01/06/2025
80’lerin başları. Ordu mensubu dayım beni okuduğum ilkokula götürüyor. Beraber otobüs durağında bekliyoruz. Hava buz, yetmezmiş gibi bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Geciken belediye otobüsünü beklerken uzaktan askeri bir servis aracı belirdi. Otobüs şoförü bugün bile anlamadığım bir sebeple nasılsa dayımın asker olduğunu anlayıp, yavaşladı ve tam önümüzde kapıyı açtı.
“Komutanım buyrun!” dedi.
Dayım:
-“Ne tarafa gidiyorsunuz?”
diye sordu.
-“Minibüs Caddesinden karşıya komutanım” diye cevap verdi şoför.
Dayım bir an durakladı. Sonra
- “Tamam siz devam edin” dedi.
Sağnak yağmur altında uzaklaşan servis aracının ardından bakakaldık.
-“Biz de o yöne gidiyorduk dayı. Keşke binseydik” gibilerinden bir şeyler söylediğimi hatırlıyorum.
Sakince bana bakıp,
“Görevde değilim doğru olmazdı” dedi.
Yaşamı boyunca dayımın düsturu oldu bu. Ne kendi parasını çarçur ederdi, ne de halkın parasını. Görevini layıkıyla yapar hırs, ihtiras gibi duygular göstermezdi. İster evde olsun, ister garnizonda, o her zaman tam bir askerdi. Sert, disiplinli…
Evin vicdanı, dengesiyse her daim yumuşak, uzlaşmacı yengemdi.
Emekli olana dek tüm ruhuyla asker kaldı dayım, ya da torunları olana dek.
Hayatında ailesinden, mesleğinden gayrı bir de İzmir’i sevdi belki. Kendi deyişiyle çapayı oraya atmış, hayatının son yıllarını kendi elleriyle yapmaktan gurur duyduğu mütevazı evinde geçirmişti.
Şerefiyle yaşamını adadığı mesleğinden, şerefiyle emekli oldu. Tüm hayatını gösterişten uzak, mütevazı yaşadı. Geriye iki harika evlat ve kirlenmemiş anılar bırakarak bugün aramızdan ayrıldı Emekli İstihkam Albay Artür Birol.
Hoşçakal Dayıcığım.