Medya Etik Kurulu

Medya Etik Kurulu Medya Etik Kurulu Deklarasyonu'nun öngördüğü şekilde oluşturulan Medya Etik Kurulu ilk toplantısını 13 Haziran 2013 tarihinde yaptı.

Medya Etik Kurulu ile ilgili son gelişmelere ve alınan kararlara bu sayfadan ulaşabilirsiniz.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Neriman Fidanlı tarafından Medya Etik Kurulu'na yapılan başvuru üzerine, Özgür Gazete’de dün yayım...
10/06/2026

Psikiyatri Uzmanı Dr. Neriman Fidanlı tarafından Medya Etik Kurulu'na yapılan başvuru üzerine, Özgür Gazete’de dün yayımlanan ve kamu hastanesinde meydana gelen bir olaya ilişkin haber medya etiği ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Kurulumuz tarafından yapılan incelemede, söz konusu haberin kamu hizmeti sunan bir kurumda meydana gelen ve kamuoyunda güvenlik, gözetim ve kurumsal sorumluluk tartışmalarını gündeme getiren bir olayla ilgili olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle haberin belirgin bir haber değeri ve kamu yararı taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Yapılan değerlendirmede, haberde intihar yöntemine ilişkin ayrıntılı bilgi verilmediği, olayın özendirici veya taklit davranışları teşvik edici bir biçimde sunulmadığı ve etik ihlal oluşturduğuna ilişkin herhangi bir gerekçe bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle başvuruya konu haber bakımından medya etiği ihlali tespit edilmediği yönünde Kurul üyeleri arasında görüş birliğine varılmıştır.

Kurulumuzun değerlendirmesinin ardından başvuru sahibi Psikiyatri Uzmanı Dr. Neriman Fidanlı tarafından iletilen görüşler de dikkatle incelenmiştir. Dr. Fidanlı'nın, intihar haberlerinin toplum ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerine, ruhsal hastalıklara yönelik damgalanma riskine ve intihar davranışlarının haberleştirilmesindeki bilimsel hassasiyetlere ilişkin değerlendirmeleri önemli ve dikkate değer bulunmuştur.

Medya Etik Kurulu, söz konusu başvuruda olduğu gibi kamu yararı taşıyan olayların haberleştirilmesinin basının temel görevlerinden biri olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte, intihar vakalarının haberleştirilmesinin diğer birçok haber türünden daha yüksek bir etik sorumluluk gerektirdiği de açıktır. Bu nedenle Kurulumuz, somut olaydan bağımsız olarak tüm medya kuruluşlarına ve içerik üreticilerine şu hususları hatırlatmayı gerekli görmektedir:

Medya Etik Kurulu, intihar olaylarının sırf gerçekleşmiş olmalarının tek başına haber değeri oluşturmadığı görüşündedir. Bir olayın haberleştirilmesinde temel ölçüt kamu yararıdır. Bu nedenle intihar vakalarının haberleştirilip haberleştirilmeyeceği değerlendirilirken olayın kamusal sonuçları, toplumsal etkisi ve kamuoyunun bilgi edinme ihtiyacı birlikte ele alınmalıdır. Kamu yararı gerektirdiği durumlarda bu tür olaylar haberleştirilebilir, ancak rutin, tekrarlayıcı veya yalnızca merak duygusuna hitap eden içeriklerin yayımlanmasından kaçınılmalıdır. Haber değeri ile toplumsal etki arasındaki denge her somut olayda ayrıca gözetilmelidir.

İntihar haberlerinde yöntemin ayrıntılı biçimde anlatılması, olayın dramatize edilmesi, sansasyonel başlıkların kullanılması, durumun romantize edilmesi veya kişiyi kahramanlaştıran bir anlatı kurulması etik açıdan sakıncalıdır. Gazetecilik Meslek İlkeleri'nin intihar haberlerine ilişkin hükümleri bu konuda açık bir yol gösterici niteliğindedir.

