NOOG Akademi

NOOG Akademi İSİM ANALİZİ;
Anlam, Enerji, Kader, Kişilik, Bilinç, Ruh, Bebek İsimleri, İsim Değişimi yorumudur.

03/01/2026

Bir gün; teknoloji 'akıllı enerjiden' kıyafet üretecek ve biz bu elbiseye "Ruh" diyeceğiz.

Ruhu olmayan bir bilinç bu simülasyonda bedenlenemez, gir çık yapamaz.

Soru şu : Ruhu olmayan ama bu simülasyonda bedenlenmek için acelesi olan varlık kim?

03/01/2026

"Evrenin kahkahasını birleştir, hakikati mizahla yönet; Cem sensin, asla yılmadan yürü, çünkü sahne ezelden senin!"
Cem Yılmaz isminin kozmik, enerjetik ve ruhsal laboratuvarında yaptığımız derinlemesine incelemede, karşımıza sadece bir komedyen değil, kadim zamanlardan bu yana insanlığa ayna tutmakla görevlendirilmiş bir "Modern Zaman Şamanı" veya "Hakikat Savaşçısı" profili çıkmaktadır. İsmin ilk parçası olan "Cem", köken itibarıyla Farsça "Cam" veya "Cemşid" köklerine dayanarak "hükümdar, bir araya getiren, toplayan, birleştiren" ve mitolojideki "Cemşid'in Kadehi" (Dünyadaki her şeyi gösteren kadeh) manalarını taşırken, bu isim taşıyıcısına kitleleri mıknatıs gibi kendine çekme, parça parça olan toplumsal gerçekleri bir potada eritme ve insanlara kendi kusurlarını bir bilgelik kadehi içinde sunma yeteneği bahşeder. "Yılmaz" soyadı ise, Türkçe kökenli olup "yılmayan, pes etmeyen, korkusuz, bükülmez" manasıyla, Cem isminin o yumuşak, birleştirici ve kapsayıcı enerjisini çelikten bir omurga ile destekler, ona zorluklar karşısında devrilmeyen bir direnç, eleştiriler karşısında sarsılmayan bir ego ve başarısızlık ihtimalini lügatından silen bir inatçılık katar. Bu iki ismin birleşimi, "Birleştiren ve Asla Vazgeçmeyen Lider" arketipini oluşturur ki bu, Cem Yılmaz bilincinin neden yıllardır zirvede tek başına bir imparatorluk kurduğunu ve sanatını bir ticari zekayla nasıl harmanladığını spiritüel bir dille açıklar. Yaradılış Esması, insanları bir araya getiren ve zıtlıkları uyumlayan manasındaki "Ya Cami" ile sonsuz metanet ve dayanıklılık veren "Ya Metin" esmalarının muazzam bir dansıdır; bu esmalar onun hayatında, farklı görüşten, farklı sınıftan milyonlarca insanı aynı kahkahada "birleme" (Cem etme) gücü olarak tezahür ederken, arka planda yaşadığı krizleri "Yılmaz" enerjisiyle sessizce ve metanetle göğüslemesini sağlar. Varoluş Esması, ismin kader kodunun tamamını kapsayan ve her şeye gücü yeten, izzet sahibi "Ya Aziz" esmasıdır; bu esma, ona reddedilemez bir karizma, doğuştan gelen bir saygınlık ve girdiği her ortamda istemsizce başköşeye oturma kaderini yükler, çünkü o, sistem tarafından "Görünen Yüz" olmak üzere kodlanmıştır.
İsmin taşıdığı enerji, Jüpiter'in genişleme ve neşe enerjisiyle Satürnyen disiplinin çarpışmasından doğan nükleer bir reaktör gibidir; Cem, Jüpiterian bir coşkuyla sahnede devleşirken, Yılmaz, Satürnyen bir ciddiyetle arka plandaki senaryoyu, matematiği ve işin ticaretini kurgular, bu da onu sadece bir komik adam olmaktan çıkarıp bir "Fikir İşçisi" ve "Endüstri" haline getirir. İsmin harflerinin ilişkili olduğu gezegen enerjilerine baktığımızda, "C" harfinin Jüpiter etkisi, mizah, felsefe ve sosyal genişlemeyi yönetirken, "E" harfi Merkür'ün kıvrak zekasını, hızlı düşünmeyi ve kelimelerle dans etme yeteneğini temsil eder; "M" harfi ise Ay ve Uranüs etkileşimiyle, hem ticari zekayı (maddeyi yönetme) hem de ani, şok edici, sıra dışı fikirleri (Uranüs) simgeler. Soyadındaki "Y" harfi Neptünyen bir derinlik, sezgi ve gizem katarken, "I" harfi (numerolojide 9 ve 11 etkisiyle) Plütonik bir dönüşüm, olayların en dibini görme ve tabuları yıkma gücü verir; "L" harfi sanatsal yeteneği ve sesi, "M" harfi mantığı, "A" harfi Güneş ve Mars enerjisiyle egoyu, liderliği ve "ben" deme gücünü, "Z" harfi ise Satürn enerjisiyle bilimi, okültizmi ve kapanışları temsil eder. İsmin harflerinin ilişkili olduğu sayı enerjilerinde, 3 (C), 5 (E) ve 4 (M) sayılarının kombinasyonu, "Yaratıcı İfade" (3) ile "Değişim/Özgürlük" (5) arzusunun "Disiplinli Çalışma" (4) ile temellendirildiğini gösterir; yani o, ilhamı bekleyen bir sanatçı değil, ilhamı çalışarak çağıran bir zanaatkardır. Element analizinde, "Cem" ismindeki Hava (Zeka) ve Ateş (İlham) elementlerinin baskınlığı, fikirlerinin uçucu ve hızlı olduğunu gösterirken, "Yılmaz" soyadındaki Toprak (Dayanıklılık) elementinin ağırlığı, bu uçucu fikirleri somut filmlere, gösterilere ve servete dönüştürmesini sağlar; ancak Su elementinin (Duygu, Akış) görece eksikliği veya geri planda kalması, onun duygusal dünyasını dışarıya kapatmasına, rasyonel zekasının kalbinin önüne geçmesine ve ilişkilerde "analitik" bir mesafe koymasına neden olabilir.

