NRW Gündem

NRW Gündem Türk vatandaşlarımızı ilgilendiren Almanya genelinden ve Türkiye'den haberler ile firma tanıtımlarının yapıldığı bir gazetedir.

NRW nin Gündemini bizden takip edin

A Millî Kadın Basketbol Takımımız, FIBA 2026 Kadınlar Basketbol Dünya Kupası kapsamında Berlin’de üç karşılaşmaya çıkaca...
26/08/2026

A Millî Kadın Basketbol Takımımız, FIBA 2026 Kadınlar Basketbol Dünya Kupası kapsamında Berlin’de üç karşılaşmaya çıkacaktır.

Millî Takımımızın maçları 4, 6 ve 7 Eylül tarihlerinde oynanacaktır.

Olay Olay Olay5 kişiye kadar gecelik 50 EUR
22/08/2026

Olay Olay Olay
5 kişiye kadar gecelik 50 EUR

DİTİB MEVLİD KANDİLİ MESAJIZaman ve mekânlar, içerisinde gerçekleşen hadiselere göre değer kazanır. Rebiülevvel ayı da b...
22/08/2026

DİTİB MEVLİD KANDİLİ MESAJI

Zaman ve mekânlar, içerisinde gerçekleşen hadiselere göre değer kazanır. Rebiülevvel ayı da biz Müslümanlar nezdinde müstesna bir konuma sahiptir. Nitekim Rebiülevvel ayının on ikisinde, uzun zamandır beklenen son peygamber, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) dünyayı teşrif etti.

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) doğup büyüdüğü Mekke’deki toplum, bir cahiliye toplumuydu. Putperestlik, adaletsizlik, eşitsizlik ve zulüm hâkimdi. Kabileler arasında bitmeyen kan davaları yaşanıyor, güçlü olanın haklı sayıldığı bu toplumda zayıflar eziliyor, kadınlar ve kız çocukları başta olmak üzere birçok insan temel haklarından mahrum bırakılıyordu. İçki, kumar, fuhuş ve haksız kazanç gibi kötülükler yaygındı. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), güzel ahlakıyla ve Emin sıfatıyla insanlara örnek oldu. Hz. Hatice’nin (r.a.) ifade ettiği üzere; akrabalarıyla ilgilenir, işini görmekten âciz olanların yükünü yüklenir, yoksula kazanç kapısı sağlar, misafiri ağırlar ve insanlara yardım ederdi.
Nihayet kırk yaşına geldiğinde Hz. Peygamber’e (s.a.s.) peygamberlik görevi verildi, kainat Kur’ân’ın nuruyla aydınlandı. Efendimiz, insanlara Allah’ın varlığını ve birliğini, emirlerini, yasaklarını ve tavsiyelerini, ölümden sonra gerçekleşecek olan yeniden dirilişi anlattı. Allah’a nasıl ibadet edileceğini, insanlara karşı sergilenmesi gereken güzel ahlakı ve muameleyi bizzat yaşayarak gösterdi. Toplumdaki haksızlıkları ortadan kaldırdı, insanların onur ve şerefini korudu ve güce göre değil, adalet ilkesine göre hareket etti.

Yirmi üç yıllık risâlet görevinin sonunda cahiliye toplumundan eser kalmadı. Onun yerine temeli adalet, hak ve hukuka dayanan, tüm insanlığın barışı, selameti ve huzuru için gönül vermiş, merhamet ve vicdan sahibi insanların oluşturduğu bir toplum ortaya çıktı. Yıllarca süren kan davaları ve düşmanlıklar sona erdi; toplumda adalet, güven, huzur ve kardeşlik hâkim oldu.
Günümüz dünyasında artan savaşlar, haksızlıklar ve zulümler, mazlumlara yapılan amansız saldırılar, evlerini terk etmeye mecbur bırakılan aileler, ailesini kaybedip küçücük bedeniyle dünyanın acılarıyla baş başa bırakılan çocuklar, yıkılan mabetler, insan hakları ihlalleri, üstünlük iddiaları, bugün Hz. Peygamber’in (s.a.s.) rehberliğine, merhametine, birleştirici mesajına ve güven ve huzurun kaynağı olan ahlakına ne kadar muhtaç olduğumuzu göstermektedir.

Bu minvalde Mevlid Kandili bizlere, Peygamberimizin (s.a.s.) hayatını ve mesajını yeniden hatırlama, onun güzel ahlakını hayatımıza taşıma fırsatı sunmaktadır. Ailemizden başlayarak komşularımıza, yakın çevremize ve yaşadığımız topluma huzur, güven ve kardeşliği taşıyalım. Barışın, merhametin ve adaletin yayılmasına katkı sağlayalım.

