14/12/2015
HER TAŞIN ALTINDAN "ŞİA" ÇIKIYOR
Geçen hafta yazımızda, Türkmen Dağı'na yaptığımız ziyaretin detaylarını verirken, Bayır-Bucak Türkmenlerinin kendilerini Şiilere karşı savunduğunu, Rusların da Şiilere bombardımanlar ile destek verdiğini söylemiştik. Bölgede Türkmenlerle savaşan unsurlar; rejimin paralı askerleri olan İranlı Şii askerler, Lübnan Hizbullahı, THKP-C milisleri ve Ruslar. Rejimin yani Esed'in savaşacak askerleri kalmadığı için lejyonerleri kullandığı bir gerçek. Esed zaten bölgede tükendiği için İran ve Rusyanın burada yayılmasını kendi lehine görüyor. Çünkü kendileri, Baas görüşüyle Ruslarla, Nusayriliklerinden dolayıda Şii İranla ittifak içindeler. Tarih boyunca Müslüman Türklere kin duymuş ve düşmanlık etmiş olan bu ikili, burnumuzun dibinde katliam yapmaya devam ediyor.
Rusya ve Esed'in meselesi Suriyenin toprak bütünlüğü ise, neden PYD'nin hakim olduğu bölgeler bombalanmıyor? Orada Sünni Türkmenler olmadığı için olabilir mi? Gündem Suriye ile meşgulken birdenbire Irak'ta bir hareketlenme oldu.Türk Silahlı Kuvvetleri bir gece ansızın sınırı geçerek Musul'a girdi. Bu hareket özellikle yerli basında farklı şekillerde servis edildi. Biz gerçeği yetkililerin açıklamalarından öğrendik.
Irak başbakanı İbadi önceki yıl Türkiye ziyaretinde Başbakan Davutoğlu'ndan Iraklı askerlerin silahlandırılması ve eğitilmesi konusunda yardım istemiş Türkiye'de eğit-donat çerçevesinde oraya bir birlik konuşlandırmıştı.Bu birliğin revizyonu basına yansıyınca Irak yönetimi, Türklerin derhal Irak'ı terk etmesini istedi. Hatta bunu en son Birleşmiş Milletlere mektup yazarak Türkiye’yi şikayet etmeye kadar vardırdı.
Ne oldu da daha dün, özellikle Türk ordusundan yardım isterken, bu gün işler tersine döndü. Açıklayalım:
Önce Irak Başkenti Bağdat'ta bulunan Tahrir meydanına gidelim. Tahrir meydanında toplanan Şii tandanslı grup Türkiye'nin Başika üssüne asker takviyesi yapmasını protesto ederek Türk bayragı yaktı. Ayrıca Basra, Meysan ve Babil'de kalabalık protesto gösterileri düzenleyerek Türkiye'nin askerlerini çekmesini istedi. Türk bayrağının yakıldığı gösterilerde Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Maliki de hazır bulunuyordu. Bu gelişmeler yaşanırken Necef'in Kufe Camiinde Sadr grubu lideri Şii Mukteda El Sadr; "Türk işgali kapıda" diyerek cemaate seslendi.
Üstelik bu konuşmayı cuma hutbesinde yaptı. Konuşmasının devamında; "Türk işgali kapıda. Bazı gruplar bana karşı hem askeri hem de başka başka yollarla savaşıyorlar. Bu gruplar eğer görevlerini yapamazsa müdehaleye hazırız.” dedi.
Söyledikleri doğru. Yazımızın başında dediğimiz gibi bazı Şii gruplar Türkmenleri katlediyor. Bazı gruplar dediği de İran ordusunun ta kendisi!
Mukteda El-Sadr arkasına İran ve Rusya'yı alarak Türkiye'yi tehdit etmekten çekinmiyor. Irak'taki meselenin aslın Musul'un eski valisi Asil Nuceyfi'den öğrenelim. Nuceyfi, Irak Başbakanı Haydar El-İbadi'nin Türk askerlerinin Musul yakınlarında konuşlanmasına neden tepki verdiğini Anadolu Ajansı'na açıkladı.
Nuceyfi, Musul'daki nöbet değişiminin Bağdat'tan habersiz gerçekleşmediğini ve talebin bizzat İbadi'den geldiğini söylüyor.
