ESMER ADaM

ESMER ADaM Edeple gelen Lütuf la gider .

Eşim, En Karanlık Günümden Sonra Lise Arkadaşım İle Birlikte Yeni Bir Hayata Gitti — İki Yıl Sonra Onları Hiç Beklemediğ...
04/01/2026

Eşim, En Karanlık Günümden Sonra Lise Arkadaşım İle Birlikte Yeni Bir Hayata Gitti — İki Yıl Sonra Onları Hiç Beklemediğim Bir Yerde Gördüm - Beş yıl boyunca eşimle güvenli ve sıradan bir hayat yaşadığımı sanıyordum. Büyük hayallerimiz yoktu belki ama paylaşılan bir evimiz, oturmuş bir düzenimiz ve kolay kolay yıkılmayacağını düşündüğüm bir evliliğimiz vardı. Hayatımın her anında yanımda olan tek kişi ise lise yıllarından beri hiç kopmadığım en yakın arkadaşımdı. Sırdaşımdı, destekçimdi, düğün günümde yanımdan ayrılmayan kişiydi.

Hamile olduğumu öğrendiğimde, bu hayatın sonunda tamamlandığını hissettim. Ama tam o noktada eşimde tuhaf bir değişim başladı. Sessizleşti, uzaklaştı, bakışları kaçıyordu. İçimde bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum ama bunu dile getirdiğimde, en güvendiğim kişi bana her şeyin kafamda kurduğumdan ibaret olduğunu söyledi.

Sonra hayatımın en büyük kaybını yaşadım.

Bebeğimi kaybettikten sonra acımın yanında beni asıl sarsan şey, eşimin bu acıya neredeyse hiç ortak olmamasıydı. Teselli yoktu, yas yoktu. Kısa bir konuşmanın ardından, mutsuz olduğunu söyleyerek çekip gitti. Ve hemen ardından, en yakın arkadaşım da hayatımdan sessizce silindi.

İki yıl geçti.

Bir akşamüstü iş çıkışı kalabalık bir alışveriş merkezinin otoparkında durduğumda, onları fark ettim. Yan yana yürüyorlardı. Gülüyorlardı. Hayat devam ediyordu.

Tam o anda içimde beklemediğim bir şey oldu…
Ve onlara yapacaklarımdan sonra eski kocam bana yalvaracaktı.😱😲 Ayrıntıları ilk yoorumda 👇👇
https://haberlerburadanokunurnet.live/esimenkaranlikgunlerini

Parası olmayan yaşlı bir adama bedava akşam yemeği verdim — ertesi sabah, lokantamın kapısında beyaz bir zarf beni bekli...
04/01/2026

Parası olmayan yaşlı bir adama bedava akşam yemeği verdim — ertesi sabah, lokantamın kapısında beyaz bir zarf beni bekliyordu. 😲

Adım Lale. 48 yaşındayım ve şehrin tam merkezinde, bir rehinci dükkânı ile tahtalarla kapatılmış eski bir çamaşırhanenin arasına sıkışmış küçük bir esnaf lokantası işletiyorum. Bazı geceler, rüzgâr tam doğru yönden estiğinde, dışarıdaki neon tabela sanki kapanıp kapanmamaya karar veremiyormuş gibi titreyerek yanıp söner — çoğu gün benim hissettiğim hâlin aynısı gibi.

Bu lokantayı dedem kurmuştu. Yemeğin insanları birden fazla şekilde hayatta tutabileceğini söylerdi hep. Ona inanırdım… bir zamanlar. Ama kızımı kaybettikten ve eşim beni terk ettikten sonra, inanmak bir lüks gibi gelmeye başladı.
Keder kirayı ödemez.
Hatıralar bankanın aramalarını susturmaz.

O gece hava iliklerimize kadar soğuktu. Kapının üzerindeki zil çaldığında, dükkânı kapatmaya başlamıştım bile. Kalbim, utanç verici bir umutla hızlandı.