Bu duygu ve düşüncelerle, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s.) doğumunun yıl dönümü olan Mevlid Kandili’ni idrak edeceğimiz 24 Ağustos Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece münasebetiyle, başta İslâm dünyası olmak üzere tüm insanlığın, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) mesajlarından, sîretinden ve ahlakından nasipdar olmasını, bu gecenin, tüm dünyada düşmanlık yerine barışın, tefrika yerine birliğin, ayrımcılık yerine eşitliğin ve zulmün yerine adaletin hâkimiyetine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Ramazan ILIKKAN
DİTİB Genel Başkanı

Uzmanından velilere önemli uyarılar!“Okul Başarısı tek ölçüt değil”Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı, Penguen Kit...
22/08/2026

Uzmanından velilere önemli uyarılar!
“Okul Başarısı tek ölçüt değil”

Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı, Penguen Kitabevi’nde düzenlenen “Akademik Başarıda Anne Baba Tutumları” söyleşisinde, çocukların akademik başarısında aile tutumlarının önemine dikkat çekti. Velilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Balcı; ders çalışma baskısından teknoloji kullanımına, sorumluluk vermekten çocuklara rol model olmaya kadar birçok konuda velilere önerilerde bulundu.
Eğitim Danışmanı ve Sosyolog Barış Balcı, Penguen Kitabevi’nde “Akademik Başarıda Anne Baba Tutumları” başlıklı söyleşi gerçekleştirdi. Velilerin yoğun ilgi gösterdiği programda Balcı, akademik başarının yalnızca ders ve sınav sonuçlarından ibaret olmadığını belirterek, çocukların sosyal, duygusal ve günlük yaşam becerilerinin de desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

“Sürekli ders çalış demek işe yaramıyor”
Çocuklara anne babalarının en çok hangi davranışlarından şikâyet ettikleri sorulduğunda; “ders çalış” baskısı, fazla müdahale, teknoloji yasakları ve başka çocuklarla kıyaslanmanın öne çıktığını belirten Balcı, sürekli ders çalışma telkininin ters tepebileceğine dikkat çekti.
Balcı, “Bulaşık makinesi çalışmıyorsa düğmesine tekrar tekrar basıp ‘çalış’ demenin bir faydası yok. Bunun gibi velilerin öğrencilere baskı uygulayıp sürekli ‘ders çalış’ demesi de işe yaramayacaktır. Hatta ters tepki de gösterebilirler” ifadelerini kullandı.
Bu tür sorunların önüne geçebilmek için çalışma alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğini belirten Balcı; düzenli ders tekrarı, kitap okuma ve sorumluluk alma alışkanlıklarının çocukların gelişiminde önemli olduğunu söyledi.

“Çocuk kendi sorumluluklarını yerine getirmeli”
Çocukların kendi yapmaları gereken işleri kendilerinin yapmasının problem çözme becerilerini geliştirdiğini ifade eden Balcı, anne babaların çocuklarının yerine her işi yapmaması gerektiğini söyledi.
Çocuğun zorluklarla karşılaşmasının ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesinin önemli olduğunu belirten Balcı, “Birçok şeyi çocuğun yerine anne baba yaptığı zaman çocuk o rahata ve konfora alışıyor. Daha sonra zorluklarla karşılaştığında bocalayabiliyor” dedi.
Balcı, çocuğun odasını toplamak gibi günlük sorumlulukların da çocuğa bırakılması gerektiğini belirterek, anne babaların bu süreçte sabırlı olması gerektiğini vurguladı.

“Çocuklar söylediklerinizi değil, gördüklerini yapar”
Söyleşide anne babaların çocuklar için rol model olmasının önemine de dikkat çekildi. Balcı, “Çocuklar söyleneni değil, gördüklerini yaparlar” diyerek, anne babaların kendi davranışlarıyla çocuklarına örnek olması gerektiğini ifade etti.
Kitap okuyan anne babaların çocuklarında da kitaba yönelik ilginin gelişebileceğini belirten Balcı, telefonla aşırı ilgilenmeyen ebeveynlerin çocuklarına da bu konuda olumlu örnek olabileceğini söyledi.

