Akdeniz Son Nokta Dergisi

Akdeniz Son Nokta Dergisi Akdeniz Son Nokta Dergisi, Akdeniz’in aylık haber, siyaset, yorum ve kültür-sanat dergisidir.

Selçuk Mızraklı yarın tahliye olacak: Diyarbakır’da karşılanacakEski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk ...
07/09/2026

Selçuk Mızraklı yarın tahliye olacak: Diyarbakır’da karşılanacak

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, yarın Edirne Cezaevi’nden tahliye edilecek. İstanbul üzerinden Diyarbakır’a geçmesi planlanan Mızraklı’nın havalimanında karşılanması bekleniyor.

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, cezasını tamamlamasının ardından yarın Edirne Cezaevi’nden tahliye olacak.

Rudaw'ın aktardığına göre, Mızraklı için uçak bileti alındı. Cezaevinden çıktıktan sonra Edirne’den İstanbul’a geçecek olan Mızraklı, saat 19.30’da İstanbul’dan Diyarbakır’a hareket edecek.

Mızraklı’nın saat 21.30 sıralarında Diyarbakır Havalimanı’nda olması bekleniyor.

DİYARBAKIR’DA KARŞILANACAK
Mızraklı’nın Diyarbakır Havalimanı’nda karşılanması planlanıyor. Ancak karşılamanın nerede ve nasıl yapılacağına ilişkin program henüz netleşmedi.

Karşılama programına ilişkin detayların önümüzdeki saatlerde kesinleşmesi bekleniyor.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ DUYURMUŞTU
Yaklaşık 10 yıldır cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4,5 yıldır birlikte hapis yattığı eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı'nın yarın (8 Eylül) tahliye olacağını duyurmuştu.

Demirtaş, QAD-Barış Meydanı'na yazdığı yazıda, "Son beş yıldır ben ona emanettim, o bana emanetti. Salı sabahı buradan çıkacak, akşamına da Diyarbakır Havaalanında olacak. Artık size emanettir" ifadelerini kullanmıştı.

Melih Gökçek'in oğlu ve gelini hakkında karar verildi!Soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren İbrahim Melih ...
07/09/2026

Melih Gökçek'in oğlu ve gelini hakkında karar verildi!

Soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren İbrahim Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ile gelini Hülya Gökçek hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren İbrahim Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ile gelini Hülya Gökçek, adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek’in ailesinin Almanya’da kurduğu HAMAG GmbH üzerinden gayrimenkul yatırımları yaptığı ve yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında ifade veren Ahmet Gökçek ile eşi Hülya Gökçek, adli kontrol talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.

YURTDIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren İbrahim Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ile gelini Hülya Gökçek hakkında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.

ATSO’DAN ANTALYA’NIN GÖRSEL HAFIZASINA 76 ESERLİK KOLEKSİYON ATSO Eğitim Araştırma ve Kültür Vakfı bünyesindeki Antalya ...
07/09/2026

ATSO’DAN ANTALYA’NIN GÖRSEL HAFIZASINA 76 ESERLİK KOLEKSİYON

ATSO Eğitim Araştırma ve Kültür Vakfı bünyesindeki Antalya Kültür Sanat’ta, 29 sanatçının üç yıl süren çalışmalarıyla Antalya’nın farklı yönlerinin sanatla yorumlandığı “Bir Başka Antalya” projesi tamamlandı. Proje kapsamında 76 eser vakıf koleksiyonuna kazandırıldı.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Eğitim Araştırma ve Kültür Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Antalya Kültür Sanat’ta (AKS), Antalya’nın tarihsel ve kültürel değerlerini sanatçıların farklı bakış açılarıyla ele alan “Bir Başka Antalya” projesi üç yıllık çalışmanın ardından tamamlandı. Kilit Global ana sponsorluğunda gerçekleştirilen proje kapsamında 29 sanatçının ürettiği 76 eser, Antalya Kültür Sanat Vakfı koleksiyonuna kazandırıldı.

Antalya’nın, kentte yaşayanların alışılmış bakışının dışında yeniden keşfedilmesi amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında, her yıl farklı sanatçılar Antalya’ya davet edilerek kentle ilgili duygu ve gözlemlerini eserlerine yansıtmaları istendi. Sanatçıların bir arada üretim yaptığı çalıştaylar sonucunda ortaya çıkan eserler, “Bir Başka Antalya Koleksiyonu” adı altında bir araya getirildi. Koleksiyonun tanıtımı ve serginin açılışı, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı ve ATSO Eğitim Araştırma ve Kültür Vakfı Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Açılışa sanat, iş dünyası ve kent yaşamından çok sayıda davetli katıldı.

SANATÇILARIN GÖZÜNDEN ANTALYA
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, projenin fikir aşamasının merhum ATSO Başkanı Ali Bahar ile yaptıkları görüşmelere dayandığını söyledi. Antalya’da yaşayanların, kentin günlük hayatın içinde fark edilmeyen pek çok güzelliğini zamanla kanıksadığını belirten Hacısüleyman, kenti dışarıdan görenlerin ise farklı ayrıntıları fark edebildiğini ifade etti. Hacısüleyman, bu düşünceden hareketle Antalya’nın sanatçıların gözünden nasıl göründüğünü ortaya koymak istediklerini belirterek, üç yıllık çalışmanın sonunda kentin görsel hafızasına katkı sağlayacak bir koleksiyon oluşturulduğunu söyledi. Başkan Yusuf Hacısüleyman, “Bir Başka Antalya Çalıştayı, üç yılın ardından 76 eserlik bir koleksiyonla tamamlandı. Antalya’yı farklı sanatçıların gözünden yeniden keşfetmek istedik. Sanatçılarımızın kente ilişkin duygularını ve bakış açılarını eserlerine yansıtmaları bizim için çok kıymetliydi. Bugün bu eserleri sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen sanatçılara, küratöre ve destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Hacısüleyman, merhum Ali Bahar’ın kültür ve sanat alanındaki vizyonunun bu tür çalışmalarla yaşatılmaya devam edeceğini belirtti.

