Vizyon Havadis Kilis

Call

Vizyon Havadis Kilis Kilisin Tarafsız İlkeli Haber Gazetesi

Karakurt’tan Fon krizi tepkisi! “Milletin Sırtına Yeni Yükler Bindirilemez”Saadet Partisi Kilis İl Başkanı Şerif Karakur...
11/10/2026

Karakurt’tan Fon krizi tepkisi! “Milletin Sırtına Yeni Yükler Bindirilemez”

Saadet Partisi Kilis İl Başkanı Şerif Karakurt, son günlerde kamuoyunun gündemini yoğun şekilde meşgul eden fon kriziyle ilgili sert açıklamalarda bulundu. Karakurt, yaşanan gelişmeler üzerinden ekonomi yönetimine ve alınan kararlara tepki göstererek, vatandaşın ekonomik yükünün her geçen gün ağırlaştığını savundu.

Karakurt, ekonomik sorunların çözümünde günü kurtaran uygulamalar yerine kalıcı ve adil politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti.

“Ekonomik yük vatandaşın omuzlarına bırakılmamalı”

Saadet Partisi Kilis İl Başkanı Şerif Karakurt, fon krizi tartışmalarının yalnızca ekonomik bir başlık olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, alınan kararların toplumun farklı kesimleri üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Karakurt, ekonomik yönetimde şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemine vurgu yaparken, vatandaşın geçim sıkıntısı yaşadığı bir dönemde yeni ekonomik yüklerin toplumun sırtına bırakılmasına tepki gösterdi.

“Millet artık çözüm bekliyor”

Ekonomide yaşanan sorunların sürekli yeni düzenlemeler ve geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini dile getiren Karakurt, üretime, istihdama ve adil gelir dağılımına dayalı bir ekonomik anlayışın gerekli olduğunu ifade etti.

Karakurt, Saadet Partisi olarak vatandaşın yanında olmaya ve ekonomik sorunları gündeme taşımaya devam edeceklerini belirterek, yetkilileri kamuoyunun beklentilerine kulak vermeye çağırdı.

Şerif Karakurt’un fon krizi üzerinden yaptığı açıklamalar, Kilis’te siyasi gündemin de önemli başlıklarından biri oldu.

İsrail Seçimleri ve Orta Doğu’nun Yeni Denklem ArayışıNetanyahu’nun geleceği, savaş siyasetinin geleceğidir.İsrail, 27 E...
11/10/2026

İsrail Seçimleri ve Orta Doğu’nun Yeni Denklem Arayışı
Netanyahu’nun geleceği, savaş siyasetinin geleceğidir.

İsrail, 27 Ekim 2026’da yapılması planlanan seçimlere giderken yalnızca bir iktidar değişiminin değil, bölgesel stratejisinin de gelecek hesaplarını yapıyor. Netanyahu liderliğindeki siyonist sağ blok ile muhalefet arasında yaşanan mücadele, ilk bakışta bir hükümet yarışı gibi görünse de meselenin arka planında Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den İran’a uzanan geniş bir güvenlik ve güç mücadelesi bulunuyor.

Mevcut anketler, Netanyahu’nun sağ ve radikal partilerden oluşan blokunun yaklaşık 55 sandalyeyle birinci sırada yer alabildiğini, muhalif partilerin ise tek başlarına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamadığını gösteriyor. Bu durumda Arap partileri ve küçük siyasi gruplar, seçim sonrasındaki koalisyon hesaplarında belirleyici konuma gelmiş oluyor. Dolayısıyla seçimlerin ardından güçlü bir koalisyon pazarlığı döneminin yaşanması kaçınılmaz bir sonuç olarak kendisini gösteriyor.

Netanyahu’nun en önemli avantajı, aşırı sağ-Siyonist seçmen üzerindeki etkisini ve mevcut siyasi ittifaklarını koruyabilmesi. Buna karşılık uzayan savaşlar, güvenlik başarısızlıkları, rehineler meselesi ve hükümete yöneltilen eleştiriler, iktidarının hareket alanını daraltıkça daraltıyor. Muhalefet ise bu yıpranmayı iktidar değişikliği için kullanmaya çalışıyor.

Ancak İsrail’deki siyasi tablonun temel özelliği, hükümetler arasında yaşanan farklılıkların Filistin politikası bakımından her zaman köklü bir ayrışmaya dönüşmemesidir. Netanyahu’nun aşırı sağ ortakları daha açık biçimde toprak genişletme ve sert güvenlik politikalarını savunurken, muhalefetin önemli bir bölümü de İsrail’in askerî üstünlüğünü ve işgal merkezli yaklaşımını esas almaya devam ediyor. Netanyahu’yu yenebilecek adam olduğu ileri sürülen İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un geçmişi de bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Bu nedenle seçim sonuçları ancak İsrail’in savaş siyasetini hangi yöntemlerle sürdüreceğini belirler. Yani iktidarın değişmesiyle işgalin sona ermesi veya Filistin halkının haklarının kendiliğinden tanınması gibi bir beklenti içine girmek tam anlamıyla hayaldir.

