BordoBereli

BordoBereli Dünyanın en iyi askerleri burada ya siz neredesiniz ? Sayfamız hayranlık sayfasıdır Türk Silahlı Kuvvetleriyle hiç bir ilgi ve alakası yoktur..

03/01/2026
Erkek arkadaşım beni ailesiyle tanıştırmaya götürdüğünde, annesinin boynundaki kolyeyi gördüm — ve resmen dona kaldım… B...
03/01/2026

Erkek arkadaşım beni ailesiyle tanıştırmaya götürdüğünde, annesinin boynundaki kolyeyi gördüm — ve resmen dona kaldım… Bu mümkün değil… 😱😱
Kerem, ailesiyle tanıştırmak istediğini söylediğinde gülümsedim ve başımı salladım — sanki içimde o anda hiçbir şey sıkışmamış gibi. Neredeyse bir yıldır beraberdik ama “ilk aile yemeği” düşüncesi içimde garip bir huzursuzluk yarattı. Korku değildi bu — daha çok… bir önseziydi.

Ailesi şehrin kenarında, eski bir evde yaşıyordu. Ahşap veranda ayaklarımızın altında gıcırdadı, kapı neredeyse hemen açıldı.

— Buyurun, — dedi annesi.

Ve o anda nefesim kesildi.

Boynunda, ince bir gümüş zincire takılı bir kolye vardı.
Küçücük. Yan tarafında zar zor fark edilen bir çatlağı olan, yarım ay şeklinde.

Olduğum yerde kaldım.
Bu olamazdı.

Ama sonrasında olanlar… pek çok kişiyi şoke etti…
👉 Çok gizemli hikayenin devamı: https://dizisiyenibolum.com/ailesiyle-tanistirmaya-goturdu/

Evliliğe hiç acelem yoktu. Hayatımın daha yeni başladığını, planlarımın ve hayallerimin yarım kalmaması gerektiğini düşü...
03/01/2026

Evliliğe hiç acelem yoktu. Hayatımın daha yeni başladığını, planlarımın ve hayallerimin yarım kalmaması gerektiğini düşünüyordum. Ta ki onunla tanışana kadar. Sakinliği, nezaketi ve güven veren tavırları zamanla içimdeki tüm şüpheleri eritmişti. Yanında kendimi güvende hissediyordum ve bu duygu, evlilik kararına dönüşmüştü.
Beni en çok düşündüren şey ailesiydi. Fazlasıyla cömertlerdi. Evliliği kabul etmem karşılığında bana bir ev, bir araba ve ciddi miktarda para teklif etmişlerdi. Başta bunu garip bulsam da, oğullarının geleceğini güvence altına almak istediklerini düşünerek sorgulamadım. Ortada bir tuzak varmış gibi gelmemişti.
Düğünden sonraki ilk gece, odada garip bir sessizlik vardı. Karşımda duran adam gergin görünüyordu, sanki bir şey söylemesi gerekiyordu ama erteliyordu. O an bakışlarımı aşağı indirdim…
Ve her şey bir anda anlam kazandı.
Dehşete kapıldım. Ailesinin bana neden bu kadar büyük bir bedel ödediğini o saniyede anladım. Gördüğüm şey karşısında çığlık atmamak imkânsızdı 😱😨
😲Sonrası: https://dizisiyenibolum.com/dugunden-sonra/

“Oğluma ev aldım ama meğer başımıza dert almışım…”Eşim Levent’le yıllarca çalışıp didindik. Oğlumuz Serkan Ankara’da üni...
03/01/2026

“Oğluma ev aldım ama meğer başımıza dert almışım…”

Eşim Levent’le yıllarca çalışıp didindik. Oğlumuz Serkan Ankara’da üniversiteyi bitirip işe girince, ona Çankaya’da huzurlu bir ev aldık.
3+1, bahçeli, sıcak bir yuva… Tapusu bizdeydi ama “kendi düzenini kursun” istedik.