Ayrıca ruh sağlığı ile ilgili haberlerde toplumda var olan önyargı ve damgalanmanın güçlendirilmemesine özen gösterilmelidir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi kadar, tedaviye ihtiyaç duyan bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini olumsuz etkileyebilecek yayınlardan kaçınılması da önemli bir toplumsal sorumluluktur.

Kurulumuz, basının kamuoyunu bilgilendirme görevi ile toplum sağlığının korunmasına yönelik sorumluluğu arasında kurulacak hassas dengenin, etik gazeteciliğin temel unsurlarından biri olduğuna inanmaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Medya Etik Kurulu

Kayıp Çocuk Haberleriyle İlgili ÇağrıMedyaya yansıyan kayıp çocuk vakasında çocuğun bulunmuş olması sevindiricidir. Kayı...
03/06/2026

Kayıp Çocuk Haberleriyle İlgili Çağrı

Medyaya yansıyan kayıp çocuk vakasında çocuğun bulunmuş olması sevindiricidir. Kayıp anında çocuğun bulunmasına katkı sağlamak amacıyla yapılan haber ve sosyal medya paylaşımları kamusal yarar taşımaktadır. Ancak çocuk bulunduktan sonra isim, fotoğraf ve diğer kişisel bilgilerin dijital ortamda erişilebilir kalmaya devam etmesi artık kamusal yarar kapsamında değerlendirilemez.

Çocuğun üstün yararı, mahremiyeti ve gelecekte karşılaşabileceği olası olumsuz etkiler gözetilerek, medya kuruluşlarını ve sosyal medya kullanıcılarını ilgili haber, görsel ve paylaşımları kaldırmaya çağırıyoruz.

Çocuk haklarının korunması, etik ve toplumsal bir sorumluluktur.

Medya Etik Kurulu’na, Mağusa Haber Ajansı’nda (MHA) yayımlanan bir intihar haberiyle ilgili şikayet ulaşmıştır. Kurulumu...
02/06/2026

Medya Etik Kurulu’na, Mağusa Haber Ajansı’nda (MHA) yayımlanan bir intihar haberiyle ilgili şikayet ulaşmıştır. Kurulumuz tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, söz konusu yayının ve ayrıca kurulumuzun aynı haberle ilgili tespit ettiği Ada Pusula ile Kıbrıs Dakik adlı internet sayfalarındaki yayınların, gazetecilik meslek etiği bakımından sorunlu olduğu kanaatine varılmıştır.

İntihar olaylarının haberleştirilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkı ile insan yaşamına, toplumsal hassasiyetlere ve özellikle çocukların korunmasına ilişkin etik sorumluluklar arasında son derece dikkatli bir denge kurulmasını gerektirir. Gazetecilik meslek ilkeleri, intihar olaylarında kullanılan yöntemin ayrıntılı biçimde aktarılmamasını, olayın özendirici veya taklit riskini artırabilecek unsurlarla sunulmamasını ve olayı gösteren görsellerin yayımlanmamasını açık biçimde öngörmektedir.

Kurulumuzun değerlendirmesinde, haberde kişinin intiharı hangi araçla ve ne şekilde gerçekleştirdiğine ilişkin detaylara yer verilmesinin, kullanılan görselin ve olay yerine ilişkin unsurların puslu biçimde sunulmuş olsa dahi intihar davranışını özendirici, örnekleyici ve taklit riskini artırıcı etki yaratabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Özellikle haberdeki öznenin çocuk olması, medya kuruluşlarının sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır. Çocukların konu olduğu olaylarda yayın dili, görsel kullanımı ve kimlik çağrışımı yaratabilecek tüm unsurlar konusunda azami hassasiyet gösterilmesi gerekmektedir. Bu tür olaylarda etik sorumluluk yalnızca haberin öznesine değil, geride kalan aile bireylerine, yakın çevreye ve toplum üzerindeki olası etkilerine karşı da gözetilmelidir. Bu çerçevede Medya Etik Kurulu, Mağusa Haber Ajansı, Ada Pusula ve Kıbrıs Dakik hakkında uyarma kararı almıştır.