Gazze, İsrail siyasetinin temel açmazı

İsrail’in önündeki en büyük mesele, Gazze’de soykırım yöntemleriyle elde edilen "sonuçların" kalıcı bir siyasi düzene dönüştürülmesi meselesidir. Uzun süren savaş, büyük çaplı yıkım ve ağır insani kayıplar, İsrail’in askerî kapasitesinin siyasi çözüm üretmek için tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu.

Gazze’de ateşkesin uygulanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması, yeniden inşanın başlatılması ve Filistinlilerin gelecekteki yönetimde söz sahibi olması, önümüzdeki dönemin temel başlıkları arasında yer alıyor. HAMAS’ın ateşkesin ikinci aşamasına yaklaşımı kadar İsrail hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmemesi de sürecin seyrini belirleyecek.

Netanyahu açısından Gazze meselesi yalnızca dış politika sorunu değil, aynı zamanda iç siyasetin de bir parçası. Savaşın sona ermesi, hükümetin güvenlik politikalarının sorgulanmasını ve sorumluluk tartışmalarının yeniden gündeme gelmesini beraberinde getirebilir. Aşırı sağ ortakların marjinal talepleri de hükümetin hareket alanını sınırlayabilir.

Muhalefetin iktidara gelmesi hâlinde ise askerî baskının biçiminde ve uluslararası diplomasiye yaklaşımda değişiklikler görülebilir fakat temel bakışın değişmesi beklenmiyor.

Gazze’deki yıkımın giderilmediği, Filistinlilerin kendi geleceklerini belirleme hakkının güvence altına alınmadığı bir düzen kalıcı barış olarak zaten nitelendirilemez.

Lübnan ve Suriye cephesinde diplomatik zorunluluk

İsrail’in aynı anda birden fazla cephede askerî baskı kurma stratejisi, giderek daha yüksek ekonomik, askerî ve diplomatik maliyetler doğuruyor. Gazze’de devam eden sorunların yanında Lübnan sınırındaki gerilimler ve Suriye’deki güvenlik dengeleri, İsrail’in kaynaklarını ve siyasi hareket alanını da oldukça zorluyor.

Lübnan konusunda Birleşmiş Milletler’in arabuluculuğuyla ateşkesin güçlendirilmesi, sınırda sükûnetin sağlanması ve karşılıklı atakların önlenmesi yönünde diplomatik girişimlerin öne çıkması beklenebilir. Ancak kalıcı bir düzen için yalnızca ateşkesin ilan edilmesi yeterli olmayacak; egemenlik haklarına saygı gösterilmesi ve yeni çatışmaları besleyen uygulamaların sona erdirilmesi gerekecek. Bu planlar ise İsrailli sözde politikacıların gündeminde bile yok.

Suriye’de ise yeni siyasi düzenin istikrarı, ülkenin toprak bütünlüğü ve bölgesel aktörlerin güvenlik kaygıları belirleyici olmaya devam ediyor. İsrail’in Suriye üzerindeki askerî baskısının sürmesi, ülkenin yeniden istikrar kazanmasını zorlaştırırken bölgesel rekabeti de derinleştiriyor.

İsrail’in İran ve Türkiye ile rekabetinin sınırları

İran, İsrail’in güvenlik siyasetinde temel tehdit başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Türkiye ise özellikle Suriye, Doğu Akdeniz ve bölgesel nüfuz mücadelesi bakımından İsrail’in tehdit algısında ilk sıralarda yer alıyor.Siyaset Analizi

İsrail’deki aşırı sağ çevreler, bölgesel tehditleri öne çıkararak güvenlik merkezli siyaseti güçlendirmeye çalışıyor. Bu yaklaşımın, içeride siyasi desteği konsolide etmesinin yanı sıra dış politikada daha geniş bir alan elde etme amacı da taşıyor.

Ancak İran’la doğrudan çatışma riskini sürekli canlı tutmak ve aynı zamanda Türkiye ile rekabeti genişletmek, İsrail’in önündeki stratejik sorunları daha da ağırlaştırdığı bir gerçek. Bölgedeki her anlaşmazlığın askerî yöntemlerle çözülmeye çalışılması, yeni cephelerin açılmasına ve mevcut krizlerin birbirini beslemesine yol açıyor.

Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin özellikle Suriye’deki gelişmeler üzerinden belirginleşmesi mümkündür. Bununla birlikte doğrudan askerî çatışma da artık zihinleri meşgul etmeye başlamış görünüyor.

Türkiye’nin bölgesel politikalarında da askerî kapasitenin yanı sıra diplomasi, ekonomik ilişkiler, bölge ülkeleriyle sorunları çözmek gibi başlıklar öne çıkmalıdır. Orta Doğu’nun geleceğini belirleyecek olan, yalnızca hangi ülkenin daha fazla askerî güce sahip olduğu değil, bu gücün nasıl bir siyasi düzen kurmak için kullanıldığı hedefidir.

