FCR Yayın

FCR Yayın — FECR
— ESKİYENİ
— BİLAY
— MENEVİŞ
— KİTABE Yürüyün Gidiyoruz ...

Manalı bir iklime açar gözlerini insan. Anlar, anlamlandırır.

Deneyim kulübelerinden önce, imgeden saraylar kurar. Bin düşünür bir konuşursa eğer, en güzel sözünü söyler. Ya en güzel eylemi gerçekleştirmek için ne yapmalı? Düşünmek, düşünmek, yine düşünmek....

Ve paylaşmak ister insan bulduğu, alıp geliştirdiği tüm anlam dünyasını; tuz, ekmek gibi. Aktararak adamdan adama, nesilden nesile, kalıcı hale getirir tüm bulgularını, deneyimlerini. Vurur sırtına bü

tün anları, köprü olur zamana, geçmiş ve geleceği bugünle buluşturmak için. Düşünür, taşınır, uzanır ta ötelere, berilere. Okur, yazar, döner yine okur.

İlâhi ve insani bir dünyada ahlak, erdem ve faziletle elele, gönül gönüle değerli bir hayat sürmek; taş-toprak olmanın, yitip gitmenin tek çaresiyse eğer, anlam anılarıyla dolu defteri açık bırakmak gerek. Okumak, yazmak gerek, düşünmek gerek inceden ince. Düşün hayatını yaşamak, hayatın düşünü yormak için koşmak gerek, kitaptan kitaba, satırdan satıra. Ve ilmekler atmak akıldan akıla, okuldan okula....

Bilerek yaşamak, yaşamanın; yaşayarak bilmek, bilmenin en güzeli olmalı. Hikmet bilginin geçmişini ve geleceğini görebilmek, belirleyebilmektir. Hayata yön vermek gücü, güç de bilgiyi gerekli kılıyorsa şayet; güce ve bilgiye egemen olma çabası bir zorunluluktur bizim için. Aksi takdirde bilgi ve gücün kulu olmak mukadder olur. Bunun için de bilgiden daha bilge bir zirveye yönelip bilgiye kuşbakışı bakabilmektir marifet. Hani derler ya: "Kastınız dağa çıkmaksa eğer, hedefiniz yıldızlar olmalı". Biz de diyoruz ki: "Muradınız kitap okumaksa şayet, hedefiniz hakîmlik olmalı. Çıtanız yüksekte, kitabınız elinizde ama gözünüz bizde olsun sevgili okurlarımız. Çünkü bizim kulağımız sizde, sizden gelecek öneri ve eleştirilerde. Ama gözlerimiz daima ufuklarda ve o ufuklardan doğacak fecir aydınlığındadır. Güneş ve Ay üstü medeniyetin yeniden doğuşunu karşılamak üzere yoldayız. O bize doğru gelirken
neden biz ona doğru gitmeyelim.

-Nurdan Damlalar-2-Yazar: Celaleddin SİPAHİOĞLU Celaleddin Sipahioğlu’nun Kur’an ayetleri merkezli sohbetlerinden derlen...
07/05/2026

-Nurdan Damlalar-2
-Yazar: Celaleddin SİPAHİOĞLU

Celaleddin Sipahioğlu’nun Kur’an ayetleri merkezli sohbetlerinden derlenen, tefsir, ahlâk ve gündelik hayat ilişkisini bütüncül bir perspektifle ele alan bir eserdir. Kitap, özellikle A‘râf Suresi bağlamında insanın iman, amel ve sorumluluk bilinci üzerine yoğunlaşır. Müellif, ilahî mesajın sadece teorik bir bilgi değil, insanın hayatını düzenleyen pratik bir rehber olduğunu vurgular. Bu çerçevede bireyin dünyadaki konumunu, ilahî adalet ve imtihan perspektifinde yeniden değerlendirmesi gerektiğini savunur. Eserde, insan davranışlarının zamanla alışkanlığa dönüşerek ahlâkî bir yönelim oluşturduğu; küçük günahların süreklilik kazandığında büyük sapmalara yol açabileceği ifade edilir. Ayrıca Kur’an kıssalarının tarihsel anlatılar olmanın ötesinde, günümüz insanı için ibret ve yön tayin edici bir fonksiyon taşıdığı belirtilir. Yazar, toplumsal olayları, siyasal gelişmeleri ve bireysel tercihleri ilahî yasalar çerçevesinde yorumlayarak okuyucuya eleştirel bir bilinç kazandırmayı amaçlar. Sonuç olarak eser, iman-amel bütünlüğünü merkeze alan, bireyi hem içsel muhasebeye hem de toplumsal sorumluluğa davet eden didaktik ve irşadî bir metin niteliği taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: İtikad; Tefsir; Ahlâk; İlahi Adalet; İmtihan