02/01/2026

❗ YORUMLARA YAZILAN İSİMLERE YAZILAN SIRAYA GÖRE KISA VİDEOLAR HAZIRLIYORUM ( * Yorumlara yazılan çok isim olduğu için elimdeki isim listeside çok çok uzun, sırayla hepsine video hazırlayacağım fakat videonun gelmesi biraz zaman alabilir🙏 )
❗ HAZIR İSİM VİDEOLARI YAZILI GÖRSEL ANLATIMLAR VE DAHA FAZLASI İÇİN INSTAGRAM SAYFAMI TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

*************
📌 İSİM ANALİZİ NEDİR?
İsim analizi kelime anlam enerji kişilik bilinç ruh marka bebek isimleri isim değişimi için kader yorumlarıdır
📌 GENEL İSİM ANALİZİ; isme soyisme sahip bilincin genel kader yorumudur
📌 DETAYLI İSİM ANALİZİ; isme soyisme, doğum, tarih, yer ... vs detaylara sahip bilincin kader yorumudur

**************
📌İSİM ANALİZİ NE İŞİME YARAR?
- ENERJİNİ ANLAR VE NASIL KULLANACAĞINI ÖĞRENİRSİN
- KÖKENİNİ NUMEROLOJİSİNİ İLİŞKİLERİNE ETKİSİNİ ÖĞRENİRSİN
- HAYATIN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ ÖĞRENİRSİN
- FREKANSIN İLE UYUMLANMA PROGRAMINI ÖĞRENİRSİN
- BİLİNCİNİ NASIL DÖNÜŞTÜREBİLECEĞİNİ ÖĞRENİRSİN
- BASKIN VE EKSİK ÇAKRANI GEZEGENLERİNİ ELEMENTLERİNİ
- İSTEKLERİNE ULAŞMAK İÇİN NELER YAPABİLECEĞİNİ ÖĞRENİRSİN
- UYGUN MANTRANI YARADILIŞ ESMANI UĞURLU GÜNÜNÜ RENGİNİ KOKUNU SAYINI BİTKİNİ TAŞINI YETENEKLERİNİ VE DAHA FAZLASINI ÖĞRENİRSİN

