Kadraj Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu'nun Resmi Facebook Hesabıdır. Avrupa Türkiyeli İşçiler Konf

Türkiye’deki Yeni Süreç Tartışıldı: “Kürt Halkının Demokratik Talepleri Tanınmalı”DUISBURG|05.10.2026| Türkiye’de yaşana...
05/10/2026

Türkiye’deki Yeni Süreç Tartışıldı: “Kürt Halkının Demokratik Talepleri Tanınmalı”

DUISBURG|05.10.2026| Türkiye’de yaşanan siyasal gelişmeler, Kürt sorunu, Alevilerin talepleri ve “Barış ve Demokratik Toplum” süreci düzenlenen panelde tartışıldı. Panele ATİK Eş Başkanı Süleyman Gürcan, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Marksist Teori Yazarı İbrahim Çiçek ve HDP Eski Milletvekili Faysal Sarıyıldız konuşmacı olarak katıldı. Etkinlik açılış konuşması ve saygı duruşuyla başladı.

Panelin ilk bölümünde Türkiye’de derinleşen ekonomik ve siyasal kriz, Kürtlere ve Alevilere yönelik saldırılar, “Barış ve Demokratik Toplum” süreci ile bu kapsamda gündeme gelen yasal düzenlemeler ele alındı.

Süleyman Gürcan, Türkiye’de ekonomik krizin ve enflasyonun geniş kesimleri etkilediğini belirterek, bunun işçi ve emekçilere, sendikalara, demokratik güçlere, Alevilere ve Kürtlere yönelik saldırılarla birlikte ilerlediğini söyledi. Gürcan, AKP-MHP iktidarının kendisine muhalif olan tüm kesimlere yönelik baskıları sürdürdüğünü ifade etti.

Gürcan, Ortadoğu’da Türk devletine biçilen role de dikkat çekerek, bu rolün yerine getirilebilmesi için ülke içerisinde tahakkümün ve güvenlik politikalarının güçlendirildiğini savundu. “Terörsüz Türkiye” ve “Barış ve Demokratik Toplum” olarak adlandırılan sürecin Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’te yaptığı açıklamalarla başladığını belirten Gürcan, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı ve PKK’nin Mayıs 2025’te aldığı kararlarla sürecin yeni bir aşamaya taşındığını ifade etti.

Gürcan, parlamentoda gündeme gelen yasal düzenlemenin Kürt sorununu demokratik ve siyasal haklar temelinde ele almadığını, sürecin esas olarak “terörle mücadele” çerçevesinde tanımlandığını belirtti. Yasada Kürt halkının ve Kürt halkının demokratik taleplerinin yer almadığını, anadilde eğitim başta olmak üzere temel taleplerin görmezden gelindiğini söyledi. Yaşanan süreci Kürt özgürlük hareketinin siyasal olarak tasfiye edilmesi girişimi olarak değerlendiren Gürcan, devletin demokratikleşmesinin mevcut devlet yapısı içerisinde mümkün olmadığını savundu.

“Aleviler Ve Kürtler Kendi Taleplerini Kendileri Savunmalı”

Hüseyin Mat ise Alevilerin ve Kürtlerin karşı karşıya kaldığı baskılara dikkat çekerek, Alevilerin inançlarının baskı altında tutulduğunu ve Alevi ocaklarının denetim altına alındığını belirtti. Mat, herkesin kendi kimliği ve inancıyla özgürce yaşayabileceği bir toplum için mücadele ettiklerini söyledi.

Türkiye’de bir demokrasi sorunu bulunduğunu ifade eden Mat, Aleviler ve Kürtlerin kendi haklarını birlikte savunması gerektiğini belirtti. Barışın Aleviler açısından en önemli taleplerden biri olduğunu söyleyen Mat, geçmişte yaşanan süreçlerin sona ermesinin ardından Kürtlere yönelik saldırıların yeniden başlamasının yarattığı kaygılara dikkat çekti.