Washington’un desteği artık daha fazla tartışılıyor

İsrail’in bölgesel stratejisinin geleceğinde ABD’nin tutumu da belirleyici olmaya tabi ki devam edecek. Çünkü Washington’un askerî, diplomatik ve siyasi desteği, İsrail’in hareket alanını genişleten temel unsurların başında geliyor.

Bununla birlikte Gazze’de yaşanan insani felaket, İsrail’e verilen desteği ABD içinde daha fazla tartışılır hâle getirdi. Amerikan kamuoyunda ve siyasi çevrelerde İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştiriler güç kazanırken, özellikle sivil kayıplar ve savaşın uzaması konuları dış politika tartışmalarının önemli başlıkları arasına girdi.

3 Kasım 2026’da yapılacak ABD ara seçimleri, Kongre’deki siyasi dengeleri etkileyebilir. Bu durum, İsrail’e yönelik desteğin koşulları ve Amerikan yönetiminin Orta Doğu politikasındaki öncelikleri bakımından yeni tartışmaları da beraberinde getirecektir.

Ancak ABD’nin İsrail’e verdiği desteğin sona ereceğini düşünmek kesinlikle gerçekçi değildir. Washington’un İsrail’le ilişkileri, yalnızca bir başkanın veya hükümetin tercihleriyle açıklanamayacak kadar köklü stratejik ve siyasi bağlara dayanıyor. Amerikan toplumunun yaklaşık üçte birinin Evanjelik olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Evanjelizm ve Siyonizm arasındaki ortak hedefler dikkate alındığında ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

Buna rağmen Amerikan siyasetinde İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirilerin artması, Netanyahu yönetiminin uluslararası alandaki hareket alanını daraltabilecek bir gelişmedir. Bu bağlamda İngiltere, Kanada ve 10 ülkenin, işgal altındaki Filistin topraklarıyla ticareti yasaklama kararı buna bir örnek olarak verilebilir.

İsrail’in önündeki asıl mesele

İsrail seçimleri, Netanyahu’nun siyasi geleceği bakımından önemli olduğu kadar bölgesel politikaların yönü açısından da önem taşıyor. Mevcut iktidarın devamı, aşırı sağ ortakların etkisinin korunması ve işgal merkezli politikanın sürmesi ihtimalini güçlendirebilir. Muhalefetin iktidara gelmesi ise diplomatik ilişkilerde farklı bir dilin kullanılmasına ve bazı politikaların yeniden değerlendirilmesine zemin oluşturabilir.

Bununla birlikte İsrail siyasetindeki temel sorun, yalnızca Netanyahu’nun şahsıyla sınırlı değildir. Esas sorun Siyonist zihniyetin hâkimiyetidir.

Bu anlayış değişmediği sürece hükümetlerin değişmesi, bölgedeki temel sorunların çözümü için yeterli olmayacaktır.

Sonuç olarak 27 Ekim seçimleri, İsrail’in iç siyasetinde eski düzenin yeni yöntemlerle süreceği bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak asıl olması gereken adım İsrail’i yalnızlaştırmak ve ABD’nin bölgesel hesaplarına olabildiğince uzak olmaktır.
MUSTAFA KAYA

Nefis Terbiyesini İhmal Eden Müslüman GençlereNefse karşı direnişten maksat, önce nefsini temizlemek, onu şirk, günah, n...
11/10/2026

Nefis Terbiyesini İhmal Eden Müslüman Gençlere
Nefse karşı direnişten maksat, önce nefsini temizlemek, onu şirk, günah, nifak, cehalet, kötü duygular ve her türlü pislikten temizlemek, sonra da onu Allah’ın emirlerine itaat edecek bir programa alıştırıp terbiye etmektir. Onu takvalı olmaya sevk etmektir. Onu kontrol altına almak, onu ibadete, salih amele ve İslam’ı yaşamaya boyun eğen bir hale getirmektir. Yani İslami iradeyi onun üzerinde hâkim kılmaktır.

Nefis aldatma konusunda uzmandır:

Hevasının kontrolüne girmiş ve iradesinin kontrolünü kaybetmiş bir genç, tahmin bile edemeyeceği üzüntü, keder, nedamet ve her türlü utanç veren durumlarla karşı karşıya kalabilir. Bu anlamda imanı ve ibadeti olan ve hatta İslami hedef ve idealler için çaba sarf eden bir insana normalde yapmayacağı işleri, günahları ve hataları yaptıran şey, onu kontrol altına halan hevasıdır. Nefis kandırma, erteletme ve gaflete düşürme konusunda uzmandır.

