08/04/2026
"BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE'NİN FELAKETİ OLDU": HAŞİM KILIÇ, ERTUĞRUL GÜNAY VE HÜSEYİN ÇELİK'TEN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
Türkiye'nin yakın siyasi tarihi, anayasal düzeni ve mevcut hukuk sistemi üzerine gerçekleştirilen, eski Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç ile eski bakanlar Ertuğrul Günay ve Hüseyin Çelik'in konuşmacı olarak katıldığı Yeni Demokrasi Platformu etkinliği, gündem yaratacak tartışmalara sahne oldu. Etkinlikte ağırlıklı olarak 2010 Anayasa Referandumu sonrası Türkiye'nin girdiği yol, ifade özgürlüğünün daraltılması, Türk tipi başkanlık sisteminin getirdiği yıkımlar, KHK mağduriyetleri ve siyasi partilerdeki "tek adam" hegemonyası masaya yatırıldı.
"Askeri Vesayetin Yerini Başka Bir Vesayet Aldı"
Sözlerine 2010 yılındaki anayasa değişikliklerinin Türkiye için bir milat olduğunu belirterek başlayan eski AYM Başkanı Haşim Kılıç, söz konusu referandumun askeri ve yargı vesayetini sonlandırdığını ancak bu boşluğun kısa süre içinde yeni bir vesayet odağı tarafından doldurulduğunu ifade etti.
"Biz vesayet kalktığında daha mutlu, demokratik bir dünyanın yaşanacağını tahmin ediyorduk ama olmadı" diyen Kılıç, bugünkü toplum yapısında ifade özgürlüğü yerine ağırlıklı olarak "susma hakkının" kullanıldığını, bunun da toplumda büyük bir kırılma yarattığını vurguladı. "Kötülüklere karşı iyi insanlar suskunluğunu sürdürürse, bu kötülükler çok daha uzun süre devam edecektir. Bu suskunluğu bozmalıyız," ifadelerini kullanan Kılıç, hukukun üstünlüğü ve adaletin yeniden tesisi için sessizliğin kırılması gerektiğinin altını çizdi.
AK Parti'nin Kapatılma Davası: "Bugün Olsa Yine Aynı Kararı Veririm"
Haşim Kılıç, konuşmasında kendisine sıkça yöneltilen "Siz AK Parti'yi kapatmasaydınız bunlar başımıza gelmeyecekti, kritik bir oyunuz vardı" eleştirisine de yanıt verdi. Hakimlerin dostluk, düşmanlık veya dışarıdan gelen baskılarla değil, namus, şeref ve ahlaki değerler çerçevesinde karar vermesi gerektiğini belirten Kılıç, siyasi partilerin terör ve şiddete bulaşmadığı sürece kapatılmaması gerektiğine inandığını hatırlattı. Kılıç, "Bugün Anayasa Mahkemesi başkanı olsaydım ve önüme yeniden AK Parti'nin kapatılma davası gelseydi, vicdanen rahat bir şekilde yine aynı kararı verirdim" dedi.
"Yargı Kararlarına Uymayanlara İdari ve Mali Ceza Gelmeli"
Türkiye'de AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasından büyük utanç duyduğunu belirten Kılıç, bu durumun demokratik ülkelerde tartışma konusu dahi yapılamayacağını söyledi. Hukuksuzluğun önüne geçebilmek adına anayasal bir çözüm önerisi sunan Kılıç, yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlilerine ve mahkeme üyelerine yönelik mutlaka idari, cezai ve mali sorumluluklar getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Hüseyin Çelik'ten Başkanlık Sistemine Sert Eleştiri: "Tamamen Etkisiz Bir Meclis"
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise Türkiye’nin yönetim biçimine ve mevcut siyasi liderlik anlayışına yönelik sert eleştirilerde bulundu. Cumhuriyet kavramının içini doldurmak gerektiğinden bahseden Çelik, dünyanın dört bir yanında (Kuzey Kore, Çin, Rusya, Suriye) adında "Cumhuriyet" geçen ancak halkın hiçbir şekilde iradesini sandığa veya yönetime yansıtamadığı otokratik ve totaliter rejimler olduğunu hatırlattı.
"Partili Cumhurbaşkanlığı ve Türk tipi başkanlık sistemi, bizim asıl felaketimiz olmuştur" diyen Çelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar etkisiz ve yetkisiz kılınmadığını ifade etti. TBMM’nin yasama görevini yerine getiremediğini, her şeyin liderin iki dudağı arasında olduğunu belirten Çelik, bütçe görüşmelerinin bile sembolik ve seremonyal olduğunu, milletvekillerinin bir kelimeyi dahi değiştiremediğini savundu.