Kurulumuz, aynı olayda Polis Basın Subaylığı tarafından isim verilerek açıklama yapılmasını da doğru bulmamaktadır. Özellikle çocuk yaşta bireyleri ilgilendiren adli olaylarda kamusal makamların da hak temelli ve koruyucu bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Daha önce 18 yaşın altında gerçekleşen pek çok adli olayın polis basın bültenlerinde yayımlanmadığı bilinmektedir. Aynı etik yaklaşımın bu olay bakımından da gözetilmesi gerektiği açıktır. Polis makamlarının olaylar hakkında bilgi paylaşırken isim açıklama ya da açıklamama konusunda dengeli, adil ve tutarlı bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir.

Medyanın görevi, trajedileri sansasyonun nesnesine dönüştürmek değil, kamuoyunu bilgilendirirken insan onurunu, toplumsal duyarlılığı ve yaşam hakkını koruyan bir yayıncılık anlayışını güçlendirmektir. Medya Etik Kurulu, tüm medya kuruluşlarını ve kamusal bilgi paylaşımı yapan kurumları, özellikle çocukları ilgilendiren hassas olaylarda etik sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet eder. Kurulumuz ayrıca sosyal medya kullanıcılarını da bu tür hassas içeriklerin paylaşılması, yaygınlaştırılması ve etkileşiminin artırılması konusunda daha dikkatli ve sorumlu davranmaya çağırır.

Saygılarımızla

Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’nda yapılan değişiklikle gazetecilere yönelik hapis cezası tehdidinin kaldırılarak yerine ...
26/05/2026

Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’nda yapılan değişiklikle gazetecilere yönelik hapis cezası tehdidinin kaldırılarak yerine yüksek para cezalarının öngörülmesi, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından ciddi riskler taşımaya devam etmektedir.

Medya Etik Kurulu olarak bir kez daha vurguluyoruz ki; demokratik toplumlarda basın üzerinde cezalandırıcı ve caydırıcı etki yaratacak düzenlemeler, yalnızca gazetecileri değil toplumun tamamını ilgilendirir. Çünkü özgür basının zayıflatıldığı her durumda zarar gören temel hak, halkın doğru ve bağımsız bilgiye erişim hakkıdır.

Gazetecilere yönelik hapis tehdidinin geri çekilmiş olması, yüksek para cezaları da özellikle ekonomik olarak kırılgan durumdaki bağımsız medya kuruluşları ve gazeteciler üzerinde ağır bir baskı mekanizmasına dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Daha da önemlisi yeni düzenleme de gazetecilik mesleğini hala bir suç kapsamı altında tanımlamaktadır.

Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğünü sınırlayan uygulamalar yalnızca hapis cezalarıyla değil, ekonomik yaptırımlar yoluyla da hayata geçirilebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çeşitli kararlarında da vurgulandığı üzere, medya üzerinde “caydırıcı etki” yaratacak orantısız yaptırımlar ifade özgürlüğü açısından sakıncalıdır.

Gazetecilik faaliyetlerinin sürekli dava ve ağır mali yaptırım tehdidi altında yürütülmesi, özellikle kamu yararı taşıyan konularda oto sansürü artırabilir; yolsuzluk, kamu yönetimi, insan hakları ihlalleri ve kamusal denetim gerektiren alanlarda haberciliği zayıflatabilir. Bu durum ise demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olan çoğulcu ve özgür medya ortamına zarar verir.

Medya Etik Kurulu olarak, basın alanındaki sorunların çözümünün cezalandırıcı yöntemlerden değil; etik ilkelerin güçlendirilmesi, basın meslek örgütlerinin desteklenmesi, özdenetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve medya okuryazarlığının artırılmasından geçtiğine inanıyoruz.