Nefsin en etkili silahı gaflettir:

Zaten hata ve yanlışlarımızı hatırladığımızda göreceğiz ki birçok günahımız normalde asla yapmayacağımız işlerden ibarettir. Ancak nefis her defasında bu kötü amelleri “bu son olsun bir daha yapmazsın” diyerek insanı günaha sürüklemektedir. Nefsin “Bu son olsun” telkini, iradeyi kilitleyen en önemli stratejisidir. Diğer bir stratejisi ise insanı gaflete düşürmektir. Gaflet, Müslüman’ı diri ve uyanık tutan duygu ve düşüncelerin felç olmasıdır.

Nefsin en etkili silahı tembelliktir:

Müslüman genç, nefsin gaflet prangasına yakalandığı andan itibaren kim olduğunu, ne için mücadele ettiğini unutarak büyük bir uyuşukluk ve tembellik girdabına yuvarlanır. Bu tembellik onun bütün bedeninde ve azalarında meydana geldiği gibi aynı zamanda onu iyi bir Müslüman, iyi bir davetçi ve iyi bir dava adamı yapan hislerini, şuurunu ve duygularını da kilitler. Bu kilitlenme başladığı andan itibaren, bir yandan yapılması gereken İslami vazifeler ihmal edilmeye başlanır, ibadetler aksar nihayetinde büyük ve tehlikeli bir günah sarmalı Müslüman genci kuşatır.

Nefis, sahibinin bütün zaaflarını bilir ve kullanır:

Nefsin en önemli özelliklerinden birisi büyük bir ikna kabiliyetine sahip olmasıdır. Çünkü nefis sahibini çok iyi tanır. Onun zaaflarını, eksiklerini, yönelimlerini çok iyi bilir. Her seferinde onu ikna edebilecek bir fırsat bulup bir mazeret sunabilir. Tahmin bile edemeyeceğimiz stratejilerle sahibini çaresiz bırakabilir.

Nefsini terbiye edemeyeni nefis terbiye eder:

Her seferinde pişman olup ben nasıl böyle günahlar işledim diye kendisine şaşıran Müslüman genç, eğer gerekli nefis terbiyesi yöntemlerine başvurup hevasını kontrol altına alamazsa uzun yıllar sonra dönüp geriye baktığında bir daha yapmayacağım dediği ne varsa halen büyük bir istikrarla yapmaya devam ettiğini görecektir. Çünkü nefsini kontrol altına alamayanı nefis muhakkak kontrol altına alacaktır. Nefsini terbiye edemeyeni nefis terbiye edecektir. Nefsine söz geçiremeyene nefis söz geçirip, esaret yularını takacaktır. Tüm bunların sonunda da İslami irade devreden çıkıp şeytani istekler duygu, düşünce ve davranışlara yön verecektir.

Müslüman genç, geçmişte bir daha yapmayacağım diye söz verdiği işleri kaç defa daha tekrarladığına bakar ve neden halen yapmaya devam ettiğini tefekkür ederse, nefsin ne denli tehlikeli bir düşman olduğunu daha iyi anlayacaktır. Çünkü nefis, ona tüm bu işleri hep son bir kez diye ikna ederek yaptırmıştır.

Müslüman gencin ibadet gevşekliğinin, sabah namazına kalkamamasının, yatsı namazını geçirmesinin, gözünü haramdan, dilini gıybetten koruyamamasının, her seferinde büyük bir utanç duyup pişman olacağı günahlara sürüklenmesinin, davette, ilimde, ailede ve ahlakta hedeflediği noktalara ulaşamamasının en önemli sebebi, nefis terbiyesine önem vermemesi ve bu terbiyeyi ciddi bir program dâhilinde irade kontrolüne çevirememesidir.

İşte bu nedenle Müslüman genç, günahların pençesinden kurtulmak, planlarına riayet edip dünyevi ve uhrevi başarıya koşmak için bir an önce nefis terbiyesi ve irade kontrolü için mücadeleye başlamak zorundadır.
DR. ABDÜLAZİZ KIRANŞAL

Kilis’te motosiklet ile otomobil çarpıştı: 1 ağır yaralıKilis’te motosiklet ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gel...
11/10/2026

Kilis’te motosiklet ile otomobil çarpıştı: 1 ağır yaralı

Kilis’te motosiklet ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi ağır yaralandı.

Kaza, Öncüpınar yolu üzerinde meydana geldi. (Y.E.K.) idaresindeki 79 ABH 645 plakalı motosiklet, sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 01 GD 550 plakalı otomobille çarpıştı.

Çarpışmanın etkisiyle motosiklet sürücüsü (Y.E.K.) ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi.

Yaralı sürücü, olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Kilis Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

7 Aralık Üniversitesi’nden 4 Akademisyen “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” ListesindeKilis 7 AralıkÜniversitesi’nden ...
11/10/2026

7 Aralık Üniversitesi’nden 4 Akademisyen “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” Listesinde

Kilis 7 AralıkÜniversitesi’nden dört akademisyen, Stanford Üniversitesi ve Elsevier iş birliğiyle hazırlanan 2025 yılı “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde hem “Kariyer Boyu Etki” hem de “Yıllık Etki” kategorilerinde yer aldı.

