30/08/2026
Yeni sayımız çıktı! Günay Yurdakul “Sadelik iyidir” yazısıyla 71’inci sayımızda…
Birkaç hafta önce adamızda senede bir kere düzenlenen Yerel Tatlar Festivali’nde konuşmacıydım. Çok da heyecanlıydım çünkü bağcılık ve şarapçılık üzerine daha önceleri çok konuştuk fakat şimdi durum farklıydı, kendi evimizde deplasmanda gibi hissediyordum. Adanın yerel lezzetlerini konuşmak benim bilgi ve becerimi aşan bir durumdu o yüzden ben de bildiğim taraftan girdim konuya; bir bağcının sepetinden ne çıkıyorsa onları koydum masaya. Bahçeden topladığım domates ve salatalık, adada yetiştirdiğimiz zeytinlerden elde edilen yağ, kendi keçilerimizin peyniri, yine kendi yaptığımız salça, arkadaşımın yaptığı tam buğday ekmeği ve tabi ki bir salkım üzüm. Üzümler tam olgunlaşmamıştı o dönemde ben de koruk halindeki bir salkımı getirmiştim. Bir bağcının kumanyası bu kadar sadedir aslında, fakat doğaldır ve yereldir. Kendi ürettiğini tüketme alışkanlığı vardır. Bu tutum aslında kırsalda yaşayan insanların gıda tüketim model örneğidir. Bu alışkanlıklar geleneklerin sürdürülebilir olma çabasını büyük ölçüde destekler. Çünkü büyüklerinden gördüklerini tekrarlamak o dönemlerde çok sorgulanan bir şey olamasa da işin sürdürülebilirliğine yaptığı katkıyı unutmamak gerekir. Öte yandan köyde yaşayan insanlar, şehirde yaşayanlara göre hazır gıdaya ulaşma imkânları kısıtlı olduğu için kırsaldaki yaşam mücadelesi çoğu zaman kendi ürettiğini stoklamak ve yeri geldiğinde kullanmak üzere beceri kazanmışlardır. Adadaki ticaret eski zamanlarda daha çok üzüm üzerinden döndüğü için, üzümden elde edilen gelir ile çoğu bağcı, yıllık giderlerini karşılayabilir durumdaymış. Şimdi artık bağcılık karın doyurmuyor, geleneklerine devam eden belli başlı insanların uğraşı dışında çoğu kişi turizmden ekmeğini kazanıyor. Turizmin gelir kapısı olma umudu yeni değil adada, yaklaşık 25 yıl önce turizm güneşi doğdu, fakat bugünkü halini bence kimse tahmin edemezdi.
Devamı dergimizin sayfalarında…