Ne olur bir müşteri olsun.

Ama içeri giren, bastonuna yaslanmış yaşlı bir adamdı. Üzerindeki palto bu hava için fazlasıyla inceydi. Hemen arkasından minicik bir köpek girdi — hayatımda gördüğüm en küçük köpek olabilir. Üzerinde yeşil, küçücük bir kazak vardı; sanki biri onu dünyadan koruyabilmek için elinden geleni yapmış gibiydi.

“İyi akşamlar kızım,” dedi adam, yumuşak bir sesle.
“Menüdeki en ucuz yemek hangisi?”

Avucundaki paraları iki kez saydı.

İçimde bir şey çatladı. Sanki dedemin sesi kulağımda yankılandı:
“Biz insanları doyururuz, cüzdanları değil.”

Ona oturmasını söyledim. Ailem için pişirir gibi pişirdim: sulu bir ev yemeği, yanında patates püresi, hatta köpek için bile küçük bir tabak hazırladım.

Konuştuk… ya da daha doğrusu, o dinledi. Gerçekten dinledi.
Ve yıllar sonra ilk kez, görüldüğümü hissettim.

Bunun sadece küçük bir iyilik olduğunu sandım.
Geçici bir an.
Hepsi bu.

Yanılmışım.

Çünkü ertesi sabah, lokantanın kapısında beyaz bir zarf beni bekliyordu.

Ve içinde…
asla beklemediğim bir şey vardı..😲😱

👇 Hikayenin ayrıntıları yorumda.👇
https://haberlerburadanokunurnet.live/parasiolmayanyasliadam

İki evsiz ikiz erkek çocuk, pahalı restoranın içinden ürkek adımlarla geçti.Kristal avizelerden süzülen ışık, preslenmiş...
04/01/2026

İki evsiz ikiz erkek çocuk, pahalı restoranın içinden ürkek adımlarla geçti.
Kristal avizelerden süzülen ışık, preslenmiş keten masa örtülerine yansıyor; ortam adeta parayı fısıldıyordu. Çatal bıçakların bile ayrı bir asaleti vardı.

Köşedeki masada Meral tek başına oturuyordu. Zümrüt yeşili elbisesi ışığı yakalıyordu ama önündeki yemeğe dokunmamıştı. Altı yıl önce hayatı ikiye bölünmüştü; o günden sonra yemek yemek sadece bir formalite olmuştu.

Derken o sesi duydu.

“Hanımefendi?..”

Başını kaldırdığında masanın yanında duran iki çocuğu gördü.
Yalın ayaktılar. Giysileri yırtık ve kir içindeydi. Dizleri yaralı, yüzleri lekelerle doluydu. Ellerini uzatmışlardı – cesurca değil, sadece umut ederek.

“Lütfen… arta kalan yemeğinizi alabilir miyiz?” dedi içlerinden biri.

Restoran bir anda sessizliğe büründü. Fısıldaşmalar kesildi, bakışlar onlara çevrildi.

Ama Meral’in içindeki rahatsızlık aniden kayboldu; yerine buz gibi bir korku yerleşti.

Çünkü bu çocuklar sadece benzemiyordu.

Onlar birebirdi.

Ve tıpkı onun kaybettiği oğullarına benziyorlardı.

Elindeki şarap kadehi kaydı ve yere düştü. Cam kırılmasının sesi tüm salona yayıldı ama Meral hiçbir şey duymadı. Çocukların yüzlerine kilitlenmişti. Burunlarının eğimi… Birinin kaşının yanındaki soluk yara izi… Diğerinin, kardeşini korur gibi hafifçe önüne geçişi…

Kalbi göğsünü yırtacak gibi atıyordu.

“Hayır…” diye fısıldadı.

Çocuklar irkildi.

“Biz… biz gidebiliriz… Rahatsız etmek istemedik,” dedi biri aceleyle.

