Aachen Postası

Aachen Postası Kontaktinformationen, Karte und Wegbeschreibungen, Kontaktformulare, Öffnungszeiten, Dienstleistungen, Bewertungen, Fotos, Videos und Ankündigungen von Aachen Postası, Nachrichten- und Medienseite, 52068, Aachen.

Abdullah Yaşar journalist and photographer at Aachen Postası
Aachen, Köln,Bonn,Düren,Heinsbeg çevresi ,,Siyaset, spor, ekonomi ve yaşamdan en sıcak gelişmeler...

Aachen Postası'nda

DİTİB BAESWEILER CAMİİ’NDE FAHRETTİN KARATAY HOCA’YA VEFA VE VEDABAESWEILER – 20 Eylül 2026 | Aachen PostasıDİTİB Baeswe...
20/09/2026

DİTİB BAESWEILER CAMİİ’NDE FAHRETTİN KARATAY HOCA’YA VEFA VE VEDA

BAESWEILER – 20 Eylül 2026 | Aachen Postası

DİTİB Baesweiler Camii’nde yaklaşık beş yıldır din görevlisi olarak hizmet veren Fahrettin Karatay Hoca için “Vefa ve Veda Programı” düzenlendi. Din görevlileri, dernek yöneticileri, dostları ve çok sayıda cemaat mensubunun katıldığı programda, Karatay’ın Baesweiler’de geçirdiği hizmet yılları, cemaatle kurduğu gönül bağı ve insani yardım faaliyetleri anlatıldı.

Fahrettin Karatay’ın 21 Eylül 2021’de başlayan Baesweiler’deki görev süresinin sona ermesi dolayısıyla gerçekleştirilen program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından yapılan konuşmalarda Karatay’ın yaklaşık beş yıllık hizmet döneminde yalnızca mihrap ve kürsüde değil, eğitimden gençlik çalışmalarına, sosyal faaliyetlerden cemaatin günlük hayatındaki sıkıntılarına kadar birçok alanda görev üstlendiği vurgulandı.

“Sadece hocamız değil, kardeşimiz ve gönül dostumuz oldu”

Programdaki konuşmalarda Fahrettin Karatay’ın cemaatle kurduğu yakın ilişkiye özellikle dikkat çekildi. Hastalıkta, düğünde, cenazede ve insanların zor günlerinde cemaatin yanında bulunduğu; çocukların ve gençlerin dini eğitimlerinin yanı sıra ahlak, edep, vatan ve millet sevgisiyle yetişmesine katkıda bulunduğu ifade edildi.

Konuşmacılar, Karatay’ı yalnızca bir din görevlisi olarak değil, “ağabey, kardeş, dert ortağı ve gönül dostu” olarak gördüklerini dile getirdiler.

Bölgedeki din görevlileri arasındaki dayanışmaya da değinilen konuşmalarda, hocaların özellikle kış aylarında düzenli olarak bir araya geldikleri, istişarelerde bulundukları ve ortak programlar gerçekleştirdikleri anlatıldı. Fahrettin Karatay’ın da bu birlikteliğe önemli katkılar sunduğu belirtildi.

Suriye’de ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırdı

Programda Fahrettin Karatay’ın cami hizmetlerinin yanı sıra insani yardım çalışmalarına yaptığı katkılar da gündeme geldi.

Konuşmalarda aktarıldığına göre Karatay, Ramazan dönemlerinde Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere yapılan yardım faaliyetlerinde görev aldı. Cemaat tarafından emanet edilen zekât ve fitrelerin yetimlere, yoksullara, mağdurlara ve savaşın etkilediği ailelere ulaştırılmasına katkıda bulundu.

Programda bu çalışmaların yalnızca maddi yardım olmadığı; Almanya’daki cemaat ile ihtiyaç sahipleri arasında kardeşlik ve gönül köprüsü oluşturduğu vurgulandı.

Beş yıllık hizmetten geriye dostluklar kaldı

Program boyunca yapılan konuşmalarda zaman zaman duygusal, zaman zaman da tebessüm ettiren hatıralar paylaşıldı. Fahrettin Karatay ile birlikte görev yapan din görevlileri, ortak programları, toplantıları ve çay sohbetlerini anlattılar.

Karatay’ın ehliyet alma sürecinde yaşadığı ilginç olayların anlatılması ise programın tebessüm ettiren bölümlerinden biri oldu.

Meslektaşları, yaklaşık beş yıllık görev döneminde Karatay’ın insanlarla kurduğu samimi ilişkilere, vefasına ve hizmet anlayışına dikkat çekerek bundan sonraki hayatında kendisine ve ailesine başarı, sağlık ve huzur dileklerini ilettiler.