Evde kurallar ve tutarlı tutum önemli
Evde net kurallar ve sınırların bulunmasının çocukların sorumluluk bilincinin gelişmesi açısından önemli olduğunu belirten Balcı, anne babaların ortak ve tutarlı bir tutum sergilemesi gerektiğini söyledi.
Çocukların yatış ve kalkış saatlerinin düzenli olması, kitap okuması, ders tekrarı yapması, kendi yatağını toplaması, okul çantasını hazırlaması, yemekten önce ellerini yıkaması ve yemekten sonra dişlerini fırçalaması gibi alışkanlıkların küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının ilerleyen yaşlarda da fayda sağlayacağını belirtti.
Teknoloji kullanımında da sınırların belirlenmesi gerektiğini ifade eden Balcı, günlük teknoloji kullanımının iki saati aşmasının çocuklar açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

“Sağlıklı iletişim dozunda kullanılan ilaç gibidir”
Balcı, çocuklarla iletişimde doğru mesafenin kurulmasının önemine dikkat çekerek, bunu kirpi ailesi üzerinden anlattı. Kirpilerin birbirlerine fazla yaklaştıklarında dikenleri nedeniyle canlarının acıdığını ve uzaklaştıklarını belirten Balcı, tekrar yaklaştıklarında aynı durumla karşılaştıklarını, sonunda ise birbirlerini incitmeyecekleri uygun mesafeyi öğrendiklerini ifade etti.
Çocuklarla iletişimde beden dilinin de en az kullanılan kelimeler kadar önemli olduğunu vurgulayan Balcı, velilere çocuklarıyla konuşurken göz teması kurmaları, gülümsemeleri ve onları dikkatle dinlemeleri önerisinde bulundu.

“Kaya gibi değil, saz gibi esnek olun”
Anne babaların çocuklarına karşı esnek davranmasının da önem taşıdığını belirten Balcı, “Kaya gibi sert olmaktansa suyun akışına göre hareket eden sazlar gibi esnek olmak gerekiyor” dedi.
Ebeveynlerin çocukların gelişim dönemlerini ve değişen ihtiyaçlarını dikkate alarak tutumlarını gerektiğinde yeniden değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti.

“Okul ve sınav başarısı tek ölçüt olmamalı”
Çocukların yalnızca sınav ve okul başarıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Balcı, her çocuğun farklı özelliklere ve yeteneklere sahip olduğunu söyledi.
Çocukların sosyal becerileri, iletişim gücü, problem çözme yeteneği, duygusal zekâsı, öz yönetim ve karar verme becerileri ile dayanıklılıklarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Balcı, “Her biri parmak izi gibi birbirinden ayrı ve biricik. Onların iyi oldukları alanlara ve becerilerine odaklanmamız, olumlu yönlerini daha fazla görmemiz gerekiyor” dedi
“Bütün kararları çocuklara bırakmayın”
Çocukların spor ve sanat etkinliklerine yönlendirilmesini, bir enstrüman çalmalarının veya bir spor dalıyla ilgilenmelerinin desteklenmesini öneren Balcı, bazı durumlarda karar verme sürecinde ebeveynlerin daha aktif olması gerektiğini söyledi.
Çocukların her zaman doğru tercihi yapamayabileceğine dikkat çeken Balcı, anne babaların kendi deneyimlerinden yararlanarak çocuklarına rehberlik etmelerinin önemine değindi.
Çocukların her istediklerinin yapılmasının da doğru olmadığını belirten Balcı, çocukların anne babalarının yanı sıra öğretmenleri ve güvendikleri diğer yetişkinlerin deneyimlerinden faydalanmasının, kendilerini bulma süreçlerine katkı sağlayacağını ifade etti.

“Çocuğunuzu koşulsuz sevin”
Balcı, çocukların yalnızca maddi ihtiyaçlarının karşılanmasının yeterli olmadığını belirterek, sevgi ve saygının da çocukların gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Anne babasının sevgisini ve desteğini arkasında hisseden çocukların akademik süreçte daha özgüvenli olabildiğini ifade eden Balcı, çocukların koşulsuz sevildiklerini bilmelerinin önemine dikkat çekti.
Yaz aylarında iş deneyimi önerisi
Söyleşide çocukların yaz aylarında yaşlarına uygun işlerde küçük de olsa sorumluluk almalarının sağlayabileceği kazanımlara da değinen Balcı, para alışverişi yapmak, insanlarla iletişim kurmak ve kendi emeğinin karşılığını kazanmak gibi deneyimlerin çocukların ileride gerçek iş hayatına uyum sağlamalarına katkıda bulunabileceğini belirtti.

