Maarifin Sesi

Maarifin Sesi Ana temamız eğitim. İnsanı merkeze alan bir eğitim idealimiz var.

Aklını ve kalbini birlikte kullanarak, davranış eğitimi ile birlikte kalp eğitimini de hedefleyen insanımıza bir düşünce alanı oluşturmak muradındayız. Medeniyetimizin tefekkür alanlarından milli bir eğitim üzerine ufuklar açarak, 'bilgiyi' din olarak sunan ‘eğitim’ anlayışlarından bunalan insanımıza ve insanlığa bir nefes aldırmak çabasında olacağız.

https://www.maarifinsesi.com/memis-okuyucu-milli-bir-egitim-guclu-bir-turkce-ile-yapilir/ Maarif özünde insanın inşasını...
05/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/memis-okuyucu-milli-bir-egitim-guclu-bir-turkce-ile-yapilir/ Maarif özünde insanın inşasını, yeryüzünün imarını içine alan, iyilik ve merhamete dayanan kök değerlerimizden beslenen, insanı hem bu dünya için, hem de ahıreti için çalışmaya, insanlığa adalet ve iyilik götürmeye doğru ruh ve perspektif olarak hazırlayan, hakkı, hakikati ve hakkaniyetli olmayı esas alan, inancımızın esaslarını insanlarımızda davranış ve kültür haline getirmeyi hedef alan oldukça geniş bir fikri tayfı ve ideali olan değerler alanının adıdır. Bütün bu anlatımlar ışığında düşünüldüğünde bir kavram olarak maarif, açıkçası daha derinlikli ve kuşatıcı bir tefekkür ihtiyacından doğmuştur.

Memiş Hocam özgeçmişinize baktığımızda çalışkan ve çok yönlü bir aydınla karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Genel bir soruyla başlayalım. Eğitim/öğretim yerine tercih ettiğiniz, “maarif” dediğiniz şey tam olarak ne? Sadece okul-eğitim mi, yoksa insanı ve toplumu....

Meclisin 1970’li senelerinde çocukluk hatıralarıma bir isim daha eklenir: Tekin Arıburun. Çocukluk yıllarımda henüz altı...
05/06/2026

Meclisin 1970’li senelerinde çocukluk hatıralarıma bir isim daha eklenir: Tekin Arıburun. Çocukluk yıllarımda henüz altı yedi yaşlarında iken radyodan adını işittiğimde soyadı dikkatimi çekmişti. Arıburun… O yaşta akılda kalıcı bir tesir uyandırmaktaydı. Sonraları öğrendim ki yalnız adı değil hayatı da dikkat çekici bir vakarla örülmüştü. 27 Mayıs ihtilaline karşı tavrı sebebiyle Hava Kuvvetleri Komutanlığından emekli edilmişti. Ardından senato başkanlığına yükselmiş, kısa bir müddet Cumhurbaşkanlığına vekalet etmişti. Fakat onu asıl unutulmaz kılan taraf, Çanakkale’de tamamı şehadete yürüyen 57. Alayın kahraman kumandanı Hüseyin Avni Bey’in oğlu oluşuydu.

Meclis kürsülerinin ağır toplarından biri de koca reis lakabıyla anılan Sadettin Bilgiç idi. 1964 senesinde Ragıp Gümüşpala’nın ani ölümü ile yapılan parti kurultayının favori genel başkan adayı idi. Ancak son anda devreye giren eller Süleyman Demirel ismini aradan sıyırdı ve genel başkan seçti. Anadolu insanının gönlünde yer etmiş iri gövdeli bir çınar gibiydi.

1960’ların hafızama bıraktığı yüzlerinden biri Süleyman Arif Emre idi. Hafızamda onu en çok bir şiirin naif iklimiyle hatırlarım:

“Leblerimle emrine âmâdedir cânım benim
Al da bir bûseyle öldür haydi cânânım benim

Lâl olur birden dilim bilmem neden görsem seni
Görmesem kalmaz karârım dinmez efgânım benim”

60’lardan vekil bakan ve eser veren devlet adamı Mehmet Turgut, 1964’te ilk diyanet teşkilat kanununu çıkararak imamlara devlet kadrosunda yer açan vekil devlet bakanı Mehmet Altınsoy milli hafızanın iz bırakan isimleri olmuşlardır.

Siyasi hayatın sert virajlarından geçmiş ağırbaşlı isimlerden biri de Ferruh Bozbeyli idi. İki dönem meclis başkanlığı da yaptı. 27 Mayıs sonrasında Osman Turan’ın avukatlığını üstlenmişti. 1970 yılının Ekim ayında Sadettin Bilgiç ile birlikte Adalet Partisinden ayrılan kırk birler hareketinin içinde yer aldı. Siyasi hayatına 1977 sonrasında son vererek yavaşça kenara çekildi. Fakat devlet tecrübesi hiçbir zaman susmadı. AK Parti’ye açılan kapatma davası sırasında yaptığı dirayetli millet ve devlet büyüğü adabı yüklü açıklamalar, memleket meselelerine salim bir akılla baktığını gösteriyordu.