-İran İslâm Devriminin Lideri Humeynî’nin Sünnîliğe Bakışı-Yazar: Mustafa Yüce Bu çalışmada Humeynî’nin Sünnîliğe bakışı...
06/05/2026

-İran İslâm Devriminin Lideri Humeynî’nin Sünnîliğe Bakışı
-Yazar: Mustafa Yüce

Bu çalışmada Humeynî’nin Sünnîliğe bakışı, onun eserleri, fetvaları ve söylemleri temelinde incelenmektedir. Bu bağlamda Humeynî’nin Sünnîliğe yönelik yaklaşımını yansıtan temel meseleler ele alınırken öncelikle Şiî mezhebinde tarihsel süreç içerisinde bu konulara nasıl yaklaşıldığı analiz edilmiştir. Böylece Humeynî’nin görüşlerinin klasik Şiî ulemânın söylemiyle ne derece örtüştüğü veya onlardan ne ölçüde farklılaştığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Mezhepler arası ilişkiler, İslâm dünyasının tarih boyunca önemli bir tartışma alanı olmuştur. Özellikle Sünnî-Şiî ayrışması, siyasi, itikadî ve amelî yönleriyle ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda Humeynî’nin Sünnîlik karşısında geliştirdiği siyasi, itikadî ve amelî tutumlar araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı, Humeynî’nin Sünnîlik karşısında nasıl bir konum aldığı ve onun İslâm birliği söyleminin ne derece gerçekçi olduğu gibi sorulara yanıt vermektir. Bu doğrultuda Humeynî’nin Sünnîlik hakkındaki görüşleri bütüncül bir şekilde objektif olarak ele alınmış ve analiz edilmiştir. Bu bağlamda Humeynî’nin dışa dönük ve içeriye dönük mesajları ayrıntılı bir şekilde incelenmiş, farklı söylemler arasındaki ilişkiler analiz edilerek onun benimsediği görüş tespit edilmeye çalışılmıştır. Literatürde Humeynî’nin siyasi yönü üzerine pek çok çalışma bulunmasına karşın onun dinî söylemlerinin, Sünnîlik bağlamındaki düşüncelerinin ve özellikle İslâm birliği söyleminin ayrıntılı bir incelemeye tâbi tutulduğu çalışmalar sınırlıdır...

-Cinsel Farkın Felsefesi-Yazar: Yasemin YeşiltaşCinsiyeti biyolojik, dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kav...
06/05/2026

