08/04/2026
𝐀𝐘𝐍𝐈 𝐓𝐎𝐏𝐑𝐀𝐊𝐓𝐀 𝐢𝐊𝐢 𝐅𝐀𝐑𝐊𝐋𝐈 𝐆𝐄𝐋𝐄𝐂𝐄𝐊
Burada mesele, madenciliğin tamamen reddi ya da kabulü değil.
Mesele şu:
Aynı coğrafyada, aynı anda
hem yaşam alanlarını koruyup
hem de bu ölçekte bir madenciliği gerçekten yönetebilir miyiz?
Çünkü bu tür kararların etkisi kısa vadede değil,
birikerek ortaya çıkar.
Toprak verimini kaybeder.
Su niteliğini değiştirir.
Ve en sonunda insanlar gider.
Geriye değişmiş bir coğrafya kalır.
Bu yüzden asıl soru şudur:
Bu köylerde hayat devam edecek mi,
yoksa bu alanlar zamanla başka bir kullanıma mı dönüşecek?
Yarın yapılacak ihale,
aslında bu soruya verilmiş bir cevap olacak.
Bir yandan doğal yaşamı ve turizmi destekleyen bir söylem kurulurken, diğer yandan aynı bölgelerde, kamuya ait bir şirket üzerinden bu ölçekte maden süreçlerinin yürütülmesi…
Kamu adına sorulması gereken bir tutarlılık meselesini ortaya çıkarıyor.
Sayın 𝐌𝐞𝐡𝐦𝐞𝐭 𝐇𝐢𝐥𝐦𝐢 𝐆𝐮̈𝐥𝐞𝐫’in yaklaşımı da bu çerçevede değerlendiriliyor.
Çünkü kamu gücü,
koruma ile kullanım arasında bir denge kurmakla yükümlüdür.
Bugün tartışılan konu,
tam olarak budur.
Hilmi Bey! Nerde kaldı göreve geldiğinizden beri Ordu için dilinizden düşmeyen doğal yaşam, oksijen diyarı, turizm cenneti, tarım ve üretim vs söylemleri?
Ibrahim Etem Kibar önderliğindeki mecliste OYB alanları için, belki de yarın Türkiye'de örnek olabilecek adımlar atılırken, OBB önderliğinde 𝐎𝐑𝐁𝐄𝐋 üzerinden bu alanların madenciliğe açılması hangi politika ile örtüşüyor?
Cihan Erarslan - FatsaTakip.com