Mat, devlet ve Erdoğan’a güvenmediklerini belirterek, Alevilerin ve Kürtlerin süreçte kendi sözlerini kendilerinin söylemesi gerektiğini vurguladı. Avrupa’da gerçekleştirilen panellerle sürecin tartışıldığını aktaran Mat, Aleviler, Kürtler ve demokrasi güçlerinin yan yana gelmesinin devletin resmi ideolojisini rahatsız ettiğini söyledi.

“Bu Bir Uzlaşma Süreci”

İbrahim Çiçek, yaşanan sürecin Kürt ulusal demokratik hareketi ile mevcut iktidar arasında bir uzlaşma süreci olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çiçek, Türk devletinin NATO ve emperyalist güçlerle ilişkilerine dikkat çekerek, 50 yıllık süreçte Türk devletinin PKK’yi yenemediğini, PKK’nin de savaş yoluyla Türk devletini Kürdistan’dan çıkaramadığını belirtti.

Çiçek, PKK’nin zayıfladığı ya da yenildiği için bu sürece gelmediğini, aksine güçlü olduğu bir dönemde görüşmeleri kabul ettiğini savundu.

2014 yılında öz yönetim mücadelesi sırasında Kürt hareketinin ulusal hakların tanınmasını talep ettiğini, devletin bunu kabul etmeyerek katliamlara yöneldiğini belirten Çiçek, bugün gündeme gelen taleplerin o döneme göre daha geri bir noktada olduğunu söyledi. Bölgesel özerklik ve federasyon taleplerinin artık savunulmadığına dikkat çekti.

Çiçek, hazırlanan yasada Kürt halkının ve Kürt halkının taleplerinin bulunmadığını belirterek, sürecin “terörizmden kurtuluş” çerçevesinde ele alınmasını eleştirdi. Anadilde eğitim hakkı, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ve Kürt halkının demokratik haklarının tanınması taleplerinin savunulması gerektiğini ifade etti.

“Yeni Mücadele Çizgileri Ortaya Koymalıyız”

Faysal Sarıyıldız ise tarihsel egemenliğe ve kapitalizme karşı farklı toplumsal ve siyasal güçlerin yan yana gelerek mücadele etmesi gerektiğini belirtti. Rojava direnişinde farklı güçlerin birlikte mücadele ettiğini söyleyen Sarıyıldız, Türkiye’de de demokratik mücadelenin daha geniş bir cepheyle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Devlete hiçbir zaman güvenmediklerini ve güvenmeyeceklerini belirten Sarıyıldız, Kürt halkının tarih boyunca katliamlara ve baskılara rağmen mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Kürtlerin silahlı mücadeleyle önemli bir dinamik yarattığını ancak daha sonra bu mücadelenin kendi önünde bir engel haline geldiğini ifade etti.

Dünyada ulusal hakların ve direnen halkların taleplerinin bastırıldığı bir dönem yaşandığını söyleyen Sarıyıldız, değişen koşullara uygun yeni mücadele çizgilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Demokratik mücadelenin daha geniş bir cepheyle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Sarıyıldız, Kürt halkının bugüne kadar elde ettiği hakları koruyarak mücadelesini sürdüreceğini söyledi.

Yasanın İçeriği Ve Rojava Tartışıldı

Panelin ikinci bölümünde ilk bölümde ortaya konulan değerlendirmeler üzerinden katılımcıların da dahil olduğu kapsamlı tartışmalar gerçekleştirildi. Tartışmaların önemli başlıklarından biri, gündeme getirilen yasal düzenlemenin içeriği ve yasanın kamuoyuna nasıl aktarıldığı oldu.

Katılımcılar, sürecin ve yasa çerçevesinin geniş kitlelere yeterince açık ve şeffaf biçimde aktarılmadığına dikkat çekti. Yasanın hangi sonuçları doğuracağı, hangi hakları güvence altına aldığı ya da hangi sınırları beraberinde getirdiği konusunda toplumun yeterince bilgilendirilmediği ifade edildi. Bu nedenle sürecin yalnızca devlet kurumları ve siyasi aktörler üzerinden yürütülmesinin, toplumun sürece müdahalesini ve kendi taleplerini ortaya koymasını sınırlandırdığı vurgulandı.

