30/12/2025
Kayınvalidem eve taşındığında kendisini daha kapıdan girer girmez “sadece misafir” ilan etti. Bu da onun gözünde çok net bir anlama geliyordu: Sorumluluk yok. Yardım yok. Ev işi hiç yok.
Benim içinse bu, sabırla başlayan ama zekâyla biten bir sürecin başlangıcıydı.
Eşim Selim, annesi Leman’ın evini sattığını ve “kısa bir süre” bizde kalacağını söylediğinde içime tuhaf bir huzursuzluk çökmüştü. Çünkü Leman’la daha önce geçirdiğimiz her uzun zaman, mutlaka eleştiriyle bitmişti.
“Sadece toparlanana kadar,” dedi Selim.
“En fazla birkaç hafta.”
O “birkaç hafta” lafının ne anlama geldiğini az çok biliyordum ama yine de kabul ettim.
Tek bir şartım vardı:
“Evde herkes kendi sorumluluğunu alacak.”
Selim başını salladı.
Leman ise… duymamış gibi yaptı.
Taşındığı gün üç büyük valizle, sayısız saksı bitkisiyle ve evin düzenine dair bitmek bilmeyen yorumlarla geldi. Ama iş bulaşığa, çamaşıra ya da banyoyu silmeye gelince tek bir cümlesi vardı:
“Canım, ben misafirim.”
Başta idare ettim.
Sonra susmayı denedim.
Ama üçüncü haftanın sonunda şunu fark ettim:
Leman kendini misafir değil, tam pansiyon bir otelin daimi müşterisi gibi görüyordu.
En sevdiği şeylerden biri de geceleri yatağına uzanıp saatlerce Facebook’ta gezinmekti.
Sesli videolar, yüksek kahkahalar, “Ay buna bak!” nidaları…
Biz uyumaya çalışırken o hâlâ ekran başındaydı.
Kirli tabaklar masada kalıyor, banyodan çıktığında arkasına bile bakmıyordu. Çamaşırlarını benim sepetime atıyor, sanki evde görünmez bir hizmetçi varmış gibi davranıyordu.
Bir akşam Selim’e dayanamayarak durumu anlattım.
“O benim annem,” dedi.
“Biraz idare edemez miyiz?”
İşte o an anladım:
Bu işi konuşarak çözemeyecektim.
Bağırmadım.
Tartışmadım.
Sadece farklı bir yol seçtim.
Ertesi sabah Leman mutfağa indiğinde komodinin üzerinde küçük, özenle hazırlanmış bir kart buldu.
Üstünde şunlar yazıyordu:
“Aile Pansiyonuna Hoş Geldiniz!”
Altında ise kahvaltı saatleri, ücretsiz içecek hakkı ve küçük notlar vardı.
Her şey son derece nazik, son derece “misafirperver”di.
O günden sonra ben değiştim.
Şikâyet etmeyi bıraktım.
Hatırlatmayı bıraktım.
Rica etmeyi tamamen bıraktım.
Ama Leman farkında olmadan başka bir şey değişmeye başladı.
Üçüncü gecenin sonunda, yine yatağına uzanıp Facebook’ta gezinirken odasından seslendi:
“İnternet neden bu kadar yavaş?”
Gülümsedim.
Ve işte tam o anda…
Planımın asıl kısmı devreye girdi.
Ama o kısmı anlatmadan önce şunu söyleyeyim:
Leman bir hafta sonra kendi isteğiyle evden ayrılmak zorunda kaldı.
Nasıl mı? 😉😱 De'taylar 1. y0rumda 👇👇