03/08/2026
*** Regensburg Haber Özel Röportaj: Fatma Taşan Cebeci, T.C. Nürnberg Başkonsolosu
Dışişleri Bakanlığı'nda 2008 yılında başladığı diplomatik kariyerinde ilk defa Başkonsolos olarak Nürnberg'e atanan ve 30 Ağustos 2023 tarihinde göreve başlayan Fatma Taşan Cebeci, 30 Temmuz 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile merkeze dönüyor.
Üç yıllık görev süresince yoğun bir çalışma temposu sergileyen, çok sayıdaki görüşme ve temasıyla son derece aktif olan Taşan Cebeci, "dolu dolu geçti" dediği Nürnberg Başkonsolosluğu'ndan ayrılmadan önce Regensburg Haber'e röportaj verdi. Diplomat bir babanın kızı ve aynı zamanda Türkmenistan'a Büyükelçi olarak atanan Şener Cebeci’nin eşi olan Fatma Taşan Cebeci, diplomatik kimliğinin yanı sıra, sosyal kişiliğiyle de öne çıktı.
Nürnberg Başkonsolosu olarak görev yaptığı sürede "Hem öğrendim, hem öğrettim." diyerek, iletişim ve etkileşime önem atfettiğini vurgulayan Fatma Taşan Cebeci ile yaptığımız bir saati aşkın röportajımızda, görev aşkını ve bilincini ziyadesiyle hissettik.
....
["Buradaki herkesi, her şeyi özleyeceğim"]
▪︎ Sayın Taşan Cebeci, Nürnberg Başkonsolosluğu görevinizin sona erdiği birkaç gün önce tebliğ edildi. Bu gelişme ışığında, üç yıllık görev sürenizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
"Benim için Nürnberg çok özel bir yer oldu ve her daim öyle de kalacak. Almanya, diplomasinin ve vatandaşlarla ilişkilerin yoğun olduğu prestijli bir görev yeri, kariyerim için önemli oldu. Nürnberg'de bir vatandaşımızın bana dediği gibi: "Siz Nürnberg'e iyi geldiniz. Nürnberg de size iyi geldi.”
Burada zamanım dolu dolu geçti; ziyaretler, etkinlikler, milli günler, bayramlar, anma törenleri… Her şeyi yaptık. Cumhuriyet Bayramımızı 650'nin üzerinde yoğun katılımla çoşkuyla kutladık. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Yürüyüş ve Şenliğini üç yıl üst üste düzenledik. Milli bayramlarımızda farklılıklarımızla bir araya geldik. Milli birlik ve beraberliğimize önem verdik. Konsolosluk hizmetlerimizi güleryüzlü hizmet anlayışı ile daha da iyileştirmeye gayret ettik. Ayrıca Alman makamları ve yöneticileri ile de iyi ilişkiler kurduk. Bu sayede görev bölgemde ve özellikle Nürnberg’de kısa sürede tanındık.
Samimiyetle ve özverili şekilde ifa ettiğim görevim süresince, mesajlarımın vatandaşlarımıza ve Alman muhataplarımıza ulaştığını görmekten memnuniyet duyuyorum. Bu anlayış saygı, sevgi ve destek olarak geri döndü. Kadın vatandaşlarımıza özellikle teşekkür ediyorum. "Kadın kadının yurdudur." Bunu çok derinden hissettim burada.
Görev sürem her şeyiyle olumlu geçti. Nürnberg’den ayrılmak hüzünlendirse de, görevimi yapmış olmanın huzuru var içimde.
Devletim ve milletim için çalışmaktan gurur ve onur duyuyorum.
▪︎ Bu üç yıl boyunca sizi en çok etkileyen, unutamadığınız anılarınız oldu mu?
"Çok anı biriktirdim. Her anı benim için değerli. Görev bölgemde yaşayan insanlarımızla her vesileyle bir araya gelmeye özen gösterdim.
Bu mesleğimin en büyük zenginliği bence. Pek çok farklı vesileyle, toplumumuza mesajlarımızı iletebildim. Aynı zamanda onlardan çok şey öğrendim. Gördüğüm saygı, sevgi ve ilgi etkileyiciydi.
Öte yandan, NSU ırkçı cinayetleri zincirinin kurbanları Enver Şimşek (2000), Abdürrahim Özüdoğru (2001) ve İsmail Yaşar (2005) ile Schwandorf'da evlerinin kundaklanması sonucu hayatı kaybeden Can Ailesi üyelerinin anma törenleri de beni duygusal olarak derinden etkiliyor.
15 Temmuz darbe girişimi Şehitlerimizden Serhat Önder (Nürnberg) de görev bölgemde yetişmişti. Tüm aile üyelerinin dik ve vakarlı duruşlarına saygı duyuyorum. Acısı yüreğinde ilk günkü tazeliğini koruyan Kardeşi Gökhan Önder’in "İnşallah şehadet bir gün bize de nasip olur." demesini asla unutmayacağım. Dediğim gibi, acısıyla tatlısıyla siz de bir şeyler öğreniyorsunuz.
