27/12/2025
Kıbrıs’ın sıcak ve kurak iklimine uyum sağlayabilen develer, 14. yüzyıldan itibaren 19. yüzyıla kadar adamızda yoğun olarak yaşadılar. Kıbrıs’ta bulunan develer, tek hörgüçlü bir cinse sahipti ve daha fazla taşımacılık ve ulaşım sağlamak için kullanılmaktaydılar. Devecilik yaygın bir meslek olarak yapılmaktaydı. Köylerden alınan saman, arpa, buğday gibi ürünler, develere yüklenir ve satılmak üzere şehire gidilirdi. Yük taşıdıkları bu torbalara harar adı verilirdi. Hararların içine bazen harnup, nar, kiremit gibi mallar da konurdu. Küfeler içinde üzüm ayrıca guggurga denen kamıştan yapılmış dar uzun kafesler yardımıyla tavuk da taşınırdı. Deve katarları en az üç-dört deveden oluşurdu. En önde giden erkek deveye peşenk denirdi. Deveciler yüklerini yükledikten sonra tek hörgüçlü peşenge binerek giderlerdi. Kıh kıh denerek oturtulan develere “hade, kalk” gibi komutlar verilerek ya da hafifçe boynunu dürterek kalkmaları sağlanırdı. Devecilerin geldiği, katardaki son hayvana takılan zil sayesinde anlaşılırdı.
Devecilerin kullandığı iki kulplu toprak su bardaklarına halk arasında deveci bardağı denirdi. Böyle denmesinin nedeni, devecilerin, bardaklarını kulplarından develerin üzerlerine asmalarıydı.
Deveciler Hanı
Şeherde develer için yapılan hanlar bulunmaktaydı. Üst katında konaklama yerleri bulunan hanların bahçesinde ise develer dinlenmekteydi. Bilinen en büyük hanlardan birisi, Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen Lefkoşa’da Selimiye Camisi’nin güney yüzünde bulunan “Deveciler Hanı” idi. Han o dönemde iki geniş kapısı bulunan, ortasında geniş bir su haznesiyle, büyük yalakların bulunduğu, alt katında hayvan ağıllarının üstte ise konaklama yerlerinin olduğu bir yapıdaydı. Kerpiç ve ahşaptan yapılan; kemerleri, sündürmesi ile içinde büyük bir dut ağacı olduğu rivayet edilen han, 1950’li yıllara kadar korunmuş ancak 1965-66 yıllarında tamamen yıkılmıştır. Şimdilerde yıkılan hanın yerinde, bir otopark alanı bulunmaktadır.