Tartışmalarda Rojava’da yaşanan gelişmeler ve Kürt hareketinin geçmiş süreçlerde elde ettiği kazanımlar da önemli bir başlık olarak öne çıktı. Katılımcılar, Rojava’da yıllar içerisinde elde edilen kazanımların önemli bölümünün bugün kaybedildiğini ve hareketin mevcut süreçte ciddi bir yenilgi tablosuyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Rojava’da ortaya çıkan siyasal ve toplumsal kazanımların hangi koşullarda geriletildiği, bölgedeki gelişmelerde emperyalist güçlerin rolü ve Kürt hareketinin bu süreç karşısındaki tutumu üzerine tartışmalar yürütüldü.

Ortadoğu’da emperyalist güçlerin müdahaleleri ve bölgedeki paylaşım mücadelesinin giderek derinleştiği belirtilirken, yaşanan gelişmelerin yalnızca Rojava veya Kürt hareketi açısından değil, daha geniş bir savaş ve yeniden paylaşım süreci içerisinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dünyada büyüyen savaş tehlikesi ve üçüncü dünya savaşı tartışmaları da bu çerçevede ele alındı.

Tartışmaların bir diğer başlığını ise dost güçlerle kurulan ilişkiler ve eleştiri meselesi oluşturdu. Mücadele içerisinde dostların eleştirilmesinin gerekliliği ile düşmana karşı mücadelenin nasıl yürütüleceği üzerine görüşler ortaya konuldu. Dostları eleştirmenin mücadeleyi zayıflatmak değil, eksikliklerin ve hataların ortaya konulması açısından gerekli olduğu ifade edilirken, eleştiri ile düşmana karşı yürütülen mücadelenin birbirinden ayrılması gerektiği üzerine tartışmalar gerçekleştirildi.

Bu bölümde ayrıca Kürtler, Aleviler, devrimci ve demokratik güçlerin mevcut süreç karşısındaki tutumlarının ne olması gerektiği üzerine de tartışmalar yürütüldü. Sürecin yalnızca devlet ile Kürt hareketi arasındaki görüşmeler üzerinden değil, toplumun farklı kesimlerinin kendi talepleri ve mücadeleleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Panelistler Soruları Yanıtladı

Etkinliğin üçüncü bölümünde panelistler, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Sorular üzerinden Türkiye’deki siyasal gelişmeler, mevcut yasal düzenleme, Kürt sorununun geleceği, Rojava’daki gelişmeler, Alevilerin talepleri ve demokratik mücadelenin nasıl geliştirilmesi gerektiği üzerine değerlendirmeler sürdürüldü.

Panelistler, toplumun farklı kesimlerinin kendi talepleriyle sürece müdahil olması gerektiğini vurgularken, demokratik ve özgürlükçü mücadelenin büyütülmesinin önemine dikkat çekti.

Katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından etkinlik sona erdi.

Hamburg’da AfD’ye Karşı Binler YürüdüHAMBURG|13.09.2026| Hamburg’da AfD’nin ve aşırı sağın güçlenmesine karşı binlerce k...
13/09/2026

Hamburg’da AfD’ye Karşı Binler Yürüdü

HAMBURG|13.09.2026| Hamburg’da AfD’nin ve aşırı sağın güçlenmesine karşı binlerce kişi 12 Eylül 2026 Cumartesi günü kent merkezinde düzenlenen yürüyüşte bir araya geldi. Demokratik ve antifaşist güçlerin çağrısıyla gerçekleştirilen eyleme yaklaşık 25 bin kişi katıldı. Eylemde ATİF Hamburg da yer aldı.

Kitlesel yürüyüş, faşizme ve ırkçılığa karşı güçlü bir buluşmaya dönüştü. Özellikle gençlerin yanı sıra çocuklarıyla birlikte yürüyüşe katılan ailelerin yoğunluğu dikkat çekti.