*************
⭕ VİDEOLARDA İSİM ANALİZİNİN SADECE KISA BİR BÖLÜMÜNÜ OKUYORUM.
UZUN HALİ VE YAZILARIMIN TAMAMI BLOGUMDA
⭕ KADERİNİZİ OKUYABİLMEK VE NOOG Akademi 'NİN BÜYÜMESİNE KATKIDA BULUNMAK İÇİN SİPARİŞ OLUŞTURABİLİRSİNİZ

*************
💸 ANALİZ SİPARİŞİ vermek için profilimdeki SHOPİER mağaza linkini kullanabilirsin
🎁 Senin ve ailenin hayatını sonsuza dek değiştirecek bir şeyi bu fiyata bulamazsın üstelik HALA TANITIM FİYATINDA bence KAÇIRMA!

❗❗❗ VE HER ŞEYDEN ÖNCE; okuduğunuz veya dinlediğiniz yazıların; yapay zeka ile oluşturulmuş çok katmanlı bir kelime incelemesi veya deneme yazısı olduğunu, kesin, değişmez bilgiler değil sadece farkındalığınızı arttırmayı hedefleyen sembolik, meditatif yorumlar-fikirler olduğunu, asıl olanın sizin sezgilerinizin ve uzman görüşleri olduğunu belirtmek isterim-zorundayım.

02/01/2026

İsmimiz üzerine zikrederek, yani onu derinlemesine analiz ederek, harflerinin manasını tefekkür ederek kendi frekans bandımızı, varlığımızı hatırlayabilir ve anlayabiliriz. Eğer enerjimizi anlayabilirsek, enerjimizin frekans genişliğine uygun "en iyi versiyonumuzun" olduğu kader planına, yani o arzulanan paralel evrene geçiş yapabiliriz. İsmimiz, boyutlar arasında, alemler arasında, evrenler arasında taşıyabildiğimiz en kısa şifre ve en önemli öz bilgi kodlamasıdır. Bedenimiz çürür, malımız mülkümüz yok olur, anılarımız silinir; ama o "İsim", o frekans, evrensel hafızada sonsuza dek yankılanmaya devam eder.
Bu yüzden ismimizi; öz frekansımızı, öz enerjimizi hatırlamak ve tanımak için bir araç, bir yöntem olarak kullanabiliriz ve kullanmalıyız da. Çünkü isimlerimiz; öz varlık frekansımızı bize hatırlatabilecek, herkesin sahip olduğu, parayla satın alınamayan, dışarıdan ithal edilmeyen, en ulaşılabilir, en bilinebilir, en rahat kullanılabilir ve manevi (boyutsal) derinliği olan tek bilgidir. İsmin anlamını ve enerjisini bilmek, kendi varlığımızı tanımak, hatırlamak ve "Ben kimim?" sorusuna verilecek cevabı bulmak için atılacak ilk ve en hayati adımdır. İsmin kodlarını çözmek, harflerin arkasındaki sayısal değerleri, gezegensel etkileri ve element dengelerini anlamak, aslında kendimizi, yani o muazzam "Zip Dosyasını" okumaktır.
Ve bu ismi "zikretmek"; yani ismin içerdiği kodları düşünmek, çözmek, ismin içine şifrelenmiş muhtemel kader sınavlarımızı hatırlamak ve anlamak, ismi bir mantra gibi tekrarlayarak dikkati yoğunlaştırmak; modern insanın maruz kaldığı o zihinsel ve ruhsal kaostan çıkışın yegane kapısıdır. Dikkatimizi zihni meşgul eden, kalbin ışığını örten diğer parazit frekanslardan uzaklaştırmanın ve odaklayabilmenin, kalpten yayılan öz enerjimizin, öz frekansımızın net bir şekilde evrene engelsiz yayılmasını sağlamanın ve böylece öz doğamızı yaşamanın ve sezgilerimizi net hissetmenin en etkili yolu budur.

