05/01/2026
Dün gece, öz oğlum bana vurdu. Çığlık atmadım. Karşı koymadım. Sadece tek bir korkunç gerçeği anladım: Eğer artık oğlum değil de bir canavarsa, o andan itibaren artık onun annesi olmayacaktım.
Eskiden evimin bir kale olduğuna inanırdım.
O gece, sanki yıkılacakmış gibi titriyordu.
Çok kötü alkol kokusu ve yorgunluktan sırılsıklam içeri girdi ve tek bir şiddetli itmeyle beni dolaba çarptı—o kadar kolaydı ki, sanki bir gölgeden farksızdım. Hiç tereddüt yoktu. Hiç pişmanlık yoktu. Sadece zulüm vardı.
O yukarıda uyurken, ben soğuk mutfak zemininde oturuyordum, dudağım şişmişti, vücudum ağrıyordu ve içimde bir şey nihayet kırıldı.
Bir zamanlar kollarımda kucakladığım çocuk gitmişti.
Üst katta uyuyan kim olursa olsun, artık oğlum değildi.
Sabahleyin, ev taze bisküvi ve cızırdayan yumurta kokuyordu. Dantelli masa örtüsünü serdim, tabakları özenle yerleştirdim—sanki bir kutlamaya hazırlanıyormuş gibi. Ve bir bakıma, bir kutlama bekliyordum.
Aşağı indiğinde, gözleri masayı süzdü… sonra yüzümde durdu. Morluklar. Şişmiş dudak. Daha önce hiç görmediği bir ifade.
“Pekala,” diye alay etti, yerine otururken, “şimdi nihayet yerini biliyorsun.”
Cevap vermedim.
Sadece saate baktım.
Saat sekiz.
Kapı zili çaldı.
“Meşgul olduğumu söyle,” diye tersledi, başını kaldırmadan elini sallayarak.
Ama ben çoktan koridorda yürüyordum.
Kapıda adaleti anlayan insanlar duruyordu—her şeyi anlattığım insanlar.
“Görünüşe göre tam zamanında geldik,” dedi içlerinden biri, gözleri yaralarıma dikilmişti.
😵 Yemek odasına girdiklerinde oğlumun yüzü bembeyaz oldu.
Bisküvi elinden kayıp lekesiz beyaz masa örtüsünün üzerine dağıldı.
Ve o anda nihayet anladı:
Bu sabah onun için çok farklı olacaktı..😲😱
📌 Hikayenin devamı ilk yorumda. 👇👇
https://onlinegundemkonularihabericerikleri.life/yvp8n2wk