Tabutmag

Tabutmag tabutmag, ilgililere nitelikli ve özgün içerikler sunar.

tabutmag, edebiyat, sinema, tiyatro ve görsel sanatlar alanında ilgililere nitelikli ve özgün içerikler sunar.

İlişkiler içinde giderek artan özgürlük kısıtlamasına, ağa düşmek denir. Çatışmalarını çözemeyen insanlar bu çatışmaları...
31/08/2026

İlişkiler içinde giderek artan özgürlük kısıtlamasına, ağa düşmek denir. Çatışmalarını çözemeyen insanlar bu çatışmaları metafizik bir telaş gibi kendi içlerinde taşırlar. İçimde küçük bir zayıflık hissedip iç çekiyorum. Ama aynı zamanda hiç değilse (hâlâ) düşünebildiğime seviniyorum. Bugünlerde radyoda Bach’ın bir viyolonsel sonatını dinledim (Bach Eserleri Listesi No: 1008). Şimdi fark ediyorum ki bu sonat beni şu an içinde bulunduğum şaşkınlığa sürüklemiş. An itibariyle bir Bach sonatı gibi yaşıyorum. Hiçbir yere bağlanmadan, öylesine havada süzülerek, buruşmuş bir halde, karanlık, herkes için aşikâr olsa da özünde anlaşılmaz. Bitkin olmama rağmen mürver çalılarının gerisine gidip Wrede’ye bakıyorum.

Halk bahçesinin öbür tarafından bir panayırın gürültüleri geliyor. Lunapark aletlerinin sürtünmelerinin, şakırtılarının yanı sıra ucuz bir müziğin inlemeleri duyuluyor. Bu curcunanın gerisinde, yük katarlarının birleştirildiği bir manevra istasyonu yükseliyor. Duyulan tek özgün ses birbirine çarpan metal vagonların çıkardığı gürültü. Halk bahçesine umutsuzluk bahçesi adını veriyorum. Bu beni bir an için keyiflendiriyor. Ön tarafta adamın biri demir bir süpürgeyle yolu temizliyor. Sincaplar ve güvercinler çöplerin arasında hışırtılar çıkarıyor. Onca güneşli günden sonra çimenler kurumuş, yer yer toprağı çıkmış. Halk Bahçesi bunun için en yanlış yer olmasına rağmen içimde iyi bir şeyler yapma özlemi duyuyorum.

s.38—39

Wilhelm
Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk

Türkçesi: Levent Tayla
Ayrıntı Yayınları

Ölüm inanç alanına aittir. Öleceğinize inanma konusunda haklısınız. Bu sizi ayakta tutar. Eğer buna inanmasaydınız, sahi...
26/08/2026

Ölüm inanç alanına aittir. Öleceğinize inanma konusunda haklısınız. Bu sizi ayakta tutar. Eğer buna inanmasaydınız, sahip olduğunuz hayata katlanabilir miydiniz? Ölümle hayatın biteceği kesinliğine güçlüce bel bağlamazsak, tüm bunlara nasıl katlanabilirsiniz? Yine de, sadece bir inanç eylemidir bu. Ve bunun en kötü yanı, bundan emin olamamanız. Neden birimiz 150 yaşına kadar yaşayamıyor? Yine de, orada inanç eylemi oldukça güçlü bir hâl alır. Ve tüm bu konuların ortasında, bunu gördüğüm için size anlatıyorum.

Hastalarımdan biri uzun zaman önce… ondan bahsedildiğini artık duyamaz ki; zaten duysa hikayesini size anlatmazdım… her neyse, aniden varoluş kaynağının ondan sonsuza dek fışkırdığını rüyasında görmüştü. Tıpkı Pascal’ın rüyası gibi, birbirini takip eden, mümkün bir bitişi olmayan, bir yaşamlar sonsuzluğu… Neredeyse delirmiş bir şekilde uyandı. (Gülüşmeler) Bana rüyasını anlattı ve emin olun, komik bulmadım. İşte böyle.

Hayat… üzerinde yaşadığımız katı temel. Hayat hakkında böylesi bir şekilde konuşmaya başlar başlamaz, yaşadığımız hayat için elbette orada hiç şüphe yoktur ki anbean onun farkındayızdır. Bu bir düşünce meselesidir. Hayatı bir kavram olarak görmektir.