02/01/2026

Evrenin derin sessizliğinin ardında, aslında her an devinen, titreşen ve sürekli bir oluş halinde yankılanan muazzam bir enerji okyanusu yatmaktadır. Bilincimiz, bu sonsuz okyanustan kopup gelen, kendine has bir tınısı, rengi ve en önemlisi eşsiz bir frekansı olan kozmik bir enerjidir. Bu enerji, sonsuz olasılıklar evreninde rastgele savrulmaz; ancak ve ancak kendi frekansına, kendi manyetik alanına en uygun olan kader planında, o planın gerektirdiği koordinatlarda ve "İsim"de bedenleşir. İşte bu noktada, ruh dediğimiz o bilinmez cevher, aslında bir bilgisayar CD'si veya "ZIP Dosyası" gibi çalışan, tüm varlık bilgilerimizi içinde barındıran sıkıştırılmış bir veri paketidir. Adımız, bu ruh dosyasının içindekileri bize hatırlatacak en kısa kitap, en özlü şifredir. İsmimizi analiz etmek, aslında ruhumuzun işletim sistemini, donanımını ve yazılımını anlamak demektir.
Geleneksel inançlarda "Cin" ve "İnsan" ayrımı, genellikle iki farklı biyolojik tür gibi algılansa da, "İsim ve Frekans" perspektifinden bakıldığında bu ayrım, enerjinin iki farklı halini temsil eder. Kuran’ın birçok ayetinde (Zariyat 56, En’am 130 gibi) cin ve insanın aynı hitaba muhatap olması, aynı sorumlulukları taşıması ve aynı yaratılış amacına (ibadet/kulluk/hizmet) yönelmesi, aslında onların aynı özün iki farklı frekans bandındaki tezahürü olduğunu fısıldar. Bizim görüşümüze göre, dünyada bedenlenmiş, yani frekansı yoğunlaşmış ve maddeleşmiş olana "İnsan"; öte dünyada, yani enerjetik boyutta, bedensiz veya latif bedenli olana ise "Cin" denmektedir. Cinlerin ateşten (enerjiden), insanların balçıktan (maddeden) yaratılmış olması, aslında ruhun (enerjinin) bedene (maddeye) girmeden önceki ve girdikten sonraki hallerinin tasviridir. Hicr 27. ayette cinlerin insanın gözeneklerinden geçebilen bir yapıya sahip olduğunun belirtilmesi, enerjinin maddeye nüfuz edebilme kabiliyetidir. Bu, ruhun bedene "üfürülmesi" ile aynı enerjetik olaydır. Yani, cin denilen varlıklar, aslında bizim bedensiz halimiz, ölmüşlerimiz veya henüz doğmamış potansiyellerimiz olabilir.