Ali Aktaş YazdıAkseki – İbradı Rotası bir kültür ve gastronomi rotası olabilir…Ali Aktaş: köşe yazdıElimizde o kadar çok...
03/09/2026

Ali Aktaş Yazdı
Akseki – İbradı Rotası bir kültür ve gastronomi rotası olabilir…

Ali Aktaş: köşe yazdı

Elimizde o kadar çok hikaye, çizilmesi gereken o kadar güzel rotalar var ki, bu rotaları belirleyip, bir plan dahilinde hareket edilir ise Antalya’mı 12 ay boyunca doldurmamak mümkün değil…
Gelen turistinde çoğu, deniz, k*m, güneş üçlüsüne, gastronomi gibi, kültür gibi alternatifler istiyor…

Akseki-İbradı arasında bir turizm rotası belirleyerek bölgenin gastronomi ve kültür varlığını turizm açısından değerlendirmek, yerel halka gelir kazandırmak ve bölgenin alternatif turizm potansiyelini artırmak.

Proje kapsamında Akseki-İbradı ilçelerindeki kültürel miras alanları, doğal yaşam alanları ve gastronomi durakları yer alacaktır. Bu bölge, sahip olduğu müthiş tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri ile eşsiz güzellikte bir alandır ve henüz turizm açısından potansiyelini yeterince kullanamamaktadır.

Bölgedeki turizme konu olabilecek pek çok unsur vardır. Bunlardan sadece birkaçı aşağıda maddeler halinde sunulmuştur.

İbradı
Toros Dağları'nın eteklerinde, 1.200 ile 1.500 metre yükseklikte serin havası, eşsiz doğası ve tarihi dokusuyla bilinen Antalya'nın önemli yayla turizmi merkezlerindendir.

• Eynif Yaylası: Yılkı atları (serbest atlar) ile tarihi Tol Han kalıntılarının bulunduğu, düzlük yapısıyla öne çıkan ünlü yayladır.

Altınbeşik Milli Parkı
Altınbeşik Mağarası Millî Parkı, Antalya ili, İbradi ilçesine 9.7 km. uzaklıkta Ürünlü mahallesi yaklaşık 5 km. güneydoğusunda, derin ve sarp Manavgat vadisinin batı yamacında yer alır.

Düğmeli Evler
Toros Dağları İbradı bölgesine özel düğmeli evlerden Ormana Köyü’nde de 300 den fazla tarihi ev bulunmakta. Aralarında 300 yaşına kadar ulaşmış; kimisi yıkılmaya yüz tutmuş, kimisinde hala yaşam olan, kimisi restorasyon ile hayata döndürülen evler vardır.

Üzümdere Milli Parkı
Konya ve Antalya arasında uzanan Orta Toroslar'ı oluşturan Giden Gelmez Dağları'nın eteğindeki Üzümdere Milli Parkı ve kanyonu, eşsiz doğası ile dört mevsim doğaseverler ve fotoğraf tutkunlarını ağırlıyor.

Antalya'nın İbradı ilçesi yakınlarındaki kanyona, Antalya'dan 165 kilometre, Konya'dan ise 186 kilometrelik zorlu bir yolculuğun ardından ulaşılıyor.

Ortasından geçen, yaz kış buz gibi su akan derenin hayat verdiği doğa harikası kanyon, sonbaharda büründüğü hazan renkleri ile fotoğraf meraklılarına güzel kareler yakalama imkanı sunuyor.

Arapastık Kestanesi
Yerli ve yabancı turistlerin kısa süreliğine de olsa önünde durarak hatıra fotoğrafı çektirdikleri, yörede "Arapastık" adıyla anılan kestane ağacını, sadece 9 asırlık olması diğer kestane ağaçlarından ayırmıyor. Tarihi kestane ağacının Osmanlı arşivlerinde yer alan hikayesi şöyle.

Osmanlı arşivlerinde geçen olay, 1861 yılının eylül ayında İbradılı Mustafa Efendi'nin evinde büyük bir yangın çıktığı. Yangına, Mustafa Efendi'nin evinde çalışan siyahi cariye Zeynep'in neden olduğu öne sürülerek, bu kadının kestane ağacında asılmasına karar verildiği;olayın, "Alaiyye (Alanya) Sancağı dahilindeki İbradı kazası sakinlerinden Mustafa Efendi'nin evini ateşe veren Zeynep adlı siyah cariyenin mahallinde idamı ve bu tür hadiselerin bir daha vuk'u bulmaması için iktiza eden..." şeklinde yer alıyor.

• Doğal Zenginlikler
Kardelenin anavatanı
o Üzüm Bağları,
o Altınbeşik Mağarası
- İbradı'nın Ürünlü Mahallesinde bulunan, Türkiye'nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük yer altı gölü.
o Akseki ilçesi denilince ilk akla gelen
Çimi, Geyran ve Çanakpınar
o yaylaları bu konuda merkez üs konumundadır.
o Kekik, Defne gibi tıbbı ve aromatik bitkililerin varlığı,
o Arıcılık
o Dağ Keçileri
o Dipsiz Göl
• Yılkı Atları
•
• Kültürel Miras
o Düğmeli Evler
o Tarihi Kervan Göç Yolu
o Tarihi konaklar
o Gılamık Dok*ma
o Yörük yaşam tarzını sürdüren topluluklar
o Akseki Bademli Mahallesi, Antalya’da kaşıkçılığın yaşatıldığı en önemli merkezdir.

