29/08/2025
Avukatlık bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin özü, hukuku anlaşılır kılmak ve yurttaşı yanlış bilgiye karşı korumaktır. Bu yüzden avukatın kamusal alanda konuşması, gerektiğinde video ile anlatması, mesleğin doğrudan bir gereğidir.
Buradaki sınır nettir: Kendini öven, yönlendiren, “gel bana”, “en iyisi benim”, “bu davayı kesin kazanırım” gibi ifadeler reklam yasağına takılır. Buna karşılık; hukuki bilgi vermek, riskleri anlatmak, hak arama yollarını sade bir dille göstermek kamu yararı taşır ve ifade özgürlüğü kapsamında korunur.
Disiplin kurullarının uygulamalarına bakıldığında da tablo nettir. Bugüne kadar hiçbir avukat, sadece kamu spotu niteliğinde halkı bilgilendiren içerik üretti diye cezalandırılmamıştır. Kararlarda verilen disiplin cezaları; “biz ünlü kişilerin de avukatıyız”, “zenginiz, güçlüyüz” gibi mesleği bir reklam aracı haline getiren ya da “ben en iyisiyim, bu davayı kesin kazanırım” türü paylaşımlarda görülmüştür. Yani cezalandırılan, halkı bilinçlendiren içerik değil; mesleğin vakarını zedeleyen ve avukatlığı ticari bir vitrine dönüştüren söylemlerdir.
Avukat sustuğunda, meydan sahtekârlara kalır.
Ama avukat konuştuğunda, karanlık dağılır. Vatandaş, hangi tuzağa düşürülmek istendiğini anlar, hangi hakkı savunması gerektiğini kavrar. Onu kandırmak isteyen seslerin arasından, güvenilir ve yol gösteren bir ses yükselir. İşte o ses, adaletin sesi, hukukun nefesidir.
Vatandaş artık yalnız değildir; yanında hukuku bilen, doğruyu gösteren bir rehber vardır. Ve bu rehberin konuşması, toplumun adalete olan inancını diri tutar. Böylece vatandaş yalnızca haklarını öğrenmekle kalmaz, hukuki konularda bir avukatla çalışması gerektiğini de idrak eder.