24/01/2024
Pazartesi sabahları gönderdiğim newsletter’a (www.bilincligeyik.com’dan) kayıt bırakmış olanların heyecanla beklediği, instagram’da ‘’subscribe’’ olanların çoktan bildiği, mutlu bir haber vermeye geldim.
17 Aralık sabahında, Konya’da Hz. Mevlana’nın 750’inci Vuslat Yıldönümü’nde Mevlam’dan aşk dileyişimin akşamına, takılıyor gözlerim gözlerine. Allah’ım ne güzel yansıtmışsın.. Bakakaldım güzelliğine. En son ne zaman bir adamı bu kadar beğendiğimi hatırlamıyorum bile.
Sanki bir otursak hiç susmayacakmış, bir dokunsam hiç kopmayacakmış kadar samimi bir sohbete başladık. Ezberden zihinsel hiçbir bilgi satmıyor, spritüel kelimelerle süslemiyor cümlelerini. Kusurlar, korkular ve kırılganlıklar paylaşılıyor ayaküstü. Öylesi derin.. Hayatımda hiç kusurlarını onun kadar açık eden bir adam görmedim. Allah biliyor ya, bunu ben diledim.
Size de hiç olur mu? Kalabalıkların içinde sanki sadece bir çift göz var. Etrafında kalan herkes biraz daha bulanık. Her fırsatta kendimi, altı üstü birkaç saatimi birlikte geçirdiğim bu adamın yanında buluyorum. Meşklerle, zikrlerle ondan uzak düştüğümde cemaline bakmaktan çekindiğimi fark ediyorum. Ne kadar etkilendiğimi, gözlerimi kaçırışımdan anlıyorum.
Hepi topu geçirdiğimiz yarım gün sonrası, herkes kendi yaşadığı şehre dönüyor. Hangi formda birleşeceğimizin bir önemi olmaksızın, kendiliğinden ona doğru akışıma izin veriyorum. En büyük facia, bir başkasının beni reddetmesi değil, kendimi ve hislerimi reddetmem olurdu.. Gücünü, kendi elini tutuşundan alır olmuş bu gönül yolcusu. Oynamadan, oyalamadan, kıvırmadan, kırmadan, -mış gibi yapmadan..
Yeniden Bodrum’da buluşuncaya dek, her gün ‘kendilik’ üzerine sohbet ediyoruz. Maneviyattan maddeye geçebilmemiz ve birbirimizin işini, gücünü, ailesini merak etmemiz iki haftayı buluyor. ‘Kendiliğindenlik’ tam da böyle bir şey olsa gerek. Eli elime değmeden birinin ruhundan, zekasından etkilenmenin tadına varıyorum. Derken kavuşuyoruz ve dört ayaklı bebelerimizle aile oluyoruz..
Devamı yorumlarda 👇🏼