• Yöresel lezzetler:
o Pekmez
o Holuşka
o Kulak Çorbası
o Şilofta
o Erişte
o Demir Tatlısı
o Filiz Pilaz
o Eşki Tarhana
o Dolaz Tatlısı

Akseki
Eski adı Marla olan Akseki ilçesi 1286 yılında Toroslar üzerinde kurulmuştur. Marla sanıldığının aksine Arapça bir sözcük olmayıp, Divanı-ı Lügatit Türk’te geçen özbeöz Türkçe bir sözcük olup sözcük anlamı ‘Yüksek Ulemalar Diyarı’ demektir. Buna rağmen Türklük ve Türkçe’den bihaber işgüzar idareciler tarafından ismi Akseki olarak değiştirilmiştir. Neyse ki yeni isim olarak Teke Yörüklerinin bir kolu olan Akseki ismi verilmiştir. Görüldüğü gibi Akseki ismi de sanıldığı gibi coğrafi özelliğinden değil, bağlı olduğu YörükTürkmen boyundan gelmektedir. Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı yönetimine geçen ilçe de, Roma İmparatorluğu dönemlerinden bu yana toplumların yaşadığı bilinmektedir. 1872’de Alanya’dan ayrılan Akseki, 1901 yılında Antalya Konya Eyaleti dahilinde bağımsız bir sancak olmuştur. Bu arada Akseki ilçesinin sınırları daraltılmış, bazı köyler Seydişehir ilçesine bırakılmıştır. İbradı, önceleri bir kasabayken, 1991 yılında ilçe yapılarak Akseki’den ayrılmıştır.
İlçe, sahip olduğu doğal güzellikleri ve de temiz havasıyla alternatif turizmin önemli merkezlerindendir. Antalya ili ve çevresinde son yıllarda görülen turizm alanındaki gelişmelere paralel olarak, Akseki İlçesi’nde de turizm faaliyetleri gelişmektedir. Avcıların ve turistlerin uğrak yeri olan Akseki, “Kardelen Çiçeği’nin ana yurdudur.
Tarihi eski evleri meşhurdur. Kardelen Çiçeğini ve meşhur tarihi eski evlerini görmek için yerli ve yabancı turistler ilçeyi ziyaret eder. Giden Gelmez Dağları, dağ keçisi koruma ve av sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanacağı yer olup, Sinan hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan alabalık üretme tesisleri avcıların ve turistlerin uğrak yerleri arasındadır. Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi, 340 metre derinliğindeki Bucakalan Mağarası, ilçe merkezindeki Merkez Camii görülmeye değer diğer eserlerin meşhur eski tarihi evleri yerli ve de yabancı turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

TÜM BUNLARI NİYE ANLATTIM…
Antalya da yıllardır uygulanan her şey dahil sistemine, gastronomiyi de ön plana çıkararak alternatif bir farklı model belirlemek lazım…
Tatile çıkan dünya insanı, deniz, k*m ve güneşten daha çok, gittiği ülkenin yemek kültürünü, insanlarının yaşam tarzını, ürünlerin nerede nasıl yetiştiğini merak ediyor… Turistten daha çok bölgenin yerlisi gibi bir tatil geçirmeyi amaçlıyor…

AVRUPA’DA ÖRNEKLERİ ÇOK…
Fransa’da Bordo’dan araba ile yola çıkıp, İspanya’da Bask Bölgesinde bulunan eşsiz mimarisinin yanında dünyaca ünlü bir lezzet durağı olan San Sebastian.

Fransa’nın güneyinde, Provence-Alpes-Côte Azur Bölgesinde yer alan ve Fransız Riveryası’nın gözdesi Cannes’a 20 km uzaklıktaki Mougins tam bir gastronomi cennetidir, otellerinde aylar öncesi rezervasyon yapmadan yer bulamazsınız.

İtalya’nın en ünlü şarap rotaları arasında gösterilen Toskana bölgesindeki dolgun ve kadifemsi yapısı ile bilinen ve tamamen elle toplanan Chianti üzümlerinin bağları her yıl şarap severlerin akınına uğramaktadır. İtalya’da, Napoli’de Pizza, Puglia’da Deniz Ürünleri yemek, Alba’da Trüf Mantarı ile tanışmak, Venedik’te Dondurma yiyip, Roma’da Kahve içmek bu coğrafyaya ayak basan herkesin beynine bir yasa gibi işlenmiştir…

BÖYLE BİR KÜLTÜR VE GASTRONOMİ ROTASI İLE MİLLETİMİZİN EFENDİSİ KÖYLÜLERİMİZ İÇİNDE
BİR GELİR KAPISI YARATMIŞ OLURUZ…
Burada yaşayan vatandaşlarımız gerekli yetkili kurumlar tarafından, evi, dükkanı, tarlası, çiftliği ziyaret edilerek eğitilmeli ve köylerde yaşayan insanlarımıza bunun kendileri için de önemli bir gelir kapısı olduğu anlatılmalı, projeye sahip çıkmaları sağlanmalıdır…
Hizmet sektöründe bulunan lokanta, otel gibi işletmeler iyileştirilmesi sağlanmalı ve sayıları
artırılmalı, hatta tarihi Akseki ve İbradı Evleri restore edilerek tıpkı Eskişehir Odunpazarı’nda olduğu gibi turizme açılmalıdır…

Artvin'de rant uğruna katledilen Reşit Kibar ölümünün 2. yılında anıldıArtvin Cankurtaran’da yaşam alanlarını savunurken...
03/09/2026

Artvin'de rant uğruna katledilen Reşit Kibar ölümünün 2. yılında anıldı

Artvin Cankurtaran’da yaşam alanlarını savunurken katledilen Reşit Kibar, ölümünün ikinci yılında anıldı. Anmada, "Reşit'in kavgası kavgamızdır" denilirken doğa talanına karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.

TÖB-DER yöneticisi İsmet Yalçınkaya yaşamını yitirdiTüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) Genel Başkan...
03/09/2026

TÖB-DER yöneticisi İsmet Yalçınkaya yaşamını yitirdi

Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yalçınkaya yaşamını yitirdi.

12 Eylül döneminde tutuklanan ve uzun süre cezaevinde kalan Yalçınkaya, emek ve eğitim mücadelesinin önde gelen isimleri arasında yer aldı.

Yalçınkaya, 12 Eylül askeri darbesinin ardından eğitim emekçilerinin yeniden örgütlenmesi ve sendikalaşması sürecinin de önemli örgütleyicilerinden biri oldu.

Serkan Gedik yazdıTarihten Süzülüp Gelen Zenginlikler Gastronomi ve Kültürel Rotaları Projesi Akseki ve İbradı Turizmini...
03/09/2026

Serkan Gedik yazdı

Tarihten Süzülüp Gelen Zenginlikler Gastronomi ve Kültürel Rotaları Projesi Akseki ve İbradı Turizmini Nasıl Etkileyebilir?

