20/07/2018
Bir gün yola çıkarsın, daha önce hiç adım atmadığın bir toprak parçasına basarsın. Yol bilinmezdir, içten içe ürkersin ama kalbinde öyle bir ateş vardır ki, endişe etmenin lüzumu yoktur. Her şeyi göze alacak kadar cesurdur ruhun, çünkü artık başka türlüsü mümkün değildir.
Hem hayatta istediklerini yapmaktan daha önemli şey var mıdır?
ve destek beklersin sevdiklerinden, en yakın bildiklerinden, seni en yakın gördüğünü sandıklarından... Sen bilinmezliğe giderken gözlerinin içine bakıp “Sana inanıyorum, düşsen bile yere kapaklanmayacaksın, ben hemen yanı başında olacağım” demelerini beklersin. Onlar “yeni bir şey” deneselerdi, “bir hoş söz” duymak güç verecek olsaydı, sen orada olurdun çünkü. “İyi yolculuklar” dilerdin, “Endişe etme, ben buradayım ve sana güveniyorum, başaracaksın!” diyerek sevinçle kucaklardın onları. Çünkü sevmek, sevdiğin kişiye saygı duymaktır ve sevmek inanmaktır. Ona, onun kendine güvendiğinden çok güvenmektir sevmek ve sevenler yarı yolda bırakmazlar. Başka türlüsü saf sevginin tabiatına aykırıdır
Sonra hiç ummadığın bir şey olur. Güzel şeyler duymayı beklediğin ağızlardan zehir dökülür. “Sen kim oluyorsun” derler, “Sana mı kaldı yeni bir şey denemek?” Alev alev yanan gözlerini sana dikerler ve pembe gözlüklerini söküp almaya çalışırlar. Onlar için hayat siyahtır çünkü bakış açısını yücelten renkler lüzumsuzdur. Ayak bastığın bu yeni yollarda fırtınalar kopsun isterler, göz gözü görmesin, çamurlara bulanıp güçsüzleş ve vazgeç. Geri dönmeni ve “Başaramadım” “Olmadı, benden olmazmış” “Sen söylemiştin” diye sayıklamanı arzularlar.
Üstelik bu yoldan vazgeçip geri dönersen, başka bir hediye daha getireceksin gittiğin yerden. Artık deneyip başarısız olduğun için sana acıma şansları da doğacak. Haklı çıkmak ve acımak: insan egosunu besleyen iki şerbet. Egosu bilinçsizce onu dürtmese, yeni yeşermiş kırılgan bir filize saldırır mı yoksa insan? Kırarım diye korkmaz mı? “Onun mutsuzluğu beni mutlu mu edecek sanki?” diye sormaz mı?
“Ben demiştim, bak beni dinlemedin, ne hale düştün” demenin baş döndürücü tatmini kırılmış kalplere inen bir hançer gibidir. “Her şey gördüğün kadardır, hayatta mucizeler arama, bundan sonra da bir daha boş hayallere kapılma” demenin kibiri saygıyı değil, nefreti doğurur.
Oysa hayat pembedir ve bazen uçuk yeşil. Bazı insanlar bunu hiçbir zaman göremezler. Mucizeler vardır ve tüm kötülüklere rağmen gerçekleşirler. Bazen ihtiyacın olan tek şey kulaklarını tüm seslere tıkamaktır. Karar vermek yeterince zordu ve bu zorluğu aştın. Bir ses lazımsa, kalbini dinlesen yeter.
_____________________________
Yarı yolda tıkanacağımı düşünen eski dostlara adanmıştır. Siz olmasaydınız bu kadar emin olamazdım kendimden, hepinize sonsuz teşekkür ederim.
_____________________________