"Liderler Başarılıyken de Bırakmıyor, Başarısızken de"
Türkiye'deki parti içi demokrasi eksikliğine de vurgu yapan Hüseyin Çelik, siyasi partilerin büyük oranda lider sultasına girdiğini belirtti. Liderlerin zayıfken liyakatli insanlarla çalıştığını, ancak gücü ele aldıkları andan itibaren liyakat prensibinin yerini mutlak "sadakat ve biate" bıraktığını söyleyen Çelik, kendi partisi AK Parti de dahil olmak üzere sağdan sola Türkiye'deki tüm liderlerin güçlü ve liyakatli isimleri bertaraf ettiğini dile getirdi.
Çelik, "Liderler güçlüyken de siyaseti bırakmıyor, 99 seçiminde olduğu gibi CHP baraj altında kalınca veya İYİ Parti gibi durumlarda başarısız olunca da koltukları terk etmiyorlar. Türkiye'de siyaset demokratik bir liderlik, ortak akıl arayışından çok lokomotif liderlik halini almıştır; lokomotifin peşindeki vagonların hiçbir iradesi yoktur" sözleriyle parti teşkilatlarındaki biat kültürünü eleştirdi.
KHK Mağduriyetleri ve Masumiyet Karinesi Vurgusu
Etkinliğin en çarpıcı başlıklarından biri de Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilenler ve 15 Temmuz sonrasında yaşanan hukuksuzluklar oldu. Hüseyin Çelik, yargı kararı olmaksızın sadece isim listeleriyle insanların işinden edilip çoluk çocuk perişan edildiğini vurgulayarak, bunu yapanların dünyada ve ahirette sorumlu olacağını söyledi.
Cezaevlerindeki masum çocuklar ve emir kulu oldukları için yıllarca haksız yere hapis yatan genç askeri öğrencilerin durumuna değinilirken Çelik ve Günay, masumiyet karinesini ve suçun şahsiliği ilkesini hatırlattı. "Suçların ferdiliği prensibini unuttuk, Kur'an'da 10 yerde babanın hatasından dolayı çocuğun sorumlu tutulamayacağı söyleniyor," diyen Çelik, sivil ölüme terk edilen KHK'lılar için vicdani duruş çağrısı yaptı. Ertuğrul Günay da 8 yıl boyunca haksız yere hapis yatan erlerin beraat etmesini "basın bile haber yapmıyor" diyerek eleştirdi ve eğer adaletsizlik varsa siyasi aidiyet gözetmeksizin herkesin hakkının savunulması gerektiğini ifade etti.
Ertuğrul Günay: "Dürüst Siyaset Türkiye'de Bir Edebiyat Konusu"
Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'deki denetimsizlik, rant siyaseti ve mal beyanlarının şeffaf olmaması üzerinden siyasi etik sorunlarına değindi. Birçok siyasetçinin göreve gelirken mevcut malını değil, görev bittiğinde sahip olacağını öngördüğü mal varlığını yazarak kılıfına uydurmaya çalıştığını ifade eden Günay, "Kuralların, sınırların ve yaptırımların olmadığı bir ülkede 'dürüst siyaset' sadece bir edebiyat konusudur, bir söylemdir, gerçeğe dönüşemez," dedi.
Milletvekilliği ve meclis sisteminin çarpıklığını seçmen iradesi üzerinden anlatan Günay, Türkiye'de seçmenin aslında seçim yapmadığını; bir partideki 15 kişilik genel merkez delegasyonu tarafından hazırlanan "onaylanmış" listeleri mecburen oyladığını belirtti. Geçmişte uygulanan "karma listelerin" tekrar tartışılması gerektiğini belirten Günay, seçmenin dilediği adayı seçebilme özgürlüğünün ancak bu lider saltanatını ve vesayetini yıkabileceğini dile getirdi.
Son olarak Türkiye'de sadece iktidarın değil, muhalefetin de ciddi bir tıkanıklık yarattığını vurgulayan katılımcılar, hukukun gücünün sınırlandığı yerde sadece kaosun doğacağını belirttiler. Toplantı, adalet, ekonomi ve toplumsal barış için siyasetin partilerin tekelinden çıkarılıp toplumun geneline yayılması ve yeni demokrasi arayışlarına dair umut mesajlarıyla son buldu.
Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen “Önce Siyaset Değişmeli” konferansında, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç dikkat çeken açıklamalarda bulun...