29/08/2026
Ölüm döşeğindeki yaşlı bir kadın son nefesinde bana evlilik teklif etti — cenazenin ardından avukatı, yanından hiç ayırmadığı o gizemli hastane çantasını uzatıp, "Seni tesadüfen seçmedi," dedi.
Sakin bir huzurevinde hasta bakıcılık yapmaya başladığımda 34 yaşımın başlarındaydım.
Gülizar Teyze hayatıma işte tam o günlerde girdi.
82 yaşındaydı; dik başlı, hayat dolu ve en kasvetli anlarda bile yüzleri güldüren koca yürekli bir kadındı.
Diğer yaşlıların kapısı sık sık ziyaretçileriyle çalınırdı.
Onun ise bu koca dünyada çalacak tek bir kapısı, arayan tek bir yakını yoktu.
Önceleri sadece ilacını, çayını veren görevlilerden biriydim. Fakat çok geçmeden, mesai bitiminde bile eve gitmeyip sırf onun o sıcacık sohbetini dinlemek için odasında kalır oldum.
Eski günlerinden bahseder, etraftakilere takılır, benim dertlerimi ve hayallerimi can kulağıyla dinlerdi.
Çok geçmeden aramızdaki bağ bir çalışan-hasta ilişkisinden çıkıp ana-oğul sıcaklığına dönüştü.
Fakat onunla ilgili aklımı kurcalayan büyük bir sır vardı.
Eski, deri bir hastane çantasını gölgesi gibi her yere yanında taşırdı.
Hemşirelerin çantayı kenara koymasına bile sertçe karşı çıkar, birisi elini uzatacak olsa anında kendine çekerdi.
Derken, durumu ağırlaşıp hastaneye yatırıldığında beni usulca yanına çağırdı.
Tir tir titreyen elleriyle ellerime sarılıp gözlerimin ta içine baktı.
"Senden hayattaki son şeyimi isteyeceğim."
O neşeli bakışları bir anda derin bir kedere büründü.
"Biliyorum çok tuhaf gelecek ama sayılı günlerim kaldı. Bir ömrü kimsesiz tükettim, bu dünyadan yapayalnız, arkamda bir eşim bile olmadan ayrılmak istemiyorum. Benimle EVLENİR MİSİN?"
El alemin arkamdan ne konuşacağını, hakkımda neler düşüneceğini tahmin edebiliyordum.
Fakat o hem çok merhametli hem kimsesizdi ve ömrü tükeniyordu. Son nefesinde ona bir nebze olsun teselli verebileceksem, "hayır" diyemezdim.
Birkaç gün içinde, hastane odasında sessiz sedasız bir nikâh yaptık.
İmzamızın üstünden henüz üç gün geçmişti ki, ellerimin arasında huzurla gözlerini yumdu.
Cenaze töreni bittiğinde avukatı, o yıllardır kimseye el sürdürmediği eski hastane çantasıyla yanıma geldi.
Çantayı usulca kucağıma bıraktı.
Yüzüme bakıp derin bir ses tonuyla ekledi:
"Seni boşuna seçmedi evlat... Fermuarı çektiğinde gerçeğin ne olduğunu göreceksin."
Hikayenin Tamamı ilk Yorumda 👇