Halk Meclisi Platformu

Halk Meclisi Platformu HALK MECLİSİ PLATFORMU

Hastane Koridorlarında Kaybolan SaygıGeçtiğimiz günlerde Kocaeli Şehir Hastanesi'nde yaşadığım bazı manzaralar, sağlık s...
01/06/2026

Hastane Koridorlarında Kaybolan Saygı

Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Şehir Hastanesi'nde yaşadığım bazı manzaralar, sağlık sistemimiz üzerine yeniden düşünmeme vesile oldu. Dayım yıllardır warfarin kullanıyor. Bu nedenle neredeyse her hafta kardiyoloji polikliniğine gitmek zorundayız. Hastaneye her gidişimizde modern binaları, teknolojik altyapıyı ve sağlık alanında yapılan büyük yatırımları görüyoruz. Gerçekten de Türkiye sağlık hizmetlerinde önemli bir mesafe kat etti. Ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bütün bunları yaparken insanı ne kadar merkeze koyabildik?...

Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Şehir Hastanesi'nde yaşadığım bazı manzaralar, sağlık sistemimiz üzerine yeniden düşünmeme vesile oldu.

Bir Köşk Değil, Bir Milletin GönlüTarih bazen büyük savaşları, büyük zaferleri ve büyük devlet adamlarını yazar. Fakat b...
31/05/2026

Bir Köşk Değil, Bir Milletin Gönlü

Tarih bazen büyük savaşları, büyük zaferleri ve büyük devlet adamlarını yazar. Fakat bazı anlar vardır ki top seslerinden daha güçlü, zafer nutuklarından daha etkili bir anlam taşır. 30 Mayıs 1921 günü Ankara’da yaşanan hadise de işte böylesine derin bir maneviyatın ve millet-devlet bütünleşmesinin sembolüdür.

O gün Çankaya sırtlarında mütevazı bir bağ evi, Ankara halkının gönlünden kopan bir armağan olarak Mustafa Kemal Paşa’ya sunuldu. Anadolu işgal altındaydı. Türk köylüsü yoksuldu. Evlatlar cephedeydi. Ocaklarda aş yerine umut kaynıyordu. Buna rağmen Türk milleti, kaderini emanet ettiği liderine bir köşk hediye etmek istemişti.

Bu hediye bir mülkün teslimi değildi.

Bu hediye, milletin kalbini teslim etmesiydi.

Ömer Çam Kaleminden;

Bir Köşk Değil, Bir Milletin Gönlü

Zincirleri Kıranlar: Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e..1453 yılı…Henüz 21 yaşında genç bir hükümdar olan ...
29/05/2026

Zincirleri Kıranlar: Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e..

1453 yılı…

Henüz 21 yaşında genç bir hükümdar olan Fatih Sultan Mehmet, dünyanın en güçlü surlarının karşısına dikildiğinde yalnızca bir şehri değil, bir zihniyeti fethetmeye hazırlanıyordu. Çünkü İstanbul’u almak demek sadece taş duvarları yıkmak değildi; “Türk yapamaz” diyen bütün ezberleri parçalamaktı.

Bizans’ın bin yıllık surları, Avrupa’nın desteği, Haliç’i kapatan zincirler ve dönemin en büyük askerî direnci… Hepsi Fatih’in karşısındaydı. Fakat Fatih Sultan Mehmet’in elinde yalnızca kılıç yoktu. Onun en büyük silahı aklıydı. Bilime verdiği önemdi. Matematiğe, mühendisliğe ve teknolojiye duyduğu inançtı.

Fatih, fetih için dönemin en büyük toplarını döktürdü. Şahi topları yalnızca bir savaş aracı değil, Türk aklının ve mühendisliğinin dünyaya ilanıydı. O güne kadar görülmemiş büyüklükte toplar hazırlatarak surların “yenilmez” olduğu düşüncesini yerle bir etti. Çünkü Fatih biliyordu: Sadece cesaret yetmezdi. Büyük zaferler büyük bilgiyle kazanılırdı.

Ve sonra tarihin akışını değiştiren o büyük hamle geldi…

Gemiler karadan yürütüldü.

Ömer Çam Kaleminden;

Devamı Linkte;

1453 yılı…

29/05/2026

"En büyük kitlesel kötülükleri yapanların çoğu kötü niyetli canavarlar değil, sıradan memurlardır; onlar sadece sistemin gereklerini düşünmeden, sorgulamadan ve ‘ben ne yapıyorum’ sorusunu hiç akıllarına getirmeden yerine getirirler."
Hannah Arendt’in N**i Almanyası’ndaki Eichmann ve bürokrasi üzerine kurduğu bu cümle, bugün vicdanlarını ve eleştirel düşüncelerini askıya almış, “görevimi yapıyorum” diyerek hareket eden Türkiye’deki birçok hâkim, savcı ve adli memurun hâline acı bir şekilde ışık tutuyor.

