elemanlarının görev yerlerini geçici olarak değiştirme yetkisi verir. Akademik unvanlar, maaş, kadro ve özlük haklarında hiçbir değişiklik olmamıştır. Dolayısıyla yapılan işlem ne hukuki ne de idari olarak bir “sürgün” olarak tanımlanamaz.

İddia 2: “Yabancı dil puanı sadece bahane. Asıl neden Teknopark’taki kadrolaşmaya karşı çıkmam.”

Gerçek: Yabancı dil puanı mevzuatla belirlenmiş bir zorunluluktur. İddialar spekülatiftir.

Prof. Dr. Kanten, Teknopark Müdürü Doç. Dr. Erkan Bil’in fakültede kadrolaşmak istediğini, kendisinin bu taleplere onay vermemesi nedeniyle cezalandırıldığını iddia ediyor. Ancak bu iddia somut bir belgeye, resmi bir delile değil, kişisel yorumlara ve kamuoyunu manipüle etmeye çalışmaktan başka bir şey değildir.
Rektörlük açıklaması, görevlendirmelerin yalnızca YÖK tarafından getirilen dil puanı şartı çerçevesinde yapıldığını vurguluyor.
Üstelik aynı açıklamada, görevlendirilen akademisyenlerin birçoğunun bizzat %100 İngilizce eğitime geçiş kararlarına imza atmış kişiler olduğu belirtiliyor. Yani bugün eleştirdikleri sisteme dün kendi imzalarıyla katkı sunmuşlardır. Bu açık çelişki, “bahane” iddiasını inandırıcılıktan uzaklaştırmaktadır.
Maalesef Kanten Hoca burada açıkça siyaset yapmaktadır; çünkü Çanakkale’de bazı siyasetçiler üniversiteyi yıpratmak adına Teknopark ve Genel Müdür Erkan Bil üzerinden bazı hesaplar gütmektedir. Kanten Hoca da ne yazık ki bu sürece “sokak siyaseti”yle dahil olmakta, hedef şaşırtmakta ve kişisel hırsını ucuz hesaplarla gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

İddia 3: “Benim 80 puanım var, daha önce bu puanla ders veriyordum.”

Gerçek: Mevzuat değişti. Yeni asgari puan 85’tir. Geçiş süresi dolmuştur.

Kanten’in en sık vurguladığı argümanlardan biri, 80 puanlık İngilizce yeterliliğinin daha önce ders vermeye yettiği ve bu nedenle mevcut puanının geçerli olduğu yönünde. Ancak bu argüman mevzuata aykırıdır. YÖK, 2021 yılında yaptığı değişiklikle %100 İngilizce programlarda ders verecek öğretim üyeleri için gereken puanı 80’den 85’e çıkarmıştır.

Bu düzenleme geçici bir süreyle ertelenmiş, en son 14 Mart 2024 tarihli Resmî Gazete kararıyla 2024-2025 Bahar Dönemi başlangıcına kadar uzatılmış, sonrasında yeni bir erteleme yapılmamıştır. Bugün itibarıyla geçerli olan kural 85 puandır ve üniversite bu kuralı uygulamakla yükümlüdür. Aksi takdirde üniversite hakkında denetim süreçleri başlatılabilir.

İddia 4: “Rektör yardımcısı Levent Dalyancı’nın da puanı 85 değil ama görevlendirilmedi.”

Gerçek: İdari görevlerdeki öğretim üyeleri ders vermemektedir. Dolayısıyla dil puanı şartı uygulanmamaktadır.

Bu kıyaslama da gerçeği yansıtmamaktadır. Rektör yardımcısı olan bir akademisyen, %100 İngilizce programda ders vermediği sürece bu dil yeterliliği şartına tabi değildir. Kanten'in bu örneği öne sürmesi, uygulanan idari işlemin kapsamını ve hukuki niteliğini yanlış anlamaktan ya da bilerek çarpıtmaktan ibarettir.