-Cinsel Farkın Felsefesi
-Yazar: Yasemin Yeşiltaş

Cinsiyeti biyolojik, dilsel ve kültürel yönüyle kapsayan cinsel fark kavramı Batı düşüncesinde töz, özne, ve temsil anlayışlarının cinsiyetli temellerini görünür kılmanın bir aracıdır. Bu eserde modern Batı felsefesinin özne, beden ve cinsiyet kavrayışını temelden sorgulayan ayrı fakat birbirini tamamlayan iki yönelimi temsil etmelerinden ötürü Simone de Beauvoir ve Luce Irigaray’ın düşünceleri birlikte ele alınmaktadır. Her iki düşünür de farklı yöntem ve kavramsal araçlar kullanmalarına rağmen, felsefe tarihinde “evrensel özne”nin aslında eril bir imge etrafında biçimlendiğini göstermeleri bakımından dönüştürücü bir konumda durmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü, eşitlik ve farklılık vurgusunu öne çıkaran feminist yaklaşımlara giriş niteliğindedir. İkinci bölümde, Beauvoir’ın özgürlük ve öznellik anlayışı aracılığıyla hegel ve Sartre ile kurduğu düşünsel ilişki analiz edilmiştir. Beauvoir’a göre tarih boyunca öteki olarak konumlandırılmış kadınların durumu, erkeklerin aşkın öznesine karşı içkinliğe mahkûm edilmeleriyle belirlenmektedir. Üçüncü bölümde ise Irigaray’ın Freud ve Lacan’dan devraldığı psikanalitik miras, dişil farkın temsil edilemezliği bağlamında değerlendirilmiştir. Irigaray, Batı metafiziğinin bir aynılık ve töz metafiziği olduğu eleştirisinden hareketle fallogosantrik imleme düzeninin hem özneyi hem de ötekiyi tekil bir anlam ekonomisi içinde sabitleyip dişil olanın dilsel ve düşünsel imkânını dışladığını savunmuştur. Sonuç olarak, asimetrik bir diyalektik içinde karşılıklılığın aranması ve bu diyalektiğin bizzat monolojik bir imleme yapısına dayandığı iddiası açısından bu iki düşünürün karşılaştırılması; cinsel farkın yalnızca toplumsal bir eşitsizlik göstergesi olarak değil, ontolojik bir açıklık olarak değerlendirilmesi yönüyle felsefi bir eleştiri noktası sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Cinsel Fark; Öznellik; Töz; Metafiziği; Beauvoir; Irigaray; Aynılık; Başkalık

-Mitoslarda Yaratılış Motifleri-Yazar:  Tevfik AksoyMitoslarda Yaratılış Motifleri, dinler tarihi ve mitoloji alanında d...
25/04/2026

-Mitoslarda Yaratılış Motifleri
-Yazar: Tevfik Aksoy

Mitoslarda Yaratılış Motifleri, dinler tarihi ve mitoloji alanında disiplinlerarası bir yaklaşımla, evrenin ve insanın yaratılışına ilişkin anlatıları karşılaştırmalı olarak inceleyen bir çalışmadır. Eser, mitlerin yalnızca hayal ürünü anlatılar olmadığını; aksine toplumların kozmoloji anlayışını, kutsal tasavvurunu ve varlık algısını yansıtan sembolik anlatılar olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma, giriş, beş bölüm ve sonuç kısmından oluşmakta; ilk bölümde mit kavramı, işlevi ve yaratılış mitlerinin türleri ele alınmaktadır. Devam eden bölümlerde Avrupa, Afrika, Asya ve Amerika mitolojilerinde yer alan yaratılış anlatıları sistematik biçimde incelenmektedir. Eserde özellikle yaratılışın farklı kültürlerde kaos, su, kozmik yumurta ya da ilahi varlıklar gibi çeşitli motiflerle açıklandığı gösterilmektedir. Bu bağlamda mitlerin, toplumların kökenlerini açıklama ve kolektif kimliği güçlendirme işlevi üstlendiği vurgulanmaktadır. Ayrıca mitolojik anlatıların yalnızca evrenin başlangıcını değil, insanın varoluşunu ve anlam arayışını da şekillendirdiği ortaya konmaktadır. Çalışma, farklı medeniyetler arasında hem benzerlikler hem de özgünlükler bulunduğunu göstererek, mitlerin evrensel ve kültürel boyutlarını birlikte değerlendirmektedir.

