15/08/2026
EVİMDE İSTEDİĞİM GİBİ GÜRÜLTÜ YAPARIM” DİYEMEZSİNİZ !
KOMŞUNUN HUZURUNU BOZAN GÜRÜLTÜNÜN HUKUKİ SONUÇLARI VAR
Apartman ve site yaşamında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri komşu gürültüsüdür. Gece geç saatlere kadar yüksek sesle müzik dinlenmesi, bağırma ve çağırma, sürekli eşya sürüklenmesi, kapıların sert biçimde çarpılması, uygunsuz saatlerde matkap veya elektrikli süpürge çalıştırılması ve sürekli tekrarlanan rahatsız edici sesler, artık yalnızca “komşular arasında çözülecek basit bir mesele” olarak görülmemelidir.
Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır: Her ses ve her gürültü hukuka aykırı değildir. Apartman yaşamı belirli ölçüde karşılıklı hoşgörüyü zorunlu kılar. Özellikle çocukların günlük yaşam içerisinde çıkardıkları olağan seslerle; sürekli, yoğun, saatleri ve niteliği itibarıyla komşular açısından katlanma sınırını aşan gürültüler aynı şekilde değerlendirilemez. Somut olayın süresi, tekrarı, yoğunluğu, meydana geldiği saat ve çevre üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir.
Kat Mülkiyeti Kanunu m.18, kat maliklerine ve bağımsız bölümlerden yararlananlara birbirlerini rahatsız etmeme ve yönetim planına uyma yükümlülüğü getiriyor. Türk Medeni Kanunu m.737 ise komşular arasında hoş görülebilecek ölçüyü aşan gürültü ve sarsıntıyla rahatsızlık verilmesini açıkça yasaklıyor. Rahatsızlık devam ettiğinde KMK m.33 kapsamında Sulh Hukuk Mahkemesi’nden hâkimin müdahalesi istenebiliyor. Çok ağır, sürekli ve yaşamı çekilmez hâle getiren istisnai durumlarda ise KMK m.25’teki çok ağır yaptırımlar dahi gündeme gelebiliyor.
Bir başka önemli husus da belediye ve zabıta konusudur. Sosyal medyada zaman zaman görüldüğü gibi “Komşum gürültü yaptı, belediye hemen Çevre Kanunu cezası keser” şeklinde genel bir kural yoktur. Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği, evsel faaliyetler ve komşular tarafından oluşturulan gürültüleri kendi kapsamı dışında bırakmaktadır. Buna karşılık Kabahatler Kanunu m.36, başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde gürültüye neden olunmasını ayrıca düzenlemekte; şartları oluştuğunda kolluk veya belediye zabıtası tarafından idari işlem yapılmasına imkân tanımaktadır.
Hukuki mücadelede en önemli konu DELİLDİR. Gürültünün hangi tarihlerde ve saatlerde gerçekleştiğini kayda geçirmek, tanıklar, yöneticiye yapılan yazılı başvurular, yönetim kararları ve mümkünse kolluk veya yetkili makam tarafından düzenlenen resmi tutanaklar son derece önemlidir. “Komşum beni rahatsız ediyor” demek tek başına her zaman yeterli olmayabilir; rahatsızlığın sürekli ve katlanma sınırını aşan nitelikte olduğunun somutlaştırılması gerekir.
Ayrıca çok önemli bir usul kuralını da gözden kaçırmamak gerekiyor: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B uyarınca kat mülkiyetinden, komşu hakkından ve kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kanundaki kapsam ve istisnalar saklı olmak üzere, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk gündeme gelmektedir. Bu nedenle doğrudan dava açmadan önce uyuşmazlığın hukuki niteliği doğru belirlenmelidir.
Grafiğimizde ayrıca konuya ilişkin doğrulanmış Yargıtay kararlarına da yer verdik. Yargıtay; komşular arasındaki rahatsızlığın KMK m.18 kapsamında değerlendirilmesini, olağan yaşam sesleri ile hoşgörü sınırını aşan gürültünün birbirinden ayrılmasını ve çok ağır yaptırımlar söz konusu olduğunda kanundaki usul ve koşulların eksiksiz yerine getirilmesini özellikle önemsemektedir.
Özetle;
Apartman yaşamında hiç kimse mutlak sessizlik talep edemez; ancak hiç kimse de “Benim evim, istediğimi yaparım” diyerek komşularının huzurunu sürekli ve ölçüsüz biçimde bozma hakkına sahip değildir.
Hazırladığımız bu grafikte; hangi gürültülerin hukuki sorun oluşturabileceğini, yönetici–kolluk–zabıta ayrımını, zorunlu arabuluculuğu, Sulh Hukuk Mahkemesi yolunu, KMK m.18–25–33, TMK m.737, Kabahatler Kanunu m.36 ve konuya ilişkin doğrulanmış Yargıtay kararlarını bir arada bulabilirsiniz.
Gürültü kader değildir; ancak hak ararken doğru mevzuatı, doğru yöntemi ve doğru delili kullanmak gerekir.
Tüketici Hakları ve Çözüm Merkezi
Sefa KABAALİOĞLU – Tüketici Hakları Uzmanı