08/07/2026
İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın
“yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun
bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç, uzun bireysel monologları
farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla,
kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin
resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt
altına alıyor.
Çernobil Duası’nda Aleksiyeviç, 26 Nisan 1986’da meydana gelen tarihin
en feci nükleer reaktör kazasını odağına yerleştirerek bu trajediyi yaşamış
insanların bireysel tanıklıklarını aktarıyor. Masum yurttaşlardan itfaiye
erlerine, parti yöneticilerinden askerlere onlarca insan, anlattıkları hikâyelerle
halen yaşamakta oldukları korku, öfke ve belirsizliği gözler önüne seriyor.
Çernobil Duası, duygusal gücü ve dürüstlüğüyle hem unutulmaz bir sözlü
tarih çalışması hem de ibret alınası bir yüzleşme.