Meclis sözü duygu ve düşünce dünyamızda pek geniş bir yer tutar. Meclise söz düşürmekten başlar. Mecliste söz almakla devam eder. Her meclise girecek adam olmak ile tarif edilir. ‘’Sofrada eline mecliste diline sahip ol’’ sözü ile anlam kazanır. Meclis sadece bir heyet deği...

Kınalızâde Ali Efendi’nin en mühim eserlerinden biri olan Ahlâk-ı Alâî, yalnızca bir ahlâk kitabı değil; aynı zamanda in...
04/06/2026

Kınalızâde Ali Efendi’nin en mühim eserlerinden biri olan Ahlâk-ı Alâî, yalnızca bir ahlâk kitabı değil; aynı zamanda insanın yetiştirilmesi, karakter eğitimi ve toplum düzeni üzerine kapsamlı bir eğitim anlayışı sunar. Eserde eğitim insanı, iyi insan; erdemli kişi ve kâmil şahsiyet hâline getirme süreci olarak ele alır.

Eğitimin Temeli: Ahlâk ve Erdem

Kınalızâde’ye göre gerçek eğitim, sadece bilgi öğretmek değildir. Bilginin amacı insanı ahlâken geliştirmektir.

İnsan ancak güzel ahlâkla olgunlaşır. Bilgi, mânâ kazanması için davranışa dönüşmelidir. (Bilgi → davranışa dönüşmelidir.)

Kınalızâde Ali Efendi’nin eğitim anlayışını bir cümleyle tasrih etmek gerekirse ”Eğitimciler fıtratı bilmek mecburiyetindeler.” Anne, baba; mürebbiye; muallim kısaca çocuğun geleceğine yön veren kişiler fıtratla ilgili kaideye riayet etmekle mükellefler. ”Allah insanlar....

https://www.maarifinsesi.com/prof-dr-halis-ayhan-egitime-adanmis-bir-omur/ Eğitimin, genelde beşikten mezara kadar süren...
03/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/prof-dr-halis-ayhan-egitime-adanmis-bir-omur/
Eğitimin, genelde beşikten mezara kadar süren bir süreç olduğu kabul edilir. Dolayısıyla, meslekler içerisinde yaşam boyu ilgi ve sevgiye en çok layık olan da, eğitim sürecinin her kademesinde nesillere yol gösterme, bilgi, değer ve deneyim aktarma hizmetini yerine getiren eğitimcilik mesleği olsa gerektir. Kısacası, eğitimcilik bitmeyen bir sevdadır; ömür boyu devam eden bir çaba, hizmet ve etkinlik olarak yapıldığında gerçek anlam ve değerini bulur. İşte bu yazıya konu olan pek muhterem merhum hocam Prof. Dr. Halis Ayhan, ömrünü eğitime adamış, ülkemizin yetiştirdiği çok değerli eğitimcilerinden biridir. Onu bu yolda yürüyenlerden ayıran, farklı ve özellikli kılan, sadece öğretmenlik, hocalık ve akademisyenlik yapma işiyle sınırlı kalmayan çok yönlü mesleki hizmetleridir.

Bir kısım insanlar için seçtikleri meslek ve yaptıkları iş, geçimlerini sağlayan zorunlu bir rızık kapısıdır. Yasal emeklilik güvencesini hak edene kadar aktif olarak görevi yerine getirirler ve sonrasında da emekliye ayrılıp, kendi köşelerine çekilirler. Artık yaptıkla...

https://www.maarifinsesi.com/gaflet-uykusuna-yatan-uyanmaz-sa/ Gaflet, şuuru köreltir, dikkati çözer ve hakikat duygusun...
02/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/gaflet-uykusuna-yatan-uyanmaz-sa/ Gaflet, şuuru köreltir, dikkati çözer ve hakikat duygusunun kaybına kapı aralar. Nihayet insan da toplum da kendi ağırlığı altında çökmeye başlar. Çünkü gaflet, basit bir unutkanlık değil; hakikate karşı duyarsızlaşmak, zamanı okuyamamak ve nimeti ebedî sanmaktır. Bu yüzden gaflet, ahlâkî bir kusurdan olmaktan çok ötede ontolojik bir çözülmedir.

Kelime anlamı itibariyle gaflet; çevresinde olanları farkedememe, gerçeği görememe, dalgınlık, dikkatsizlik, basiretsizlik, aymazlık, uyuşukluk, içi geçme ve uyku basma demektir. Gaflet; gücün, kudretin, iktidarın ve hâkimiyetin zevaline sebep olan ve medeniyetlerin de içten içe ç...

https://www.maarifinsesi.com/egitimde-ornek-sahsiyet-hayy-mi-robinson-mu/ Allah Teâla’da Kur’an-ı Kerim’de; cennet-cehen...
02/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/egitimde-ornek-sahsiyet-hayy-mi-robinson-mu/ Allah Teâla’da Kur’an-ı Kerim’de; cennet-cehennem, hayır-şer, iman-şirk, dalalet-hidayet gibi zıt kavramları eşit sayıda karşılaştırarak vererek inananlara ders verir.