Her şey yolundaydı.
Ta ki Serkan’ın hayatına Melis girene kadar…

Daha ilk günden lükse olan düşkünlüğü içimizi huzursuz etti ama asıl şok, nişan yemeğinde yaşandı.
Melis’in annesi Gönül Hanım, kapıdan girer girmez evi küçümsemeye başladı.

“Burada mı yaşayacaklar? Benim kızım buna layık değil!”

Ardından masada herkesin içinde öyle bir cümle kurdu ki, kanımız dondu:
“Bu evi satın, İncek’ten lüks bir siteye geçsinler… Tapuyu da çocukların üstüne yapın!”

O an her şey netleşti.
Bu bir yuva meselesi değildi… Tapu meselesiydi.

O gece kimsenin beklemediği bir karar aldık.
Tek bir hamleyle hem dünürümüzün hem de müstakbel gelinimizin gerçek yüzü ortaya çıktı.
Ve oğlumuz Serkan, hayatının en büyük gerçeğiyle yüzleşti…

😱😲
Ne yaptık? Masada ne söyledik? Kimlerin maskesi düştü?

👉 Devamı: https://dizisiyenibolum.com/yillarca-calisip-didindik/

"Oğluma ev aldım ama meğer başımıza dert almışım..."Eşim Levent’le yıllarca çalışıp çabaladık, oğlumuz Serkan Ankara’da ...
03/01/2026

"Oğluma ev aldım ama meğer başımıza dert almışım..."
Eşim Levent’le yıllarca çalışıp çabaladık, oğlumuz Serkan Ankara’da üniversiteyi bitirip işe girince ona Çankaya’da huzurlu bir ev aldık. 3+1, bahçeli, sıcak bir yuva... Tapusu bizdeydi ama Serkan orada kendi düzenini kursun istedik. Her şey mükemmel gidiyordu, ta ki hayatına Melis girene kadar.
Melis’in lüks tutkusu ve gösteriş merakı daha ilk günden bizi huzursuz etmişti ama asıl bomba nişan yemeğinde patladı. Melis’in annesi Gönül Hanım, daha kapıdan girer girmez evi küçümsemeye başladı:
"Burada mı yaşayacaklar? Burası bekâr evi gibi, benim kızım buna layık değil!"
Bununla da kalmadı, asıl niyetini masada açık açık söyledi: "Bu evi satın, İncek'ten lüks bir siteye geçsinler ama tapuyu da çocukların üzerine yapın!"
O an eşim Levent ile göz göze geldik. Serkan sustu, Melis annesinin ağzının içine baktı. Gönül Hanım’ın derdinin yuva kurmak değil, bizim yılların birikimi olan tapunun üzerine konmak olduğu belliydi.
O gece kimsenin beklemediği bir karar aldık. Öyle bir hamle yaptık ki, hem dünürümüzün hem de müstakbel gelinimizin maskesi saniyeler içinde düştü. Serkan ise hayatının en büyük şokuyla karşı karşıya kaldı...😱😲 Devamı: https://dizisiyenibolum.com/yillarca-calisip-didindik/