Peki ya sonra ne oldu?
Adolf Eichmann ve onun gibi “sadece emirleri yerine getiren” binlerce N**i bürokratı, savaş bittikten sonra bir bir yakalandı. Nuremberg Mahkemeleri’nde, sonra da başka yargılamalarda hesap verdiler. Bazıları idam edildi, bazıları ömür boyu hapis yattı. Eichmann ise Arjantin’de saklanırken 1960’ta yakalandı, yargılandı ve 1962’de asıldı.

Hepsi aynı şeyi söylüyordu: “Ben sadece görevimi yaptım… Üstten gelen emri uyguladım… Kişisel olarak bir kötülük yapmadım.”
Tarih onlara “Sadece görevini yapmak” mazeretinin insanı kurtarmadığını gösterdi.

Kıssadan hisse:
Bugün “sistem böyle istiyor” diye vicdanınızı kapatanlar, yarın tarih sizi de aynı şekilde yargıladığında “Ben sadece görevimi yapıyordum” diye ağlamayın.
Vicdanınızı askıya almayın.
Düşünün.
Sorgulayın.
Çünkü bir gün o “sıradan memur” sıfatı, sizi de korumayabilir.

Tarih bazen bir savaş meydanında yazılır.Bazen de bir mutfak masasında.Bir millet önce türküsünü kaybeder, sonra kelimel...
28/05/2026

Tarih bazen bir savaş meydanında yazılır.
Bazen de bir mutfak masasında.
Bir millet önce türküsünü kaybeder, sonra kelimelerini.
En son da sınırlarını tartışır hâle gelir.
Mesele hiçbir zaman sadece cacık, bir dans, bir kahve, bir helva meselesi olmadı.

Sevda Güneş Kıran Kaleminden;

Tarih bazen bir savaş meydanında yazılır… Bazen de bir mutfak masasında.

TÜRK MİLLETİNİN YENİDEN DİRİLİŞ MECBURİYETİTarih bazen milletleri sınar. Bazı milletler o sınavda dağılır, bazıları tesl...
28/05/2026

TÜRK MİLLETİNİN YENİDEN DİRİLİŞ MECBURİYETİ

Tarih bazen milletleri sınar. Bazı milletler o sınavda dağılır, bazıları teslim olur, bazıları ise küllerinden yeniden doğar. Türk milleti işte üçüncü millettir. Çünkü Türk’ün tarihinde teslimiyet yoktur. Açlık vardır, yokluk vardır, ihanet vardır, kuşatma vardır; fakat diz çökme yoktur.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu tabloyu doğru okumak zorundayız. Çünkü mesele yalnızca ekonomi değildir. Mesele yalnızca siyaset de değildir. Mesele; Türk milletinin milli hafızasının hedef alınmasıdır. İnsanları birbirinden uzaklaştıran, ortak kimliği aşındıran, gençliği umutsuzluğa sürükleyen ve Türkiye Cumhuriyeti’ni içeriden zayıflatmaya çalışan büyük bir zihinsel kuşatma vardır.

Dün Sevr Antlaşması’yla Anadolu’yu bölmek isteyenler ne istiyorsa, bugün farklı yöntemlerle aynı hedefi isteyenler de onu istiyor: Güçsüz bir Türkiye, birbirine düşmüş bir millet ve kendi değerlerine yabancılaşmış bir gençlik.

Bakınız tarihe…

Ömer Çam Kaleminden;

Tarih bazen milletleri sınar. Bazı milletler o sınavda dağılır, bazıları teslim olur, bazıları ise küllerinden yeniden doğar. Türk milleti işte üçüncü

CHP için yeni bir vizyon şartAna muhalefetin Aynaya Bakma ZamanıTürkiye’de siyaset artık sadece partiler üzerinden değil...
28/05/2026

CHP için yeni bir vizyon şart

Ana muhalefetin Aynaya Bakma Zamanı

Türkiye’de siyaset artık sadece partiler üzerinden değil, taraftarlık psikolojisi üzerinden yürütülüyor. İnsanlar destekledikleri siyasi hareketleri sorgulamak yerine, onları adeta futbol takımı gibi savunuyor. Özellikle CHP çevresinde oluşan bazı kesimlerde bu durum çok daha sert hissedildi.

2023 seçim sürecini hatırlayın… O günlerde Gundi Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz eden, farklı bir yol arayan ya da “Bu strateji yanlış” diyen benim gibi insanlar adeta linç edildi. “Bölücü”, “ihanet eden”, “iktidara çalışan” gibi ağır ithamlarla susturulmaya çalışıldılar. Oysa bugün aynı insanların bir kısmı, dün savundukları isimler hakkında en ağır eleştirileri yapıyor.

Peki o gün eleştiriye kapalı olanlar şimdi ne düşünüyor?

Kadir Uğur Yılmaz Kaleminden;

Daha fazlası Linkte: https://halk-meclisi.com.tr/yazarlar/kadiruguryilmaz/konu/chp-icin-yeni-bir-vizyon-sart/ Kadir Ugur Yılmaz

Ana muhalefetin Aynaya Bakma Zamanı

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Halk Meclisi Platformu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Halk Meclisi Platformu:

Share