Sağlık kontrollerine dikkat çekti
Çocukların akademik başarısında sağlık durumunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Balcı, özellikle görme sorunlarının okul başarısını etkileyebileceğine dikkat çekti. Çocukların düzenli sağlık kontrollerinin yapılmasını öneren Balcı, gerekli durumlarda aile hekimi değerlendirmesiyle kan tahlilleri yapılarak B12, D Vitamini gibi değerlerinin takip edilmesinin önemine değindi.
Leyla Balcı kendi deneyimlerini paylaştı
Etkinlikte Barış Balcı’nın eşi Aile Danışmanı Leyla Balcı da, kendi çocuklarının gelişim sürecindeki deneyimlerini katılımcı velilerle paylaştı. Çocukları baskılamadan onlara sevgi ve hoşgörü ile yaklaşılmasını önerdi.
Söyleşi, velilerin soruları ve Barış Balcı’nın değerlendirmeleriyle sona erdi.

Köln Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Fritz Schramma'nın Vefatı NedeniyleDİTİB Taziye MesajıKöln Büyükşehir Belediye...
22/08/2026

Köln Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Fritz Schramma'nın Vefatı Nedeniyle

DİTİB Taziye Mesajı

Köln Büyükşehir Belediye başkanlığı döneminde hizmetleriyle önümüzü açan değerli dostumuz ve kıymetli belediye başkanımız Dr. Fritz Schramma’nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Dr. Fritz Schramma, tüm Köln’lülerin, özellikle de Müslüman toplumunun belediye başkanıydı. Köln’de yaşayan Müslümanların yanında ve kamuoyu önünde cesaretli ve korkusuzca bir duruş sergileyen öncü isimlerden biriydi. Bizlere her zaman sevgi ve saygıyla, samimi ve hoş görüyle yaklaştı.

Dr. Schramma istişarenin, diyaloğun, karşılıklı sevgi ve saygının, birlikte yaşama iradesinin yolunu açtı. O vizyoner bir insan olarak yalnızca Köln’de değil, çok daha geniş bir coğrafyada hizmetleriyle önemli ve kalıcı izler bıraktı. Bu bağlamda, onun en görünür mirası belki de Köln DİTİB Merkez Camii ve Kültür Kompleksi’nin inşasıydı. Başlangıçta toplumsal ve siyasi açıdan büyük bir tartışma konusu olan bu cami projesi, zamanla Köln sınırlarını aşan bir anlam kazandı. “Kölsche Lösung” olarak adlandırılan, Köln’e özgü uzlaşma anlayışı sayesinde, o dönemde hiç de kolay olmayan ortak bir çözüm yolu bulmayı başardı. Bu yol, saygı ve sevgi içerisinde karşılıklı görüşme, istişare, birbirimizi anlama ve birlikte yaşama kültürünü şekillendirdi.

Başkan Schramma, aktif siyasi hayatının ardından da bizler için güvenilir ve samimi bir dost olmaya devam etti. Değişik vesilelerle her zaman kendisini aramızda görmekten büyük onur duyduğumuz değerli misafirimizdi. Onun insanlara olan bağlılığı ve topluma olan duyarlılığı her zaman hissedilirdi.

Dr. Fritz Schramma ile yaptığımız sayısız buluşma, sohbet ve görüşme hafızalarımızda yaşayacaktır. Bu görüşmeler; çoğu zaman karşılıklı anlayış ve ortak bir zeminde, her zaman büyük bir özveriyle samimi bir ortamda gerçekleşti. Bazen de farklı görüşlerin ve düşüncelerin dile getirildiği, tartışmaların yaşandığı görüşmeler oldu. Tam da bu noktada onun insani açıdan en güçlü özelliklerinden biri ortaya çıkıyordu. O bu yönüyle değerlendirildiğinde dinlemeye, farklı fikir ve düşünceleri ciddiye almaya, görüş ayrılıkların olduğu durumlarda da her zaman köprüler kurmaya hazır olan bir insandı.

Bizler, Dr. Fritz Schramma başkanımızı tüm şehrin iyiliğini ve güzelliğini gözeten ve özellikle de çoğu zaman göz ardı edilen, kenarda bırakılan insanları ve toplulukları hiçbir zaman unutmayan, Köln şehrinin babası olarak derin bir saygı ve minnetle hatırlayacağız.