03/01/2026

Kardeşimin evinin önünden geçerken uğramaya karar verdim, ama kapının önünde eşimin arabasını gördüm. Ne yaptıklarını anlamak için yavaşça pencereye yaklaştım – ve gördüklerim karşısında şok oldum 😨😱
Uzun bir iş gününden sonra eve dönüyordum, tanıdık bir evi fark ettim – kardeşimin evi. Uzun zamandır görüşmemiştik, hem de yolumun üzerindeydi, diye düşündüm. Uğrayıp biraz sohbet edeyim, bir kahve içelim, eskisi gibi.
Ama kapıya yaklaştığımda, evin önünde park etmiş bir araba gördüm. Kalbim durdu. Bu, eşimin arabasıydı.
Plakaya bile bakmadım – sadece orada durup gözlerime inanamadım.
Önce kendimi bunun sadece bir tesadüf olduğuna inandırmaya çalıştım: belki bir şey bırakmaya gelmişti, belki başka bir işi vardı. Ama orada ne kadar çok durduysam, kalbim o kadar hızlı atıyordu.
Gerçeği öğrenmeye karar verdim. Telefonumu çıkarıp onu aradım.
— Merhaba, neredesin?
— Merhaba, — dedi sakin bir sesle, — bir arkadaşımdanım, biraz oturacağız, sonra eve dönerim. Merak etme, bir saate gelirim.
— Bir arkadaşında mı? — dedim, sesimin titrememesine çalışarak.
— Evet, her şey yolunda. — Ve telefon kapandı.
Kardeşimin evinin önünde duruyor, ne düşüneceğimi bilemiyordum. Eğer sadece bir iş için gelmiş olsaydı, neden arkadaşında olduğunu söylesin ki? İçimde bir his vardı: bu bir tesadüf değildi. Gerçeği öğrenmeliydim.
Sessizce yaklaştım. Pencereden sıcak bir ışık geliyordu. İçeri baktım – ve gördüğüm şey beni dehşete düşürdü.Devamı: https://dizisiyenibolum.com/yavasca-pencereye-yaklastim/

36 yaşımda bir dilenci kadınla evlendim… Sonra bana iki çocuk doğurdu. Ama bir gün onun gerçek kimliği ortaya çıkınca bü...
03/01/2026

36 yaşımda bir dilenci kadınla evlendim… Sonra bana iki çocuk doğurdu. Ama bir gün onun gerçek kimliği ortaya çıkınca bütün köy şok oldu 😲

Otuz altı yaşıma geldiğimde, köyde fısıltılar çoktan başlamıştı.
“Bu yaşa gelmiş, hâlâ evlenememiş… Böyle giderse ömrü yalnız geçecek.”

Aslında hayatımdan şikâyetçi değildim. Küçük tarlamla uğraşıyor, sabahları tavukları besliyor, akşamları sessiz evimde çayımı içiyordum. Ne çok param vardı ne de büyük hayallerim… Ama huzurum vardı.

Her şey, bir kış günü pazarda değişti.

Tezgâhların biraz ilerisinde, yol kenarında oturan zayıf bir kadın dikkatimi çekti. Üzerindeki kıyafetler yıpranmıştı, başı öne eğikti. Ama gözleri…
O gözlerde ne umutsuzluk ne de hırs vardı. Sadece derin bir sessizlik ve garip bir vakar.

Adı Hale’ydi. Yıllardır sokaklarda yaşadığını, kimsesinin olmadığını söyledi.

Ona sadece yemek vermedim. Günler sonra, kendime bile inanamayarak ona evlenme teklif ettim.
“Zengin değilim ama sana sıcak bir yuva verebilirim,” dedim.

Köy halkı aklımı kaçırdığımı düşündü.
“Bir dilenciyle evlenilir mi?” dediler.
Ama ben kalbimin sesini dinledim.

Evlendik. Düğünümüz sade oldu. Hale sessizdi, az konuşuyordu ama çalışkandı. Zamanla evimiz ısındı. Ardından iki çocuğumuz oldu. Herkes hâlâ ona burun kıvırıyordu…

Ta ki bir gün, Hale’nin geçmişi ortaya çıkana kadar.