-Mâtürîdî’de Mekân ve Zaman-Yazar: Yalçın TopçuBu tezde, insanın kendisini, etrafını, var olanı tanımlamada önemli olan ...
24/04/2026

-Mâtürîdî’de Mekân ve Zaman
-Yazar: Yalçın Topçu

Bu tezde, insanın kendisini, etrafını, var olanı tanımlamada önemli olan mekân ve zaman kavramı Mâtürîdî açısından değerlendirilmiştir. Mekân, zaman anlayışı insan aklını, gözlemini ve inancını etkilemiştir. Aynı şekilde inanç, gözlem, aklı kullanma şekli de mekân ve zaman anlayışını etkilemiştir. Bu etkileşim insan bilgi ve medeniyet anlayışına katkı sağlamıştır. Mekân ve zaman kavramları İslam öncesi ve İslam anlayışı içerisinde farklı şekilde de anlaşılmıştır. İslam içerisinde etkilenmeyi, İslam öncesi anlayıştan etkilenerek nasları anlama ve İslam öncesi anlayış alanında İslam’dan etkilenerek özgün bilgi üretme şeklinde değerlendirebiliriz. Naslardan etkilenerek bu kavramları oluşturanlar akıl yürütme ve bilim oluşturmada yeni yöntemler belirlemişlerdir. Mâtürîdî’yi bu tasnif içerisinde naslardan etkilenip yeni akıl yürütme ve bilim üreten düşünürler içerisinde değerlendirebilir. Bu çalışmada Mâtürîdî’nin mekân, zaman anlayışını akıl ve bilim anlayışı içerisinde nasıl değerlendirildiğini ortaya koyacağız. Ayrıca bu anlayış ile var olanı nasıl anladığını ve yan manaları nasıl açıkladığını da ortaya çıkarmış olacağız.

-Beni Yanlış Anlayın! Yalnızlığın Poetikası-Yazar: Emrullah ZORLUModern bireyin varoluşsal krizlerini, yalnızlık deneyim...
23/04/2026

-Beni Yanlış Anlayın! Yalnızlığın Poetikası
-Yazar: Emrullah ZORLU

Modern bireyin varoluşsal krizlerini, yalnızlık deneyimini ve kimlik arayışını Søren Kierkegaard’ın düşüncesi ekseninde ele alan disiplinlerarası bir çalışmadır. Eser, klasik felsefi anlatım biçimlerinden uzaklaşarak ironi, estetik suskunluk ve parçalı anlatım teknikleriyle çağdaş gençliğin zihinsel ve duygusal dünyasına nüfuz etmeyi amaçlamaktadır. Yazar, Kierkegaard’ın varoluşçu perspektifini günümüz dijital kültürü, sosyal medya pratikleri ve bireysel yabancılaşma süreçleriyle ilişkilendirerek yeniden yorumlar. Bu bağlamda yalnızlık, bir eksiklik değil; bireyin kendisiyle yüzleşmesini mümkün kılan ontolojik bir imkân olarak sunulur. Eserde sıkıntı, korku, ironi ve kimlik gibi kavramlar yalnızca psikolojik durumlar olarak değil, varoluşun kurucu unsurları olarak ele alınmaktadır. Özellikle “sıkılmak” ve “yalnız kalmak” gibi deneyimler, modern dünyanın kaçınılması gereken durumları olmaktan çıkarılarak düşünsel derinliğin başlangıç noktaları olarak değerlendirilir. Kitap, genç okuyucuyu yönlendirmekten ziyade rahatsız etmeyi, kesin cevaplar vermekten ziyade sorular üretmeyi hedefler. Böylece eser, felsefeyi akademik bir disiplin olmaktan çıkarıp gündelik hayatın içsel bir pratiği hâline getirmeyi amaçlayan özgün bir yaklaşım sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Yalnızlık; Varoluşçuluk; Kierkegaard; Modern gençlik; İroni

-Mizah Market-Yazar: Mahir DUMAN Düşünceler, koruma altına alınmazsa kaybolur.Nice düşünürler, kıymetli görüşleriylebera...
23/04/2026

