Cookgezer

Cookgezer Seyahat Planlama - Cookgezer
🏺 Seyahat ve Doğa Tutkunu - Gezgin
👇🏻 Keşfetmek için beni takip et👇🏻
🎒 76/81 Şehir | 🇹🇷

Erzurum'un en önemli tarihî yapılarından biri olan Üç Kümbetler, Anadolu'daki anıt mezar mimarisinin en güzel örnekleri ...
30/07/2026

Erzurum'un en önemli tarihî yapılarından biri olan Üç Kümbetler, Anadolu'daki anıt mezar mimarisinin en güzel örnekleri arasında yer alır. En büyük kümbetin 12. yüzyılın sonlarında inşa edildiği ve Emir Saltuk'a ait olduğu düşünülmektedir. Diğer iki kümbetin kime ait olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte 14. yüzyılda yapıldıkları tahmin edilmektedir.

Kümbetlerin yanında yer alan kare planlı küçük yapının ise kümbet ya da mescit olduğu yönünde farklı görüşler bulunmaktadır. Yapı topluluğu 1956 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından restore edilmiştir.

Kesme taştan inşa edilen Emir Saltuk Kümbeti, sekizgen gövdesi, yüksek kasnağı ve kubbe ile konik külahın birleşiminden oluşan üst örtüsüyle dikkat çeker. İki renkli taş işçiliğiyle inşa edilen kümbetin üçgen alınlıklarında ve nişlerinde boğa, yılan, yarasa ve kartal kabartmaları yer alır. Bu figürlerin, Orta Asya Türk takvimindeki burçları simgelediği düşünülmektedir. Özellikle boğa boynuzları arasına işlenen insan başı motifi, yapının en dikkat çekici ayrıntılarından biridir. Sekiz cephenin dördünde çift pencereler bulunurken, giriş kapısının saçakları geometrik süslemeler ile çiçek ve hayvan figürleriyle bezenmiştir.
Güneydoğuda yer alan ikinci kümbet, kare planlı alt yapısı ve on iki cepheli gövdesiyle gri taştan inşa edilmiştir. Üstte bir, altta ise bezemeli üç penceresi bulunur. Güney cephesindeki pencere ise aynı zamanda mihrap görünümündedir.

Yaklaşık 4 metre uzaklıktaki üçüncü kümbet ise yöresel keyek taşından yapılmıştır. On iki cepheli ve dört pencereli olan yapının kuzeyinde giriş kapısı, içerisinde ise özenle işlenmiş bir mihrap bulunmaktadır. Konik külahının kasnağındaki süslemeler ise Emir Saltuk Kümbeti ile büyük benzerlik göstermektedir.

Yüzyıllardır ayakta duran Üç Kümbetler, taş işçiliği, sembolik hayvan kabartmaları ve mimari detaylarıyla Erzurum'un en etkileyici tarihî miraslarından biri olmaya devam ediyor.

Üç Kümbetler | Erzurum

29/07/2026

Beyniniz sizi kandırıyor olabilir?

Yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahip Kasımiye Medresesi, yapımına Artuklular döneminde başlanıp Akkoyunlu Hükümdarı Kasım Bey döneminde tamamlanan Mardin'in en önemli eserlerinden biridir. Kesme taş işçiliği, açık avlusu, havuzu ve mimarisiyle günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.

Medresede sergilenen ve ziyaretçileri en çok şaşırtan eserlerden biri ise El-Cezerî'yi temsil eden optik illüzyonlu portredir. İlk bakışta dışa doğru kabartma gibi görünen bu yüz, aslında içeriye doğru oyulmuştur. Beynimiz yüzleri dışa çıkık algılamaya alışık olduğu için, siz hareket ettikçe portre de size dönüyormuş gibi görünür. Bu etki, bilim dünyasında "içbükey yüz yanılsaması (Hollow Face Illusion)" olarak bilinir.