Akseki ve İbradı; İlk Çağ’dan günümüze eski çağ uygarlıklarından yöreye iskân edilen Yörük kültürüne, Selçuklu’dan Osmanlı saray mutfağına uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Bu kültürel etkileşim ve yörenin kapalı toplum yapısı sayesinde korunan değerler; gastronomi, tarih, mimari ve doğal zenginliklerle birleştirilerek bölge önemli bir gastronomi ve kültür merkezine dönüştürülebilir. Bu hedef doğrultusunda öncelikli olarak yerel değerler tespit edilmeli; eğitim, tanıtım, markalaşma, coğrafi işaret tescili, paketleme ve pazarlama süreçlerinin geliştirilmesine büyük önem verilmelidir.
Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte öncelikle yörenin lezzet haritası çıkarılmalıdır. Yöresel ürünler ve tatlar, lokal özelliklerine uygun şekilde üretilmeli ve yaygın oldukları alanlarda değerlendirilmelidir. İmkân dâhilinde bu ürünler üretildikleri mahallinde çoğaltılarak ticari bir boyut kazanmalıdır. Sinanhoca ve Ürünlü’de defne endüstrisinin geliştirilmesi, Akseki’de coğrafi işaret süreci devam eden “ekşi tarhana” dâhil toplam beş ürünün tescilinin tamamlanması ve İbradı’da “enek pekmezi” için coğrafi işaret alınması bu adımlara örnek gösterilebilir.

Birçok rahatsızlığa iyi gelen enek ve üzüm pekmeziyle yapılan ürün çeşitliliği artırılabilir. Üzüm türevleri çoğaltılarak uzun yıllardır yörede yetiştirilen üzüm çeşitlerine coğrafi işaret alınabilir. Daha önce markalaşan balın tanıtımına ağırlık verilebilir. Yörede meşhur olan ve sofralarda bolca tüketilen keçi sütü, yoğurdu ve ayranının yanı sıra keçi sütünden yapılan dondurma ile meşhur et yemeklerinin tanıtımı yapılıp üretimi artırılabilir. Düdenlerden süzülen lezzet tulum peyniri ve taze keçi peynirinin en özgün haliyle sunulduğu peynir kavurması da bu kapsamda öne çıkarılmalıdır.
Lavanta, çalba, kantaron ve kekik gibi tıbbi ve aromatik bitkilerin yağlarının çıkarılmasının yanı sıra bu ürünlerin dondurma gibi gıdalarda kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Yaylalarda doğal olarak yetişen sümbül ve salep gibi bitkiler korunarak sanayiye kazandırılmalıdır. Geçmişte kesintisiz düzenlenen Kardelen Festivali gibi etkinlikler sürdürülmelidir. Yine yerel kestanelerden kestane şekeri üretimi teşvik edilebilir. Yüzyıllardır devam eden katran ve püse gibi şifalı ürünlerin kullanımı ve üretimi geliştirilebilir. Atalık tohumlar ve özellikle yüzyıllardır bu topraklarda yetiştirilen “karakılçık buğdayı” çoğaltılmalı; bunlardan elde edilen işlenmiş ürünler artırılarak katma değer sağlanmalıdır. Yöresel pembe domates gibi asırlık türler ise gen bankasına gönderilerek incelemeye alınmalıdır. Her iki ilçede ve hatta belirlenen mahallelerde yöresel üretim mutfakları kurulmalıdır.

Bütün bunların yanı sıra, her iki ilçede de yöresel yemekler sunan restoranların sayısı artırılmalıdır. Yöresel ürün ve hediyelik eşya satan dükkânlar teşvik edilmelidir. El emeği ürünler üreten zanaatkârlar desteklenmelidir; örneğin Bademli’de şimşir ağacından yapılan kaşıklar ve kozalaktan örülen sepetler bu kapsamda değerlendirilebilir. Kuyucak Bakır Müzesi, Sarıhacılar Etnografya Müzesi ve Ormana Ellialtıoğlu Müzesi gibi kültürel ve sosyal mekânların sayısı çoğaltılmalıdır.

Gastronomi ve kültür rotaları belirlenirken tüm bu değerler dikkate alınmalı ve diğer turizm branşlarıyla eşgüdüm sağlanmalıdır. Yöre turizmi için önemli bir eksiklik olan mutfak kültürü tanıtılarak turizm potansiyeli artırılmalıdır. Bu rotalar netleştikçe ve bölgedeki faaliyetler çeşitlendikçe turizm on iki ay boyunca canlı kalacak, yeni bir potansiyel ortaya çıkacaktır. Bu süreç yerel halka ekonomik kazanç olarak geri dönecek ve köklü mirasımız gelecek kuşaklara güvenle aktarılacaktır.

Gülistan Doku soruşturması: Sonel'e 'kule bilgileri' gönderen İl Jandarma Komutan Yardımcısı ve eşi tutuklandıGülistan D...
03/09/2026

Gülistan Doku soruşturması: Sonel'e 'kule bilgileri' gönderen İl Jandarma Komutan Yardımcısı ve eşi tutuklandı

Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan dönemin Tunceli İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman’ın, olaydan bir gün önce dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e “kule bilgileri” gönderdiği ortaya çıktı. Dosyada, Kahraman çiftinin aracının Doku’nun son görüldüğü değerlendirilen bölgeden geçtiği dakikalarda Burçin Hızlı Kahraman’ın Sonel’in eşiyle telefon görüşmesi yaptığı da tespit edildi. Ali Kahraman ile eşi, nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Özgür Özel, Manisa'da üzüm üreticileriyle bir araya geldi: "Bunun duyulması lazım"Saha çalışmaları kapsamında memleketi ...
03/09/2026

Özgür Özel, Manisa'da üzüm üreticileriyle bir araya geldi: "Bunun duyulması lazım"

Saha çalışmaları kapsamında memleketi Manisa'da üzüm üreticileri ile bir araya gelen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "Gerçekten içler acısı bir durumla karşı karşıyayız. Üç yıl önce bir kilo üzüm sattığında 3 litre mazot alıyorlardı. Bunu bugün sattığında 1 litre mazot alamıyorsun. Bu hale geldiler, en basit hesap bu. Bunun görülmesi lazım, duyulması lazım" dedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, saha çalışmalarına devam ediyor.

