17/06/2026
Gazeteciler Cemiyeti’nin, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) iş birliğiyle ve Avrupa Birliği finansmanıyla yürüttüğü ''Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya Projesi'' kapsamında düzenlenen “Gazeteciliğin Küresel Krizi” konferansıda günün ilk paneli “Çatışma Gazeteciliği”nde Makedonya ve Trakya Gazeteciler Sendikası’nı (ESIEMTH) temsilen panele katılan
çatışma bölgelerinde çalışan gazeteciler için daha güçlü destek mekanizmaları kurulması gerektiğini vurguladı:
“Gazze’de, Ukrayna’da, Lübnan’da ve dünyanın farklı çatışma bölgelerinde gazeteciler görevlerini yerine getirirken ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Ne yazık ki birçok durumda gazeteciler doğrudan hedef haline gelebiliyor. Çatışma bölgelerinin çevresinde görev yapan, insani krizleri, göç hareketlerini ya da savaşın sivil etkilerini haberleştiren gazeteciler de benzer tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Gazetecilerin güvenliği yalnızca bireysel bir mesele olarak görülmemeli.”
Gazeteci güvenliğinin uluslararası örgütler, medya kuruluşları ve demokratik kurumların ortak sorumluluğu olduğunu söyleyen Repanas, kapsamlı destek çağrısı yaptı:
“Koruyucu ekipmanlardan güvenlik eğitimlerine, psikolojik destekten acil yardım mekanizmalarına kadar daha kapsamlı destek sistemlerine ihtiyaç duyuyoruz. Çatışma bölgelerinde gerçekleri dünyaya aktarmaya çalışan gazetecilerin korunması, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşabilmesi açısından da hayati önem taşımaktadır.”
“Çatışma Gazeteciliği” panelinin bir diğer konuğu Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Türkiye’de çatışma gazeteciliğinin geçmişine dikkat çekerek 1990’lı yıllarda medyanın devlet politikalarının etkisi altında kaldığını söyledi:
“Çatışmaların güvenlik ve devlet meselesi olarak ele alınması, medyada yaygın bir otosansür ortamı yarattı. Köy yakmalar, faili meçhul cinayetler ve çok sayıda hak ihlali uzun süre kamuoyuna yansıtılmadı.”
Ortadoğu’da çatışma bölgelerinde çalışan gazetecilerin ağır riskler altında haber yaptığını belirten Bozarslan, göç haberlerindeki popülist dili de eleştirdi:
“Dronlar, bomba tuzakları ve askeri operasyonlar gazetecilere yönelik tehditleri artırıyor.''