19/09/2026
OXÇİYAN & DELİKAN EV EKMEĞİ
İKİ KADIN GİRİŞİMCİNİN HİKÂYESİ
Özel Röportaj
Karakoçan Dep Haber:
Nazlı Hanım, Filiz Hanım, öncelikle sizi tanıyalım. Bu iş yerini devralma hikâyeniz nasıl başladı?
Nazlı Güzel:
Merhabalar, hoş geldiniz. Biz iki kadın girişimci arkadaş olarak bu fırını devraldık. Geleneksel ekmek kültürümüzü yaşatmak ve kendi emeğimizi bu işe katmak istedik.
Filiz Çakın:
Lavaş, patile (Patila) ve ince ekmek bizim kültürümüzün önemli lezzetleri. Biz de bu lezzetleri koruyarak kadın emeği ve titizliğiyle devam ettirmek istiyoruz.
Karakoçan Dep Haber:
Peki, müşterilerinize nasıl bir ürün sunmayı hedefliyorsunuz?
Nazlı Güzel:
Biz burada sadece ekmek üretmiyoruz; sofralara sıcaklık ve emek taşıyoruz. Tazelik ve kalite bizim için çok önemli.
Filiz Çakın:
Ürünlerimizi geleneksel yöntemlerle hazırlıyor, hijyene büyük önem veriyoruz. Sabahın erken saatlerinden itibaren işimizin başında oluyoruz.
Karakoçan Dep Haber:
Son olarak Karakoçanlılara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Nazlı Güzel:
Bu işe büyük bir emek ve heyecanla başladık. Amacımız mahallemize ve Karakoçan’a kaliteli ve taze ekmek sunmak.
Filiz Çakın:
Tüm komşularımızı ve hemşehrilerimizi fırınımıza bekliyoruz. Sıcak ekmeğimizi, emeğimizi ve samimiyetimizi paylaşmak istiyoruz.
Karakoçan Dep Haber:
Biz de Nazlı Güzel ve Filiz Çakın’a yeni iş yerlerinin hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Kadın emeğinin ve girişimciliğinin güzel bir örneği olan bu işletmeye başarılar diliyoruz.
📞İLETİŞİM
📞 0544 322 59 23
📍ADRES
Yeni Mah. Didem Sk. No: 1
İç Kapı No: 5
Karakoçan / Elazığ
İKİ GENÇ KADININ GİRİŞİMCİLİK HİKÂYESİ
Köyden İlçeye Uzanan Bir Emek, Bir Hayal ve İki Kadının Cesareti
Karakoçan’ın iki farklı köyünde başlayan, yolları çocuklarının okulunda kesişen iki genç kadının hikâyesi, bugün kendi emekleriyle kurdukları yeni bir hayatın hikâyesine dönüşüyor.
Nazlı Güzel, Delikan Köyü’nde; Filiz Çakın ise Oxçiyan Köyü’nde doğayla, hayvancılıkla ve köy yaşamının bütün zorluklarıyla iç içe bir hayat sürdürüyordu.
Onlar için köyde yaşam huzurdu. Toprakla, hayvanlarla, doğayla iç içe bir hayatları vardı. Geçimlerini hayvancılıkla sağlıyor, aileleri ve çocuklarıyla kendi dünyalarında yaşam mücadelesi veriyorlardı.
Ancak çocukları büyüyüp okul çağına geldiğinde hayatlarının en zor dönemlerinden biri başladı.
Çocukları taşımalı eğitim sistemiyle okula gidip gelmeye başladı. Özellikle kış aylarında buzlanan ve zorlaşan köy yolları, annelerin yüreğinde her gün aynı kaygıyı büyütüyordu:
“Çocuğum bugün eve sağ salim dönebilecek mi?”
Anne yüreği için bundan daha ağır bir bekleyiş olabilir miydi?
Her akşam çocuklarının okuldan dönmesini bekleyen Nazlı ve Filiz, zamanla çocuklarının güvenliği ve eğitimleri için köyden ilçeye taşınmak zorunda kaldı.
Çocuklar artık okula daha rahat gidip geliyordu.
Ama anneler için başka bir dönem başlıyordu.
Köyde üretmenin, hayvanlarla ilgilenmenin, evin ve toprağın içinde olmanın yerini ilçede daha durağan bir yaşam aldı. Yıllarca üretmeye alışmış bu iki kadın, kendilerini bir anda pasif bir hayatın içinde buldu.
Fakat onların içinde üretme isteği hiç bitmedi.
Çünkü onların bildiği, ailelerinden ve atalarından öğrendiği bir emek vardı:
Ekmek yapmak…
Köy kültürünün önemli bir parçası olan ev ekmeğini, geleneksel yöntemlerle hazırlamak…
Onlar bu kültürü yalnızca evlerinde sürdürmek yerine, biraz daha ileri taşımaya karar verdi.
Köylerinde öğrendikleri geleneksel ekmek yapımını çeşitlendirerek, özellikle katkısız ve mayalı ev ekmeğini daha geniş bir kitleye ulaştırabilecekleri bir işe dönüştürmek istediler.
İki farklı köyden gelen iki kadının yolları da aslında çocukları sayesinde kesişti.
Çocukları aynı okulda okuyordu. Veliler aracılığıyla tanıştılar.
Zaman içerisinde birbirlerinin hikâyelerini dinlediler.
Ve fark ettiler ki aslında aynı kaderi paylaşmışlardı.
Köylerinden çocuklarının eğitimi için ayrılmış, ilçede yeni bir hayat kurmaya çalışmış ve yıllardır içlerinde taşıdıkları üretme arzusunu yeniden hayata geçirmek isteyen iki anneydiler.
Bu ortak hikâye, zamanla ortak bir hayale dönüştü.
“Neden kendi işimizi kurmayalım?”
Karakoçan’da kendilerine uygun bir iş yeri aramaya başladılar.
Kolay olmadı.
Ancak sonunda aradıkları mekânı buldular.
Ve bugün, iki genç kadın kendi emekleriyle yeni bir başlangıç yapmanın heyecanını yaşıyor.
Nazlı Güzel ve Filiz Çakın…
Biri Delikan Köyü’nden, diğeri Oxçiyan Köyü’nden…
İki anne, iki kadın, iki ayrı köy…
Ama aynı hayal, aynı emek ve aynı cesaret.
Onlar şimdi köylerinde öğrendikleri geleneksel lezzetleri Karakoçan’da yaşatmak, ailelerinden miras kalan kültürü gelecek kuşaklara aktarmak ve kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir yaşam kurmak için kolları sıvadılar.
Bu sadece bir iş yeri açma hikâyesi değil.
Bu; çocuklarının geleceği için köyünden ayrılan iki annenin, kendi geleceğini yeniden kurma hikâyesi.
Köyden ilçeye, annelikten girişimciliğe uzanan bir yol…
Ve bu yolun adı:
EMEK, CESARET VE DAYANIŞMA.
Karakoçan Dep Haber olarak, kendi hikâyelerini kendi emekleriyle yazan Nazlı Güzel ve Filiz Çakın’ın bu yolculuğunu sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
Çünkü bazen bir iş yeri sadece bir iş yeri değildir.
Bazen bir iş yeri, iki kadının yeniden hayata tutunma hikâyesidir.