Gelinen son durumda bu talepten pişman olunmasının sebebinin "İran destekli Bağdat’taki Şii milislerin baskısı" olduğunu ifade ediyor. Ve ekliyor; "Irak'ın kuzeyinde Sünni Araplardan oluşan silahlı bir gücün meydana geldiğinin farkına vardılar. Türkiye’nin bu konuyu çok ciddiye aldığını hissettiler. Aynı zamanda Türkiye'nin destek verip eğittiği askerlerin böyle bir güç haline geleceğine inanmadılar. Kısacası, Irak'taki dengeleri değiştirebilecek bir gücün ortaya çıkmasını süpriz bir şekide karşılayıp derhal ortadan kaldırılması çabasına giriştiler.” dedi. İranlı Şiiler Rusya'yı ve Çin'i arkalarına alarak Türkiye'yi tamamen abluka altına almaya çalışıyor. Eger tedbir almazsak Doğu ve Güney'deki tek komşumuz İran olacak.
Sınırlarımızın ötesinde bunlar yaşanırken peki içeride neler oluyor? İçerisi de dışarısından pek farklı değil! Şii yanlısı ilahiyatçılar, sözüm ona din adamları ve malesef devlet kadrolarında yer bulmuş bürokratlar faaliyetlerini fasılasız sürdürüyor. Mustafa İslamoğlu 2013 yılında cuma hutbesinde devlet yöneticilerine seslenerek İran’ın Suriye'deki nüfüzunun kabul edilmesini ve Suriye'nin İran'a bırakılması gerektiğini söylüyor. Zaten itikadi söylemlerinin Şiilik ile örtüştüğü apaçık iken siyasi görüşünü de böyle açıkca söyleyerek ehli sünnet Türk halkını itikadi olarak dönüştürmeye çalışıyor. Mustafa İslamoğlu çizgisinden gelen bürokratlar hükümete girerek bakan oluyor, belediye başkanı oluyor. Bu zihniyetin Allah muhafaza Türkiye'de sıkıntılı bir durumda yönetimi İran'a verelim demeyeceği ne malum? Bu zihniyetin bu güne kadar verdiğimiz şehitlere “şehit" dediği, şanlı tarihimize sahip çıktığı görülmüş müdür? Sürekli bizi biz yapan değerlerle savaş halindeki bu kitle Yunus Emreleri, Mevlanaları, Akşemseddinleri kısacası bütün Anadolu evliyasını hakir gören, reddeden hatta hakaret eden organize bir yapı gibi davranıyor. Bir kez olsun şehitlerimizi anmazken İran'ı ve Şia'yı göklere çıkarıyor. Al kanlar ile dalgalanan bayrağımızı dahi bayraktan saymıyor. Ne yazık ki bu zihniyete karşı bütün kapılar ardına kadar açık. Anadolu evliyasını çıkardığımızda bu topraklarda ne tarih kalır ne de medeniyet.
2011 yılı Huzur İkliminde İrşad Umresinde, Medine-i Münevvere'deki otelde Mahmud Efendi Hazretlerinin ve cemaatin pek çok büyük hocasının huzurunda, Cübbeli Ahmet Hoca ve ve Muhammed Keskin Hocaefenlerin yaptığı açıklama ile "Diyalogçulara" karşı tüm Türkiye uyarılmıştı. Bugün de bunlara karşı uyarıyoruz! Devlet kadrolarından bu zihniyetin hızla temizlenmesi gereklidir. İlahiyatlarda vaziyet daha da vahim. Ankara üniversitesi İlahiyat Fakültesinde bir profesörün öğrencilerine:
"Ehli sünnet kendini sorgulamayı öğrenmeli. Elimden gelse Peygambere aklın önemiyle ilgili bir sözü bugün söylemek isterdim." demesine ne demeli?
Bir ilahiyat profesörü hayasızca Peygambere (sav) bir sözü “gerekli önemi göstermemiş” vurgusu yaparak edepsizliğini gösterebiliyor. Bu insanların yetiştirdiği din adamı, din adamı olarak kabul edilebilir mi? Önce Allah'a sonra sorumlulara havale ediyoruz.
Ortadoğu'da her taşın altından Şia çıkıyor. Türkiye de mi? Her köşe başındalar.
Fi Emanillah.
Marifet Medya Genel Yayın Yönetmeni
Ersoy Eryan