Başkan Schramma, insanları birbirine bağlayan, bir araya getiren büyük bir hizmet insanı ve tecrübeli bir siyasetçisiydi. Sorumluluk üstlenmeyi, farklı insanları bir araya getirmeyi ve zor koşulların içinden ortak bir geleceğe uzanan yollar bulmayı çok iyi bilirdi. Çünkü o bir şehrin tüm insanlarının kendilerini, yaşadıkları şehrin bir parçası olarak gördüklerinde ve orada kendilerine bir yer bulabildiklerinde güçlü olarak hissedeceklerine inanıyordu.

Dr. Fritz Schramma’nın vefatıyla, topluma gönülden bağlı büyük bir insanı, birikimli bir siyasetçiyi, başarılı bir hizmet adamını ve her şeyden önce bir dostumuzu kaybettik. Onun yaptıkları, insanlara samimi yaklaşımı, ilgi ve alakası hafızalarımızda daima minnet, şükran ve saygıyla yaşayacaktır. Onun cesaretini, sıcaklığını ve açık yürekliliğini, öğütlerini ve dostluğunu da özleyeceğiz.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) olarak, Dr. Fritz Schramma’nın ailesine, yakınlarına, Köln şehrine ve kendisine gönülden bağlı olan herkese en derin taziyelerimizi sunuyoruz.

Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB)

Alman ordusu Türk kökenli gençleri orduya çekmek için döner ambalajlarında reklam kampanyası başlattı.
21/08/2026

Alman ordusu Türk kökenli gençleri orduya çekmek için döner ambalajlarında reklam kampanyası başlattı.

Vatan Bize Yaban OlmuşBir zamanlar insanın doğduğu topraklara dönmesi, yıllar sonra bıraktığı sokağa adım atması, çocukl...
20/08/2026

Vatan Bize Yaban Olmuş

Bir zamanlar insanın doğduğu topraklara dönmesi, yıllar sonra bıraktığı sokağa adım atması, çocukluğunun geçtiği evin önünden geçmesi bambaşka bir duyguydu. İnsan, gurbette ne kadar yorulursa yorulsun, içinde hep bir dönüş umudu taşırdı. Çünkü bilirdi ki bir köyü, bir mahallesi, bir şehri ve onu bekleyen insanlar vardı.

Şimdi ise insan memleketine gidiyor ama kendini yabancı hissediyor.

Vatan bize yaban olmuş...
Gurbete çıktığımızda arkamızda bıraktığımız köyler vardı. Tozlu yolları, çeşme başları, kahvehaneleri, bayramlarda dolup taşan evleri, akşamları kapı önlerinde yapılan sohbetleri vardı. Birbirini tanıyan, birbirinin derdini kendi derdi bilen insanlar yaşardı o yerlerde.
Bir evde düğün varsa bütün köy düğün yapardı. Birinin cenazesi varsa herkes acıyı paylaşırdı. Komşunun kapısı çalınır, “Bir ihtiyacın var mı?” diye sorulurdu. İnsanların birbirine güveni vardı.
Şimdi aynı sokaklardan geçiyoruz.
Evler yerinde ama insanlar değişmiş. Sokaklar aynı sokaklar ama o eski sıcaklık yok. Kahvehaneler var ama eski sohbetler yok. Evler daha büyük, imkânlar daha fazla ama gönüller birbirinden daha uzak.

Gurbette yaşayan insanın en büyük hayali, bir gün memleketine dönüp eski günleri yeniden yaşamaktır. Fakat yıllar sonra döndüğünde aradığı insanları bulamaz.
Çocukluk arkadaşları dağılmıştır. Kimi başka şehirlere, kimi başka ülkelere gitmiştir. Kimi hayata yenilmiş, kimi değişmiş, kimi ise artık selamlaşmayı bile unutmuştur.

Eskiden dostluklar vardı.
Şimdi ilişkiler var.
Eskiden “Sen benim kardeşimsin” denirdi. Şimdi “Bana ne faydası var?” diye bakılıyor. İnsanlar birbirini makamına, parasına, çevresine, sahip olduğu imkânlara göre değerlendiriyor.
Ne acıdır ki bazen en büyük uzaklık kilometrelerle değil, insanların birbirlerine karşı kaybettiği samimiyetle ölçülüyor.
Aile bile değişti.
Bir zamanlar kardeş kardeşin elinden tutardı. Anne-baba, evlatlarını bir arada görmekten başka bir şey istemezdi. Sofralar kalabalıktı. Bir tabak yemek paylaşılır, bir dert anlatılır, bir çay saatlerce içilirdi.
Şimdi aynı aile içinde bile hesaplar yapılabiliyor.
Kim ne kazanacak, kim ne alacak, kime ne düşecek, kim ne kadar verecek...