Kent merkezinde başlayan eylemde yapılan konuşmaların ardından kitle sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca “Alle zusammen gegen Faschismus – Hep birlikte faşizme karşı!” sloganı sık sık yükseldi.
Eylemde farklı demokratik, antifaşist ve toplumsal örgütlerin temsilcileri konuşmalar yaptı. Konuşmalarda AfD’nin ve faşist hareketlerin toplumsal ve siyasal alanda güç kazanmasının yarattığı tehlikeye dikkat çekildi.

Konuşmacılar, ırkçılık, ayrımcılık ve faşizme karşı mücadelenin yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, mahallelerde, işyerlerinde, okullarda ve sokaklarda ortak mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu.

Gençlerin, emekçilerin ve göçmenlerin ortak mücadelesinin önemine dikkat çekilen konuşmalarda, AfD’nin göçmenlere ve demokratik haklara yönelik politikalarına da tepki gösterildi.

Eyleme ATİF Hamburg’un yanı sıra çok sayıda antifaşist, demokratik ve göçmen örgütü, sendika, siyasi parti ve toplumsal inisiyatif katıldı.

“Alle zusammen gegen Faschismus!”

Yürüyüşün ardından gerçekleştirilen mitingde AfD’nin ve aşırı sağın güç kazanmasına karşı mücadelenin büyütülmesi gerektiği vurgulandı.

Faşizme karşı mücadelenin seçim dönemleriyle sınırlı kalamayacağı; mahallelerde, işyerlerinde, okullarda ve sokaklarda ortak ve örgütlü mücadelenin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Yaklaşık iki buçuk saat süren kitlesel eylem, binlerce kişinin hep bir ağızdan “Alle zusammen gegen Faschismus!” sloganını haykırmasıyla sona erdi

05/09/2026

Polis ablukası devam ediyor


05/09/2026

Polis ablukasına karşı kitle direnmeye devam ediyor


Köln’de Rheinmetall Entwaffnen Yürüyüşüne Polis SaldırısıKÖLN|5 Eylül 2026| Almanya’nın Köln kentinde 1 Eylül’de başlaya...
05/09/2026

Köln’de Rheinmetall Entwaffnen Yürüyüşüne Polis Saldırısı

KÖLN|5 Eylül 2026| Almanya’nın Köln kentinde 1 Eylül’de başlayan Rheinmetall Entwaffnen kampı kapsamında bugün gerçekleştirilen yürüyüşe polis saldırdı.

Kampın bugün gerçekleştirilecek yürüyüşle sonlandırılması planlanıyordu. Ancak yürüyüşün başlamasından itibaren polis, eylemcilere yönelik yoğun müdahalelerde bulundu. Polisin sürekli olarak kitlenin önünü kestiği, yürüyüşün ilerlemesini engellediği ve eylemcilere yönelik saldırılarda bulunduğu aktarılıyor.

Yürüyüşün şu anda bir bölümünün polis tarafından kuşatıldığı ve kitlenin etrafının özel polis ekipleri tarafından çevrildiği bildiriliyor. Eylemcilerin alandan ayrılmasına izin verilmezken, polis saldırısının giderek yoğunlaştığı belirtiliyor.

Polisin müdahalesi sonucunda çok sayıda kişinin yaralandığı, yaşananların eylemciler tarafından orantısız polis şiddeti olarak değerlendirildiği aktarılıyor.

Eylemde ATİK, YDG ve Partizan taraftarları da yer alıyor. Savaş ve silahlanma politikalarına karşı gerçekleştirilen yürüyüşte, ATİK, YDG ve Partizan taraftarları da mücadele saflarında yerlerini aldı.

Yürüyüş alanındaki polis kuşatması devam ederken, özel polis birliklerinin bölgede yoğunlaştırıldığı ve saldırıların daha da yoğunlaşabileceği belirtiliyor.