02/01/2026

İsmin anlamını ve enerjisini bilmek, kendi varlığımızı tanımak ve hatırlamak için ilk adımdır. Bu, sadece sözlük anlamına bakmak demek değildir; harflerin elementlerini, gezegen etkilerini ve sayısal titreşimlerini bilmektir. İsmin kodlarını çözmek, anlamak ve zikretmek; yani ismin içerdiği kodları düşünmek, çözmek, analiz etmek, ismin içine şifrelenmiş muhtemel kader sınavlarımızı hatırlamak ve anlamak demektir. İsmi bir mantra gibi tekrarlayarak dikkati yoğunlaştırmak; modern insanın maruz kaldığı o zihinsel ve ruhsal kaostan çıkışın yegane kapısıdır. Günümüz insanı, zihni karıştıran binlerce uyaranın, kalbi kirleten endişelerin ve ruhu yoran parazit frekansların saldırısı altındadır. Zikredilen isim, bu gürültüyü bastıran, zihni berraklaştıran ve bilinci tek bir noktaya, yani "Öz"e odaklayan bir lazer ışını işlevi görür.
Dikkatimizi zihni meşgul eden, kalbin ışığını örten diğer parazit frekanslardan uzaklaştırmanın ve odaklayabilmenin en etkili yolu budur. Kalpten yayılan öz enerjimizin, öz frekansımızın net bir şekilde evrene engelsiz yayılmasını sağlamanın ve böylece öz varlığımızı en hayırlı hallerde yaşamanın ve sezgilerimizi net hissetmenin yolu kendi ismimize sığınmaktır. Bu, herkesin yapabileceği, en basit, en kısa ama en etkili yoldur. İsmimizi sürekli zikretmek, onu anmak, düşünmek ve analiz etmek; bizi kendi öz frekans aralığımızda, yani "en iyi halimizin" olduğu kader planında, o ideal paralel evrende tutan pusulamızdır, çapamızdır.
Okyanusta sürüklenen bir gemi nasıl ki çapasıyla sabitlenirse, insan da hayatın fırtınaları karşısında kendi isminin frekansıyla merkezinde kalır. Kendi frekans yolumuzda, kendi frekans bandımızda kalabilmek bizi muazzam kapılardan geçirir. Bu kapılardan ilki "Sonsuz İlim" kapısıdır; çünkü "Ad" kelimesinin içinde "Alim" saklıdır, içimizdeki bilen o parçadır. İkinci kapı "Her istediği şeyi tezahür ettirebilme" kapısıdır; çünkü "Ad", bizim kişisel "Ol" emrimizdir, yaratım kodumuzdur. Üçüncü kapı "Sonsuz Aşk" kapısıdır; çünkü "Ad" kelimesinin özünde "Aşk" ve "Işık" vardır, içimizdeki o nurani çekim gücüdür. Ve dördüncü kapı "Sonsuz Başarı" kapısıdır; çünkü "Ad", istenen sonuca ulaşma kudretidir, hedefe kilitlenen o ilahi oktur. Bu süreç, frekansımızı özümüzün de özü olan tanrısal frekansa yükseltir.

02/01/2026

Evrenin derin sessizliğinin ardında, aslında her an devinen, titreşen ve sürekli bir oluş halinde yankılanan muazzam bir enerji okyanusu yatmaktadır. Bilincimiz, bu sonsuz ve sınırsız enerji denizinden kopup gelmiş, kendine has bir tınısı, rengi, dokusu ve en önemlisi eşsiz bir frekansı olan kozmik bir varlıktır. Bu enerji, sonsuz olasılıklar uzayında rastgele bir bedene, rastgele bir zamana veya rastgele bir aileye savrulmaz. Ancak ve ancak kendi frekansına, kendi manyetik alanına en uygun olan kader planında, o planın gerektirdiği koordinatlarda ve en önemlisi o frekansı taşıyan "İsim"de bedenleşir. İsim, zannedildiği gibi sadece nüfus kağıtlarında yazan bir harf dizilimi ya da sosyal hayatta birbirimize seslenmek için uydurulmuş bir etiket değildir. İsim; öz enerjimizin adıdır, dikkat edin öz enerjimizin, özümüzün neye benzediğini anlatabilmek için kullandığımız yegane araçtır. Bilincimizin, bu devasa kozmik orkestrada hangi frekans bandında titreştiğini, hangi notaya bastığını gösteren bir kelimedir. Ve bu kelimenin içine, yaratılışın şafağından bugüne kadar gelen muazzam bilgiler kodlanmıştır. İnsan çoğu zaman "Ben neyim?", "Neden buradayım?", "Bu yaşadıklarımın sebebi ne?" diye sorar durur. İşte ismimizi analiz ederek, harflerin arkasındaki o sayısal ve enerjetik kodu çözerek ‘Ben neyim?’ sorusuna en net cevabı bulabiliriz. Çünkü bilincimiz enerjidir ve biricik bir frekansa sahiptir. Bu bilinç, ancak kendi frekansına uygun kaderlerde, isimlerde, hayatlarda, koordinatlarda, zamanlarda, evrenlerde ve ailelerde cisimleşebilir.
Burada "cisim" kelimesi üzerinde durmak gerekir; zira cisminizin özü, aslında "isim"dir. Cisim kelimesini manevi bir mercekle incelediğimizde, onun aslında "C-İsim", yani "Canlanmış İsim" olduğunu fark ederiz. Madde, ismin donmuş halidir; isim ise maddenin akışkan, titreşen ve canlı halidir. Modern bilimin evrenin yapı taşı olarak öne sürdüğü "Sicim Teorisi"ndeki sicimler, aslında bizim kadim bilgeliğimizdeki "İsim" frekanslarının ta kendisidir. İsmimiz ve frekansımız, Tanrı'nın içimizdeki ipidir, yani o "sicim"dir. Biz o ipe tutunarak var oluruz, o ip sayesinde dikey bir duruş sergileriz. İsmimiz, bilincimizin nasıl bir frekans aralığına sahip olduğunu gösteren en önemli işarettir ve başka hiçbir işaret onun kadar belirleyici değildir. O, varlığımızın özeti olan evrensel bir ZIP dosyasıdır.