Kurumsal Ciddiyet ve Mevzuat Dışı Beklentiler Uyuşmaz

ÇOMÜ, Türkiye’nin köklü devlet üniversitelerinden biridir. Burada yapılan her idari işlem, kişisel kırgınlıklar, bireysel duygular değil; Yükseköğretim Mevzuatı, akademik kalite hedefleri ve öğrenci hakları gözetilerek yapılmaktadır. Üniversitenin yaptığı açıklama, bu sürecin ne denli şeffaf ve yasal zemine dayalı olduğunu açıkça göstermektedir.

Bu tür iddialar, kamuoyunun manipüle edilmesine neden olmakta, üniversitenin ve akademik camianın itibarına zarar vermektedir. Gerçekleri eğip bükmeden, duygusallıktan uzak bir şekilde değerlendirmek hepimizin sorumluluğudur.

Unutmamak gerekir ki üniversiteler kişisel hesapların görüleceği değil, akıl, bilim ve sorumluluğun kurumsal kültürle birleştiği yerlerdir. ÇOMÜ, Çanakkale’nin gözbebeğidir. Bu kurumda görev almış, yöneticilik yapmış bir ismin, kişisel memnuniyetsizliği nedeniyle üniversiteyi kamuoyunda tartışmaya açması ve içeriden kuruma zarar vermesi çok ciddi bir sorumsuzluktur. Aidiyet duygusu en başta o kişide olmalıdır; vefa duygusu ise kendisini rektör yardımcısı olarak görevlendiren çalışma arkadaşı rektör hocaya olmalıdır.

23/07/2025

Bülent TURAN’dan ÇOK YÖNLÜ TOPLUM VURGUSU: "SADECE KOLLUK DEĞİL, KÜLTÜR VE MANEVİYATLA DA VARIZ!"

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, sivil toplumun önemine dikkat çekerek, Bakanlığın sadece güvenlik birimleriyle değil, kültürel ve manevi değerlerle de toplumun ayakta kalmasına büyük katkı sunduğunu belirtti. Turan, son 15 yılın en büyük sivil toplum projesi desteğinin verildiğini belirterek, "Birlikten Kuvvet Doğar" ilkesini vurguladı.

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, yaptığı çarpıcı açıklamalarla İçişleri Bakanlığı'nın sadece bir kolluk gücü olmanın ötesinde, toplumun kültürel ve manevi yapısını güçlendiren önemli bir misyon üstlendiğini gözler önüne serdi. "Birlikten kuvvet doğar" sözünü hatırlatan Turan, özellikle sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birliklerinin altını çizdi.

"Toplumu Yaşatmak Sadece Fabrika Kurmakla Olmaz"
Bakan Yardımcısı Turan, toplumun sürdürülebilirliğinin sadece ekonomik kalkınmayla sınırlı olmadığını vurgulayarak, "Toplumu yaşatmak sadece fabrika kurarak, üretim tesisi açarak asla olamaz. Toplumu ayakta tutmak, yaşatmak, kültür kaydını esası hale getirmekle mümkündür" ifadelerini kullandı. Maddi değerlerin günlük yaşantıyı idame ettirdiğini, ancak manevi değerlerin toplumlara uzun soluklu yolculuklar sunduğunu belirtti. Turan, "Toplum kültürüyle, sanatıyla ancak var olabilir" diyerek kültür ve sanatın vazgeçilmez rolüne işaret etti.

Sivil Topluma Destekte Rekor Yıl: 550 Projeye Destek
İçişleri Bakanlığı'nın genellikle polis, jandarma, sahil güvenlik, göç ve AFAD gibi güvenlik ve hizmet birimleriyle öne çıktığını kabul eden Turan, Bakanlığın bünyesinde çok kıymetli bir hazineyi barındırdığını söyledi. Bu hazinenin Sivil Toplum Genel Müdürlüğü olduğunu belirten Turan, "Geçen yıl 550 projemize destek olduk. Son 15 yılın en büyük proje sayısıdır" diyerek sivil topluma verilen desteğin rekor seviyeye ulaştığını müjdeledi.
Derneklere sürekli olarak "Lütfen proje üretin, kalıcı işler yapın, biz de gönülden destek olalım" çağrısında bulunduklarını aktaran Turan, "Sadece emniyetle jandarmayla değil, kültürel faaliyetlerle, kalıcı eserlerle de bakanlığımızın adı duyulsun istiyoruz" diyerek kültürel alandaki faaliyetlerin artırılacağına dair sinyal verdi.