Memleketi Manisa'da, Hacıhaliller Mahallesi’ndeki üzüm bağında çiftçilerle bir araya gelen Özgür Özel, burada açıklamalarda bulundu.

Türkiye’de üzümün yüzde 35’inin Manisa’da üretildiğini belirten Özel, "Yüzde 10’u Denizli’de, yüzde 10’u Gaziantep'te, Mardin’de, geri kalan diğer illerde üzüm üretilir. Üzümün başkenti, memleketimiz Manisa’dır, bu Manisa ovasıdır. Burası çok verimli bağları olan ve ülke ekonomisi açısından da ihracat potansiyeli de çok önemli bir yerdir. Son 20 yılda Türkiye’de kendi kendine yetme denilen, yani üretilenin Türkiye’ye yetmesinde yüzde 150’den yüzde 125’e bir gerileme var. Üzüm bağlarında yüzde 25’lik bir gerileme, üzüm üretiminde de yüzde 37’lik bir gerileme var" dedi.

"TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ'NİN FİYAT AÇIKLAMASI LAZIM"
"Kuru üzümün geçen seneki fiyatı 120 liraydı, bu seneki fiyatı 60 lira, 65 lira, 70 liradan işlem yapılıyor" diyen Özel, şunları söyledi:

"TARİŞ 80 lira fiyat açıkladı, onu sekiz numara üzüme açıklıyor. Götürdüğünüz üzüme yedi numara dediklerinde 7 lira kesiliyor. Ayrıca biraz önce şikayet edildiği gibi yüzde 10 - 15 - 20 fire kesintisi yapıyorlar ve bir anda üzüm fiyatı 60 liraya kadar geriliyor. Zaten serbest piyasada esas sorun şu anda, Toprak Mahsulleri Ofisi bir fiyat açıklamadığı ve piyasa yapıcı bir fiyat açıklayamadığı için bir avans fiyatı olarak TARİŞ sekiz numaralı üzüme 80 lira gibi bir fiyat açıkladığı için şu anda serbest piyasada 60 - 65 liraya üzüm satılıyor. Kimse şöyle düşünmesin, ‘Satmayın fiyatlar düzelir.’ Bu insanların hepsi bankalara borçlu. Dün okudum, Manisa tarım toprağı olarak, yüzdesel olarak toprakları en çok ipotek altında olan ilmiş. Dün notlarda okuduk. Ve böyle olunca her gün de yüksek faizler işleyeceği için, bir an önce insanlar üzümünü satmak, borcunu kapatmak, faizden kurtulmak istiyorlar. O yüzden Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bir an önce ama bir an önce doğru bir fiyat açıklaması lazım."

"İÇLER ACISI BİR DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
"Gerçekten içler acısı bir durumla karşı karşıyayız" vurgusunda bulunan Özel, "Çok çarpıcı bir şey söylediler. Hani 20 yıl öncesini zaten mumla arıyoruz da çok çarpıcı bir şey söylediler. Üç yıl önce bir kilo üzüm sattığında 3 litre mazot alıyorlardı. Bunu bugün sattığında 1 litre mazot alamıyorsun. Bu hale geldiler, en basit hesap bu. Bunun görülmesi lazım, duyulması lazım" ifadelerini kullandı.

"ESAS OLARAK ÜRETİCİNİN DESTEKLENMESİ LAZIM"
Gazetecilerin çiftçinin sorunlarının çözümü için partisinin TBMM’deki çalışmalarını sorması üzerine şunları söyledi:

“Meclis’te söylenen hiçbir şeyi yapmıyorlar arkadaşlar. Onun için YENİ Parti iktidar olacak, kendisi yapacak. Bu çiftçilerin en büyük sıkıntısı borçlar. Banka borçlarının faizlerini bir kereye mahsus sileceğiz. Çiftçinin nerede kullandığı kredi varsa faizini bir kereye mahsus sileceğiz, anaparayı da üç yıla böleceğiz. İşin içinden çıkılamayan durumlar için çiftçilere ikinci bir şans, ikinci bir şans kredisi vereceğiz. Eğer sadece faizlerin affedilip anaparanın bölünmesi çözülüyorsa çözecek. Yoksa bir can suyu kredisi ile… Çünkü burada tulumbanın suyu kaçtı mı ilk önce oraya biraz su dökersin ki su çıksın diye veya bir fide diktin mi can suyu verirsin. Hepten ölmüş olanlara can suyu kredisi vereceğiz.

Düzenleyici ve denetleyici kurumların güçlenmesi, bilhassa üretici kooperatiflerinin güçlenmesini sağlayacağız. TARİŞ gibi çiftçinin ortak olduğu yapıları yeniden güçlü hale, piyasa yapıcı hale getireceğiz. Garantili üretim ki buna en uygun ürünlerden bir tanesi de üzümdür. Alım garantili… Bugün yol yapıyorlar, otoyol yaptırıyorlar patronlara. Geçiş garantisi var. Şehir hastanesi var, hasta garantisi var. Havaalanı yaptılar şuraya, uçuş garantisi var. Tünel yapıyorlar, geçiş garantisi var. Bu arkadaşların hiçbir garantisi yok. Bizim iktidarımızda bir kişi bir ürünü yetiştirdiğinde onun devlet tarafından alım garantisi olduğunu bilecek. Zaten Türkiye’de kişi başına nüfusa vurduğunuzda 25 kilo tüketim var, bu değişmez. Bu ürünün fazlası ihracata gidiyor. Türkiye’ye de dünya kadar döviz getiriyor. İhracatçının da desteklenmesi lazım. Elbette tüccarın da desteklenmesi lazım ama esas olarak üreticinin desteklenmesi lazım. Bunun da TARİŞ gibi yapılarla, üretici kooperatifleri ile yapılması gerekiyor."

