24/12/2025
https://www.facebook.com/share/p/17d2pkd9Gb/
Müslüman Yılbaşı Kutlamaz!
Takvim yapraklarının sonuna yaklaştığımız şu günlerde, toplum olarak yine bir "yılbaşı" sarmalına çekiliyoruz. Yeni yıla girerken evler ve sokaklar süsleniyor; vitrinler yabancı kültürlerin sembolleriyle donatılıyor ve bir "eğlence" furyası sessizce zihinlerimizi kuşatıyor. Haliyle Noel ve yılbaşı üzerinden yürütülen küresel bir kültür dayatması, Müslüman toplumların kapısını da çalıyor.
Tam bu noktada sorulması gereken soru şudur: Müslüman, kimliğini neye göre tanımlar ve hangi bilinçle yaşar?
Müslüman için bu, sadece basit bir takvim değişimi mi yoksa bir kimlik sınavı mı? Gelin, bu meseleyi inancımızın ve toplumsal sorumluluğumuzun süzgecinden geçirelim.
Kimlik Bilinci mi, Kültürel Taklit mi?
Müslümanlığın özü; inanç, duruş ve samimiyettir. Müslüman, Allah’a iman ettiğini yalnızca sözle değil, hayatının her alanında gösterir.
İnanç, bir yaşam biçimidir. İslâm, sadece cami duvarları arasına hapsolmuş bir ibadetler bütünü değildir; o, hayatın her anına sirâyet eden bir duruş ve şuur meselesidir.
Müslümanın bir itikâdı, bir asaleti vardır. Kendi medeniyet kökleri, kendi bayramları ve kutsalları varken bir başkasının kutsalına veya geleneğine eklemlenmek, aslında bir kimlik erozyonudur. Bu sebeple Müslüman, kendi itikâdıyla örtüşmeyen örf, adet ve gelenekleri sorgusuzca benimseyemez.
Eğlence mi, Mânevî Bir Savrulma mı?
Bugün yılbaşı gecesi adına yapılan kutlamalara baktığımızda, bunun masum bir “takvim değişimi”nden ibaret olmadığı açıktır. Yılbaşı; Noel kültürünün devamı niteliğinde; eğlence, tüketim, alkol, israf ve çoğu zaman haramlarla iç içe geçmiş bir geceye dönüştürülmektedir.
Müslüman, sağlam iman değerleri varken gayrimüslimlerin inanç ve ritüellerini taklit edemez. Zira Resûlullah’ın (s.a.v.) uyarısı açıktır:
“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”
Bu uyarı, sadece dış görünüşle ilgili değil, zihinsel bir savrulmaya karşı çekilmiş bir settir.
“İnsanlar biraz eğlensin, ailece vakit geçirsin, bunun kime ne zararı var?” deniliyor. Elbette İslâm; gülmeyi, dinlenmeyi ve sevinmeyi yasaklamaz. Ancak bu sevinç, Müslümanın inanç sınırlarını aşamaz. Haramla eğlence, günahla sevinç olmaz. Müslüman; "vur patlasın çal oynasın" anlayışıyla nefsinin ve tüketim kültürünün peşinden sürüklenemez.
Kutlamaların Toplumsal ve Ahlaki Faturası
Meselenin bir de ahlâkî ve toplumsal boyutu vardır. Yılbaşı gecesi alınan olağanüstü güvenlik tedbirleri; artan asayiş olayları, trafik kazaları, alkol ve madde kaynaklı suçlar sadece bireysel günahlar değildir. Bunların ülkeye maddi maliyeti, topluma ise mânevî faturası ağırdır. Can kayıpları, yaralanmalar, aile faciaları ve kamu kaynaklarının israfı... Bir gecelik “eğlence”nin bedelini bütün toplum ödemektedir. Kumarın (piyango vs.), alkolün ve israfın tavan yaptığı bir gecede "masum bir eğlence"den söz etmek, hakikatle bağdaşmaz.
On binlerce polis ve jandarma; sadece insanlar "eğlensin" diye değil, o gecenin getirdiği aşırılıklar, alkol kaynaklı kazalar ve asayiş olayları yaşanmasın diye teyakkuzdadır. Bir gecelik sözde kutlamanın ülkeye ve millete faturası, maalesef göründüğünden çok daha ağırdır. Daha da acısı, bu kutlamaların dünyanın dört bir yanında zulüm sürerken yapılmasıdır. Gazze yanarken, mazlumlar inim inim inlerken, yeryüzünde adalet bu kadar ayaklar altındayken neyi, niçin kutluyoruz? Müslüman, sadece kendi keyfini düşünen bir varlık değildir. Müslümanın yüreği ümmetle atar, gözü mazlumun üzerindedir.
Müslümanın Gündemi: Tefekkür ve Muhasebe
Müslüman, her gece ne yapıyorsa yılın son gecesinde de onu yapmalıdır. Ancak, madem bir zaman dilimi bitip yenisi başlıyor, bunu bir "nefis muhasebesi" fırsatına çevirmek en güzelidir. İllâ bir anlam yüklenecekse bu gece; duâ, tefekkür, şükür ve muhasebe gecesi olmalıdır. Geçen ömrümüzü sorgulamalıyız: Ne yaptık, hangi sorumlulukları ihmâl ettik, Allah’ın rızasına ne kadar yaklaştık? Önümüzdeki ömür için hangi kararları almalıyız, nasıl bir irade ortaya koymalıyız?
Müslüman, Allah yokmuş gibi bir hayat yaşayamaz. Hayatını, kararlarını ve hayallerini Allah’tan bağımsız kuramaz; O’nu asla devre dışı bırakamaz. İradesini nefsine ve şeytana teslim edemez. Çünkü Müslüman başıboş değildir; sorumlu ve şuurlu bir varlıktır. O nedenle "herkes yapıyor" diyerek değil, "Rabbim ne buyuruyor?" diyerek hareket etmeliyiz.
İmanın Gereği Olarak Duruş
Son olarak şunu ifade edelim: "Noel başka, yılbaşı başkadır" denilse de yılbaşı gecesi yapılan kutlamalar o inanç dünyasının uzantısı haline gelmişse, Müslüman için mesafe koymak bir tercihten öte imanın gereğidir. Müslüman; kendi inanç değerleriyle örtüşmeyen, özünde başka dinlerin sembollerini taşıyan bir günü "eğlence" adı altında meşrulaştıramaz. Müslüman, başkalarına benzemek için değil, Allah’ın razı olduğu bir kul olmak için yaşar. Müslümana yakışan da budur.
Mithat Güdü
Doğru Haber61
Doğru Haber61tv