Medya Etik Kurulu olarak meslektaşlarımıza çağrımız, etik ilkeler çerçevesinde mesleklerini icra etmeye devam etmeleri ancak mevcut düzenlemelerin meslek refleksleri üzerinde bir baskı yaratmasına ya da bir otosansüre kesinlikle izin vermemeleridir.

Özgür, bağımsız ve eleştirel medya; demokratik toplumların güvencesidir. Basının cezalandırılması değil korunması gereken bir kamusal görev yürüttüğü unutulmamalıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur,
Medya Etik Kurulu

ORTAK BASIN AÇIKLAMASIBugün burada, halkın haber alma hakkını daraltmaya, gazeteciliği cezai baskı altına almaya ve demo...
25/05/2026

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI

Bugün burada, halkın haber alma hakkını daraltmaya, gazeteciliği cezai baskı altına almaya ve demokratik toplumun temel dayanaklarından biri olan basın özgürlüğünü siyasi müdahale ile sınırlandırmaya çalışan bir anlayışa karşı durmak için bulunuyoruz.

Haftalardır toplumun gündeminde olan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B düzenlemesi, yükselen toplumsal itirazlara rağmen hiçbir değişiklik yapılmadan yeniden Meclis gündemine taşınmıştır.

Basın örgütlerinin uyarılarına, insan hakları çevrelerinin ortaya koyduğu sakıncalara, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin yükselttiği itirazlara ve Cumhurbaşkanı’nın geri gönderme gerekçelerinde işaret ettiği hukuki çekincelere rağmen hükümet ne toplumsal itirazları ne de hukuki değerlendirmeleri dikkate almıştır.

Bize “masumiyet karinesi korunacak” deniliyor. Oysa dayatılan bu yasa maddesi, peşin hükmü değil görünürlüğü cezalandırmak istemektedir. Doğrudan gazeteciliğin, fikir ve ifade özgürlüğünün kendisi cezalandırılmak istenmektedir! Bir temel hakkı koruma iddiasıyla başka temel hakları baskı altına alan hiçbir anlayış demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.

Gazetecilik faaliyetini veya fikir ve ifade özgürlüğünü kullanan her bireyi hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakmak demokratik bir tercih değildir. Bu tehdit, etik sorumluluk üretmez. Korku üretir. Otosansür üretir. Cezai tehdidin gölgesinde fikir ve ifade özgürlüğü değil, korku iklimi büyür.

Bu düzenleme, yalnızca gazetecilere yönelik bir baskı aracı değildir. Aynı zamanda mahkemelerle ilgili kamusal konuşma alanına müdahale etmeyi amaçlamaktadır. Topluma, yargı süreçleri hakkında neyin konuşulabileceğini ve neyin görünür olabileceğini cezai tehditle belirlemeye çalışan bir anlayış dayatılmaktadır.

Baskı altına alınmak istenen bilgiye erişim hakkıdır. Toplumun ifade özgürlüğüdür. Zayıflatılmak istenen kamusal denetimdir. Engellenmek istenen ise iktidarın denetlenmesi, yargı süreçlerinin konuşulması, fikir ve ifade özgürlüğüdür. Kamusal görünürlüğün zayıfladığı yerde denetim azalır. Denetimin azaldığı yerde ise keyfilik, ayrıcalık ve hesap vermezlik büyür.

Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemeler katılımcı süreçlerle şekillenir. Burada yaşanan şey ise istişare değil, önceden verilmiş bir kararın hayata geçirilmesidir. İtirazlar bilinçli biçimde yok sayılmış, komite süreci demokratik tartışma zemini olmaktan çıkarılmış, önceden verilmiş siyasi kararların onaylandığı bir mekanizmaya dönüştürülmüştür.

Bir kez daha söylüyoruz:

Bu düzenleme hukuki bir zorunluluk değildir. Siyasal bir tercihtir. Bugün bu tercih için elini kaldıracak olanlar, bunun siyasi ve toplumsal sorumluluğunu da taşıyacaktır.