-Mizah Market
-Yazar: Mahir DUMAN

Düşünceler, koruma altına alınmazsa kaybolur.
Nice düşünürler, kıymetli görüşleriyle
beraber toprağın altındadırlar.
Yazar, fikirlerinin kendisiyle beraber mezara girmesine
razı olmaz. Bunları, geleceğe taşımaya
çalışır. Yeni nesillere postalamak üzere bir hediye
paketler .
İşte kitap, kendine has kokusuyla sevdalılarının
leylasıdır .
O iki kapak arasında acılar, sevinçler, tebessümler,
derin düşünceler vardır. Uykunuzu kaçıracak,
heyecanlandıracak satırlarda kaybolmayı
istemez misiniz? Çoğu, hayatın tam da kendisi
olan sözler; konuşmalar, sizi huzura, sevince
gark edecek. Kafanızdaki kuruntuları, ruhunuzdaki
darlığı silip süpürecek bir eser tutuyorsunuz
elinizde. Var mısınız “Mizah Market”in kapağını
aralamaya…

-Modern ve Mahrem Arasında Çalışan Kadın-Yazar: N. Kübra KirazBu çalışma din ve modernleşme ilişkisi bağlamında çalışan ...
22/04/2026

-Modern ve Mahrem Arasında Çalışan Kadın
-Yazar: N. Kübra Kiraz

Bu çalışma din ve modernleşme ilişkisi bağlamında çalışan dindar kadınların dine ve modernliğe ait algılarını, bu ikisi arasında kendilerini konumlandırma stratejilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan çalışmada fenomenoloji ve gömülü teori yaklaşımlarının bakış açıları, araştırma teknikleri ve veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Fenomenolojik yöntem ile çalışan dindar kadınların din ile modernlik arasındaki yaşantıları ve deneyimlerinin ortak ya da farklı yönleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Gömülü teori yaklaşımı ile çalışan dindar kadınların modernleşme stratejilerine dair yeni bir tipoloji geliştirmek hedeflenmiştir. Araştırma kavramsal çerçeve ve alan araştırması olarak iki bölümden oluşmaktadır. Saha notları ve dokümantasyon teknikleri kullanılarak oluşturulan kavramsal çerçevede konunun teorik alt yapısı ele alınmıştır. Alan araştırması için 15 Temmuz 2024-15 Nisan 2025 tarihleri arasında Çorum il merkezindeki çeşitli kamu kuruluşlarında görev yapan farklı meslek grubundaki 25-60 yaş arası, yetmiş üç kadınla görüşülmüş, hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla veriler toplamıştır. Katılımcılara ulaşmada amaçlı örneklem ve kartopu tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın temel ve alt problemleri kapsamında çalışan dindar kadınların din/dindarlığa ve modernliğe dair algısı, modernlikle ilişkisi, kadının çalışma hayatındaki varlığına dair görüşleri, kadının çalışmasının din ve modernlikle ilişkisi, çalışan dindar kadınların iş hayatında, aile içinde ve diğer çevrelerinde karşılaştıkları sorunlar ele alınmıştır...

-İsmâil Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Beyân Tefsirinde Allah’ın Varlığının Delilleri-Yazar: Hülusi DoğandemirAllah’ın varlığı...
21/04/2026

-İsmâil Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Beyân Tefsirinde Allah’ın Varlığının Delilleri
-Yazar: Hülusi Doğandemir

Allah’ın varlığı ve birliği konusu, insanlığın en temel metafizik arayışlarından biridir. Kelam ilminin ortaya çıkış amacı da bu arayışa cevap aramak ve insanlara makul açıklamalar sunmaktır. Tasavvuf ilmi ise bir Müslüman’ın Rabb’ini tanıyarak O’na yakınlaşmasını ve insanın arzu ve istekleri yerine ilahi iradeye yönelmesini sağlamayı hedefler. Her iki ilmin ortak amacı, kul ile Yaratıcı arasındaki bağı güçlendirmektir. Bu çalışma, kelam ve tasavvuf ilimlerinin Allah’ın varlığı konusundaki kesişim noktalarını ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel kaynağını oluşturan Rûhu’l-Beyân fî Tefsîri’l Kur’ân adlı tefsirin müellifi İsmâil Hakkı Bursevî, 17. yüzyılın önemli mutasavvıflarındandır ve Celvetiyye tarikatının Hakkîlik kolunda şeyhlik yapmıştır. Aynı zamanda Bursa’da imamlık görevini sürdürürken verdiği vaazlar sırasında Rûhu’l-Beyân tefsirini kaleme almıştır. Rivayetlerle desteklenen bu tefsir, tasavvufî terminolojiye dayalı işârî bir karakter taşımaktadır. Bursevî, batınî bakış açısına yönelmekle birlikte, itikadî meselelerde akıl ve mantığa da başvurmuştur. Bilginin sadece akıl yoluyla değil, ilham gibi farklı yollarla da elde edilebileceğini savunarak kelam metodolojisinin ötesine geçmiştir...