İşçiler Hükümetin Saldırı Paketine Karşı Alanlarda: Duisburg’dan Mücadeleyi Büyütme ÇağrısıDUISBURG|04.07.2026| Almanya'...
04/07/2026

İşçiler Hükümetin Saldırı Paketine Karşı Alanlarda: Duisburg’dan Mücadeleyi Büyütme Çağrısı

DUISBURG|04.07.2026| Almanya'da federal hükümetin sosyal haklara ve işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına yönelik hazırladığı reform paketine karşı tepkiler büyüyor. IG Metall öncülüğünde Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde gerçekleştirilen eylemlerin en kitlesellerinden biri 4 Temmuz Cumartesi günü Duisburg'da yapıldı. Yaklaşık 3 bin işçinin katıldığı yürüyüş ve miting, hükümetin sosyal hak gasplarına ve emek karşıtı politikalarına karşı güçlü bir protestoya dönüştü.

Sabah saatlerinde Deutscher Gewerkschaftsbund (DGB) binası önünde toplanan işçiler, pankart ve sloganlarla kent merkezine yürüdü. Yürüyüş boyunca hükümetin reform paketine tepki gösterilirken, sosyal devletin tasfiyesine ve emeklilik başta olmak üzere işçi haklarının geriletilmesine karşı mücadele çağrıları öne çıktı.

Eylemde özellikle HKM ve ThyssenKrupp işçilerinin kitlesel katılımı dikkat çekti. ver.di sendikasında örgütlü perakende işçileri kendi pankartlarıyla yürüyüşte yer alırken, IG BAU da "8 saatlik iş gününü savunalım" şiarıyla kortejdeki yerini aldı. Genç işçi ve çırakların oluşturduğu mücadeleci kortej de eyleme damgasını vurdu.

Yürüyüş ve mitinge Duisburg’da faaliyet yürüten Die Linke, MLPD, DKP, IJV, Jusos ve DİDF başta olmak üzere çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü destek verdi. ATİF kitlesi de sosyal haklara yönelik saldırıları protesto eden dövizlerle yürüyüşte yer alarak işçi ve emekçilerin mücadelesiyle dayanışmasını ortaya koydu.

Mitingde yapılan konuşmalarda, hükümetin hazırladığı reform paketinin emekçilerden alıp sermayeye veren bir saldırı programı olduğu vurgulandı. Emeklilik yaşının yükseltilmesi, çalışma sürelerinin uzatılması, sosyal devletin tasfiye edilmesi ve işçi haklarının budanmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. Konuşmacılar, artan servet eşitsizliğine dikkat çekerek büyük sermayeden servet ve miras vergisi alınması gerektiğini savundu.

Hans-Jürgen Urban konuşmasında, Almanya'da büyüyen şeyin sosyal devlet değil, zenginlerin serveti olduğunu belirterek, sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin sermayenin kâr alanı olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi. Hükümetin reform paketinin toplumsal eşitsizliği daha da derinleştireceğini ifade eden Urban, işçi sınıfının birleşik ve örgütlü mücadelesinin önemine dikkat çekti.

Konuşmalarda ayrıca aynı gün Alternative für Deutschland (AfD) karşıtı protestolar da selamlandı. Faşizme ve ırkçılığa karşı mücadelenin, sosyal hakların savunulması mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanırken, emekçilerin ortak mücadelesinin büyütülmesi çağrısı yapıldı.

Sendika temsilcileri, hükümetin saldırı paketinin geri çekilmesi için eylemlerin önümüzdeki aylarda da devam edeceğini belirterek, mücadelenin fabrikalarda, işyerlerinde ve sokaklarda büyütüleceğini ifade etti. Duisburg'da alanı dolduran binlerce işçi ve emekçi ise sosyal hakların ancak örgütlü sınıf mücadelesiyle korunabileceği mesajını güçlü bir şekilde verdi.

Gençlik Ve Kültür Derneği’nde Ortak Buluşma Ve Dayanışma EtkinliğiDUİSBURG|04.07.2026|Cuma akşamı, Duisburg’da faaliyet ...
04/07/2026

Gençlik Ve Kültür Derneği’nde Ortak Buluşma Ve Dayanışma Etkinliği

DUİSBURG|04.07.2026|Cuma akşamı, Duisburg’da faaliyet gösteren Gençlik ve Kültür Derneği (ATİF) lokalinde düzenlenen ortak buluşma ve dayanışma etkinliği saat 18:30’da başladı. Etkinlik, dernek yönetim kurulunun inisiyatifiyle; birlikte eylem birliklerinde yer alan örgütleri, dernek lokalinde kendi çalışmalarını yürüten grupları ve dernek bünyesindeki kültür-sanat kurslarına katılan kursiyerleri bir araya getirmek amacıyla örgütlendi.