Bizler bugün burada toplanan basın örgütleri, siyasal partiler ve demokratik kitle örgütleri olarak, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaktan geri durmayacağız.

Demokratik hakların daraltılmasına, gazeteciliğin cezai baskı altına alınmasına ve toplumun sessizliğe zorlanmasına boyun eğmeyeceğiz.

Birazdan Meclis’e gireceğiz ve bu oturumu takip edeceğiz. Alınan kararları, kullanılan oyları ve bu iradenin sahiplerini toplum adına kayda geçireceğiz.

Bugün burada yaşananlar unutulmayacaktır.

Bu mesele bugün bitmeyecek.

Herkes şunu bilmelidir:

Özgürlükleri daraltanlar da, özgürlüklere sahip çıkanlar da toplumun hafızasında yerini alacaktır.

Haftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıyan Ceza ...
24/05/2026

Haftalardır toplumun gündeminde olan ve halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü açısından ciddi riskler taşıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki 23B numaralı düzenleme, komitede hiçbir değişikliğe uğramadan yeniden Meclis’e sevk edilmiştir.

Gazetecilik faaliyetini cezai yaptırım tehdidi altına sokmayı meşru gören bu yaklaşım, siyasi bir tercihin ürünüdür. Başbakanlık görevini yürüten Ünal Üstel’in talimatlarını uygulayan UBP-DP-YDP hükümeti, toplumun farklı kesimlerinden yükselen itirazları değerlendirmek yerine, önceden şekillenmiş bir siyasi iradeyi hayata geçirmeyi tercih etmiştir.

Demokratik toplumlarda temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemeler, meslek örgütleriyle, hukuk çevreleriyle ve toplumun ilgili kesimleriyle gerçek bir istişare yürütülerek hazırlanır. Burada yaşanan ise tam tersidir. Görüş alma görüntüsü altında toplumsal itirazların etkisizleştirilmeye çalışıldığı, kararın baştan verildiği ve komite sürecinin demokratik müzakere zemini olmaktan çıkarılarak bir formaliteye dönüştürüldüğü bir tablo ile karşı karşıyayız.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından geri gönderilen düzenlemeye ilişkin ortaya konan hukuki çekinceler de bilinçli biçimde yok sayılmıştır. Basın ve ifade özgürlüğüne ölçüsüz müdahale riski, hukuki belirsizlik ve temel haklara yönelik olası ihlaller konusunda yapılan değerlendirmeler dikkate alınmamıştır. Hükümet uzlaşı aramamış, eleştirileri değerlendirmemiş ve toplumsal kaygıları dikkate alma ihtiyacı dahi hissetmemiştir.

Üstelik hükümet bu yaklaşımı burada da bırakmamaktadır. Komiteden geçirilen düzenlemenin Pazartesi günü alelacele Meclis gündemine taşınarak yasalaştırılmak istenmesi, demokratik tartışmadan kaçan ve oldu bitti yöntemlerini tercih eden bir anlayışın göstergesidir. Basın örgütlerinin uyarılarına, hukuk çevrelerinin değerlendirmelerine ve toplumun her kesiminden yükselen itirazlara rağmen sergilenen bu tavır kabul edilemez.

Toplumsal rızayı değil sayısal çoğunluğun gücünü esas alan bu anlayışın sonucu açıktır. Gazetecilik üzerinde baskı yaratmak, kamusal denetimi zayıflatmak ve toplumun bilgiye erişimini kontrol altına almak. Bunun adı demokratik düzenleme değil, cezai baskı yoluyla kamusal alanı daraltma girişimidir.

Bizler aşağıda imzası bulunan demokratik kitle örgütleri olarak bu yaklaşımı reddediyoruz. Toplumun her kesiminin itirazlarına rağmen, meşruiyeti tartışmalı bir hükümetin oldu bitti yöntemleriyle temel hakları sınırlamaya çalışmasını kabul etmiyoruz. Demokratik hakların daraltılmasına yönelik bu girişim karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça ifade ediyoruz.