Bazen miras, bazen para, bazen makam, bazen küçük bir menfaat; yıllarca süren kardeşliklerin önüne geçebiliyor.
İnsan bunu en çok gurbetteyken fark ediyor.
Çünkü gurbet, insana memleketin değerini öğretiyor. İnsan uzak kaldıkça küçücük şeyleri özlüyor. Bir köy kahvesinin sesini, sabah ezanını, fırından çıkan ekmeğin kokusunu, çocukken koştuğu toprak yolları, bayram sabahlarını, kapıyı çalmadan girilen komşu evlerini...
Fakat geri döndüğünde anlıyor ki özlediği yalnızca bir yer değilmiş.
Özlediği, o yerin içindeki insanlarmış.
Ve bazen insan memleketine dönüyor ama çocukluğunu bulamıyor.
Çünkü zaman sadece evleri, yolları ve sokakları değiştirmemiş. İnsanların birbirine bakışını da değiştirmiş.
Şimdi ise herkes kendi dünyasına kapanmış durumda.
Telefonlar insanları birbirine bağladı sanıyoruz ama aslında aynı masada oturan insanların bile birbirinden uzaklaşmasına sebep olduk. Yan yana oturuyoruz, birbirimize bakmadan ekranlara bakıyoruz. Aynı ailedeyiz ama birbirimizin hayatından habersiziz.
Gurbetçi için bu değişim daha da ağır.
Çünkü insan yıllarca çalışıp biriktiriyor, çocuklarını büyütüyor, memleketine yatırım yapıyor, bayramdan bayrama dönüyor. Her dönüşünde geçmişten bir parça arıyor.

Ama bulamayınca içinde sessiz bir kırgınlık oluşuyor.
“Ben buraları özlemişim” diyor.
Sonra kendi kendine soruyor:
“Peki, buralar beni özlemiş mi?”
Belki de asıl mesele budur.
Vatan değişmedi belki.
Dağlar hâlâ aynı dağlar. Deniz hâlâ aynı deniz. Toprak hâlâ aynı toprak.
Ama biz değiştik.
İnsanlar değişti.
Dostlukların yerini çıkar ilişkileri, komşuluğun yerini mesafe, samimiyetin yerini hesap aldı.
Ve bugün gurbette yaşayan birçok insanın içinde aynı duygu büyüyor:

“Vatanım var ama kendimi orada yabancı hissediyorum.”
Oysa insanın en büyük ihtiyacı para, makam veya mal değildir.
İnsanın ihtiyacı, kapısını çaldığında yüzüne gülümseyen bir dosttur.
Düştüğünde elinden tutacak bir kardeştir.
Geldiğinde “Hoş geldin” diyecek bir komşudur.
Başarıya ulaştığında kıskanmadan sevinecek, dara düştüğünde arkasını dönmeyecek insanlardır.

Belki de kaybettiğimiz şey vatan değil.
Vatanın ruhudur.
Eğer yeniden birbirimize sahip çıkmayı, komşuluğu, dostluğu, aile olmayı ve menfaatten önce insanı koymayı öğrenebilirsek; belki bir gün gurbetten dönenler yine eski sıcaklığı bulabilir.
Belki bir gün köyün yoluna girdiğimizde içimiz yeniden huzurla dolabilir.

Belki bir gün çocukluğumuzun sokağında yürürken kendimizi yeniden evimizde hissedebiliriz.
Çünkü vatan sadece doğduğumuz yer değildir.
Vatan, kendimizi ait hissettiğimiz yerdir.
Ve bugün birçok insanın en büyük acısı şudur:
Toprak hâlâ bizim…
Ama o topraklarda kendimize ait hissettiğimiz insanlar artık yok.
İşte bu yüzden bazen insan gurbette değil, kendi vatanında yalnız kalır.
Vatan bize yaban olmuş...

Dilek Yener'in yeni yazısı.
18/08/2026

Dilek Yener'in yeni yazısı.

Adresse

Dortmund

Benachrichtigungen

Lassen Sie sich von uns eine E-Mail senden und seien Sie der erste der Neuigkeiten und Aktionen von NRW Gündem erfährt. Ihre E-Mail-Adresse wird nicht für andere Zwecke verwendet und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an NRW Gündem senden:

Verknüpfungen

Teilen