01/07/2026
Frankenstein, insanın yaratma arzusuyla Tanrı’ya öykünmesinin ve bunun bedel认为 ağır bir yalnızlığa dönüşmesinin karanlık hikâyesidir. Victor Frankenstein’ın bilime olan tutkusu, ona hayat verme gücü kazandırır; fakat bu güç, beraberinde korku, suçluluk ve kaçınılmaz bir yıkım getirir.
Bu romanda asıl canavar, dış görünüşten çok daha derindedir. Sevilmeyen, dışlanan ve anlaşılmayan bir varlığın iç sesi, okuru merhametle dehşet arasında bırakır. Shelley, sorumluluktan kaçan insanın, yarattığı şeyle birlikte kendini de nasıl mahkûm ettiğini sarsıcı bir duyguyla anlatır. Bilim ilerledikçe, vicdanın sessizliği daha da ürkütücü hâle gelir.
Mary Shelley, Frankenstein ile yalnızca bir korku hikâyesi yazmaz; insan olmanın sınırlarını sorgular. Bu eser, yaratmanın cesaret değil, aynı zamanda büyük bir ahlaki yük olduğunu hatırlatan zamansız ve derin bir başyapıttır.