Etkinlik, farklı alanlarda faaliyet yürüten kurum ve bireylerin ortak bir zeminde buluşmasını, dayanışmanın güçlendirilmesini ve yürütülen çalışmaların birlikte değerlendirilmesini hedefledi.

Açılış konuşması dernek yönetim kurulu adına yapıldı. Konuşmada katılım sağlayan tüm kurum, grup ve kişilere teşekkür edilirken, ortak mücadele, dayanışma ve birlikte üretim vurgusu öne çıktı.

Etkinliğe katılanlar arasında Die Linke, Duisburg Nord Alevi Gemeinde, Marxloher Nachbarn, Kampanya gegen AfD ve Duisburg-Neudorf’ta faaliyet yürüten antifaşist kolektif Kollektiv Koloniestraße (KoKo) yer aldı. Konuşmada ayrıca Kollektiv Koloniestraße’nin şehir merkezinde açılmasının taşıdığı politik ve toplumsal öneme dikkat çekildi.

Ayrıca derneğin kurucu kadrosuna ve ikinci kuşak emekçilere teşekkür edilerek emekleri selamlandı.

Almanca ve Türkçe olarak iki dilli yapılan konuşmaların ardından programın kültürel bölümüne geçildi.

Kültürel bölümde sahne alan Grup La Liberta, seslendirdiği ezgilerle katılımcıların beğenisini topladı. Ardından dernek bünyesinde çalışmalarını sürdüren erbane grubu sahne aldı.

Pia Erbane Topluluğu, Kürtçe ve Ermenice eserleri seslendirerek etkinliğe güçlü bir kültürel katkı sundu ve yoğun alkış aldı.

Programın ilerleyen bölümünde katılımcılar birlikte halaylar çekti; etkinlik geç saatlere kadar süren sıcak sohbetler ve dayanışma ortamı içinde devam etti.

Etkinlikte ayrıca Almanya’daki hak gasplarına karşı yürütülen mücadelelere ve NATO karşıtı protestolara katılım çağrıları yapıldı. Program, kültürel ve politik yönüyle güçlü bir buluşma olarak tamamlandı.

Nürnberg’de “Ostermarsch 2026” Miting ve YürüyüşNürnberg|07.04.2026| Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen “Ostermars...
07/04/2026

Nürnberg’de “Ostermarsch 2026” Miting ve Yürüyüş

Nürnberg|07.04.2026| Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen “Ostermarsch 2026”, yüzlerce kişinin katılımıyla miting ve yürüyüş şeklinde gerçekleştirildi.

6 Nisan Pazartesi günü saat 13.30’da Kopernikplatz’ta bir araya gelen katılımcılar, program kapsamında ilk olarak miting gerçekleştirdi. Yapılan konuşmalarda artan silahlanma politikaları, zorunlu askerlik tartışmaları ve küresel çatışmalar ele alındı.

Konuşmacılar, uluslararası sorunların çözümünde askeri yöntemler yerine diyalog ve diplomasi yollarının tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Barışın toplumsal bir talep olarak daha güçlü ifade edilmesi gerektiğine dikkat çekilen mitingde, “Savaş kışkırtıcılığına son” ve “Barış hemen şimdi” sloganları sık sık dile getirildi.

Mitingin ardından katılımcılar şehir merkezine doğru yürüyüşe geçti. Ellerinde pankartlar taşıyan kitle, yürüyüş boyunca barış mesajlarını sürdürdü.

ATİK’e bağlı YDG ve Yeni Kadın taraftarlarının da katılımıyla gerçekleşen yürüyüşte, “Emperyalizme karşı ayağa kalk geleceği kazan” pankartıyla emperyalist savaşlara karşı barış talebi vurgulandı.