Bu nedenle Pazartesi günü saat 11.00’de Cumhuriyet Meclisi önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştireceğimizi ve Meclis oturumunu izlemek üzere orada olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Demokratik değerlere, özgür basına ve halkın haber alma hakkına sahip çıkan herkesi dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.

Buna sessiz kalmayacağız.

Saygılarımızla

Basın Emekçileri Sendikası
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Medya Etik Kurulu

Baraka Kültür Merkezi
Belediye Emekçileri Sendikası (BES)
Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ)
Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi (ESPA)
Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen)
Eşit Hak ve Adalet Sendikası (Hak-Sen)
Gelir ve Vergi Dairesi Çalışanları Sendikası (Vergi-Sen)
Gümrük Çalışanları Sendikası (Güç-Sen)
Hazine ve Maliye Çalışanları Sendikası (Maliye-Sen)
İnsan Hakları Platformu (İHP)
Kıbrıs Edebiyat Derneği
Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu (KİEF)
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)
Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ)
Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen)
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS)
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS)
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği
Kıbrıs Türk Tabipleri Odası
Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Çalışanları Sendikası (Tel-Sen)
Liberal Demokrasi Hareketi
Yeşil Barış Hareketi

Bağımsızlık Yolu (BY)
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)
Halkın Partisi (HP)
Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP)
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP)
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP)

Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde bugün yaşananlar, bu ülkede basın özgürlüğüne, halkın haber al...
22/05/2026

Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde bugün yaşananlar, bu ülkede basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve demokratik toplum ilkelerine nasıl yaklaşıldığının açık bir göstergesi haline gelmiştir.

Basın örgütleri saatler boyunca komitede görüş bildirmiş, toplumun her kesiminden demokratik kitle örgütleri düzenlemenin yaratacağı ağır sonuçları ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Haftalardır kamuoyunda süren tartışmalara, yükselen toplumsal tepkiye ve onlarca örgütün ortak açıklamalarına rağmen, hiçbir toplumsal meşruiyeti kalmayan Ünal Üstel yönetimindeki UBP-DP-YDP Hükümeti ile UBP’li komite üyeleri Yasemi Öztürk, Alişan Şan ve Sadık Gardiyanoğlu, gazetecilere hapis tehdidi öngören düzenlemeyi tek bir değişiklik yapmadan komiteden geçirerek Meclis’e sevk etmiştir.

Bu tavır siyasi kibirdir. Bu tavır toplumsal iradeyi yok saymaktır. Bu tavır demokratik denetim mekanizmalarını baskı altına alma girişimidir. Üstel’in talimatlarını uygulayan komite üyeleri bugün yalnızca bir yasa maddesine onay vermemiştir. Halkın haber alma hakkını daraltan, gazeteciliği cezai baskı altına almaya çalışan ve demokratik toplum ilkelerini açık biçimde hedef alan bir anlayışın sorumluluğunu üstlenmişlerdir.

Bu süreç boyunca yalnızca basın örgütlerinin değil, toplumun farklı kesimlerinin ortaya koyduğu açık uyarılar da bilinçli şekilde görmezden gelinmiştir. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, geçtiğimiz günlerde yasayı geri gönderirken düzenlemenin basın ve ifade özgürlüğüne ölçüsüz müdahale riski taşıdığını, hukuki belirsizlik yarattığını ve temel haklara ağır müdahale anlamına gelebileceğini açık biçimde ortaya koymuştur. Buna rağmen komite ne toplumsal tepkiyi ne hukuki eleştirileri ne de demokratik kaygıları dikkate almıştır.

Ortaya çıkan tablo nettir. Gazetecilik faaliyetini cezai tehditle baskı altına almak isteyen bir siyasi anlayış, bugün tüm toplumsal itirazlara rağmen geri adım atmamıştır. Bu yaklaşım gazetecileri susturmayı, kamusal görünürlüğü azaltmayı ve toplumun bilgiye erişimini sınırlandırmayı hedeflemektedir. Bunun sonucu daha az şeffaflık, daha az hesap verebilirlik ve daha fazla korku ortamıdır.