GIDA ENFLASYONUNA İŞARET ETTİ
"Bir ülke için en büyük iki tane beka sorunu olduğunu" kaydeden Özel, şunları ifade etti:

"Bir tanesi gıda enflasyonu. Türkiye’de gıda enflasyonu dünyadaki en yüksek beşinci ülke. Arkadaşlar sayıyorum bakın; Ukrayna, bombardıman altında. İran, bombardıman altında. Venezuela başkanını Trump kaçırdı, bir de Güney Sudan, orada da iç savaş var. Sonra en yüksek gıda enflasyonu yüzde 35’le bizde. Avrupa’da kaç? Yıllık gıda enflasyonu yüzde 2.4 Avrupa ortalaması. Türkiye’de 35. Adamlar bize bakıyorlar, bizim ürettiğimiz, ihraç edeceğiz de karınlarını doyuracaklar. Onlarda 2,5, Türkiye’de yüzde 35 gıda enflasyonu var. Bu katlanılabilir bir şey değil. Bir bu sorunu çözmek gerekiyor.

Doğru tarım politikalarıyla. Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldı, bu plansızlık ondan. Doğru bir Türkiye Planlama Teşkilatı kuracağız ve burada çalışacağız. İkincisi de gençlerinin umutsuzluğudur. Üç gençten iki tanesi ‘Asgari ücret bulsam ben buradan gidiyorum’ derse artık bundan sonra ne olacak? Yaşlandıklarında, çalışamaz hale geldiklerinde arkadan genç çiftçiler gelmezse üzüme kim bakacak? Kim kesecek? Kim serecek, kim kaldıracak? Bu ülkeyi kim kalkındıracak. O yüzden bu meselelere çok güçlü destek verilmesi gerekiyor. Bu YENİ Parti’nin en güçlü kası, çok kasları var ama en güçlü kası tarım politikalarına yönelik olandır. O yüzden de böyle pamuk tarlasından yetişmiş, üzüm bağının arasında büyümüş bir genel başkan olarak bu sorunu evelallah biz çözeriz."

"ÜZÜME GÜÇLÜ BİR DESTEKLEME YAPILMASI LAZIM"
Özgür Özel, üzüm üreticileri ziyaretinin ardından köy kahvesinde yurttaşlarla bir araya geldi.

Üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlardan bahseden Özel, "Manisa'daki ve bütün Türkiye'de bütün üzüm üreticileri adına sesleniyorum; buradaki insanların bu sene sorununu çözün, gelecek seneye bu üretimi yapacak insanların kalmaması bu ülkenin en büyük felaketi olur. Bu borçların kapatılması için üzüme ciddi ve güçlü bir destekleme yapılması lazım. Bunu buradan Türkiye'ye ilan ediyorum" diye konuştu.

Özgür Özel, şunları kaydetti: "YENİ Parti'nin iktidarında hiç kimse kaybetmeyecek, hiç kimse öteki olmayacak, hiç kimse düşman gibi görülmeyecek. Artık kutuplaşma bitecek, kucaklaşma gelecek. Artık herkes el ele, kol kola birlikte çalışacağız, birlikte kazanacağız, birlikte kalkınacağız. Eşitçe kazanacağız, hakça bölüşeceğiz"

Yusuf Yavuz yazdıCOP31 için şimdiden 525 milyon dolar harcandı!COP31 için, deprem ve salgın hastalıklar ile can ve mal k...
03/09/2026

Yusuf Yavuz yazdı

COP31 için şimdiden 525 milyon dolar harcandı!

COP31 için, deprem ve salgın hastalıklar ile can ve mal kaybı gibi öngörülemeyen olaylar için kullanılan ihale yöntemi devreye girdi. Mart ayında belli olan işler için Ağustos ayında ‘öngörülemez’ maddesi devrede. Başlangıç için 563 milyon bütçe ayrılan COP31’de maliyet şimdiden yaklaşık 25 milyar TL’yi aştı…

Yusuf Yavuz
Türkiye Kasım ayında küresel iklim zirvesi COP31’e ev sahipliği yapacak. 9-20 Kasım arasındaki zirvenin ana etkinlik alanı olarak Antalya’daki EXPO alanı seçildi. Karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen zirve öncesinde Antalya’da bol asfaltlı ihaleler birbirini izliyor. COP31 için 2026 yılı başında başlangıç ödeneği olarak 563 milyon TL ayrılmıştı. Ancak açık kaynaklarda yer alan ihale sonuçlarına göre zirveye yaklaşık iki ay kala yapılan harcamalar 25 milyar TL’yi aşıyor. Bu, toplam 11 gün sürecek COP31 için şimdiden yaklaşık 525 milyar dolarlık bir harcama anlamına geliyor. COP31 organizasyonlarına yönelik doğrudan mal ve hizmet alımlarının Cumhurbaşkanı Kararı ile Kamu İhale Kanunu kapsamından istisna tutulurken, şu ana kadar verilen ihale tutarının yüzde 95’i sadece iki sözleşmeden oluşuyor.

EN BÜYÜK İHALE TUTARI ŞİMDİLİK 14,7 MİLYAR
Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) kayıtlarına göre, Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 için bugüne kadar yapılan ihaleler arasında en yüksek tutar, 24 Nisan 2026 tarihli sözleşmeye göre 14 milyar 705 milyon TL. İhaleyi yapan Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı. TOKİ’ye bağlı alt şirket olan Emlak Planlama İnşaat Proje Yönetimi ve Ticaret A.Ş.’nin üstlendiği işin konusu, “COP31 Geçici Yapı Sistemlerinin Kiralanması, Kurulumu, İşletilmesi ve Sökümü’ olarak belirtilmiş.

ÖZYAZICI’YA 8,5 MİLYARLIK İŞ VERİLDİ
TOKİ'nin 8 milyar 85 milyon TL'lik ana etkinlik alanı ihalesinin Özyazıcı İnşaat'a verildiği, sözleşmenin 24 Nisan 2026'da imzalandığı ve işin 4 Mayıs–30 Eylül dönemini kapsadığı bilgileri resmi sözleşmede yer alan detaylar arasında. COP31 için Özyazıcı İnşaat’ın aldığı ikinci TOKİ ihalesi ise 19 Ağustos'ta imzalanan sözleşmeye göre 495 milyon 711 bin 861, 26 TL tutarında. Özyazıcı İnşaat’ın aldığı bu ikinci ihalenin konusu, COP31 etkinlik alanı içerisindeki ‘Yeşil Bölge’ için yapılacak olan bitkisel peyzaj, bakım ve onarım işlerini kapsıyor.