Scopus verileri esas alınarak hazırlanan listede; bilim insanlarının atıf sayıları, h-indeksleri ve bilimsel yayınlardaki yazarlık konumları gibi göstergeler dikkate alındı. Kendi araştırma alanlarında dünyanın en etkili yüzde 2’lik dilimine giren bilim insanlarının belirlendiği listede, 7 Aralık Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bektaş Tepe, Prof. Dr. Ahmet Çakır, Prof. Dr. İrfan Deli ve Merhum Prof. Dr. Bilal Acemioğlu her iki kategoride de yer alma başarısı gösterdi.

Akademisyenlerden Prof. Dr. Bektaş Tepe, Gıda Bilimi; Prof. Dr. Ahmet Çakır ise Tıbbi ve Biyomoleküler Kimya alanlarında dünya genelinde ilk yüzde 0,4’lük dilimde yer aldı. 2020 yılında vefat eden Prof. Dr. Bilal Acemioğlu’nun da listede bulunması, bilim dünyasına sunduğu katkıların kalıcı etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Rektör Prof. Dr. Zekeriya Akman, elde edilen sonuçların üniversitemizin bilimsel araştırma kapasitesi ve akademik birikimi açısından önem taşıdığını belirterek listede yer alan akademisyenlerimizi tebrik etti. Bilimsel çalışmalarıyla üniversitemize değer katan merhum Prof. Dr. Bilal Acemioğlu’nu rahmetle anan Rektörümüz Akman, araştırma ve bilimsel üretimi desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.

Rahmet ve minnetle… Av. M. Abdi bulut vefatının yıl dönümünde anılıyorKilis’te belediye başkanlığı döneminde hayata geçi...
11/10/2026

Rahmet ve minnetle… Av. M. Abdi bulut vefatının yıl dönümünde anılıyor

Kilis’te belediye başkanlığı döneminde hayata geçirdiği çalışmalar ve şehre kazandırdığı eserlerle iz bırakan eski Kilis Belediye Başkanı Av. M. Abdi Bulut, vefatının yıl dönümünde rahmet ve minnetle anılıyor.

12 Ekim 2020 tarihinde görevi başında rahatsızlanarak hayatını kaybeden Av. M. Abdi Bulut’un vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen Kilis halkının gönlündeki yeri ve hatırası yaşamaya devam ediyor.

Belediye başkanlığı görevinde Kilis’in gelişmesi ve güzelleşmesi adına önemli çalışmalara imza atan Bulut, vatandaş odaklı hizmet anlayışı ve gönül belediyeciliği yaklaşımıyla kentte iz bırakan isimlerden biri oldu.

Görev süresi boyunca Kilis’e kazandırdığı eserler, gerçekleştirdiği projeler ve vatandaşlarla kurduğu samimi ilişkilerle hatırlanan Bulut, aradan geçen zamana rağmen yaptığı hizmetlerle anılmaya devam ediyor.

KİLİS’TE İZ BIRAKTI

Kilis’in sosyal, kültürel ve fiziki gelişimine katkı sunan çalışmalarıyla kent hafızasında önemli bir yer edinen Av. M. Abdi Bulut, belediye başkanlığı döneminde şehrin ihtiyaçlarına yönelik birçok projeyi hayata geçirdi.

Bulut’un hizmet anlayışında yalnızca eser ve proje üretmek değil, vatandaşın gönlüne dokunmak da önemli bir yer tutuyordu. Bu yönüyle “gönül belediyeciliği” anlayışıyla hatırlanan Bulut, sevenleri ve hemşehrileri tarafından her yıl vefat yıl dönümünde dualarla yad ediliyor.

RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

Vizyon Havadis Gazetesi olarak, 12 Ekim 2020 tarihinde hayatını kaybeden Kilis eski Belediye Başkanı Av. M. Abdi Bulut’u vefatının yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Kilis’e yaptığı hizmetlerin ve bıraktığı eserlerin yaşatılmaya devam etmesini diliyor, merhum Av. M. Abdi Bulut’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

DAVA ŞUURU NEREDE KALDI (7)1978 yılında Türkiye'de bir akım başladı. Ramazan ayı başlarken ve bayram ilan edilirken "hil...
10/10/2026