Bugün komitede yaşananlar unutulmayacaktır. Bugün atılan imzalar sıradan imzalar değildir. Bu imzalar, bu ülkede gazeteciliği cezai baskı altına alma iradesinin altına atılmıştır. Halkın haber alma hakkını baskı altına alan, basın özgürlüğünü cezai tehditle sınırlandırmaya çalışan bu anlayış unutulmayacaktır.

Bu iş daha bitmedi.

Tarih sizi yazacak.

Basın Emekçileri Sendikası
Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği
Medya Etik Kurulu

Bir okulda yaşandığı iddia edilen çocuğa yönelik cinsel taciz olayıyla ilgili yürütülen haber süreçlerini dikkatle takip...
20/05/2026

Bir okulda yaşandığı iddia edilen çocuğa yönelik cinsel taciz olayıyla ilgili yürütülen haber süreçlerini dikkatle takip ediyoruz. Çocukların taraf olduğu olaylarda medya kuruluşlarının sorumluluğu yalnızca kamuoyunu bilgilendirmekle sınırlı değildir. Aynı zamanda çocuk haklarının korunması, mağduriyetin yeniden üretilmemesi ve toplumsal hassasiyetin gözetilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu tür olayların haberleştirilmesinde kamu yararı ilkesi esas alınmalı, kullanılan dil, görseller ve haberin sunuluş biçimi insan onuruna, çocuk haklarına ve etik yayıncılık ilkelerine uygun olmalıdır.

Bu çerçevede medya kuruluşlarını;

- Çocukların kimliğini doğrudan veya dolaylı biçimde açığa çıkarabilecek yayınlardan kaçınmaya,

- Okul, aile, sosyal çevre ve görsel detaylar üzerinden teşhire yol açmamaya,

- Yargı süreci tamamlanmadan suçlayıcı ve peşin hüküm içeren bir dil kullanmamaya,

- Tıklanma ve erişim kaygısıyla sansasyonel başlıklar oluşturmamaya,

- Toplumsal travmayı derinleştirecek görüntü, ifade ve yorumlardan uzak durmaya,

- Çocuk hakları odaklı, etik ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmeye

davet ediyoruz.

Medya Etik Kurulu

Medya Etik Kurulu’na Kuir Kıbrıs Derneği tarafından ADA Haber platformunda yayımlanan bir köşe yazısına ilişkin başvuru ...
20/05/2026

Medya Etik Kurulu’na Kuir Kıbrıs Derneği tarafından ADA Haber platformunda yayımlanan bir köşe yazısına ilişkin başvuru ulaşmıştır. Başvuru, Rana Sarro’ya ait bir köşe yazısının ayrımcı ifadeler içerdiği, nefret söylemini beslediği ve LGBTİ+ bireyleri hedef gösterdiği yönündeki iddiaları kapsamaktadır.

Kurulumuzun çalışma esasları doğrultusunda, haber içerikleri medya etik ilkeleri bakımından değerlendirilmekte, köşe yazıları ise bireysel ifade ve düşünce açıklaması niteliği taşımaları nedeniyle doğrudan kurul incelemesi kapsamına alınmamaktadır. Bu nedenle, Rana Sarro tarafından kaleme alınan ve ADA Haber’de yayımlanan köşe yazısı, belirli bir toplumsal grubu hedef alır nitelikte olsa dahi, ifade ve düşünce açıklaması kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle Medya Etik Kurulu tarafından etik ihlal yönünden bağlayıcı inceleme konusu yapılamamaktadır.

Bununla birlikte, ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğunu kabul ederken, bu özgürlüğün başka bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek biçimde kullanılmaması gerektiğini de önemle hatırlatmak isteriz.