O gün duyulan gerçek, sadece beni değil, bütün köyü susturdu 😲

👉 Hikayenin Devamı: https://dizisiyenibolum.com/dilenci-kadinla-evlendim/

Eşim Murat, her fırsatta en büyük hayalinin bir çocuk, özellikle de bir erkek evlat sahibi olmak olduğunu söylerdi.Gözle...
03/01/2026

Eşim Murat, her fırsatta en büyük hayalinin bir çocuk, özellikle de bir erkek evlat sahibi olmak olduğunu söylerdi.
Gözlerinin içi parlayarak, "Onunla halı sahaya gitmek, ona hayatı öğretmek, hafta sonları beraber araba tamir etmek... Tek istediğim bu hayatta bir iz bırakmak," derdi.
Benim önceliğim ise bambaşkaydı. Bir hemşire olarak bugünlere gelebilmek için ne uykusuz geceler ne de bitmek bilmeyen hastane mesaileri atlatmıştım. Atanmak için verdiğim emekler, o yorucu nöbetler... Kariyerimi büyük bir özveriyle inşa etmiştim. Murat’tan daha fazla kazandığım için evin maddi yükünün büyük bir kısmı benim omuzlarımdaydı ama bunu hiçbir zaman sorun etmemiştim.
Bebek fikrini her açtığında bana aynı sözü veriyordu: "Senin hayatında hiçbir şey değişmeyecek. Sen yine hemşireliğine, o çok sevdiğin mesleğine devam edeceksin."
Nihayet hamile kaldığımda, ultrasonda o haberi aldık: İkiz bebeklerimiz olacaktı.
Murat sevinçten havalara uçtu. "İki erkek çocuk mu? Çifte bayram! Her şeyi ben halledeceğim; bezlerini değiştireceğim, geceleri ben kalkacağım, mamalarını ben yedireceğim. Sen yeter ki mesleğinden geri kalma, o kadar emeğin var," diye beni sürekli teselli ediyordu.
Doğumdan sonra sadece bir ay evde kalabildim. Hastanedeki kadrom ve hastalarım beni bekliyordu. Ancak o bitmek bilmeyen 24 saatlik nöbetlerden veya yorucu servis günlerinden eve döndüğümde beni huzur değil, tam bir kaos karşılıyordu. Mutfakta dağ gibi birikmiş bulaşıklar, taşan çamaşır sepetleri ve ağlamaktan helak olmuş iki bebek...
Murat ise sadece omuz silkiyordu: "Bütün gün hiç durmadılar, inan ben de perişan oldum, uykusuzum."
Bu durum bizim rutine dönüştü. Ben hastanede ayakta onlarca hastaya yetişmeye çalışıyor, eve gelip dinlenmek yerine sabaha kadar ikizlerle ilgileniyor, ertesi sabah yine yorgunluktan bitap halde nöbete gidiyordum.
Bir gece, kucağımda ağlayan bebeklerden birini pışpışlarken, diğer yandan şişmiş ayaklarımı ovuyordum. Murat yanıma gelip o soğuk cümleyi kurdu:
"Biliyor musun, bu işin tek bir çözümü var. Artık evde kalmalısın. Kariyerinin sonuna geldin."
Donup kaldım. "Hayır, böyle konuşmamıştık. Ben bu meslek için kaç yıl emek verdim, bu asla olmayacak!" dedim.
Gözlerini devirerek, o tanıdık ve can acıtıcı savunmaya geçti:
"Peki ne bekliyordun ki? Türkiye’de bütün anneler çocukları için fedakarlık yapar. Sen hiç evde oturup çocuk bakan, 'ev erkeği' olmuş bir baba gördün mü bizim buralarda? El alem ne der?"
O an anladım ki, hamileyken verdiği o pembe sözlerin hepsi aslında beni bu noktaya getirmek için birer tuzaktı. Ama pes etmeyecektim.
Ertesi sabah mutfakta kahvaltısını yaparken yanına gittim, yüzümde kararlı bir gülümsemeyle dedim ki:
"TAMAM MURAT. İSTEDİĞİN OLSUN. İSTİFAMI VERİYORUM VE EVDE KALIYORUM. AMA BİR ŞARTIM VAR..." DEVAMI: https://dizisiyenibolum.com/en-buyuk-hayali/

Address


Alerts

Be the first to know and let us send you an email when BordoBereli posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to BordoBereli:

  • Want your business to be the top-listed Media Company?

Share