"Sivil Toplum Maceram Kopmadan Devam Etti"
Kendi sivil toplum tecrübelerinden de bahseden Bakan Yardımcısı Turan, 1987 yılında bir gençlik teşkilatının seminerlerinde şiir okuyarak başlayan sivil toplum macerasının bugüne kadar kopmadan devam ettiğini aktardı. Ortaokuldan üniversiteye, sonrasında vakıf, dernek ve siyasi partilerde görev alarak bu alandan hiç kopmadığını belirtti.
Turan, sivil toplumda görev almak için herhangi bir "titreye, imzaya, yetkiye ihtiyacımız yok" sözleriyle gönüllülük esasının önemini vurguladı. "Allah ömür versin, ölünceye kadar her hayırlı işe hep beraber destek olalım" çağrısında bulundu.

Sözlerinin sonunda, meselenin sadece dernek veya vakıf kurmakla sınırlı olmadığını, derneğin karakteri, duruşu ve tavrının da çok kıymetli olduğunu dile getirdi. "Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik" temelinin önemli bir farkındalık oluşturduğunu ve bunun çok anlamlı ve kıymetli olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.

Kerem İriç yazdı; "Nobel Temizlik Ödülü Çanakkale Belediyesine Verilecek" https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric...
18/07/2025

Kerem İriç yazdı; "Nobel Temizlik Ödülü Çanakkale Belediyesine Verilecek"
https://www.gazetedegisim.com/yazar/kerem-iric/nobel-temizlik-odulu-canakkale-belediyesine-verilecek-926-kose-yazisi

Nobel Temizlik Ödülü Çanakkale Belediyesine Verilecek
Geçtiğimiz günlerde Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek ve bazı CHP’li belediye meclis üyeleri ellerine çöp poşetlerini alıp, sokaklarda temizlik yaptılar. “Kentimiz Evimiz” sloganıyla paylaşılan görüntülerde sigara izmaritleri toplanıyor, vatandaşlara temiz bir kent çağrısı yapılıyor. Sosyal medya bu karelerle doldu taştı. Mesajlarda hep bir ağızdan şu cümle tekrar ediliyor: “Herkes evinin, iş yerinin, kapısının önünden, sokağından sorumludur.”

Güzel bir başlangıç, itirazım yok. Ama “sorumluluk” kavramını sadece temizlik faaliyetine indirgemek, kentin derinleşen sorunlarını görünmez kılmanın en kolay yolu haline geldiğinde, bu iyi niyetli görüntülerin anlamı da sorgulanır hale geliyor. Çünkü bir belediye başkanının ya da meclis üyesinin asli görevi, yere düşen izmariti toplamak değil, o izmaritlerin neden her gün yeniden o sokaklara düştüğünü sorgulamak ve kalıcı çözüm üretmektir. Belediye başkanı ve meclis üyeleri çöp poşetleriyle sokaklara inmek yerine, bu şehrin vatandaşları gibi yaşasalar, belki de asıl sorunlarla karşılaşma cesareti gösterebilirlerdi. Üstelik bu şehir maalesef temiz değil! Bu yazıyı okuduktan hemen sonra Çanakkale Belediye Başkanı ve meclis üyeleri belediyeye ait Golf Çay Bahçesi’ne gitsinler, yerlere bir el atsınlar, köpükle yıkasınlar; o zaman ne demek istediğimi anlayacaklardır. Belediye, kendi sorumluluğundaki alanlarda bile pisliği temizleyemiyor!