Helallik istedi, cemaate teşekkür etti

Programın en duygusal anlarından biri Fahrettin Karatay’ın veda konuşması oldu.

Karatay, görev yaptığı yıllar boyunca kendisine destek veren cami dernek yöneticilerine, din görevlilerine, gönüllülere ve bütün cemaate teşekkür etti. Birlikte geçirilen yılların kendisinde unutulmayacak hatıralar bıraktığını ifade ederek, cemaatle kurduğu gönül bağının görev süresinin sona ermesiyle bitmeyeceğini dile getirdi.

Görev dönemi boyunca bilerek veya bilmeyerek kırdığı kişiler olmuşsa kendilerinden helallik isteyen Karatay, kendisinin de hakkını helal ettiğini ifade etti.

Ayrılığın yalnızca mekânsal olduğunu, dostlukların ve duaların devam edeceğini belirten Karatay, yeni hayatına ilişkin iyi dileklerini paylaşan herkese teşekkür etti.

Dualarla uğurlandı

Programda Fahrettin Karatay’a hizmetlerinden dolayı çeşitli hediyeler takdim edildi. Programa katılamayan bazı dostları ve yakınları da video mesajlarıyla veda ve başarı dileklerini iletti.

Yaklaşık beş yıl boyunca DİTİB Baesweiler Camii’nde hizmet veren Fahrettin Karatay, cemaatin duaları ve iyi dilekleri eşliğinde uğurlandı.

Aachen Postası olarak biz de Fahrettin Karatay Hoca’ya bugüne kadar yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyor, kendisine ve ailesine bundan sonraki hayatlarında sağlık, huzur ve başarılar diliyoruz.

Aachen Postası
Geçmişten Geleceğe Sesiniz

19/09/2026

Ege’s Kumpir & More

Elsassstraße 49
52068 Aachen

Ege’s Kumpir & More Elsassstraße 4952068 Aachen
19/09/2026

Ege’s Kumpir & More

Elsassstraße 49
52068 Aachen

18/09/2026
YAŞANMIŞ 18 YILIN ÖZLEMİYeşilçay’ın unutulmayan insanlarına, hatıralarına ve geçmişine bir vefa yazısıAbdullah Bilgin’de...
17/09/2026

YAŞANMIŞ 18 YILIN ÖZLEMİ

Yeşilçay’ın unutulmayan insanlarına, hatıralarına ve geçmişine bir vefa yazısı

Abdullah Bilgin’den Yeşilçay Hatıraları

Haydi kalk Hüseyin Hoca, namazın gecikti…

Köyün sabahları bir başkaydı. İmamın ezanıyla başlayan günlerde, abdestini alan köylüler namaz için caminin yolunu tutardı. Hacı İbrahim Akduman yine ezanı okur, Rıza Doğanay amca ise çoğu zaman ezandan önce camiye gelmiş olurdu.

Bir sabah Pazaro İmam ezanı okudu. Onun okuduğunu duymayan Uzun Hüseyin Hoca da ezanı okuyunca, “Duydun mu imam, bu ikinci ezan oldu!” diye takılmalar başlardı.

İşte bizim Yeşilçay böyleydi.

Camisiyle, kahvesiyle, bakkalıyla, esnafıyla, tarlasıyla, harmanıyla; birbirine takılan, birlikte gülen, gerektiğinde birbirinin yardımına koşan insanlarıyla kocaman bir aileydi.

Bugün dönüp geçmişe baktığımızda insan ister istemez soruyor:

Neredeler şimdi o güzel insanlar?

Berber İbrahim’in Kamil, Patronun Mehmet, Ahmet Bayyiği’nin Abdullah’ı… Daha dün küçücük çocuklardı.

Tonguro Mehmet ile kardeşi Mustafa’nın evleri yan yana, bitişikti. Hacı Kasapların Mehmet Emin dayı ve oğulları vardı.

İbrahim Abik’in kağnısı eskidi, tekerleri sustu. Rahmetli Mustafa Abik dayının eski fotoğrafındaki renkler bile zamanla soldu.

Abdullah Akkurt, Ramazan Keskin, Hidayet Çevik dayılar nerede?

Tabancalı nerede? Mehmet Özmen, Akif Yüksel dayı nerede?

Yirmi dört saatin belki on saatini beraber geçirdiğimiz Çamur Şevket abim nerede?

