15/03/2015
"Hiç şüphesiz yapılan işler niyetlerine göre (değer kazanır ve Allah katında geçerli) olur. Herkese niyetinin karşılığı verilir."
-Buhari, Bed’ü’l-Vahy, 1, İman, 42; Müslim, İmaret, 45; Edu Davud, Talak, 11
Niyet, “kalbin bir konuda verdiği karar ve gösterdiği azimdir.” Bütün amellerde hüküm kalpteki niyete göre verilir. Sadece sözle yapılan bir niyet geçerli değildir. Çünkü niyet kalbin amelidir. Dil ise ancak bir tercüman hükmündedir. Niyetin doğru ve geçerli olması için kalbin Allah için karar vermesi gerekir. Ayrıca Cenâb-ı Hak, suret ve şekillere, tarz ve biçimlere, güzellik ve davranışlara bakmaz; kalpteki niyete bakar. Kulun kalbinde sakladığı niyete göre tecelli eder.
Evet, insanlar kalıba, Allah(c.c) kalbe bakar. Bunun için her mümin kalbini ve kalbindeki niyetini kontrol etmelidir. Zira her amele, niyetle başlar ve niyete göre sonuçlanır. Bütün ameller niyetlere göre Salih olur, fasit olur, makbul olur, reddedilir, sevap verilir veya sevap verilmez.
Bir amelin ”ibadet” hususunu kazanması niyete bağlıdır. Güzel bir niyetle basit işler ibadete dökülür. Kötü bir niyetle büyük işler ibadet olmaktan çıkar. Az bir amel güzel bir niyetle büyük sevap kazandırır. İbadet olmayan işler, iyi niyetle ibadete dönüşür. Mesela yemek yiyen bir kimse, bu gıdalardan elde edebileceği kuvvetle ibadet edebileceğini düşünürse, yemek yerken bile sevap kazanmış olur. Ticaretini yapan bir kimse, işini en iyi şekilde yaparak insanlara hizmet etmeyi, onları aldatmamayı düşünürse, hem para hem de sevap kazanabilir.
Evet, müminin her şeyi Allah içindir. Allah için giyinir, Allah için yer, Allah için içer ve Allah için uyur. Dolayısıyla mümin amele başlamadan önce niyetini kontrol etmeli, amelini emredildiği gibi ihlasla yapmalıdır.