22/05/2026
2003 yazında ilk tercihim olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Sayın İsmail Cem’den ders alacağımın hayalleriyle okuluma adım atmıştım. Maalesef dördüncü sınıfta alacağım Dış Politika dersinde ömrü yetmediği için bizlerle olamamıştı ama onun kadar değerli bir insanın hastalığının son evresinde bile okulda, öğrencileriyle olduğunu bizzat görme şansım olmuştu.
Bilgi, içindeki değeri herzaman yükseklere taşıdı, sadece İsmail Hocam değil elbette, her bölümde birbirinden değerli, o bölümü yıldız yapan akademisyenler görev yaptı. Ben 2007 yılında mezun olurken Santral İstanbul yeni kuruluyordu. O yıl demiştim ki yeni gelenler ne kadar şanslı, yeni bölümler açılıyor, bu harika kampüs ortamında okumaya devam edecekler ve Bilgi’yi hep ileriye taşıyacaklar ama maalesef mezuniyetimin 20.yılı yaklaşırken bir gecede “kapandı”ğı haberiyle sarsıldım😞
Bugün 30.yılına giren köklü bir üniversitenin daha da sağlam köklerle, vizyonuyla, kültürüyle, bugüne kadar oluşturduğu toplulukla ülkemizde gerçek bir DEĞER olarak var olmaya devam edecekken, sebebi her ne olursa olsun, bir imza ile bitti kül oldu der gibi kapatılmasını gerçekten HAZMEDEMİYORUM.
Bakın bu sadece Bilgi Üniversitesi değil, bir gencin gözünden ülkemizdeki güvensizliğin de çok büyük bir yansımasıdır. Gencimiz neden okula girsin ki, hadi girdi diyelim her sıkıntıda ilk önce gözden çıkarılan hep eğitim olacaksa neden bitirmeye çalışsın? Bugün yirmi bine yakın öğrencinin ve hatta ailelerinin mağduriyetini düşündükçe inanın daha da kahroluyorum.
Diyebilecek daha fazla bir şey bulamıyorum. Okul hayatımdan bugüne geçen 20 yıla yakın süredir hissettiğim bu güzel bağın koparılması beni yeterince incitti… Dilerim ki mevcut öğrenciler, akademisyenler ve çalışan herkes bu süreçten en az hasarla ayrılabilir ve geleceğe umutla bakmaktan vazgeçmezler, vazgeçmeyiz...🙏🏼🍀