El-Cezerî (1136-1206), Artuklu Sarayı'nda yaklaşık 25 yıl boyunca başmühendis olarak görev yapan, İslam dünyasının en büyük mühendis ve mucitlerinden biridir. Su saatleri, otomatik çalışan düzenekler ve suyu yükselten makineler gibi birçok mekanik sistem tasarlamış, bunları 1206 yılında tamamladığı Kitâb el-Hiyel adlı eserinde ayrıntılı çizimleriyle anlatmıştır. Kasımiye Medresesi'nde sergilenen bu eser de onun bilim mirasını yaşatmak amacıyla ziyaretçilerle buluşturulmaktadır.

📍Kasımiye Medresesi | Mardin

Erzurum'un en görkemli yapılarından biri olan Yakutiye Medresesi, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto döneminde, Gazan Han ...
29/07/2026

Erzurum'un en görkemli yapılarından biri olan Yakutiye Medresesi, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto döneminde, Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında inşa ettirilmiştir. Anadolu'nun en büyük kapalı avlulu medresesi olan yapı; plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli taş süslemeleriyle dikkat çeker.

Dışa taşkın görkemli taç kapısı, ince taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir. Dört eyvanlı planıyla inşa edilen medresenin dikdörtgen avlusunun orta bölümü mukarnaslı bir kubbe, diğer bölümleri ise sivri kemerli beşik tonozlarla örtülüdür.

Taç kapının yan yüzlerinde yer alan pars ve kartal motifleri, ajurlu bir küreden yükselen hurma yapraklarıyla oluşturulan hayat ağacı motifiyle birleşerek Orta Asya Türk kültürünün önemli sembollerini yansıtır. Basık kemerli taç kapıyı baştan sona kaplayan taş bezemeler ise yapının en etkileyici ayrıntılarındandır.

Doğu duvarına bitişik inşa edilen tuğla kümbet, üç penceresi ve konik külahıyla dikkat çeker. Avlunun iki yanında karşılıklı sıralanan altışar beşik tonozlu oda, öğrenci ve müderrisler için kullanılmıştır. Sağ köşedeki odadan minareye çıkılırken, güney tonozunun üzerinde medreseye vakfedilen altı köyün adını içeren vakfiye, mermer üzerine sülüs hat ile yazılmıştır.

İç içe geçmiş geometrik motifler ve çinilerle süslü minare, kabartma kordonlarla hareketlendirilmiştir. Köşelerde yer alması planlanan kalın gövdeli minarelerden biri ise günümüze ulaşmamış; kaidesi konik bir külahla kapatılmıştır. Medresede öğrenci ve hocaların odaları, sınıf ve derecelerine göre düzenlenmiş olup, her odanın girişindeki farklı işlemeler bu ayrımı yansıtmaktadır.
1995 yılında restore edilen Yakutiye Medresesi, günümüzde Türk İslâm Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Ayrıca Yakutiye Medresesi; Sivas, Konya, Kayseri ve Kırşehir'deki önemli Selçuklu medreseleriyle birlikte 2014 yılında "Anadolu Selçuklu Medreseleri" başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilmiştir.

🏛️ Taş işçiliği, sembolik motifleri ve anıtsal mimarisiyle Yakutiye Medresesi, Erzurum'un mutlaka görülmesi gereken tarihî yapılarından biridir.

28/07/2026
Erzurum'un simgesi haline gelen Çifte Minareli Medrese, Anadolu Selçuklu döneminin en görkemli eserlerinden biridir. Gen...
28/07/2026

Erzurum'un simgesi haline gelen Çifte Minareli Medrese, Anadolu Selçuklu döneminin en görkemli eserlerinden biridir. Genel kabul gören görüşe göre 13. yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kızı Hundi Hatun ya da İlhanlı Hanedanı'ndan Padişah Hatun tarafından yaptırıldığı düşünüldüğü için Hatuniye Medresesi adıyla da anılmaktadır.

Yaklaşık 35×46 metre ölçülerindeki yapı; iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreselerin en önemli örnekleri arasında yer alır. 26×10 metrelik avlusu dört yönden revaklarla çevrilidir. Avlunun iki yanında öğrenci ve müderris odaları bulunur. Medresede zemin katta 19, üst katta ise 18 oda yer alırken, girişin batısındaki kare mekân mescid olarak kullanılmıştır.

