08/02/2026
54 yaşındayım. Oğlum Emir’i bebekliğinden beri tek başıma büyüttüm. Yaklaşık yirmi yıl önce geçirdiğim ağır bir kaza sonrası belden aşağısı felç kaldım. Hayatım bir anda değişti; merdivenler aşılmaz oldu, kapılar dar geldi, yaşamayı oturarak yeniden öğrenmek zorunda kaldım.
O sırada Emir sadece beş yaşındaydı. Buna rağmen bana tutundu, ben ona. Bana yemek yaptı, sandalyeden yatağa geçmeme yardım etti, yorulduğumda tekerlekli sandalyemi itti. Yıllar boyunca sadece ikimiz vardık. Her şeyi birlikte aştık.
Yıllar sonra Selin ile tanıştı. Zarif, varlıklı ve kusursuz görünen bir kadındı. Nişanlandıklarında mutluluktan ağladım. Oğlumun düğünü için hazırlandım, onu utandırmamak için nasıl girip çıkacağımı bile planladım. Tek isteğim, onun gününün mükemmel olmasıydı.
Düğünden bir hafta önce Emir yanıma geldi. Gözlerime bakamıyordu. Düğünün yapılacağı tarihi mekânın tekerlekli sandalye için uygun olmadığını söyledi. Rampa eklemenin estetiği bozacağını, sandalyemin fotoğraflarda dikkat çekeceğini anlattı. Kısacası, düğünde olmamı istemiyordu.
Çözüm bulmaya çalıştım ama kabul etmedi. Sonra, yıllardır hayalini kurduğumuz anne–oğul dansını Selin’in annesiyle yapacağını söyledi. O an içimde bir şey kırıldı.
Sessizce gitti. Bana sadece fotoğraflar göndereceğini söyledi.
Saatlerce orada öylece oturdum. Sonra fark ettim: Ona verebileceğim son bir hediyem vardı. Onu özenle paketledim ve düğün günü teslim edilmesi için kardeşime verdim.
O gün öğleden sonra telefonum çaldı. Emir ağlıyordu. Paketi gördüğünü, gerçeği anladığını, töreni durdurup her şeyi iptal ettiğini söyledi.
Bir süre sonra kapımdaydı. Titriyordu, ağlıyordu ve elinde sadece gönderdiğim paketten çıkan tek bir şey vardı. Devamı ilk yorumda 👇