-Emperyalizm, Devrim ve Siyasi Dönüşüm Modern Çin Tarihinin Kurucu Evreleri-Yazar: Cansu Körkem AkçayBu çalışma, 1839–19...
20/04/2026

-Emperyalizm, Devrim ve Siyasi Dönüşüm Modern Çin Tarihinin Kurucu Evreleri
-Yazar: Cansu Körkem Akçay

Bu çalışma, 1839–1921 yılları arasını kapsayan modern Çin tarihinin kurucu evrelerini emperyalizm, devrim ve siyasal dönüşüm ekseninde analiz etmektedir. Çin’in dönüşüm süreci, Sanayi Devrimi’nin tetiklediği küresel modernleşme bağlamında ele alınmakta; değişen güç dengeleri, ekonomik yapılar ve uluslararası rekabet ortamı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Çalışma altı ana bölüm üzerine inşa edilmiştir. İlk bölümde küresel sistemde yaşanan yapısal dönüşüm, serbest ticaretten finansal tekelleşmeye uzanan süreç ve yeni güç merkezlerinin yükselişi incelenmektedir. İkinci bölümde Qing İmparatorluğu’nun denizaşırı ticaretle artan temasına rağmen sürdürdüğü içe kapalı düzen anlayışı ve merkez-çevre algısının yarattığı yapısal kırılganlıklar ele alınmaktadır. Üçüncü bölüm, Afyon Savaşları ile derinleşen kriz ortamını ve imparatorluğun bu sürece verdiği Öz-Güçlendirme temelli reform tepkilerini analiz etmektedir. Dördüncü bölümde Çin-Japon Savaşı, stratejik algı hataları ve karar alma süreçlerindeki zaaflar bağlamında değerlendirilerek imparatorluk düzeninin çözülüşünü hızlandıran bir kırılma noktası olarak ele alınmaktadır. Beşinci bölüm, Xinhai Devrimi sonrası Cumhuriyet döneminde yaşanan siyasal ve toplumsal dönüşümü, reform girişimlerini ve bölgesel güç odaklarının yükselişini incelemektedir. Son bölümde ise Yeni Kültür ve Dört Mayıs hareketleri çerçevesinde entelektüel dönüşüm ele alınmakta ve Çin Komünist Partisi’nin kuruluşu, yeni bir siyasal yönelimin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir...

-Fıkıh-Ahlak İlişkisi-Yazar: Osman Nuri ÜnsalBu çalışma, İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birliktel...
20/04/2026