Güneyde ana eyvanla birleşen ve altında mumyalık bulunan 12 köşeli kümbet, Anadolu'daki çağdaşları arasında en büyük türbelerden biridir. Dıştan külahla, içten kubbeyle örtülen kümbetin saçağı süsleme şeritleri ve silmelerle bezenmiştir.

Yapının en dikkat çekici bölümü ise hiç şüphesiz görkemli taç kapısıdır. Selçuklu taş işçiliğinin en zarif örneklerinden biri olan bu kapıda ağırlıklı olarak palmet ve rumi motifleri kullanılmıştır. Batı tarafında Orta Asya Türklerinin simgesi olan çift başlı kartal, ağzı açık iki yılan ve hayat ağacı motifi yer alırken, doğu tarafındaki simetrik bölümde yaprak ve kartal motifleri bulunmaz.

Taç kapının iki yanında yükselen, sırlı tuğla ve tuğlayla örülü, motiflerle süslü 26 metrelik çifte minarelerin turkuaz panolarında Arapça "Allah" yazısı yer almaktadır.
Harap duruma geldikten sonra Osmanlı Padişahı IV. Murad tarafından onarılan medrese, bir dönem tophane olarak kullanılmış; 1942-1967 yılları arasında Erzurum Müzesi olarak hizmet vermiştir. Günümüzde ise hem müze hem de resim sergi salonu olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir.

Selçuklu mimarisinin zarafetini, taş işçiliğinin ustalığını ve yüzyılların izini aynı yapıda görmek isteyenler için Çifte Minareli Medrese, Erzurum'un mutlaka görülmesi gereken en değerli miraslarından biridir.

📍 Çifte Minareli Medrese | Erzurum

26/07/2026

Kolları yok çünkü kavuşamıyorlar...

Batum'un simgelerinden biri olan Ali ve Nino Heykeli, Kurban Said'in aynı adlı romanından ilham alır.
Ali ile Nino, farklı dinlere ve kültürlere mensup iki gencin, tüm engellere rağmen birbirlerinden vazgeçmeyen iki aşıktır. Azerbaycanlı Müslüman Ali ile Gürcü Hristiyan Nino, aile baskıları, savaşlar ve siyasi çalkantılar arasında evlenerek birlikte bir hayat kurmayı başarır. Ancak mutlulukları uzun sürmez. Bakü'nün işgali, İran'a sığınmaları, Azerbaycan'ın bağımsızlığı ve ardından Sovyet işgali hayatlarını altüst eder. Ali, vatanını savunmak için Gence'de kalmayı seçerken Nino ve küçük kızını güvenli bir yere gönderir. Gence'deki çatışmalarda hayatını kaybeden Ali, ardında sevdiği kadını ve yarım kalan hayallerini bırakır. Batum'daki Ali ve Nino Heykeli ise her gün birbirine kavuşup yeniden ayrılan iki figürüyle, savaşın ayırdığı ama sevgisi hiç bitmeyen bu unutulmaz aşkı simgeler.

📍Ali ve Nino Heykeli | Batum

25/07/2026

Müze müdürü müzeden çalıp sahtesiyle değiştirmişti...

Hikâye 1968 yılının Haziran ayında başlıyor. Birkaç köylü, Uşak'taki tümülüslerden birinde kaçak kazı yaparken Lidya Hazinesi'ne ait 500'den fazla eseri ortaya çıkarıyor. Hazinenin en dikkat çekici parçası ise Kanatlı Denizatı Broşu oluyor.

Ne yazık ki eserler çok düşük bedellere tarihi eser kaçakçılarına satılıyor ve yıllar içinde Amerika'daki New York Metropolitan Müzesi'ne kadar ulaşıyor.

1980'li yıllarda Metropolitan Müzesi'nin yayımladığı bir katalogda eserler Yunan-Roma hazinesi olarak tanıtılıyor. Ancak uzmanlar bunların Anadolu kökenli, yani Lidya uygarlığına ait olduğunu fark ediyor. Gazeteci Özgen Acar da belgelerin izini sürerek hazinenin Türkiye'ye ait olduğunu kanıtlıyor.