Hamburg’da Binler Emperyalizme ve Faşizme Karşı YürüdüHAMBURG|06.04.2026| Almanya’nın Hamburg kentinde binlerce kişi, pa...
06/04/2026

Hamburg’da Binler Emperyalizme ve Faşizme Karşı Yürüdü

HAMBURG|06.04.2026| Almanya’nın Hamburg kentinde binlerce kişi, paskalya yürüyüşü kapsamında emperyalist savaş politikalarına, silahlanmaya ve faşizme karşı sokağa çıktı. Landwehr semtinde gerçekleşen yürüyüşe yaklaşık 5 bin kişi katıldı.

Saat 12.00’de toplanan kitle, yürüyüş öncesinde yaklaşık bir saat boyunca yapılan konuşmalarla sisteme yönelik sert eleştirilerde bulundu. Etkileyici konuşmaların ardından saat 13.00 civarında yürüyüş coşkuyla başladı. Sloganlar, marşlar ve halkın sesleriyle Hamburg sokakları yankılandı. Katılımcılar yürüyüş boyunca "Sizin savaşınıza, krizlerinize tek kuruş yok!”, Faşizme, militarizme ve emperyalist barbarlığa geçit yok! ve Paralar okullara, hastanelere!” sloganlarıyla tepkilerini dile getirdi. Saat 15.30’da olaysız şekilde sona eren yürüyüş, katılımcılar tarafından yalnızca bir protesto değil, büyüyen bir direnişin parçası olarak tanımlandı.

Etkinlikte ATİF Hamburg da yer aldı. ATİF üyeleri yürüyüş boyunca bildiriler dağıtarak halkı örgütlü mücadeleye katılmaya çağırdı. Yapılan açıklamalarda, barışın ancak halkların örgütlü mücadelesiyle sağlanabileceği vurgulandı. Hamburg’dan yükselen bu sesin susmayacağı ve gerçek bir barışın, ancak mevcut sömürü düzeni yıkıldığında mümkün olacağı mesajı verildi.

Duisburg’da “Ostermarsch 2026”Duisburg|05.04.2026| Almanya’nın Duisburg kentinde düzenlenen “Ostermarsch 2026”, miting v...
05/04/2026

Duisburg’da “Ostermarsch 2026”

Duisburg|05.04.2026| Almanya’nın Duisburg kentinde düzenlenen “Ostermarsch 2026”, miting ve yürüyüş’e yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti.

Yürüyüş öncesinde yapılan mitingde konuşmacılar, savaş politikalarına karşı barış ve diplomasi çağrısında bulundu.
4 Nisan Cumartesi günü saat 10.30’da Kuhstraße ile Kuhlenwall köşesinde toplanan katılımcılar, ilk olarak miting alanında bir araya geldi. Burada yapılan konuşmalarda, artan silahlanma politikaları, zorunlu askerlik tartışmaları ve küresel çatışmalar ele alındı.

Konuşmacılar, uluslararası sorunların çözümünde askeri yöntemler yerine diyalog ve diplomasi yollarının tercih edilmesi gerektiğini vurgularken, barışın toplumsal bir talep olarak daha güçlü ifade edilmesi çağrısında bulundu. Miting boyunca sık sık “Savaş kışkırtıcılığına son” ve “Barış hemen şimdi” sloganları atıldı.

Mitingin ardından kitle şehir merkezine doğru yürüyüşe geçti. Ellerinde pankartlar taşıyan kitle, barış mesajlarını yürüyüş boyunca da sürdürdü.

Adresse

Frankfurt

Website

Benachrichtigungen

Erfahren Sie als Erste/r von Neuigkeiten und Aktionen: Wir schicken Ihnen eine E-Mail, wenn Kadraj etwas veröffentlicht. Ihre E-Mail-Adresse wird für keinen anderen Zweck verwendet, und Sie können sich jederzeit abmelden.

Service Kontaktieren

Nachricht an Kadraj senden:

Verknüpfungen

Teilen