“Hayır! Kıpırdamayın.”
Meral öyle ani ayağa kalktı ki sandalyesi geriye devrildi. Sesi öfkeli değil; dehşet, umut ve yılların acısıyla titriyordu.

Kimseyi umursamadan çocukların önünde diz çöktü.

“Kaç yaşındasınız?” diye sordu.

Çocuklardan biri,
“Ben Oğuz,” dedi.
“Bu da Tuna. On yaşındayız.”

On yaşında…

Meral’in nefesi kesildi.😱😲 Detay yoorumda 👇👇
https://haberlerburadanokunurnet.live/ikievsizikizerkek

KADININ PARASI YOKTU, TAMİRCİ YARDIM ETTİ. ERTESİ GÜN LÜKS BİR ARABA DÜKKANIN ÖNÜNDE DURDU TAMİRCİNİN HAYATI BAŞTAN AŞAĞ...
04/01/2026

KADININ PARASI YOKTU, TAMİRCİ YARDIM ETTİ. ERTESİ GÜN LÜKS BİR ARABA DÜKKANIN ÖNÜNDE DURDU TAMİRCİNİN HAYATI BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞECEKTİ - Kasvetli bir öğleden sonrası, Bursa'nın gökyüzü kurşuni bulutlarla kaplanmıştı. Şiddetli yağmur, Servet Usta'nın tamirhanesinin paslanmış çatısını acımasızca dövüyordu. Her damla, Servet’in içindeki umutsuzluğu derinleştiren bir çekiç darbesi gibiydi. Şehrin sakinleri, bu kasvetli havada evlerine çekilmişti; sokaklar neredeyse tamamen boşalmıştı. Çırak Mehmet bile o gün gelmemişti. “Hasta oldu ustam,” diye aramıştı sabah erkenden ama Servet, onun sadece bu berbat havada yataktan çıkmak istemediğini biliyordu.

Servet Kaya, 42 yaşında yorgun bir adamdı. İki on yıl boyunca çalışarak nasırlaşmış parmaklarıyla, üçüncü kez aynı İngiliz anahtarını silmekteydi. Gözleri, tamirhanenin köşesindeki küçük çekmecede gizliydi. O çekmecenin içinde, eski bir çay kutusunda sakladığı 500 lira vardı. Dünyada sahip olduğu her şey, sabah bir kez daha adeta bir ritüel gibi o parayı tek tek saymıştı. 500 lira, annesi Fatma Hanım’ın ilaçları için yeterli olmayan bir miktardı.

Yağmurun sesi, tamirhanenin içindeki yalnızlığı daha da derinleştiriyordu. Servet, gözlerini duvardaki solmuş takvime taktı. Ayın 15’i, annesinin ilaç randevusu. Yine kaç liralık bir reçete yazacaktı doktor bey? Son seferinde 2000 lira tutmuştu ve komşu Emine teyze yardım etmeseydi, bu durumda ne yapardı? Dışarıdaki yağmur şiddetlendi. Adeta bir öfke nöbeti gibi. Çatıdaki eski bir delikten sızan su damlaları, tamirhanenin köşesine düşmeye başladı. Bir damla, iki damla; tıpkı gittikçe artan borçları gibi. 2. Bölüm Devamı ılk yoorumda 👇
https://haberlerburadanokunurnet.live/kadininparasiyoktu

04/01/2026
04/01/2026

Ultrason randevumda, kocam başka bir hamile kadınla içeri girdi ve “Karım doğum yapıyor!” diye bağırdı.

Hayatta bazı günler vardır; insanı ikiye böler: öncesi ve sonrası. Tek bir an, tek bir cümle, bütün hayatınızı yeniden yazdırır.

Benim için o gün, hamileliğimin en özel anlarından birini yaşayacağımı sandığım sıradan bir gündü. Ultrason odasının önünde bekliyordum. İçimde tarifsiz bir heyecan, kalbimde tarifsiz bir mutluluk vardı. Birkaç dakika sonra bebeğimi görecektim.

Tam o sırada kapı hızla açıldı.