17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi ve Transfobi Karşıtı Gün kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler sürecinde sosyal medyada yoğun biçimde nefret söylemi, aşağılayıcı ifade ve hedef gösterici paylaşımların yaygınlaşmış olması kaygı vericidir. Barışçıl toplantı ve gösteri hakkı anayasal güvence altında bulunan temel hak ve özgürlüklerden biridir. Bu hakkın kullanılması nedeniyle bireylerin veya toplulukların hedef gösterilmesi, aşağılanması ya da nefret söylemine maruz bırakılması kabul edilemez. İnsan hakları, çoğulculuk ve birlikte yaşam kültürü açısından onlarca yıldır verilen toplumsal mücadelenin ardından, ayrımcı söylemlerin yeniden görünür hale gelmesi üzüntü vericidir.

Gazetecilik meslek ilkeleri, etnik kimlikler, kadınlar, çocuklar ve LGBTQI+ bireyler dahil olmak üzere tüm toplumsal kesimlere yönelik yayınlarda ayrımcılığı teşvik etmeyen, nefret söylemine yer vermeyen, kapsayıcı bir dil kullanılmasını öngörmektedir. Medyanın görevi, farklılıklarla bir arada yaşam kültürünü güçlendiren, insan haklarına dayalı sorumlu bir yayıncılık anlayışını geliştirmektir. Demokratik toplumlarda çeşitlilik, toplumsal yaşamın doğal ve korunması gereken bir parçasıdır.

Bu çerçevede Medya Etik Kurulu, tüm medya kuruluşlarını ve sosyal medya kullanıcılarını, eleştiri hakkını kullanırken insan onuruna saygılı olmaya, ayrımcı ve nefret içerikli söylemlerden kaçınmaya, kamusal tartışma ortamını çoğulculuk ve karşılıklı saygı temelinde sürdürmeye davet eder.

İfade özgürlüğü demokratik toplumların temel değerlerinden biri olmakla birlikte, mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Özgürlük, bireylerin onurunu, güvenliğini ve eşit haklarını zedeleyen, onları hedef haline getiren söylemleri meşrulaştıran bir araç olarak kullanılamaz. Bu nedenle medya organlarının ve kamusal alanda söz üreten tüm kişilerin, eleştiri hakkı ile nefret söylemi arasındaki hassas çizgiyi gözetmesi, çoğulculuğu, insan onurunu ve birlikte yaşam kültürünü koruyan sorumlu bir dil benimsemesi büyük önem taşımaktadır.

Saygılarımızla

Medya Etik Kurulu

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından yeniden görüşülmek üzere Cumhuriyet Meclisi’ne geri gönderilen Ceza Muhakemeleri...
19/05/2026

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından yeniden görüşülmek üzere Cumhuriyet Meclisi’ne geri gönderilen Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası'nın yarın Meclis Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde yeniden ele alınacağı açıklandı.

Sadece medya örgütlerinde değil, kamuoyunda da yoğun gündem konusu olan ve tepkilere yol açan yasa, medya mensuplarına hapislik dahil cezai yaptırım öngörüyor.

Medyayı doğrudan ilgilendiren, halkın haber alma hakkına sınırlamalar getiren bu yasanın yeniden değerlendirme sürecine basınla ilgili örgütlerin davet edilmemesi açıklanabilir bir durum değildir.

Tüm basın örgütleri ve ilgili taraflar yanında, çalışma alanı doğrudan yasayla düzenlenen konularla bağlantılı Medya Etik Kurulu'nun komitede temsil edilmesi demokratik katılımcılık gereğidir.

Meclis komitesinin, özellikle hükümetin, uyarı ve önerileri dikkate alarak, katılımcılık anlayışıyla yasada gerekli düzenlemeleri yapmasını diler, aksinin yeni sorunlara yol açacağı konusundaki uyarılarımızı tekrarlarız.

Medya Etik Kurulu

Address

Dr. Fazıl Küçük Bulvarı, Mehmet Ali Akpınar Sokak
Nicosia

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Medya Etik Kurulu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Medya Etik Kurulu:

Shortcuts

Share

Category