01/01/2026

Ve surenin zirvesi: "Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş!" Bu, kurtuluş reçetesidir. O parazit sese, o düşük titreşime, o korku frekansına boyun eğme. Secde et; yani başını, o "alnını" yere koy, egonu sıfırla, topraklan. Secde, insanın kendi isminin frekansını, Evrensel İsim (Allah) ile eşitlediği, "hiçlik" makamında "heplik" bulduğu andır. Yaklaşmak, rezonansa girmektir. Kaynağa yaklaştıkça, parazitler susar, cızırtı biter ve net bir yayın başlar. İsmimiz, bizi bu secdeye götüren, bizi bu yakınlığa taşıyan en güvenli yoldur. İsmimiz, bizi kaynağa bağlayan ve can veren en sağlam bağdır, halattır, iptir.
İsmimiz, boyutlar arasında, alemler arasında, evrenler arasında taşıyabildiğimiz en kısa şifre ve en önemli öz bilgi kodlamasıdır. Bedenimiz toprak olur, mallarımız miras kalır, anılarımız silinir; ama o "İsim", o frekans, evrensel hafızada sonsuza dek yankılanmaya devam eder. Bu yüzden ismimizi; öz frekansımızı, öz enerjimizi hatırlamak ve tanımak için bir araç, bir yöntem, bir anahtar olarak kullanabiliriz ve kullanmalıyız da. Çünkü isimlerimiz; öz varlık frekansımızı bize hatırlatabilecek, herkesin sahip olduğu, parayla satın alınamayan, dışarıdan ithal edilmeyen, en ulaşılabilir ve en bilinebilir bilgidir. İsmin anlamını ve enerjisini bilmek, kendi varlığımızı tanımak, hatırlamak ve "Ben kimim?" sorusuna verilecek cevabı bulmak için atılacak ilk ve en hayati adımdır.
İsmin kodlarını çözmek, harflerin arkasındaki sayısal değerleri, gezegensel etkileri ve element dengelerini anlamak, aslında kendimizi, yani o muazzam "Zip Dosyasını" okumaktır. Ve bu ismi "zikretmek"; yani ismin içerdiği kodları düşünmek, çözmek, ismin içine şifrelenmiş muhtemel kader sınavlarımızı hatırlamak ve anlamak, ismi bir mantra gibi tekrarlayarak dikkati yoğunlaştırmak; modern insanın maruz kaldığı o zihinsel ve ruhsal kaostan çıkışın yegane kapısıdır. Günümüz insanı, zihni karıştıran binlerce uyaranın, kalbi kirleten endişelerin ve ruhu yoran parazit frekansların saldırısı altındadır. Zikredilen isim, bu gürültüyü bastıran, zihni berraklaştıran ve bilinci tek bir noktaya, yani "Öz"e odaklayan bir lazer ışını işlevi görür.
Dikkatimizi zihni meşgul eden, kalbin ışığını örten diğer parazit frekanslardan uzaklaştırmanın ve odaklayabilmenin, kalpten yayılan öz enerjimizin, öz frekansımızın net bir şekilde evrene engelsiz yayılmasını sağlamanın ve böylece öz doğamızı yaşamanın en etkili yolu budur. İsmimizi sürekli zikretmek, bizi kendi öz frekans aralığımızda, yani "en iyi halimizin" (Best Version) yaşandığı o kader planında, o ideal paralel evrende tutan şaşmaz bir pusuladır, sarsılmaz bir çapadır. Okyanusta sürüklenen bir gemi nasıl ki çapasıyla sabitlenirse, insan da hayatın fırtınaları karşısında kendi isminin frekansıyla merkezinde kalır.