DAVA ŞUURU NEREDE KALDI (7)
1978 yılında Türkiye'de bir akım başladı. Ramazan ayı başlarken ve bayram ilan edilirken "hilali gözetleme" eylemi.
O zamana kadar Diyanet İşleri Başkanlığı'nın belirlediği takvime göre Ramazan, Kurban ve bayramlar idrak ediliyordu.
İslamcı dergi 'Şura' nın başlattığı bir hareketle her tarafta, takvime göre değil de hilalin görülerek Ramazan veya bayram yapılması fikri revaç buldu.
Camilere bu konuda afişler asılarak halk uyarıldı.
O zaman haberleşme çok zayıftı.Televizyon yayını yoktu.İnternet zaten yok.Tek haberleşme aracı Radyo'ydu.
Kilis'te de bu düşünce belli kesimlerce ciddiye alındı.Şaban ayının 29 veya 30.akşamı hilali gözetlemek için Resul Osman dağına,veya Şeyh Muhammed tepesine çıkılırdı.
Bir de Arapça bilen arkadaşlar Suudi Arabistan radyolarını dinleyerek orada Ramazan ayının veya bayramın ilan edilip edilmediğini anlamaya çalışırlardı.
Bu da biraz geç vakitte ilan edilirdi.İşi ciddiye alanlar geç vakitte olsa birbirine haber verirdi.
Genellikle hilali gözetleyerek ilan eden Suudi orucu bir gün önce ilan ederdi.Bu defa, çoğu kere bayram da bir gün önce olunca asıl sorun orada başlıyordu.
Türkiye'de herkes oruç tutarken bir kısım insan bayram diyerek orucunu açmıştı.
Hilale göre oruç açıp bayram edenler o sene kendi aralarında Murtaza Camii'de bayram namazı bile kılmışlardı.
Bir sonraki sene de bu eylemler Musalla mevkiinde devam etti.
Halk bu eylemlere aşırı tepki verdi."Siz yeni bir din mi icad ediyorsunuz" "Sizin dininiz başka mı? şeklinde..
Tabi bu eylemler Diyanet İşleri Başkanlığını da harekete geçirdi.
Kameri aybaşlarının tesbiti ve İslam dünyasında takvim birliğinin sağlanması amacıyla Türkiye'nin öncülüğünde 27-30 Kasım 1978 yılında İstanbul'da Uluslararası bir konferans düzenlenmiş ve astronomik kriterler ele alınmıştır.
Diyanet her yıl müftülüklere hilali çıplak gözle gözetleme ve raporlama emri gönderdi. O zamanın Kilis Müftüsü Sn. Necati Akkuş hocamızla Resul Osman dağına çıkarak hilal gözetleme eyleminde bulunmuştuk.
O yıllarda takvim birliğinin sağlanmasına yönelik başlatılan çalışmalar hâlen devam ediyor.18-19 Şubat 2013 yılında Mehmet Görmez hocaefendinin gayretleriyle "Rü'yet-i Hilal Konferansı Hazırlık Toplantısı" yapılmıştı.
Bu konuda mezhebi farklılıklar/alışkanlıklar/selefi düşünceler birlikteliği zedeleyen en önemli unsurlar.
Cenab-ı Allah ümmete her konuda birlik ve beraberlik nasip etsin.
Devam edecek....
Cahit Faruk İSLAMOĞLU

Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü” Şimdi de ABD’deABD’de halk sağlığı alanında çalışmalar yürüten Mansi Williams, sağlık ...
10/10/2026

Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü” Şimdi de ABD’de

ABD’de halk sağlığı alanında çalışmalar yürüten Mansi Williams, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik mesleki çalışmaları, engelli çocuklar, kadınlar, yaşlılar, evsiz bireyler ve aile içi şiddete maruz kalan gruplara yönelik faaliyetleri, doğanın korunmasını ve sürdürülebilir yaşamı destekleyen gönüllü çalışmaları ile dünya barışına yönelik katkıları dolayısıyla “Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü”ne layık bulundu.

Mansi Williams, Sağlık ve Barış Ödülü’nün ABD’deki temsilcisi oldu

Boston Üniversitesi’nde halk sağlığı alanında yüksek lisans eğitimini tamamlayan Mansi Williams, lisans eğitimini halk sağlığı politikası, psikoloji ve sosyal davranış alanlarında gerçekleştirdi. Biyoloji alanında yan dal eğitimi de alan Williams, halk sağlığı alanındaki çalışmaları sayesinde Boston Üniversitesi’nde burslu yüksek lisans eğitimi aldı. Lisans eğitiminin ardından sağlık sektöründe pazarlama alanında da çalışan Williams, süreç iyileştirme ve kalite yönetimi alanında Lean Six Sigma Green Belt sertifikasına sahip.

Williams, Boston Medical Center’da madde kullanım bozukluğu yaşayan bireylerle çalışan sağlık personelinin eğitimine yönelik bir programda program asistanı olarak görev yaptı. Bu kapsamda doktorlar, hemşireler, vaka yöneticileri ve sosyal hizmet uzmanlarına yönelik eğitim programlarının yürütülmesine katkıda bulundu. Program, madde kullanım bozukluğunun yanı sıra evsizlik ve aile içi şiddet gibi sorunlarla karşı karşıya kalan bireylerle çalışan sağlık personeline yönelikti.