Görev süremin yakında biteceğini öğreneli sadece iki gün oldu, ama onlarca duygu yüklü mesaj alıyorum. İnsanlarımızın gönlünde yer ettiğimi anlıyorum. Bu benim için çok anlamlı ve değerli. Güzel bir şekilde uğurlanıyorum. İnsanın nasıl karşılandığı kadar, nasıl uğurlandığı da önemli bence. İnşallah geride hoş bir seda bırakırım.
▪︎ Vatandaşlardan en çok hangi konularda talepler geldi? Başkonsolosluk olarak hangi çalışmalara öncelik verdiniz?
"Konsolosluk hizmetleri bakımından 200 binin üzerinde geniş bir çevreye hitap ediyoruz. Güler yüzle hizmet vermek için gayret gösteriyoruz. Pasaport, kimlik ve cenaze gibi çok farklı alanlarda konsolosluk hizmetleri veriyoruz. Vatandaşlarımız için etkinlikler düzenliyoruz. Derneklerimizin etkinliklerine katılıyor ve onlarla birlikte ortak programlar gerçekleştiriyoruz. Alman makamlarıyla yakın temaslar kuruyor, resmi yazışmalar yapıyoruz. Dokunmadığımız alan neredeyse yok. Hepsi aynı ölçüde önemli, hepsi öncelikli.
▪︎ Mesainize çok sayıda randevu sığdırmanız dikkat çekti. Bir Başkonsolos olarak günlük çalışma temponuz nasıl? Diplomasi haricinde annelik de yapıyorsunuz. Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
"Her vesileyle vatandaşlarla biraraya gelmeye çalıştım. Her an ulaşılabilir olmak önemli. Gece geç saatlerde arayanlarımız da oldu, sabah erken saatlerde de. İş insanı, STK Başkanı, öğrenci, berber, çiçekçi… Toplumun her kesimine "devletimizin kapısı açık oldu." Bunu özellikle yaptım, çünkü Başkonsolosluğumuz görev bölgemizde yaşayan insanlarımızın evi. Bilhassa görevimin ilk dokuz ayı tanışıklık ve ziyaretlerle çok yoğun geçti. Sonrasında da devam etti.
Okul çağında iki çocuğum var. Anne olarak zamanımın bir kısmı da onlara ait. Benim için annelik en büyük unvan. Çocuklarım yoğun iş tempoma anlayış gösterdiler. Allah razı olsun onlardan. Eşime de tabii teşekkür etmeliyim, desteği ve yönlendirmesi için. Başarılarımız sadece kendimize ait değil, aile desteği olmadan zor.
Kendime ayırdığım zaman kısıtlı oldu, ama bundan şikayetçi değilim hiçbir zaman. Memnuniyetle görevimin gereklerini yerine getirdim. Kitap okumayı ve arkadaşlarımla buluşmayı çok sevmeme rağmen, çok vakit ayıramadım bunlara.
▪︎ Bir diplomat kızı, aynı zamanda da bir diplomat eşisiniz. Bu aile mesleğini çocuklarınızın da sürdürmesini ister misiniz?
"Her kızın kahramanı babasıdır. 'Ben de babam gibi olacağım.' derdim çocukken. İyi ki de öyle oldu. Babamı 2017'de kaybettik, ama bana bıraktığı bu 'miras' yaşıyor.
İş ve eş seçimi önemli bence insanın hayatında. Eşim şimdi Akşabat'a Büyükelçi olarak atandı. Daha önce Essen Başkonsolosu olarak da görev yapmıştı. Benim için birçok konuda yönlendirici ve destekleyici oldu. Birbirimizin mesleki deneyimlerinden faydalanıyoruz elbette. Eşim özellikle oğlumun bir diplomat olmasını istiyor. Ama hangi meslekte mutlu olacaklarsa onu yapsınlar. İnsan mutlu ve huzurlu olduğunda, verimli ve başarılı da oluyor. Yolları açık olsun tüm evlatlarımızın.”
▪︎ Türkiye ile Almanya arasında 30 Ekim 1961'de imzalanan İş Gücü Anlaşması'nın 65. yılına giriyoruz. Bugün beşinci nesil yetişiyor. Bölgenizde yaşayan Türk toplumunun geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Güçlü yönlerimiz neler, hangi alanlarda daha fazla gelişmemiz gerekiyor?