İçeri giren kocamdı… ama yalnız değildi. Yanında başka bir kadın vardı. Kadın açıkça hamileydi. Kocam onu kolundan tutuyor, ona özenle destek oluyor, gözlerinde benim uzun zamandır görmediğim bir şefkat taşıyordu.

Ve ardından o cümle geldi. Hastanenin sessizliğini yaran, beni ise paramparça eden o söz:

“Yol açın! Karım doğum yapıyor!”

“Karım.”

O an zaman durdu. Bana son kontrollerimde bahanelerle eşlik etmeyen adam, şimdi başka bir kadının yanında, başka bir çocuğun babası olarak duruyordu. Elim istemsizce karnıma gitti. Sanki bebeğimi bu gerçekle koruyabilirmişim gibi.

Göz göze geldik. Yüzündeki heyecan bir anda donmuş bir korkuya dönüştü. Ama artık açıklamaya gerek yoktu. Gerçek tüm çıplaklığıyla ortadaydı.

Herkesin beklediği gibi bağırmadım. Ağlamadım. Sahne çıkarmadım.

Onun yerine… yavaşça gülümsedim. Soğuk, sakin, gözlerime ulaşmayan bir gülümseme. Karnımı okşadım, başımı dik tuttum.

Ve içeri girdim.

Her adımım bir vedaydı. Ona, o kadına, o hayallere ve sandığım geleceğe.

Arkama bile bakmadım.

Çünkü o gün sadece bir ihanet görmedim…
O gün her şeyin bittiğini anladım.

Ve kimse, o soğuk gülümsemenin ardından ne yaptığımı tahmin edemedi…😲😱

Ayrıntılar ılk yorumda 👇
https://haberlerburadanokunurnet.live/ultrasyonrandevumda

04/01/2026

Düğün gecemizde eşime ufak bir sürpriz yapmak istedim ve yatağın altına saklandım. Ancak odaya eşim yerine kayınvalidem girdi. Odada kimsenin olmadığını sanıyordu ama yaptığı şey kanımı dondurdu... 😨😲

Gelin odasına daha yeni çıkmıştık. Odanın ortasında bembeyaz, dantelli örtüleri olan kocaman bir yatak duruyordu. Komodinin üzerindeki abajur duvarları loş bir ışıkla aydınlatıyor, havada hala taze çiçeklerin ve odaya sıkılan gül suyunun ferah kokusu hissediliyordu. Aklıma gelen muziplikle yatağın altına saklandım. Sessizce kıkırdıyor; onun içeri girişini, adımı seslenişini ve ben "Sürpriz!" diye bağırarak ortaya çıktığımda yaşayacağı şaşkınlığı hayal ediyordum.

Soğuk parkenin üzerinde uzanmış, gelinliğimin kabarık eteklerini kendime doğru çekmiştim. Duvağım kenarda duran bir kutuya takılmıştı, kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu ama korkudan değil, heyecandandı. Yerimi erkenden belli etmemek için nefesimi tutarak beklemeye başladım.

Derken kapı gıcırtıyla açıldı. Eşimin o bildik adım seslerini duymayı bekliyordum ama duyduğum şey topuklu ayakkabıların parkede çıkardığı o sert, otoriter tıkırtılardı. Bu yürüyüşü nerede olsa tanırdım: Kayınvalidem odaya girmişti.

Yatağa doğru yürüdü ve tam kenarına oturdu. O kadar yakındı ki yatağın yayları başımın hemen üzerinde acı bir gıcırtıyla esnedi. Taş kesilmiştim, nefes almaya bile korkuyordum. Kayınvalidem telefonunu çıkardı, hoparlöre aldı ve sanki kendi evindeymiş gibi gayet rahat bir ses tonuyla konuştu: "Alo, oğlum? Ben odadayım. Gelin hanım nerede? Vaktimiz daralıyor, bir an önce işe koyulmamız lazım."