Engelli çocuklara yönelik çalışmalarda da görev alan Williams, Kupenda for the Children adlı kuruluşta engelli çocukların tanılanması amacıyla kullanılan bir dijital uygulamanın geliştirilmesine katkıda bulundu. Pandemi döneminde kullanıma sunulan uygulama sayesinde ilgilenilebilen çocuk vakası sayısı üç katına çıktı. Uygulama modeli, Doğu Afrika’daki başka kuruluşlar tarafından da benimsendi.

Williams günümüzde yaşlılara ve engelli bireylere sağlık hizmetleri sunan bir kuruluşta program sorumlusu olarak görev yapıyor.

Mesleki çalışmalarının yanı sıra gönüllü faaliyetlerde de bulunan Williams, üniversite yıllarında American Diabetes Association (Amerikan Diyabet Derneği) için hibe başvuruları hazırladı. Ayrıca görme engelli okul öncesi çocukların diğer çocuklarla aynı eğitim ortamına katılımını destekleyen gönüllü çalışmalarda yer aldı.
Williams, Orange County Burrito Project kapsamında evsiz bireylere yiyecek ve su dağıtımında görev aldı. Projenin sona ermesinin ardından da ayda bir kez evsiz bireylerin yaşadığı kamp alanlarına giderek yiyecek, su, giysi ve diğer ihtiyaç malzemelerini ulaştırmaya devam etti. Ayrıca Harvest Street adlı kuruluşta düşük gelirli ailelere sıcak yemek sunulması ve evsiz bireylere yiyecek, giysi ve çeşitli yardımların ulaştırılmasına yönelik gönüllü çalışmalara katıldı.

Kadınlara yönelik uluslararası bir yardım çalışması olan Period Project kapsamında da gönüllü olarak görev alan Williams, düşük gelirli kadınlar için yeniden kullanılabilir hijyen kitlerinin hazırlanmasına katkıda bulundu. Hazırlanan kitler Hindistan’ın kırsal bölgelerine ve Afrika’daki çeşitli ülkelere gönderildi.

Çevre alanında da gönüllü faaliyetlerde bulunan Williams, yerel bitki türlerinin gelişimini desteklemeye ve yerel ekosistemin korunmasına yönelik faaliyetler yürüten Tree Pittsburgh adlı kâr amacı gütmeyen kuruluşta kısa süreli olarak çalıştı. Williams ayrıca, çocukluğundan itibaren benimsediği şiddetsizlik anlayışı doğrultusunda doğal beslenmeye geçti. Bu tercihini doğal kaynak tüketimini ve çevresel ayak izini azaltma yaklaşımıyla ilişkilendiriyor.
Williams, aynı zamanda Uluslararası Barış Assosiasyonu’nun (International Peace Association) ABD Başkanı olarak görev yapıyor.

Ödülün ABD’de takdim edilmesiyle birlikte, “Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü” İtalya, Fransa, Belarus, Fildişi Sahili, Pakistan ve Rusya’nın ardından şimdi de ABD’de verilmiş oldu. Böylece ödülün uluslararası kapsamı Amerika Birleşik Devletleri’ne de ulaştı.

Sağlıklı Yaşam Vakfı Sağlıklı ve Barışçıl Bir Gelecek İçin Çalışmalarını Sürdürüyor

Sağlıklı Yaşam Vakfı, bireylerin ve toplumun daha sağlıklı, mutlu ve barış içinde yaşayabileceği bir dünya için çalışmalar yürütüyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir yaşamın yaygınlaştırılmasına, yaşam kalitesinin yükseltilmesine, sağlıklı yaşam ve spor programlarının geliştirilmesine odaklanan Vakıf, çevrenin ve doğal kaynakların korunmasına yönelik çalışmalara da önem veriyor.

Vakfın en önemli projelerinden birini, her insanın sağlıklı bir yaşamı hak ettiği anlayışından hareketle “Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü” projelerinin hayata geçirilmesi oluşturuyor.

Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü’nün Uluslararası Yolculuğu Sürüyor

Sağlık ve barış alanlarında topluma ve insanlığa katkı sunan kişi, kurum ve kuruluşları onurlandırmak amacıyla verilen “Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü”, farklı ülkelerde sahiplerini bulmaya devam ediyor. Edinilen bilgilere göre, ödül önümüzdeki dönemde de farklı ülkelerde takdim edilmeye devam edecek.

BARIŞ YOLCUSUBarış yolcusu bencillik içinde değil, gerçekten sever. O, sevgiyi bir köleleştirme aracı olarak kullanmaz v...
10/10/2026

BARIŞ YOLCUSU

Barış yolcusu bencillik içinde değil, gerçekten sever. O, sevgiyi bir köleleştirme aracı olarak kullanmaz ve kendini gerçek sevgiye açar. Gerçek olan sevgide, sevgi bir bağımlılık aracı değildir; koşulsuz sevgi aracıdır.