DANIŞMANLIK HİZMETİ İÇİN 198,5 MİLYON
İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından COP31 için yapılan bir başka ihale de, 198 milyon 500 bin TL sözleşme bedeli olan danışmanlık hizmet alımı. 18 Mart 2026 tarihli sözleşme bilgilerine göre, bu ihaleyi Doleitte Danışmanlık A.Ş. adını taşıyan firma almış.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN 500 MİLYONLUK COP31 İHALESİ
COP31 alanı ulaşım yolları için Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ihalenin tutarı ise 27 Mart 2026 tarihli sözleşmeye göre, 435 milyon TL. Bu ihaleyi, DNZ İnşaat Nakliyat A.Ş. ile Bilenes İnşaat ortak girişimi almış. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından COP31 için yapılan bir başka ihale de havaalanı ulaşım yollarını kapsıyor. Yaklaşık 63 milyon TL tutarındaki bu yapım işi, 11 Ağustos 2026 tarihli sözleşmeye göre Çankaya Asfalt ve MUSAD Yapı ortaklığına verilmiş. Her iki şirkette aynı aileye ait görünüyor. Şirketin sahiplerinden Musa Düz’ün, 2023 seçimlerinde AKP’den Ankara milletvekili adayı olduğu görülüyor.

RENKLİ YAZICIDAN KAMP ETKİNLİĞİNE
EKAP kayıtlarına göre, COP31 için doğrudan temin istisna kapsamında yapılan birçok başka alımlar var. Antalya Valiliği’nin COP31 ofisi için aldığı renkli yazıcıdan tutun da İklim Değişikliği Başkanlığı’nın İklim Elçileri kampı etkinliğine kadar birçok kalemde mal ve hizmet alımı yapıldığı görülüyor. Ancak iklim zirvesi için şimdiye kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak olan kamu harcamalarını kamuoyunun takip edebilmesi mümkün değil. Çünkü COP31 için yapılan kamu harcamalarının şeffaflık içinde paylaşıldığı bir veri portalı henüz yok. Bu nedenle COP31 için bakanlıklar, TOKİ, belediyeler ve diğer kamu kurumlarının ne kadar kamu kaynağı kullandığı şimdilik net olarak bilinmiyor.

ABD’Lİ ŞİRKETLE 3,9 MİLYON DOLARLIK SÖZLEŞME
Örneğin ABD’li Teneo Strategy firması ile yapıldığı belirtilen ve ABD kaynaklarında yer alan 3,9 milyon dolarlık sözleşme Türkiye’deki açık kaynaklarda yer almıyor. Teneo Strategy firmasının, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na iletişim stratejisi konusunda danışmanlık hizmeti vereceği belirtiliyor. ABD’deki açık kaynaklarda yer alan sözleşme bilgilerine göre, Teneo firması, “COP31 süreci boyunca ulusal ve uluslararası hedef kitlelere yönelik iletişimin bütünsel, tutarlı ve etkili bir şekilde yürütülmesini sağlamak; konferansla ilgili mesajların doğru bir şekilde geliştirilmesine ve iletilmesine katkıda bulunmak; medya ve paydaşlarla ilişkilerin etkin yönetimine destek olmak; ve iletişim süreçlerinin planlı ve koordineli bir şekilde ilerlemesini” sağlayacak.

TENEO’NUN DİKKAT ÇEKEN YÖNETİCİLERİ
Teneo’nun yöneticileri arasında, Azerbaycan'daki COP29'da görev yapmış olan Padraic Riley, eski Reuters editörü/muhabiri Ed Cropley ve Asya/Pasifik ESG sorumlusu Christopher Lauwerys gibi isimlerin yer aldığı belirtiliyor.

HARCAMALAR ŞİMDİDEN 25 MİLYARI AŞTI
COP31'in Türkiye’ye toplam maliyeti henüz netleşmiş değil. Aktardığımız rakamlar, şu ana kadar tespit edebildiğimiz ve sonuçlanmış olan mal ve hizmet alımlarında dayanıyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak alımlar ile bu rakamlar daha da büyüyecek. ABD’li Teneo firması ile yapılan sözleşme hariç, Türkiye’deki açık kaynaklarda yer alan ulaşabildiğimiz belgelere göre şimdiye kadar COP31 için harcanan rakam 25 milyar 139 milyon TL düzeyinde. Güncel dolar kuruna çevrildiğinde, yaklaşık 525 milyon dolar rakamına ulaşılıyor.

COP31 İÇİN ‘ZORUNLU HALLER’ UYGULAMASI
COP31 için yapılan harcamalar dışında dikkat çeken bir başka konu da yapım ihalelerinin 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu 21/b uygulamasına tabi olması. İlgili madde, “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen durumlar veya idarece önceden öngörülemeyen olaylar nedeniyle ihalenin ivedilikle yapılmasının zorunlu olması” durumları için mevzuata konulmuş. Ancak yapılacak işler aylar öncesinden belli olmasına rağmen, COP31 için bu istisna maddesinin kullanılması, açıklamaya muhtaç bazı soruları gündeme getiriyor.

MART’TA SERTİFİKA, AĞUSTOS’TA İHALE
Bu durumda COP31’in “öngörülemeyen bir olay” olup olmadığı sorusu ortada duruyor. Eldeki verilere göre süreç özetlendiğinde, 4 Mart 2026 tarihinde COP31.TR SSL sertifikasının, 18 Mart 2026 tarihinde stratejik ve teknik danışmanlık hizmetinin alındığı; 25 Mart 2026’da ise mimari proje hizmeti alındığı görülüyor. TOKİ’nin ana etkinlik alanı için yaptığı ihalenin tarihi, 14 Nisan, geçici yapı sistemi işi için ise 24 Nisan 2026 tarihi kayıtlara geçmiş. Başka bir ifadeyle devlet aylar öncesinden stratejik danışmanlık, mimari proje, etkinlik alanı, geçici yapı ve organizasyon hazırlığı yapmış. Buna rağmen Ağustos'ta yapılan 495,7 milyon TL'lik peyzaj işinde de 21/b'nin “öngörülemeyen olay ve ivedilik” gerekçesi kullanıldığı görülüyor.