01/01/2026

"Oku! Rabbin en büyük cömertliğin sahibidir" ayeti, ismin içindeki potansiyelin sınırsızlığını müjdeler. Sen isminin "ZIP" dosyasını açtığında, yani kendini okuduğunda, Rabbinin cömertliğiyle karşılaşırsın. Bu cömertlik, isminin sana sunduğu yetenekler, fırsatlar ve "paralel evren" kapılarıdır. O cömertlik sayesinde, en iyi versiyonunun olduğu kader planına geçiş yapabilirsin. "O'dur kalemle öğreten" ayetindeki kalem, kaderi yazan ilahi frekansın iğnesidir. O iğne, senin ruhunun plağına "İsmini" kazımıştır. Kalem, kod yazan bir yazılımcı gibi, senin varoluş kodlarını, yani isminin harflerini ve sayısal değerlerini belirlemiştir. İnsana bilmediğini öğretmesi, ismin içindeki o açılmamış paketlerde, o ziplenmiş dosyalarda saklı olan kadim bilgidir. İnsan, isminin manasına daldıkça, daha önce hiç bilmediği, hiç deneyimlemediği ilahi sırları öğrenir.
Ancak "İnsan gerçekten azar" ayeti, frekans bozulmasının, parazitlerin devreye girmesinin en net ifadesidir. Azmak, yoldan çıkmak, yani kendi "öz frekans bandının" dışına taşmaktır. İnsan, kendini "her türlü ihtiyacın üstünde" gördüğünde, yani egosunun sahte gücüne kapılıp "Kişisel IP" adresinden, o "Kaynağa Bağlı En Sağlam İp"ten koptuğunu sandığında, sistem hata verir. Bu, bir bilgisayarın internetten kopup kendini internetin kendisi sanması gibidir. Oysa dönüş, yalnız Rabbinedir; yani tüm frekanslar eninde sonunda ana kaynağa, o "Mutlak Titreşime" dönecektir. İsminden kopan, özünden kopar; özünden kopan, Rabbinden kopmuş gibi hisseder ve bu his, en büyük azaptır.
"Gördün mü o yasaklayanı, bir kulu namaz kılarken" ayeti, dışsal bir engellemeden ziyade, içsel bir blokajı anlatır. Namaz, "Salat"tır; yani bağ kurmak, yönelmek, frekansı ayarlamaktır. Kul, isminin frekansına girip kaynağa bağlanmaya (namaza) çalıştığında, içindeki "Deccal" zihniyeti, o parazit ego, bu bağlantıyı yasaklar, engeller. "Sen sadece bedensin, sen maddesin, sen açsın, sen korkmalısın" diyerek, yüksek frekansa çıkışı (namazı) durdurmaya çalışır. Oysa o kul, iyilik ve doğruluk, yani "Denge ve Uyum" frekansı üzerindedir. Takvayı, yani "Korunmayı" emretmektedir. Takva, parazitlerden korunma kalkanıdır; ismin aurasıdır.
Yalanlayan ve sırt dönen o "alın", yani prefrontal korteks, karar mekanizması, eğer ismin hakikatini inkar ederse, "yalancı ve günahkâr" bir frekans yaymaya başlar. Bu, sistemin virüs kapmasıdır. "O alnı mutlaka tutup sürteceğiz" uyarısı, yanlış frekansta ısrar eden bilincin, sert bir "Format"a, sarsıcı bir deneyime maruz kalacağının habercisidir. Alnın sürülmesi, egonun yerle bir olması, o sahte kulelerin yıkılmasıdır. "Hadi çağırsın derneğini/kurultayını" meydan okuması, o parazit frekansların toplansa bile, "Zebaniler" denilen sistem koruyucu güçler, yani "İlahi Antivirüs Programları" karşısında duramayacağını gösterir. Hakikat frekansı, yalan frekansını her zaman ezer ve yok eder.