14:56 — 18:45

Françoise Wolff (Jacques Lacan parle)

Jacques Konuşuyor
Louvain Konferansı (13 Ekim 1972)

Türkçesi: Matthias Kyska, Onur Alptekin
Düzenleme: Kerem Duymuş

Ufak Tefek Çeviriler

Seni algılayışım aynı ya da ayrı yerlerde oluşumuza göre değişiyor. Yani, sen diye tanıdığım iki kişi var.Benden uzakta ...
22/08/2026

Seni algılayışım aynı ya da ayrı yerlerde oluşumuza göre değişiyor. Yani, sen diye tanıdığım iki kişi var.

Benden uzakta olduğunda bile, benim için varsın. Varlığının bu şekli çok-biçimli: Sayısız imgeler, geçişler, anlamlar, bildiğimiz şeyler ve yerlerden oluşmakta, ama her şeyin altını çizen şeyse, her yere yayılmış yokluğun. Sanki sen bir mekâna dönüşmüşsün, hatların da ufuk olmuş. İşte o zaman bir ülkede yaşar gibi yaşıyorum içinde. Sen her yerdesin. Fakat bu ülkede seninle asla yüz yüze gelemiyorum.

Partir est mourir un peu. Bu cümlenin söylendiğini ilk duyduğumda henüz çok gençtim ve daha o zamanlar bir gerçeği dile getirdiğinin farkındaydım. Bunu şimdi tekrar anımsıyor olmamın nedeni, bir ülkeymişçesine içinde yaşıyor olmamın, bunun da yeryüzünde seninle asla yüz yüze gelemeyeceğim tek ülke oluşunun, ölülerin anısıyla yaşamamıza benziyor olması. Gençken bilmediğim şeyse, hiçbir şeyin geçmişi silemeyeceğiydi: Geçmiş insanın etrafına bir ölüm kozası gibi dolanır.

Sen diye adlandırdığım ülkede tavırlarını, sesinin inip çıkışlarını, bedeninin her üyesinin biçimini ayırt edebiliyorum. Bu ülkede azalan fiziksel gerçekliğin değil, özgürlüğün.

Yanımda olduğun zaman değişen şeyse, ne yapacağın kestirilemez bir hale bürünmen. İşte o zaman ne yapmak üzere olduğunu hiç bilemiyorum: Seni izlemeye başlıyorum. Hareket ediyorsun. Ve yaptığın her şey beni sana bir kez daha âşık ediyor.

s.86—


Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü

Türkçesi: Zafer Aracagök
Metis Yayınları

60.Nasıl, gelmeyeceğini bildiğini beklemen“bilgelik sevgin” ise, geleceğini bildiğini beklemende, sevginin kendisidir——İ...
14/08/2026

60.

Nasıl, gelmeyeceğini bildiğini beklemen
“bilgelik sevgin” ise, geleceğini bildiğini beklemen
de, sevginin kendisidir——

İşte——

s.79


Uzak

Metis Yayınları (Metis Yayınları)

XX
Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hepVe inançlı, gitmenin bir ...
12/08/2026

XX

Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.

Bilemem, belki bu yüzden
Ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
Beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
Yine de döneyim döneyim istedim.

s.33—


Y’ol

Metis Yayınları

Hiç kimseler
Pireler, kendilerine köpek almak düşleri kurarlarmış, hiç kimseler de yoksulluktan kurtulma düşleri kurarla...
07/08/2026

Hiç kimseler

Pireler, kendilerine köpek almak düşleri kurarlarmış, hiç kimseler de yoksulluktan kurtulma düşleri kurarlar: Büyülü bir günde üzerlerine şans yağacaktır, oluk oluk şans. Gelin görün ki şans yağmuru yağmaz, ne dün ne bugün ne yarın ne de hiçbir zaman. Hiç kimseler ne denli yakarırlarsa yakarsınlar, şans yağmuru çiselemez bile; sol avuçları da kaşınsa, güne sağ ayaklarıyla da başlasalar, yılbaşında eski süpürgelerini atıp yenisini de alsalar boşunadır!

Hiç kimseler: hiç kimselerin çocukları, hiçlerin sahipleri. Hiç kimseler, hiç kimsesizler, tavşan gibi kaçanlar, yaşarken ölenler.

