24/02/2024
‘’Kendine vermediğin değer seni başka şeylerin esiri eder’’ Zamanın içine bakınca bazı esaretlerin manası büyük geliyordu insan ruhuna. Kimine dar bir elbise kimine dar bir geçit içinden nasıl çıkacağı konusuna yabancı olabiliyordu. Oturduğun yerden yargılar dökülüyordu kalp ve dilden. Herkese dair binlerce yorum ve gözlem eşlik ediyordu. Sahi kendi bu hikayenin neresindeydi. Kendi hikayesinin başrolünü başkalarına kaptırmış olabilir miydi? Terazisi elbet şaşar beşer idi zatı muhteremin. Hata yapılmamış hayat yaşanmış sayılır mıydı? Peki neydi dünyanın haklısı olma telaşı, ruha ne katardı. Oysa herkes biricik her yol nevi şahsına münhasır idi. Kendi yaşadığının hakimi, başkasının yaşadığının yabancısı idin aynı deneyimden geçmediysen eğer. Sadece elinden gelen ile eşlikçisi olabiliyordun yolun ve ruh sadece kendinin hakimiydi seçerse. Ve niyet noksan ise beyazı dahi siyah görmeye muktedirdi yaradılmış olan. Göz yaşlarımızın tadı aynı olsa da , yaralarımız bambaşkaydı. Ve ancak yaraya değince duyuluyordu çığlığı dilin. O vakit soruyordu kalp derinden, ellerin hani?
Gerçekten kendine değer veriiyor musun?
Kendini sevmeyen sevebilir miydi ötekini?
Aynı acıdan geçmeyen idrak edebilir miydi?
Hayatı kolaylıkla, neşeyle ve ihtişamla yaşamamız için neler mümkün?
Dilerim bugün kendini sevmemekten berat ettiğin gün olsun. Hayırlı Kandillerimiz Olsun
Kalbimin Güncesinden,
23.02.2024
Rojda Bayrak