11/01/2026
* * *
Ve Derin NATO
İçimizdeki ABD, Türkiye'deki İsrail...
Hasan Mezarcı'yı tanırsınız. Hasan Mezarcı, 1992'de Refah Partisi milletvekili olunca, Türkiye'de hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir iş yapmıştı. Üç aylık bir çalışmadan sonra "Derin NATO" dediğimiz yapılanmayı meclise taşıdı. Yani ABD'nin kurduğu derin yapıyı...
Derin NATO ile ilgili derin çalışmasını bitirip meclise önergeyi verecekti. Uzmanlardan bilgi aldı. Derin araştırmalar yaptı. Çok önemli bilgilere ulaştı. Meclise vereceği Derin NATO önergesinden kimsenin haberi yoktu. Ya da o öyle zannediyordu. RP lideri Erbakan Hoca bir gün kendisini odasına çağırdı.
Meclise vereceği Derin NATO (Gladyo) önergesinden vazgeçmesini istedi. Hasan Mezarcı şaşırmıştı.
Mezarcı, Erbakan Hoca'ya: "Hocam nereden haberiniz oldu?" diye sordu.
Erbakan Hoca, üç yüksek rütbeli askerin geldiğini ve önergenin verilmemesi için tehdit ettiklerini söyledi. Erbakan Hoca ve partiye yönelik, nereden geldiği belli olmayan büyük bir baskı başladı.
Hasan Mezarcı'nın üzerinde çalıştığı konu çok hassastı. Fakat Mezarcı, 12 arkadaşıyla birlikte 1 Aralık 1992'de, Amerika'nın derin yapısının araştırılması için önergeyi TBMM'ye verdi. İçinde birçok
önemli belge vardı. Hasan Mezarcı çok büyük bir ya pıya savaş açmıştı.
Bu yapıyla uğraşan birçok gazeteci, hâkim, savcı, doktor, siyasetçi, asker öldürülmüş ve failleri bulunamamıştı. Öldürülen Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis ve Turgut Özal bunlardan sadece birkaçıydı. Hasan Mezarcı bu yapı hakkında meclise önerge verdiği gibi konferanslarında da bu yapıyı anlatıyordu.
Ayrıca yakın tarihte CHP'nin yaptığı karanlık işlerin de aydınlatılması için önergeler vermişti. Bu önergeler de çok önemliydi. Önergelerin bir ucu sabetayistlere de dayanıyordu. Peki, sonra ne oldu?
Medya bir anda Hasan Mezarcı'ya yönelik bir saldırı başlattı. Sonra araya yargı girdi. Hasan Mezarcı'ya yönelik arka arkaya davalar açıldı. Linç kampanyası başlatıldı. İki hafta içinde açılan dava sayısı 150'yi buldu. Refah Partisine baskılar arttı. Parti artık dayanamayıp, 1994'te Hasan Mezarcı'yı partiden çıkarmak zorunda kaldı. Generaller, savcılar, emniyetçiler; Mezarcı'yı açıkça tehdit etmeye başladılar ve sonunda hapse atıldı.
Şevki Yılmaz'ın anlattığına göre Mezarcı her duruşmada "Beni zehirliyorlar, ilaç veriyorlar." diye feryat ediyordu. Biyokimyasal ürünlerle zihni ve sağlığı ile oynuyorlardı. Nitekim bunu Salih Mirzabeyoğlu'na da yaptılar. Şimdi dikkatli okuyun:
Hasan Mezarcı 1997'de hapisten çıktığında zihnini kaybetmişti. Artık eski Hasan Mezarcı kalmamıştı. Allah tarafından, peygamber ilan edildiğini söylüyordu. Yetmedi bir de Reha Muhtar'ın programında, canlı yayında linç ettirildi. Zihni artık gitmişti. İlginç elbiseler giymişti. Kendini Mehdi ve Mesih ilan etmişti. Reha Muhtar onu canlı yayında rezil etmişti.
Tüm bunları yaptıran Derin NATO (Gladyo) idi. Yani önce Derin NATO'ya bağlı medya tehdit etti, sonra yine Derin NATO'ya bağlı yargı yordu ve korkuttu. Sonra Derin NATO'ya bağlı emniyet tutukladı. Sonra Derin NATO'ya bağlı doktorlar görev alıp zihniyle oynadı. Sonra hapisten çıkınca Derin NATO'ya bağlı medya görevlilerinin alay etmesi sağlandı. Nasıl bir şebeke ama? Tam bir muamma! Bakı dostlar, buraya dikkat:
Bu ülkede Derin NATO'yu bilmeyenler, yaşana hiçbir şeye anlam veremez. Zihnine hâkim olmuş bir anlamsızlık ile yaşar.
NATO deyince aklınıza savaş ve savaş silahları geliyor. Yanılıyorsunuz! NATO'ya giren ülkelere bir şart koşuldu: NATO'nun ülkede gizli bir yapılanma kurmasına izin verilecekti.
Bu yapılanma iki bölümden oluşuyordu. Yeraltı ve yerüstü... Yerüstü tamamen askerlerden oluşurdu. General, albay, teğmen, subay...
Yeraltı yapısını hiç sormayın! Çok karmaşık ve gizliydi. Kimler mi vardı? Gazeteci, yazar, hukukçu, polis, doktor, mühendis, bürokrat, siyasetçi, esnaf... Her parti ve devlet kurumunun içindeydiler... FETÖ, Türkiye'de Derin NATO'ya bağlı en büyük yapılanmaydı. 15 Temmuz darbesinden sonra Derin NATO, ciddi bir darbe aldı.
28 Şubat darbesini de Derin NATO yaptırmıştı. Büyük bir medya, hukuk, emniyet, bürokrasi ve askeri darbesiydi 28 Şubat...
Durun bir dakika! Kaosun mimarlarını daha iyi tanıyabilmek için kadrajı daha da yükseltiyorum.
* * *
~Mustafa Güldağı hocamın "KAOS" kitabından bir yudum...~