Barış insanı koşulsuzca sever; sevgisini beklentisizce paylaşır, kendini tamamen sevdiğine verir ama kendi olarak da kalır. Çünkü o, gerçekten kim olduğunu bilir. Barış yolcusu tekamül yolunda kaybolmadan herkese kendini seve seve verir; onun barış anlayışı hep yüksek seviyededir.

Herkesin öz varlığının derinliklerinde mutlak barış vardır ve ona insan ulaşınca tamamen tek başınadır. O zaman birey mutlak tek başınalığın keyfini çıkarır. Orada saflığı, kusursuzluğu, güzelliği, muazzamlığı ve sonsuzluğu deneyimler.

Dünya Değişim Akademisinde "Barış Sanatı" Değişim programı sayesinde barış insanı tek başınalığı deneyimler ve bunun tarif edilmez güzelliğini yaşar. Bu deneyim doyurucu, onarıcı, zenginleştiricidir. Böylece barış insanı, dışardaki kimseyle kavga etmez ve savaşmaz. Tek başınalık yaşanıyorsa, dışsal savaş sona erer ve gerçek barış başlar. O yüzden barış isteyen insan bir süreliğine tek başına kalmalıdır.

Yalnızca o zaman birey tek başınalığın huzurunu ve barışını yaşar. O zaman birey her yerde tek başına ve barışçıl olabilir. O zaman birey, kalabalığın içinde kendini ve barışını kaybetmez. Birey en büyük kalabalıklarda bile uyanık, farkında ve barışçıl kalabilir. Barış insanı, içinde tek başınalığı deneyimlemesine rağmen kalabalığa karışır ve toplumun içinde hareket eder. Buna rağmen de tek başına ve barış içinde olur.

Birey tekamül ederek tek başınalığın tadını çıkarmalı ve tek başınayken barışın zirvesine tırmanmalıdır. Ancak bundan sonra kalabalığa karışarak herkesle mutlak barışı paylaşır.

İnsan içsel kalabalıktan kurtulamayınca huzur ve barışa ulaşamaz. Birey içsel değişim sayesinde içsel kalabalıktan kurtulunca, huzur ve barışa ulaşınca en büyük kalabalıklar içinde bile tek başına kalabilir. O zaman kimse bireyin huzur ve barışına müdahale edemez ve onları bozamaz.

Birey bir kere içsel tek başınalık, huzur ve barışa ulaştı mı istediği zaman varoluşsal tekbaşınalığın, huzurun ve barışın içine dalabilir. İçsel değişim ve dönüşüm sayesinde duyular içe döner ve birey içsel barışa ulaşır. İçsel barışa ulaşmak için insan tek başına yolculuk yapmalı, tek başınalığın farkına varmalı ve tek başınalıkla barışmalıdır.

Neval Kütük
Değişim Uzmanı
Dünya Değişim Akademisi
www.dunyadegisimakademisi.com.tr
[email protected]
0530 877 06 04

Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Genişletilmiş Akademik Kurul Toplantısı GerçekleştirildiKilis 7 Aralık Üniversitesi’nde ...
10/10/2026

Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Genişletilmiş Akademik Kurul Toplantısı Gerçekleştirildi

Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde 2026-2027 Akademik Yılı Genişletilmiş Akademik Kurul Toplantısı, Rektör Prof. Dr. Zekeriya Akman’ın başkanlığında, tüm akademik personelin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda üniversitenin bilimsel üretim kapasitesinin artırılması, nitelikli yayın ve projelerin desteklenmesi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve uluslararasılaşma çalışmalarının geliştirilmesi konuları ele alındı.

Rektör Akman’dan Bilimsel Üretim ve İş Birliği Vurgusu

Toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Zekeriya Akman, akademik başarının ortak emek ve güçlü bir kurumsal aidiyet duygusuyla mümkün olduğunu belirtti. Farklı disiplinler arasında kurulacak iş birliklerinin üniversitenin araştırma ve proje geliştirme kapasitesine önemli katkılar sunacağını ifade etti.

Öğrenci odaklı eğitim anlayışının önemine de değinen Akman, akademisyenlerin öğrencilerin bilimsel merakını destekleyen, araştırma ve üretme becerilerini geliştiren bir eğitim ortamının oluşturulmasında belirleyici rol üstlendiğini vurguladı.

Yeni akademik yılın bilimsel üretimin güçlendiği, ortak çalışmaların arttığı ve yeni başarıların elde edildiği verimli bir dönem olmasını temenni eden Akman, üniversitenin gelişimine katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür etti.

Başarılı Akademisyenler Ödüllendirildi

Toplantı, 2025-2026 akademik yılında yayın ve atıf performanslarıyla öne çıkan akademisyenlere Rektör Prof. Dr. Zekeriya Akman tarafından ödüllerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

Address

Büyükkütah Mah. Cumhuriyet Caddesi. Vakıflar Iş Merkezi Kat 1
Kilis
79000

Telephone

+905435710341

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Vizyon Havadis Kilis posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category