Şevket abime “Çamur” derlerdi ama kendisi melek gibi bir insandı. Alınören’de doğmuş olsa da onu tanımayan, doğuştan Yeşilçaylı zannederdi. Köy için yapılacak bir hizmet olduğunda koşarak gelir, hayır işlerinde çalışırken bile muzipliğinden geri kalmazdı.

Talip Hoca dayı, bakkalını açsana… Çocukların ellerinde kaldı parası!

Köyümüzde hayat böyleydi. Küçük şeylerle mutlu olur, birbirimizin hâlini hatırını sorardık.

Hacı Demirci, Hacı Çakır dayı, Ambarcı Mehmet Emin dayı…

Yüksek tahsilleri olmayabilirdi ama hayatı bilen, sözü dinlenen, akıllı insanlardı. Ambarcı Mehmet Emin amca konuştuğunda hepimizi dinlettirirdi.

Aldemir, Demirci Ali, Terzi Mustafa, Mehmet ve Hüseyin Özmen kardeşler…

Mehmet ile Hüseyin Özmen kendi hâllerinde camiye gelir gider, kimseye kötü bir söz söylemezlerdi.

Gurbette vefat edip kabirleri köyümüzde olmayan rahmetlilerimizi de Rabbim bizlere unutturmasın.

CAMİ, KAHVE VE ESKİ YEŞİLÇAY

Tekelo Ahmet Taştekin Hoca’nın duruşu bile yeterdi.

Korcu Ahmet ise camimizin neşe kaynaklarından biriydi. Her tıkırtıdan, özellikle teneke sesinden rahatsız olurdu. Biz ona takılmasak bile o bize takılmadan duramazdı. Onun olduğu yerde mutlaka bir gülümseme, bir şakalaşma olurdu.

Nuri Hoca…

Sabah namazında kahveyi açsana!

Namazdan sonra çörek alma sırası kimde, yaptığımız listeye bir baksana…

Namazdan çıkanlar arasında Sebetçi Hoca, Bazaro, Ali Mercan var mı, bir göz atsana!

Rahmetli Nuri Hoca disipliniyle tanınırdı. Ama onun kahvesine yalnızca çay içmek için gidilmezdi. Çay bahaneydi; asıl mesele sohbet ve muhabbettir.

İbrahim Abik, Seyis Ahmet ve Değirmenci Nuri dayılar…

Muhsin abi, Ahmet Gümüşay, Mesut Kanun, Hacı Kasap Mustafa Bilgin eniştem…

Özledik sizleri.

KÖYÜ İÇİN YAŞAYAN İNSANLAR

Ali Yaşar ile Mustafa Doğanay’ın evleri birbirine yakındı. Beraber gelir gider, sık sık dertleşirlerdi.

Eski muhtar İsmail Yanku ile Aldemir köylerini çok severlerdi. Konu Yeşilçay olduğunda, gerekirse sofrada ellerindeki kaşığı bırakıp köyün meselesine koşarlardı.

Ali Demirtaş inşaat işinin ustasıydı. Akdağ dayı da camide yapılacak bir iş olduğunda koşarak gelir, önceliği caminin hizmetine verirdi.

Hacı Demirci ve Çakır amca gibi ön planda görünmeyen ama sakinliği, bilgeliği ve güzel gönülleriyle hatırladığımız nice amcalarımız vardı.

Tabancalı tam bir gırgır ve şamata insanıydı. Hele yanında Vali dayı varsa, sohbetin tadına doyulmazdı.

Hidayet Çevik beni çok severdi. Komşumuz İsmail Doğanay ise gelirken çoğu zaman elinde bir şeyler getirirdi.

Sık sık ziyaret ederdik birbirimizi.

Zaten Yeşilçay’da çarşı ile kabristanın arası da fazla uzak değil…

KÖYÜN GÜNLÜK HAYATINDAN KALANLAR

Kış günlerinde çoğu zaman Abdullah Akkurt’un evinde toplanırdık. Menümüzde bazen tuza banıp yediğimiz afyon otları olurdu. Sofra belki sade ama muhabbetimiz zengindi.

Ali Yavuz abi, oltasına bir iki balık takılsa bile paylaşmasını bilir, ikram ederdi.

Mehmet Akduman, Ramazan ayında davuluyla milleti sahura kaldırırdı. Onun için mesele davul parasından önce köyüne hizmet etmekti.

Mustafa Gönenli abinin çayı içilirdi.

Ferudun Özer yaptığı ikramlarla insanların hayır duasını alırdı. Köyünü çok severdi; köylü de ona sevgisini son yolculuğunda gösterdi. Cenazesi öylesine kalabalıktı ki, bir ara cemaati görünce cuma namazı zannettim.

