25/05/2026
Tokat’taki Sel Beklenmeyen Bir Afet Değildi; Yıllar Önce Verilmiş Ama Uygulanamayan Bir Karardı
11 yıl önce planını yaptığımız, 4 yıl önce her bir önlemi tek tek yazılan bir afeti, bugün kamyonlarla k*m torbası taşımaya çalışıyoruz.
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu”nun makalesini okudum.
Yayınlanma: 25 Mayıs 2026
Bu günlerde Tokat’tan gelen görüntüleri hepimiz izliyoruz: Yüzlerce kamyon, k*m torbaları, gece gündüz çalışan ekipler, tahliye edilen mahalleler, taşkın riskine karşı kontrollü olarak yıkılan köprüler… İdarecilerimiz gerçekten insanüstü bir gayret gösteriyor; bunu küçümsemek haksızlık olur.
Ancak bir afet uzmanı olarak rahatsız edici bir gerçeği söylemek zorundayım: Bu kahramanlık, yıllar önce ödemediğimiz faturanın bugün kapımıza dayanmış halinden ibarettir. Yağmur, kar erimesi ve baraj tahliyesi bir doğa olayıdır. Onu “afete” çeviren ise doğa değil, bizim yıllardır almadığımız önlemlerdir.
Bu Afetin Senaryosu Yıllar Önce Yazılmıştı
Bunu boşuna söylemiyorum. 2015 yılında Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün başlattığı çalışmada Türkiye’nin ilk havza taşkın yönetim planını Yeşilırmak Havzası için biz hazırladık; planın danışmanıydım. Plan, dört temel hedef altında 71 ayrı tedbir tanımladı.
2022’de ise AFAD, 32 kurumla birlikte Tokat İl Afet Risk Azaltma Planı’nı (İRAP) hazırladı: İki ana amaç, 16 hedef, 85 eylem. Bu iki belge raflarda dursun diye değil, uygulansın diye yazıldı. Her ikisi de tehlikeyi adıyla tanımladı, alınması gereken yapısal ve yapısal olmayan önlemleri sıraladı, her önlem için birinci derecede sorumlu kurum ile destekleyici paydaşları belirledi ve çoğuna teslim tarihi koydu.
Rapor “Şurada Şu Olacak” Dedi; Aynen Oldu
En çarpıcı olanı şu: Bu raporlar genel geçer temennilerden ibaret değildi. 2022 İRAP’ı, Turhal’da nehrin kuzey kesimindeki seddelerin “oldukça alçak” olduğunu ve 50 yılda bir görülen sıradan bir taşkında bile (yaklaşık 229 m³/s) suyun seddeleri aşacağını, yaklaşık 128 hektar alanın 2-3 metre derinlikte su altında kalacağını açıkça yazmıştı.
Tokat merkezde Behzat Deresi üzerindeki yanlış yapılmış köprülerin debiyi geçiremeyeceğini, Erbaa’da Kelkit’in taşacağını tek tek hesaplamıştı. Yani bu ay yaşadıklarımız bir sürpriz değil, yıllar önce yazılıp imzalanmış bir senaryonun aynen sahneye konmasıdır.
1 Liralık İhmalin 15 Liralık Faturası
Şimdi en sevmediğimiz konuya, paraya gelelim. İRAP’ın daha ilk sayfasında, Tokat Valisi’nin imzasıyla şu cümle yer alıyor: “Risk azaltma, afetlere müdahale edilmesi ve iyileştirme çalışmalarından daha az maliyetlidir.”
Bu yalnızca benim görüşüm değil; BM ve AFAD verilerine göre, risk azaltmaya harcanan her 1 liranın, afet sonrası onarımda 15 liraya kadar tasarruf sağladığı bilinmektedir. Bugün Tokat’ta dökülen yüzlerce kamyon dolusu malzeme, çalışan personel, yıkılan köprüler ve sular altında kalan on binlerce dekar tarla (haberlere göre 9.850 ila 13.738 dekar), işte o zamanında ödemediğimiz 1 liranın faiziyle geri dönmüş halidir.