Olabilecekken olamayanlar.
Dil değil lehçe konuşanlar.
Din değil kör inanç sahibi olanlar.
Sanat değil süs eşyası yaratanlar.
Kültürleri değil folklorları olanlar.
İnsan değil insansal kaynak olanlar.
Yüzleri değil kolları olanlar.
Adları değil numaraları olanlar.
Dünya tarihinin sayfalarına değil de yerel gazetenin
zabıta sayfasına geçenler.
Canlarını alacak kurşuna bile değmeyen hiç kimseler.

s.80—


Kucaklaşmanın Kitabı

Türkçesi: Nihal Yeğinobalı
Can Yayınları

Ve otursam senin yanınave desem usulca: Acı çektim ben –işitir misin?
Kim bilir kim bana
mırıldar onu hemen.
104Rainer M...
04/08/2026

Ve otursam senin yanına
ve desem usulca: Acı çektim ben –
işitir misin?

Kim bilir kim bana
mırıldar onu hemen.

104

Rainer Maria
Bana Tören

Türkçesi: Yüksel Pazarkaya
Cem Yayınevi

Kaya Havuzu — Cyril Connolly, s.213“…öyleyse belki hepimiz insanların bizi ilk olarak arzulanır bulduğu zamanki süslerim...
02/08/2026

Kaya Havuzu — Cyril Connolly, s.213

“…öyleyse belki hepimiz insanların bizi ilk olarak arzulanır bulduğu zamanki süslerimizi bilinçdışı süreçlerle korumaya çalışıyoruz.”

s.54—


Yeniden Doğan
Günlükler ve Defterler (1947-1963)

Türkçesi: Begüm Kovulmaz
Agora Kitaplığı

[tarihsiz, büyük ihtimalle altı yıl sonra bu defterin arasına konmuş bir sayfadan (tarihin 1961 mi yoksa 1967 mi olduğun...
27/07/2026

[tarihsiz, büyük ihtimalle altı yıl sonra bu defterin arasına konmuş bir sayfadan (tarihin 1961 mi yoksa 1967 mi olduğunu kestirmek imkânsız)]

Birkaç yıl önce okumanın beni hasta ettiğini fark ettim, her içki aleminden sonra feci halde kendini akşamdan kalmış hisseden bir alkolik gibiydim. Kitapçıda bir iki saat dolaştıktan sonra uyuşmuş, huzursuz, depresif duygularla doluyordum. Nedendir, bilmiyordum. Ama kitaplardan uzak duramıyordum.

Bundan başka, bir süre okuduktan sonra (özellikle birkaç kitabı peş peşe okuduysam) uyuma ihtiyacı duymam da bunu (bu özelliğimi - ne hissettiğimi anlamadan kullanır - gece yatağın başucuna dizdiğim kitapları oburca okuyarak uyumaya çalışırdım.)

Pek çok şeyin satın alınıp dükkândan çıkarılır çıkarılmaz -hatta eve giderken otobüste- daha güzel görünmesinin sebebi, çoktan sevilmeye başlanmış olmaları.

(Fransız kızın trende çantasında taşıdığı plastik bebek, vb.)

“Duygularını dışsallaştırabilen insanları seviyorum.”

sarih, sevimli, spontan

İngilizlerdeki soğukluk iyi niyet eksikliğinden değil, teni hissetmediklerinden.

s.293—294


Yeniden Doğan
Günlükler ve Defterler (1947-1963)

Türkçesi: Begüm Kovulmaz
Agora Kitaplığı

SAMSON I EN SPEGELAkıl hastası bir kadın.— İkisinden birini seçmeliyim.— Beni oraya çağırıyor sesler.— Ben görünmezi gör...
22/07/2026

SAMSON I EN SPEGEL

Akıl hastası bir kadın.

— İkisinden birini seçmeliyim.

— Beni oraya çağırıyor sesler.

— Ben görünmezi gördüm. Kapı açıldı. Görünmez içeriye girdi. Koskoca gözleri var. İçime girmeye yeltendi. Bağırdım. Duvarlara tırmandı ardından. Koskoca örümcek olarak girdi kapı aralığından.

Gece ilerliyor. Korkularım büyüyorlar. Duruyorum. Kaldırımlara bakıyorum. Gözlerimi gökyüzüne dikiyorum ardından. İşte burada yüksek bir yapı. Ben gene iki BENLER oluyorlar bir BEN kaldırımda durmuş, yüksek yapıya bakıyor. İkinci ben tepeden ölümlere uçuyor. Diğer benler nerelerde? Bilemiyorum. Tüm benlerimi toplayıp uçmak.

Tramvayı aksi yönde beklediğimi anlayıp, caddenin karşısına ölümlere geçiyorum.

Münih, Nisan 1963
(Yeni İnsan dergisi)

s.15—18


Kalanlar

YKY

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Tabutmag posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category