İsmail Keskin bizi her zaman güler yüzle karşılardı. Caminin çevresindeki temizliğin büyük bölümünde onun emeği vardı.

Ümmü Ebe ise Yeşilçay’ın sağlık konusunda unutulmaz isimlerindendi. Sanki köyün doktoru gibiydi. Görevini hakkıyla yapan fedakâr bir kadındı.

Gediz’den zaman zaman Zeki Yaşar abi gelir, köye uğradığında mutlaka kahvede bir çay molası verirdi.

İzmir’den, Almanya’dan ve daha nice yerlerden köyü için elinden geleni yapmaya hazır insanlar vardı.

Almanya’daki gurbetçilerimizin köylerine olan bağlılıkları da her zaman takdire şayandı. Gurbette yaşasalar bile Yeşilçay’ın bir derdi olduğunda o dertle hemhâl olurlardı.

HATIRALARDA YAŞAYANLAR

Halil Çavdar dayının kuzuları meleşirdi; yaz geldiğinde harmanda koyunla kuzu birbirine karışırdı.

Hacı İbrahim Dinç, Hacı Ali Türker…

Sait Çavdar… Ne mutlu kendisine ki babalarına dua eden evlatları var.

Mehmet Nuri abi belediye başkanlığı yaptı. Kütahya’da köylerden gelenleri çayıyla, kahvesiyle karşılar, gönüllerini alırdı.

Mehmet Said abim köyünü çok severdi. Her karşılaştığımızda bıyık altından gülümserdi.

O günler huzur ve mutluluk doluydu.

M. Emin Elibol’un aramızdan ayrılışı ise hâlâ dün gibi taze. Kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

Sefa evladımızın ölümü hepimizi derinden üzdü. Ama inanıyoruz ki Rabbimizden gelen kaderimize teslimiz.

Galatasaray üçüncü yıldızını taktığında Mustafa Turguter’in imama söylediği söz bile hâlâ hatıralarımızda:

“Artık beni yüzbaşı rütbesiyle tanı!”

İşte köy hayatı böyle küçük şakalarla, dostluklarla, samimi sohbetlerle güzeldi.

ESKİ İNSANLAR, ESKİ İNSANLIKLAR…

Eski insanları ve eski insanlıkları düşündüğümüzde insanın kalbine büyük bir özlem saplanıyor.

Birlik ve beraberliğine hayran olduğumuz güzel Yeşilçay’ımızdan nice insanlar geldi, geçti.

Kiminin sesi camide kaldı.

Kiminin hatırası kahvede…

Kiminin izi tarlada, harmanda…

Kiminin emeği caminin duvarında, köyün yolunda…

Kiminin gülüşü hâlâ kulaklarımızda.

İnsanlarımızı bazen isimlerinden çok lakaplarıyla tanıdık. Belki lakaplarıyla anmak her zaman doğru değildi ama köy hayatında bazılarını lakabını söylemeden kime ait olduğunu anlatmak bile mümkün olmazdı.

Onun için:

Ya Rab, bu güzel insanları lakaplarıyla andıysam beni affet.

Zaman geçiyor.

Bugün onları arıyoruz, yarın başkaları bizi arayacak.

Her birimizin varacağı yer ahiret.

Demirci Ali, Ahmet İki, Orhan Yılmaz eniştem ve burada adını sayamadığım daha nice Yeşilçaylı…

Neredeler?

Ömürlerini aç mı geçirdiler, tok mu?

Sevindiler mi, üzüldüler mi?

Ama bu dünyadan birer birer gelip geçtiler ve geride bizlere hatıralarını bıraktılar.

Mekânları cennet olsun.

Köyümüzden vefat edenleri saymakla bitiremeyiz. Gurbette vefat edip kabirleri Yeşilçay’da bulunmayanları da unutmayalım.

Bu satırları yazmaktaki maksadım onları yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır.

Çünkü insan bu dünyadan göçse de adı anıldıkça, kendisine dua edildikçe hatırası yaşamaya devam eder.

Ne olur, ruhlarına üç İhlas, bir Fatiha okumak çok mu?

Burada ismini sayamadığım, bu dünyadan gelip geçen bütün YEŞİLÇAYLILARIMIZIN RUHLARINA FATİHA.

Allah hepsine rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.

Abdullah BİLGİN
Özlemle Yeşilçay Hatıraları
05.04.2025 – 09.05.2026 tarihli üç bölümden derlenmiştir.

17/09/2026

Adresse

52068
Aachen
52068

Telefon

+491793299800

Webseite

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von Aachen Postası erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Verknüpfungen

Teilen