-Fıkıh-Ahlak İlişkisi
-Yazar: Osman Nuri Ünsal

Bu çalışma, İslam hukuk geleneğinde tarihsel olarak sarsılmaz bir birlikteliğe sahip olan ancak modern dönemin disipliner ayrışma süreçlerinde birbirinden kopuk algılanmaya başlanan fıkıh ve ahlâk disiplinleri arasındaki ilişkiyi sistematik bir perspektifle ele almaktadır. Temel amaç, fıkhın dışsal davranışları düzenleyen normatif bir kurallar silsilesi olmadığını, bunun yanında ahlâkî değerlerle örülü, bütüncül ve gaye eksenli bir değerler sistemi olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma boyunca, fıkhın klasik tanımında yer alan “kişinin lehine ve aleyhine olanı bilmesi” ilkesinin, salt hukuki bir teknikten ziyade, derin bir ahlâkî sorumluluğu tazammun ettiği vurgulanmıştır. Adalet, ihsan, hüsün-kubuh ve hudûdullah gibi temel kavramlar aracılığıyla, bu iki disiplin arasındaki yapısal ve anlamsal süreklilik kuramsal düzeyde temellendirilmiştir. Bu bağlamda ef’âl-i mükellefîn, diyânîkazâî hüküm ayrımı, makâsıdü’ş-şerîa ve sedd-i zerîa gibi usûlî araçlar, normun şekilci yorumu ile maksat eksenli yaklaşım arasındaki dengeyi kurmak üzere yeniden yorumlanmıştır. Çalışmanın uygulama safhasında; ibadetlerden borçlar hukukuna, aile hukukundan ceza ve yargılama süreçlerine kadar geniş bir yelpazede ahlâkî ilkelerin fıkhî hükümlere ne derece nüfuz ettiği analiz edilmiştir. Karşılıklı rıza, zararı önleme ve takvaya uygunluk gibi ilkelerin, fıkhın sosyal adaleti ve bireysel erdemi önceleyen karakterini nasıl şekillendirdiği üzerinde durulmuştur. Özellikle “şer’î hile” tartışmaları ekseninde, hukuki şekilciliğin ahlâkî özden kopmasının yarattığı yozlaşma eleştirilmiş; lafzî meşruiyet ile sahici meşruluk arasındaki fark somut örneklerle irdelenmiştir. Netice itibarıyla bu eser, günümüzde hissedilen ahlâkî erozyonun temelinde fıkhın ruhundan ve ahlâkî derinliğinden uzaklaşılmasının yattığını savunmaktadır. Kitap, fıkhı bireyi kemale erdirmeyi hedefleyen ahlâk temelli bir sistem olarak yeniden konumlandırırken; “makâsıd eksenli bir fıkıh” tasavvurunun, çağdaş dünyada değer temelli bir hukuk bilinci inşa etmedeki hayati rolüne dikkat çekmektedir.
Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku; Fıkıh; Ahlak; Fıkıh-Ahlak İlişkisi; Makâsıdü’ş-Şerîa

-Kutsalın Sürgünü-Yazar: İsmail Çevik Cumhuriyet devrimlerinin şekillendirdiği erken dönem maarif politikalarının temel ...
15/04/2026

-Kutsalın Sürgünü
-Yazar: İsmail Çevik

Cumhuriyet devrimlerinin şekillendirdiği erken dönem maarif politikalarının temel amacı, devletin din ve eğitim mekanizmaları üzerinde tam denetim kurmaktır. Halifeliğin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat ile başlayan süreç, dini kontrol etme, rasyonelleştirme ve nihayetinde bireysel alana indirgeme işlevi görmüştür. Yeni rejimin arzuladığı “fikri hür, vicdanı hür” nesil inşası hedefine ulaşmada eğitim etkili bir aygıt olarak kullanılmıştır. Bu çalışma, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan Türk modernleşme sürecinin din eğitimi ve toplumsal dindarlık algısı üzerindeki yapısal etkilerini incelemektedir. Araştırmanın temel problemi, erken Cumhuriyet dönemi eğitim politikalarının, dini kamusal alandan soyutlayıp salt vicdanlara hapsetmesinin günümüzdeki yansımalarıdır. Pozitivist ve seküler politikalar neticesinde din eğitiminin müfredattan çıkarıldığı manevi fetret dönemleri, toplumun geleneksel inanç kodlarını zedelemiş ve dinî aidiyetin yüzeysel bir reflekse (Kültürel Müslümanlık) indirgenmesine yol açmıştır...

Address

Hacı Bayram Mahallesi Boyacılar Sk. No: 14/1 Ulus-Altındağ
Ankara

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00

Telephone

+903123100860

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when FCR Yayın posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category