"Kendimizle gurur duyabiliriz. Nitelikli ve öz güven sahibi nesiller yetiştiriyoruz. Bizler gittiği yere uyum, katkı ve kazanç sağlayan bir toplumuz. Özellikle ilk nesil büyük övgüyü hak ediyor, güzel bir miras bırakmak için çok uğraştılar. Düzgün ve çalışkan bir millet olarak anılmamız, onlar sayesindedir. Birlik ve beraberlik içinde hareket ettiler. Türkiye ile bağlarını kuvvetli tuttular. Kendi kimliklerini kaybetmeden Almanya’ya uyum sağladılar. Almanya ile Türkiye arasında sağlam temelli köprüler kurdular. Bu kazanımlar Alman yöneticiler tarafından da takdir ediliyor. Örneğin, Nürnberg Belediye Başkanı Marcus König de "Bu ülke Türklere çok borçlu." diyerek bu hakkı teslim ediyor.
Güçlü yönlerimize gelince, öncelikle ekonomik alandaki başarılarımız ortada. Kurumlara yaptığım ziyaretlerde bunu sıklıkla duyarım: Türkler ekonomik alanda çok belirgin. Sosyal bakımından Almanya’ya kültürel zenginlik kazandırıyoruz, güçlü beşeri bağlar kuruyoruz. Siyasi arenadaki etkinliğimizi ve katılımımızı ise, geliştirmemiz gerektiğini değerlendiriyorum. Çifte Vatandaşlık Yasasının bu anlamda olumlu etkileri olacaktır. Birlik ve beraberliğimizi güçlendirirsek her alanda etkin oluruz."
▪︎ 2026 yılı itibariyle Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkileri hangi düzeyde buluyorsunuz? Hangi alanlarda büyük potansiyel görüyorsunuz?
"Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler başka hiçbir iki ülke arasında olmadığı kadar çok yönlü ve derin. Başkonsolosluk görevi için Almanya'yı tercih etmemin nedeni de buydu. İki ülke arasında devletin en üst düzeylerinde karşılıklı çok sayıda ziyaret oluyor. Savunma sanayiinde çok önemli gelişmeler var. Ticari ve işinsanları heyetleri de karşılıklı yoğun ziyaretler yapıyorlar. İlişkilerimizin artan yoğunluğunda, Türk toplumunun buradaki mevcudiyetinin de son derece büyük etkisi ve katkısı var."
▪︎ Göreviniz sırasında Regensburg'u da çeşitli vesilelerle ziyaret ettiniz. Şehre ve burada yaşayan Türk toplumuna ilişkin izlenimleriniz nelerdir?
"Görev sürem boyunca önemli şehirleri ziyaret ettim. Regensburg da bunlardan biri. Regensburg'da en son DİTİB Camimizin resmi açılışına katıldım. Regensburg’da 23 Nisan etkinliğine de katıldım. Bir günde bölgede 9-10 iş yeri ziyaret ettim.
Kuzey Bavyera'yı ayrıca doğasıyla, tarihi dokusunu korumuş şehirleriyle çok güzel buluyorum. Her şehrin ayrı bir özelliği var. Mümkün olduğunca gezmeye çalıştım."
▪︎ Görev bölgenizden ayrılırken en çok neyi özleyeceksiniz?
"Görev bölgemi çok sevdim. Almanya gibi bir ülkede Başkonsolos olarak görev yapmak, tabiatıyla kariyerim açısından çok önemli. Bir geminin kaptanı gibi görev yapmak, yön vermek, pekçok farklı sorumluluğu üstlenmek çok zenginleştirici.
Bu vesileyle, görev sürem boyunca değerli yönlendirmeleri için Büyükelçimiz Sayın Gökhan Turan başta olmak üzere, Berlin Büyükelçiliğine, işbirlikleri için Almanya’daki mevcut Başkonsoloslarımıza, özverili çalışmaları için Nürnberg Başkonsolosluğumuz personeline, hiçbir suretle desteklerini esirgemeyen vatandaşlarımıza ve iyi ilişkiler tesis ettiğimiz Alman muhataplarımıza teşekkür ederim. Görevimin en özel tarafı bu devlet, bu millet için çalışmak; bu benim için büyük bir şeref. Buradaki herkesi, her şeyi özleyeceğim. Özetle, her anı ve her anıyı."
▪︎ Son olarak, Ankara'daki yeni görevinize başlamadan önce görev bölgenizdeki vatandaşlara iletmek istediğiniz bir veda mesajınız var mı?
"Üç yılı dolu dolu geçirdim. Huzurla ve gururla ayrılıyorum. Ama bu demek değil ki hüzünlü değilim. Herkesten sevgi, saygı ve teveccüh gördüm. Herkese teşekkür ediyorum.
Birlik ve beraberliğe, aidiyet ve kimlik bilincine önem verdim. Toplum bu bilinçle daha güçlü olur, bu güçle aşamayacağınız hiçbir şey olmaz.
Burada herkesin güzel haberlerini almaya, temasta kalmaya devam etmek isterim. Ankara'ya da çaya, kahveye beklerim.
Görevi benden devralacak Başkonsolos Gürol Baş'a şimdiden başarılar dilerim. Daha önce Nürnberg Başkonsolosluğu'nda görev yapmış, burayı tanıyan biri. Kendisini ilk tebrik edenlerden oldum, görevi hayırlı olsun."