Tutan Sedde Haber Olmaz, Yıkılan Köprü Olur
Peki neden planlarımızı uygulamıyoruz, neden risk azaltmaya para harcamak istemiyoruz? Cevap acı ama basit: Çünkü önleme görünmezdir, müdahale ise gösterişlidir.
Tutan bir sedde haber olmaz; yıkılan bir köprünün başında verilen poz olur. Bir törenle kurdele kesebileceğiniz baraj, sessizce temizlenmiş bir dere yatağından her zaman daha caziptir. Biz başarıyı, afetin hiç olmamasıyla değil, afet anındaki kurtarmayla ölçmeye alışmışız. Oysa risk yönetiminin en büyük başarısı, hakkında hiçbir haber yapılmayan, hiç yaşanmayan afettir.
Kriz yönetimi alkış ister, risk yönetimi sabır.
Kriz yönetimi bir kahramanlık sahnesidir; risk yönetimi ise sıkıcı bir muhasebe işidir. Sistem hangisini ödüllendiriyorsa, idareciler de doğal olarak onu üretir. Önleme yapan değil, enkazı kaldıran takdir görür.
Burada bir parantez açmak istiyorum: Sel anında gece gündüz çalışmak, insanları zamanında tahliye etmek, can kaybını önlemek hem zorunlu hem de çok değerlidir. Bu ekiplere hepimiz teşekkür borçluyuz ve bu kez can kaybı yaşanmaması sevindiricidir. Ancak yapmak zorunda olduğumuz bir görevi “başarı hikâyesi” gibi sunmak, ondan önceki ihmali gizler. Bu, yangında itfaiyeciyi alkışlarken ocağı açık bırakanı sormamaya benzer.
Su kapıya dayandığında iş işten geçmiştir. Afet anındaki hiçbir gayret ne kadar insanüstü olursa olsun afet öncesi risk azaltma ihmalini telafi edemez. Çünkü sel yükseldiğinde sedde örülmez, dere yatağı genişletilmez, köprü yeniden tasarlanmaz, imar yanlışı geri alınmaz. Geriye yalnızca zararı yönetmek kalır.
Bu afetin kaderi, Mayıs 2026’nın o gürültülü haftasında değil; 2015 ile 2025 arasındaki o sessiz yıllarda belirlendi.
İyi Haber: Planlar Hâlâ Masada
Planlar hâlâ duruyor, önlemler hâlâ geçerli. Yapmamız gereken yeni bir şey keşfetmek değil; bildiğimiz, yazdığımız, sorumlusunu ve tarihini belirlediğimiz işleri bu kez gerçekten tamamlamaktır.
Raporları güncelleyelim, bütçesini ayıralım, sorumlu kurumlara teslim tarihiyle zimmetleyelim ve en önemlisi takip edip bitirelim. Çünkü bir sonraki selin ne kadar zarar vereceği, tam da şu an, hava sakinken belirleniyor.
Gelin bu kez farklı karar verelim.
Gerçek kahramanlık, tutan bir seddedir; kimsenin farkına bile varmadığı, hiç yaşanmayan bir afettir.
Kaynaklar:
- Yeşilırmak Havzası Taşkın Yönetim Planı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı / SYGM, 2015)
- Tokat İl Afet Risk Azaltma Planı – İRAP (AFAD, 2022)
- Mayıs 2026 sel olayına ilişkin güncel haberler
- UNDRR / PreventionWeb afet risk azaltma fayda-maliyet verileri
11 yıl önce planını yaptığımız, 4 yıl önce her bir önlemi tek tek yazılan bir afeti, bugün kamyonlarla k*m torbası taşımaya çalışıyoruz. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu”nun makalesini okudum. Yayınlanma: 25 Mayıs 2026 Bu günlerde Tokat’tan gelen görüntüleri hepimiz izliyoru...