Bunun üzerine Türkiye, yaklaşık 10 yıl süren hukuk mücadelesi ve yaklaşık 40 milyon dolarlık bir iade sürecinin ardından Karun Hazineleri'ni ve Kanatlı Denizatı Broşu'nu yeniden ülkeye kazandırıyor.

Ancak herkes hikâyenin burada bittiğini sanırken olay çok daha ilginç bir hâl alıyor.

2006 yılında gelen bir ihbar üzerine yapılan incelemelerde müzedeki broşun sahte olduğu ortaya çıkıyor. Yapılan araştırmalar sonucu gerçek eser, müze müdürü tarafından borçları nedeniyle çalınmış ve yerine birebir kopyası yerleştirilmişti. Çalınan broş, Kapalıçarşı'da 1,5 milyon dolara satılmak istenirken alıcıların eseri alıp ortadan kaybolmasıyla izini kaybettiriyor. O dönemde en büyük endişe ise, tamamen altından yapıldığı için eritilmiş olabileceği ihtimaliydi.

INTERPOL'ün de devreye girdiği uluslararası soruşturma sonucunda eser, 2012 yılında Almanya'da bulunuyor. Uzmanların yaptığı incelemeler bunun gerçek Kanatlı Denizatı Broşu olduğunu doğruluyor ve eser 2013 yılında yeniden Türkiye'ye iade ediliyor.

Yaklaşık 2.500 yıllık bu eşsiz broş bugün yeniden ait olduğu yerde, Uşak Arkeoloji Müzesi'nde ziyaretçilerini karşılıyor.
Bir broş için oldukça sıra dışı bir yolculuk... Ama gerçek.

Erzurum ziyaretim sırasında hem manevi atmosferi hem de ilginç bir doğa olayıyla beni şaşırtan bir yere gittik.Palandöke...
23/07/2026

Erzurum ziyaretim sırasında hem manevi atmosferi hem de ilginç bir doğa olayıyla beni şaşırtan bir yere gittik.

Palandöken Dağı'nın eteklerinde, şehir merkezine yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan Abdurrahman Gazi Türbesi'nin, Anadolu'nun İslamlaşmasında önemli rol oynayan sahabelerden Abdurrahman Gazi'ye ait olduğuna inanılıyor.
Rivayetlere göre Hz. Muhammed'in sancaktarlığını da yapmış olan Abdurrahman Gazi adına inşa edilen türbe, 1796 yılında Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa'nın eşi Ayşe Hanım tarafından yaptırılmış, daha sonra yanına cami eklenmiştir.
Türbenin girişindeki 1796 tarihli kitabe, Hattat Salim tarafından yazılmıştır. İçeride ise 4,85 metre uzunluğundaki makam dikkat çekiyor. Bu uzunluğun, manevi büyüklüğü simgelediği ve ziyareti kolaylaştırmak amacıyla yapıldığı ifade ediliyor.

Fakat burayı asıl ilginç yapan şey, türbenin yakınındaki "gizemli yol". Biz de merak edip denemek istedik. Arabamızı boşa aldık ve hiçbir gaz vermememize rağmen araç yokuş yukarı doğru hareket etmeye başladı. İlk başta gözlerimize inanamadık. Emin olmak için yola su döktük; şaşırtıcı şekilde su da sanki yokuş yukarı akıyormuş gibi görünüyordu. Gerçekten çok ilginç bir deneyimdi.
Bilim insanları bu durumu, yolun eğiminden kaynaklanan optik bir yanılsama (gravity hill) olarak açıklıyor. Ancak halk arasında bunun manevi bir keramet ya da bölgede farklı bir manyetik etkinin sonucu olduğuna inananlar da var.
Siz olsanız buna ilk bakışta ne derdiniz: optik illüzyon mu, yoksa gerçekten açıklanması zor bir olay mı? 👀

Address

Çanakkale, Turkey
Çanakkale

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Cookgezer posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Cookgezer:

Shortcuts

Share