İslam-Küfür karşılaştırması da bu kapsamda yapılmalıdır.

Birçok açıdan İslam-Küfür karşılaştırması yapılabilir.

Biz iki havzanın ortaya attığı “Âdem Önerisi” üzerinden bir kıyaslama yapacağız.

Mantıkta kuraldır: “Eşya zıttı ile bilinir.” Özellikle eğitimci bir konuyu anlatırken zıttı ile karşılaştırmalı olarak öğrenciye aktarmalıdır. Karanlık olmadan ışık, kötülük bilinmeden iyilik, çirkini tarif etmeden güzellik tam olarak anlaşılmaz. Allah Teâla’da.....

02/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/sokrat-bizim-neyimiz-olur/Oğuz Atay kurgu eserler yazmaya başlar başlamaz Dostoyevski yapışır yakasına. Hem “Tutunamayanlar” hem de “Tehlikeli Oyunlar” romanlarında kahramanları sanki “yeraltından” çıkmışlar.(…) Tutunamayanlar’ın kahramanı Turgut Özben, “Ben yeraltından konuşuyorum” der, sonra zihnindeki sorgulayıcı, bilge ve bazen ironik iç sesi, “efendim” dediği Olric’e seslenir: “Böyle giderse her mahallede bir Dostoyevski çıkacak Olric. Dünya borsalarında Dostoyevski hisseleri düşecek. Her hafta bir Karamazov, yeraltımız kadar yeraltı olacak.” der.

https://www.maarifinsesi.com/erzincanli-hafiz-yasar/ Cumhuriyet’in ilk parıltılı yıllarında vatan borcunu gururla eda ed...
01/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/erzincanli-hafiz-yasar/ Cumhuriyet’in ilk parıltılı yıllarında vatan borcunu gururla eda eden sanatçı, askerlik dönüşü Soğukoluk, eski adıyla Çolhasa köyünde imamlık vazifesine başlar. Gökyüzünü tırmalayan o muhteşem ses tonu ve Kur’an-ı Kerim’i adeta ruhlara işleyen bir zarafetle okuyuşu, kısa sürede adının tüm çevrede dalga dalga yayılmasını sağlar. Bu eşsiz sadanın yankıları neticesinde, Erzincan merkezindeki tarihi Ulucami‘ye müezzin olarak tayin edilir. Hafız Şerif Tanındı, hayata her ne kadar bir din görevlisi olarak adım atmış olsa da kader onun yolunu çoktan çizmiştir. İçindeki durulmak bilmeyen türkü söyleme aşkı, dost meclislerindeki ısrarlar ve sadasının büyüleyiciliği onu adım adım bambaşka bir iklime, musikinin büyüleyici dünyasına sürükler

https://www.maarifinsesi.com/yeter-bize-vefa-elbiseleri/ Bu mısralar uzun yıllardır zihnimde ve kalbimde yankılanır; her...
01/06/2026

https://www.maarifinsesi.com/yeter-bize-vefa-elbiseleri/ Bu mısralar uzun yıllardır zihnimde ve kalbimde yankılanır; her okuyuşumda beni farklı düşüncelere, duygulara ve insanın hakiki anlamına dair derin sorgulamalara sürükler. Çünkü bu mısralarda estetik bir söyleyişin ötesinde; modern insanın ruhsuzlaşmasına ve gösterişle büyüyen fakat manen eksilen çağımıza karşı yükselen güçlü bir ahlâkî itiraz vardır.

Akif İnan, eşyanın ve maddenin ağırlığı altında ezilen modern zaman insanına bir çıkış yolu gösterir. Onu yeniden hakikate, ruha ve özüne dönmeye davet eder. “İdrakimize giydirilmiş deli gömlekleri”nden sıyrılmayı; ruhumuzun üzerine çöken kasveti, suniliği ve yabancılaşmayı aşarak yeni bir nefesle dirilmeyi teklif eder. Çünkü insanı tüketen şey yoksulluk veya yalnızlık değildir; insanın kendi özünden uzak düşmesi, ruhunu örten sahte elbiselerin içinde kendisini unutmasıdır. Bu yüzden bu mısralar sadece bir yakınma değil; aynı zamanda insanı yeniden kendisine, hakikate ve kaybettiği iç huzura çağıran derin bir diriliş çağrısıdır.

Merhum Mehmet Akif İnan’ın şiirleri; medeniyet hafızasını, metafizik duyarlığı ve insanın iç dünyasındaki direnişi aynı potada eriten güçlü ve derin şiirlerdir. Onun dizelerinde yalnızca bireysel bir hüzün değil; aynı zamanda unutulmuş şehirlerin, yorgun kalplerin ve ka.....

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Maarifin Sesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share