05/08/2026
düşünce, kelimelerin içinde filizlenir. Kelimeyi besleyen yegâne kaynak ise kitaptır. Sayfalar arasında kaybolmayı göze alamayan bir zihin, zamanla başkasının inşa ettiği hazır cümlelerin sığınmacısı olur. Bugünün en büyük yoksulluğu da tam bu noktada başlıyor: İnsanlar artık kendi düşüncelerini üretmiyor, algoritmaların önlerine koyduğu hazır düşünceleri hoyratça tüketiyor.Sosyal medya, bu çağın en güçlü ve en tehlikeli yapay dili hâline geldi. İnsanlar sevdiklerini, kırıldıklarını, öfkelendiklerini ya da özlediklerini artık kendi kelimelerini bir kenarı bırakıp birkaç saniyelik Reels videolarıyla anlatıyor. Bir ayrılık yaşandığında şablon bir video paylaşılıyor; gönül alındığında bir diğeri geliyor. Kırgınlık, mutluluk, pişmanlık, özlem, umut…
Bazı çağlar insanı konuşturur, bazı çağlar susturur. Biz ise konuştuğunu zanneden ama her geçen gün kendi sesinden biraz daha uzaklaşan fısıltılar çağının içindeyiz. Kelimeler çoğaldı; cümleler azaldı. Görüntüler çoğaldı; fikirler seyrekleşti. Parmaklarımız ekranla...