Eşimin cevabı gecikmedi. Sesi buz gibiydi, o aşık adam gitmiş, yerine sanki ciddi bir adam gelmişti: "Geliyorum anne. Muhtemelen banyoda falan oyalanıyordur. Sen hiç merak etme, her şey tam senin planladığın gibi olacak."

Neden bahsettiklerini, ne planladıklarını anlayamıyordum. Sesinde en ufak bir mahcubiyet veya çekinme yoktu. İçime bir kurt düşmüştü, huzursuzluk tüm bedenimi sarıyordu ama hala "belki de yanlış anlıyorumdur" diye umut ediyordum.

Birkaç dakika sonra kapı tekrar açıldı ve eşim içeri girdi. Beni neredeyse hemen fark etti. Yatağın altından yüzüm kireç gibi olmuş, titreyerek çıktım. Bir açıklama, bir şaka ya da en azından bir sürpriz ifadesi bekliyordum ki..

Ve tam o anda, eşim ve kayınvalidem beni dehşete düşüren o şeyi yaptılar... 😱😨 Ayrıntılar yoorumda 👇 👇
https://haberlerburadanokunurnet.live/dugungecemizdeesine

18 yaşındayım ve bir erkeğim. Hayattaki tek ailem ninem Dürdane. Annem beni doğururken hayatını kaybetmiş. Babamı ise hi...
04/01/2026

18 yaşındayım ve bir erkeğim. Hayattaki tek ailem ninem Dürdane. Annem beni doğururken hayatını kaybetmiş. Babamı ise hiç tanımadım.

Ninem beni yanına aldığında ellili yaşlarındaydı.
Akşamları bana macera kitapları okur, her cumartesi sabahı krep yapar, okuldan sonra katıldığım bütün etkinliklere beni bizzat götürürdü.

Bizi geçindirebilmek için okulumda hademe olarak çalışıyordu.

Okulda sınıf arkadaşlarım benimle sık sık dalga geçerdi.
Sürekli şunları duyardım:

“Geleceğin paspasçısı.”

“Dikkat et, çamaşır suyu gibi kokuyor.”

Umursamıyormuş gibi yapardım.
Ve bunların hiçbirini ninem Dürdane’ye söylemedim.
İşinden utanmasını ya da üzülmesini istemiyordum.

Sonra mezuniyet balosu günü geldi.

Ninemi baloya davet ettim.
Eski, çiçekli elbisesini giydi.
Bana göre dünyanın en güzel kadını gibi görünüyordu.

Herkes yemek için ve dans etmek için balo salonuna gelmişti.
Bazı öğretmenler ve veliler de oradaydı.

Erkekler hemen sınıfımızdaki en güzel kızları dansa kaldırmak için yarışa girdi.

Ama ben kiminle dans etmek istediğimi çok iyi biliyordum.

Nazikçe ninemden bir dans rica ettim.
Utangaçça kızardı… ama kabul etti.

Dans pistine adım attığımız anda, bütün sınıf bize döndü
ve gülmeye başladılar.

“Senin yaşlarında bir kız arkadaşın yok mu?”

“Hademeyle dans ediyor!”

Ninem donup kaldı.
Omuzları düştü.

“Canım…” dedi sessizce.
“Önemli değil. Eve gidebilirim. Sen arkadaşlarınla eğlen.”

O anda içimde bir şey koptu.

Ona hiçbir yere gitmeyeceğini söyledim.

Doğrudan DJ kabinine yürüdüm
ve müziği KAPATTIM.

Salon bir anda ölü sessizliğe büründü.

Mikrofonu elime aldığım anda herkes bana döndü..😲 Hikayenin sonrası yoorumda 👇 👇
https://onlinegundemkonularihabericerikleri.life/2p84rvez

Ünlü biri degil turk askeri kimkalp koyar
04/01/2026

Ünlü biri degil turk askeri kimkalp koyar

Adresse

Istanbul
Cologne
0034587

Webseite

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von ESMER ADaM erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Teilen