08/08/2026
Belki de yüz yogasının asıl meselesi yüzümüzü değiştirmek değildir.
Çünkü yüzümüze dokunduğumuz her an, aslında kendimizle kurduğumuz ilişkiye de dokunuyoruz.
Günün büyük bölümünde yüzümüzü fark etmeden kullanıyoruz.
Kaşlarımızı çatıyoruz, çenemizi sıkıyoruz, gözlerimizi kısıyoruz, nefesimizi tutuyoruz, omuzlarımızı kaldırıyoruz…
Ve çoğu zaman bunların hiçbirini fark etmiyoruz.
Yüz yogası bana göre tam burada başlıyor:
değiştirmeye çalışmadan önce fark etmekte.
Bir kasın ne zaman gerildiğini, bir tarafını diğerinden daha fazla kullandığını, çenenin gün içinde ne kadar yük taşıdığını, nefesinin yüzündeki ifadeyi nasıl değiştirdiğini fark etmek…
Sonra da kendine şunu söyleyebilmek:
“Bunu biraz daha yumuşak yapabilirim.”
Bu yüzden yüz yogasını yalnızca aynadaki görüntüyle ilişkilendirmiyorum.
Evet, düzenli ve doğru uygulamanın yüzün görünümüne katkıları olabilir.
Ama benim için bundan daha kıymetli olan şey, insanın kendi yüzünü tanımaya başlaması.
Çünkü kendimize baktığımızda çoğu zaman ilk gördüğümüz şey “neyi düzeltmeliyim?” oluyor.
Oysa belki de bazen soru şu olmalı:
“Yüzüm bana bugün ne anlatıyor?”
Yüz yogası benim için kusursuz bir yüz yaratma pratiği değil.
Kendine daha dikkatli, daha bilinçli ve biraz daha şefkatli bakmayı öğrenme pratiği. 🤍
Ve belki de yıllar geçtikçe değişmesini istediğimiz şey yalnızca yüzümüz değil,
kendimize bakışımızdır.
Şeyda 🌿