AYLAR ÖNCESİNDEN BİLİNEN İŞLERDE ÖNGÖRÜLEMEYEN NEDİR?
COP31 için yapılacağı aylar öncesinden bilinen bir peyzaj ve altyapı işinin neden açık ihale yerine 21/b ile yapıldığı sorusu yanıt beklerken, TOKİ’nin ana etkinlik alanı işinin süresinin 4 Mayıs–30 Eylül 2026 arasını kapsaması, yani 150 gün olması da dikkat çekiyor. Buna rağmen Ağustos’ta ayrıca 75 gün süreli ve 495,7 milyon TL’lik “Yeşil Bölge yapısal ve bitkisel peyzaj yenileme, bakım, onarım ve altyapı” başlıklı bir başka sözleşme daha yapıldığı görülüyor.

AYNI BAŞLIKTA İKİ İŞ FARKLI TARİHLERDE AYNI ŞİRKETE VERİLDİ
İhale edilen ilk işin adı “Etkinlik alanı inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi” olarak kayıtlara geçerken, ikinci iş ise “Yeşil Bölge yapısal ve bitkisel peyzaj yenileme, bakım, onarım ve altyapı” adını taşıyor. Aynı etkinlik alanındaki “altyapı/çevre düzenlemesi” ile daha sonra verilen “peyzaj/al­tyapı” işi aynı şirkete, Özyazıcı İnşaat’a gitmiş.

ARAÇ KİRALAMADA ACELELİK NEDEN?
Temmuz ayında yapılan bir başka ihale de Kasım sonuna kadar kullanılacağı belirtilen 10 aracın kiralanması. Bu ihalede de aynı şekilde kapsam dışı ve istisna yöntemi kullanılmış. Mart ayından bu yana yapılacağı kesin olan bir etkinlik için, Temmuz ayında yapılan araç kiralama ihalesinde nasıl bir öngörülemezlik ve acelelik olduğu da izaha muhtaç görünüyor.

COP’A EV SAHİPLİĞİ YAPAN DİĞER ÜLKELERDE DURUM NASILDI?
COP29’a ev sahipliği yapan Azerbaycan’da
Azerbaycan Hesablama Palatası (Sayıştay), COP29 Azərbaycan Əməliyyat Şirkəti'nin gelir ve giderlerini denetlemiş. Denetim sonucuna göre, 2024’de yapılan COP29 gelirlerinin yüzde 92,5'i doğrudan devlet bütçesinden, yüzde 7,5'i ise diğer kaynaklardan karşılanmış. Operasyon giderlerinin yüzde 65,4'ü konferans mekânlarına, yüzde 10,2'si içerik ve program üretimine harcanmış. Harcama kalemleri arasında inşaat, danışmanlık, konaklama, ulaşım, ekipman, teknik destek, pazarlama ve outsourcing sözleşmeleri yer alıyor.

AZERBAYCAN’DA YÜZDE 92,5 DEVLETİN KASASINDAN ÇIKTI
Azerbaycan COP29 Başkanlığının başlangıçta önerdiği fonlama hedefinin 1 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Ancak bu, Azerbaycan’ın organizasyon için 1 milyar dolar harcadığı anlamına gelmiyor. Azerbaycan'ın kendi Sayıştay raporunda COP29’un maliyeti kamuya açık içerik özetinde net olarak verilmiyor. Buna karşın kullanılan finansmanın yüzde 92,5'inin devlet bütçesinden karşılandığı açıklanıyor. Azerbaycan Hesablama Palatası denetim raporunun tamamını erişemediğimiz için net harcama miktarını kesin olarak söylememiz zor.

BREZİLYA YAKLAŞIK 1 MİLYAR DOLAR HARCADI
Ancak 2025’de Brezilya’da yapılan COP30 için daha kesin rakamlar söylenebilir. Brezilya COP30 Başkanlığının resmi sayfasında harcamalar şeffaf biçimde aktarılmış. Buna göre toplam harcamanın 6,12 milyar Brezilya Reali olduğu belirtiliyor. Bu da kabaca 1,15 milyar dolar anlamına geliyor. Reuters’in aktardığı haberlerde de Brezilya Hükümeti’nin 30’dan fazla COP30 bağlantılı yatırım için yaklaşık 845 milyon dolar düzeyinde harcama yaptığı belirtiliyor.

TÜRKİYE ŞİNDİDEN YARIM MİLYAR DOLARI AŞTI
Türkiye’nin COP31 için şimdiden yaptığı görünür harcamalar, yarım milyar doları aşmış durumda. Bu rakamlar, yalnızca EKAP kayıtlarında tespit edebildiğimiz mal ve hizmet alımları ile ilgili sözleşmelere dayanıyor. Henüz sonuçlanmamış başka COP31 başlıklı ihaleler de var. Harcamaların mevcut hızla devam etmesi halinde nihai maliyetin bugünkü görünür tutarın çok daha üzerine çıkması muhtemel.

ANTALYA’DA İYİMSER BEKLENTİ HAKİM
COP31’in yapılacağı Antalya’da özellikle turizm sektöründe iyimser bir beklenti hakim. Zirve için yaklaşık 130 bin ziyaretçi/katılımcı bekleniyor. Yalnızca organizasyon ve bağlantılı etkinlikler için değil, aynı zamanda iklim finansmanı ve ilgili ticari bağlantılar için de önemli bir ekonomik kazancın olacağı belirtilen COP31’in Türkiye’ye gerçek maliyeti ve getirisinin ne olacağını ancak zirvenin sonunda yapılacak şeffaf ve karşılaştırmalı açıklamalardan öğrenebileceğiz. Bu, elbette Brezilya örneğinde olduğu gibi kamu harcamalarının şeffaf biçimde kamuoyu ile paylaşılmasıyla mümkün olacak.

Address

Muratpaşa
Antalya
07100

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:30
Tuesday 09:00 - 17:30
Wednesday 09:00 - 17:30
Thursday 09:00 - 17:30
Friday 09:00 - 17:30

Telephone

0242 243 00 72

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Akdeniz Son Nokta Dergisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Akdeniz Son Nokta Dergisi:

Shortcuts

Share