Toplu Taşıma ve Vatandaşın Çilesi

Mesela… Bir sabah toplu taşımaya binseler ve “Kentimiz Evimiz” diyerek bu kareleri de paylaşsalar. Klimalarının çalışmadığını, otobüslerin duraklara daha yanaşmadan tıklım tıkış dolduğunu, vatandaşların saatleri bulan bekleme sürelerini, araçlara binemediğini görürlerdi. Kendileri değil, eşleri “tebdili kıyafetle” cuma pazarına gitsinler, sıcağın altında çile çeken esnafla, ayakta zor duran vatandaşın ortak çilesine tanıklık etseler ve “Memnun musunuz?” diye sorup o kareleri de paylaşsalar…

Yollar ve Kaldırımlar: Slalom Pisti Gibi

Ya yollar? Çanakkale sokaklarında araç kullanmak adeta bir slalom yarışına dönmüş durumda. Yollar çukur, kaldırımlar yetersiz, trafik zaten keşmekeş. Kaldırımların çoğu masa sandalye işgaliyle vatandaşa kapatılmış durumda. Bebek arabalarıyla yürümek isteyen bir anne için şehir, engelsiz yaşam değil, engellerle dolu bir labirent.

Otopark Sorunu: Stresin Yeni Adı

Peki otopark? Kent merkezine araçla girmek bile başlı başına stres kaynağı. Çünkü bir elin parmaklarını geçmeyecek otoparklar yetmiyor. Bırakın otoparkı, kısa süreli duraklama yapılacak bir alan bile kalmamış durumda. Her gün yüzlerce araç kural dışı yerlere park etmek zorunda kalıyor. Sonra da ceza geliyor, çünkü sistem yok ama denetim var(!)

Bir Yılın Bilançosu: Kaos ve Plansızlık

Belediye Başkanı Muharrem Erkek’in göreve gelişinin üzerinden bir yıl geçti. Şimdiye kadar geçen sürede “hizmet” adına elle tutulur ne değişti derseniz, cevap çok net: hiçbir şey. Şehirdeki kaos daha da arttı. Kentsel estetik ve düzen açısından Çanakkale sürekli irtifa kaybediyor. Herkes kafasına göre balkon kapatıyor, dış cephe değiştiriyor, şehir bir renk cümbüşüne değil, bir plansızlık garabetine dönüyor.

Oysa belediyede yüzlerce temizlik personeli var. Asıl ihtiyaç olan şey, bu çalışanların etkin ve doğru denetlenmesi, hizmet kalitesinin artırılması. Temizlik yapmak güzel bir jest olabilir ama hizmetin yerini asla tutmaz. Hele bu jestin şova dönüştürülmesi, kamuoyunu oyalamaktan öteye gitmiyor.

“Temizlik Seferberliği” mi, Örtbas mı?

“Temizlik seferberliği” gibi görünen bu kampanya, şehrin çözülmeyi bekleyen derin sorunlarının üstüne çekilmiş bir örtüden ibaret. Belediye başkanı ve meclis üyeleri gerçekten Çanakkale’yi önemseyip içinde yaşasalar, vatandaş gibi yaşasalar, bu şehrin ne kadar dertli olduğunu görürler. Ama ne yazık ki şimdilik görünen, vitrinde farkındalık pozları, perde arkasında ise tıkanan bir belediye yönetimi.

Umudum Hâlâ Tükenmedi

Şunu da açık yüreklilikle söyleyeyim: Benim Muharrem Erkek’e olan umudum hâlâ tükenmiş değil. Bunu söylediğimde bazı arkadaşlar kızıyor, “Madem umudun var, bu kadar sert eleştiri neden?” diye soruyorlar. Cevabım net: Çünkü gerçek dostluk, sadece alkışta değil, gerektiğinde uyarıda da gizlidir. Ben inanıyorum ki Muharrem Bey’in çevresinde ona samimi bir şekilde “Başkanım, şu yanlış, bu eksik” diyebilecek pek kimse kalmadı. Meclis üyeleri başka hesaplarda, çevresindeki ekip ise başka beklentilerde. O yüzden bu boşluğu, bu eksik sesi ben doldurmaya çalışıyorum.

Eleştirilerim kızgınlıktan değil, bir vatandaş olarak daha iyi bir Çanakkale özleminden kaynaklı. Çünkü bu şehir bunu hak ediyor. Muharrem Erkek de eğer isterse, o özlemi gerçeğe dönüştürecek iradeye sahip.

Address

Barbaros Mah. Prof. Ümit Serdaroğlu Caddesi No 76 D2
Çanakkale
17100

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gazete Değişim posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Gazete Değişim:

Share