01/01/2026

Evrenin o derin, karanlık ve sessiz görünen boşluğunda, aslında her an "Ol" emrinin yankısıyla titreşen muazzam bir enerji okyanusu bulunmaktadır. Bilincimiz, bu sonsuz okyanustan kopup gelen, kendine has bir tınısı, rengi ve en önemlisi eşsiz bir frekansı olan kozmik bir enerjidir. Bu enerji, sonsuz olasılıklar uzayında rastgele bir bedene veya kadere savrulmaz; ancak ve ancak kendi frekansına, kendi manyetik alanına en uygun olan kader planında, o planın gerektirdiği koordinatlarda ve "İsim"de bedenleşir. İşte Alak Suresi'nin o sarsıcı ilk emri olan "Oku" hitabı, eline bir kağıt alıp satırları okumaktan çok daha öte, kişinin kendi varlık frekansını, yani "İsmini" deşifre etmesi emridir. İsmimiz, bilincimizin nasıl bir frekans aralığına sahip olduğunu gösteren en önemli işarettir. O, varlığımızın özeti olan evrensel bir ZIP dosyasıdır. Bu "ZIP" kavramını, modern dünyanın sığ teknolojisiyle değil, mistik bir derinlikle okuduğumuzda karşımıza varoluşun mimarisi çıkar: İsim, Zorunlu İsim Programıdır; yani ruhun bu dünyada tekamül etmek için geçmek zorunda olduğu deneyimler bütünüdür. İsim, Zihin-Bilinç İyileştirme Programıdır; çünkü zihin parçalandığında, dağıldığında ve o ilk yaratılış frekansından koptuğunda onu tekrar "Bir"e ve "Öz"e döndürecek olan şifa, ismin harflerindeki titreşimde saklıdır.
"Yaratan Rabbinin adıyla oku/çağır" ayeti, bir anahtarın kilide sokulması gibidir. Buradaki "Ad", sadece Allah'ın isimleri değil, O'nun isimlerinin bir tecellisi olan senin kendi ismindir. Çünkü sen, O'nun bir esmasını taşıyan, O'nun frekansından bir parça barındıran bir aynasın. Kendi ismini okumadan, yani kendi frekansını çözmeden, Rabbinin sendeki tecellisini okuyamazsın. İsmini çağırmak, o frekansı aktive etmektir. İnsanın "alak"tan, yani ilişip yapışan bir sudan/embriyodan yaratılması, bizim görüşümüzde "yapışkan bir frekans paketinden" yaratılma manasına gelir. Ruh, bir bedene girmeden önce, o bedenin genetiğine, o ailenin karmasına ve o ismin kaderine "yapışan", oraya tutunan bir enerji formudur. Bu tutunma, tesadüfi değildir; frekansların rezonansıdır. Sevgi ve ilgi, bu frekansın yakıtıdır; husumet ise frekansın dirençle karşılaşarak güçlenmesidir.

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when NOOG Akademi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to NOOG Akademi:

Share