Bozcaada Mendirek Dergisi

Bozcaada Mendirek Dergisi Bozcaada'ya dair kültür, sanat, tarih, hatıra, geçmiş ve günümüze dair arşiv oluşturmak niyetiyle yola koyulan Mendirek Dergisi'nin Facebook sayfasıdır.

Yeni sayımız çıktı! Günay Yurdakul “Sadelik iyidir” yazısıyla 71’inci sayımızda… Birkaç hafta önce adamızda senede bir k...
30/08/2026

Yeni sayımız çıktı! Günay Yurdakul “Sadelik iyidir” yazısıyla 71’inci sayımızda…

Birkaç hafta önce adamızda senede bir kere düzenlenen Yerel Tatlar Festivali’nde konuşmacıydım. Çok da heyecanlıydım çünkü bağcılık ve şarapçılık üzerine daha önceleri çok konuştuk fakat şimdi durum farklıydı, kendi evimizde deplasmanda gibi hissediyordum. Adanın yerel lezzetlerini konuşmak benim bilgi ve becerimi aşan bir durumdu o yüzden ben de bildiğim taraftan girdim konuya; bir bağcının sepetinden ne çıkıyorsa onları koydum masaya. Bahçeden topladığım domates ve salatalık, adada yetiştirdiğimiz zeytinlerden elde edilen yağ, kendi keçilerimizin peyniri, yine kendi yaptığımız salça, arkadaşımın yaptığı tam buğday ekmeği ve tabi ki bir salkım üzüm. Üzümler tam olgunlaşmamıştı o dönemde ben de koruk halindeki bir salkımı getirmiştim. Bir bağcının kumanyası bu kadar sadedir aslında, fakat doğaldır ve yereldir. Kendi ürettiğini tüketme alışkanlığı vardır. Bu tutum aslında kırsalda yaşayan insanların gıda tüketim model örneğidir. Bu alışkanlıklar geleneklerin sürdürülebilir olma çabasını büyük ölçüde destekler. Çünkü büyüklerinden gördüklerini tekrarlamak o dönemlerde çok sorgulanan bir şey olamasa da işin sürdürülebilirliğine yaptığı katkıyı unutmamak gerekir. Öte yandan köyde yaşayan insanlar, şehirde yaşayanlara göre hazır gıdaya ulaşma imkânları kısıtlı olduğu için kırsaldaki yaşam mücadelesi çoğu zaman kendi ürettiğini stoklamak ve yeri geldiğinde kullanmak üzere beceri kazanmışlardır. Adadaki ticaret eski zamanlarda daha çok üzüm üzerinden döndüğü için, üzümden elde edilen gelir ile çoğu bağcı, yıllık giderlerini karşılayabilir durumdaymış. Şimdi artık bağcılık karın doyurmuyor, geleneklerine devam eden belli başlı insanların uğraşı dışında çoğu kişi turizmden ekmeğini kazanıyor. Turizmin gelir kapısı olma umudu yeni değil adada, yaklaşık 25 yıl önce turizm güneşi doğdu, fakat bugünkü halini bence kimse tahmin edemezdi.

Devamı dergimizin sayfalarında…

Yeni sayımız çıktı! Murat Sezgi “Onuncu caz” yazısıyla 71’inci sayımızda… Bozcaada Caz Festivali’nin bu sene 10. yaşını ...
28/08/2026

Yeni sayımız çıktı! Murat Sezgi “Onuncu caz” yazısıyla 71’inci sayımızda…

Bozcaada Caz Festivali’nin bu sene 10. yaşını kutlayacağız. Festivale adını veren, yönünü belirleyen ve aslında gücünü de sağlayan Bozcaada deneyimimizle ilgili birkaç şey paylaşmak istiyorum. Biraz festivali, biraz da tecrübemizi anlatacağım.

Hatırlayanlarınız vardır, bizim serüven Pavli hedefiyle başladı. Ailem uzun yıllardır, çok ufak yaşımdan beri Bozcaada’ya gidip gelir. Adanın en sakin zamanlarından biridir, her fırsatta Bursa’dan kalkıp burada tatil yaparlar. Adayla bağlantım 2017 yılına kadar bunun ötesine geçmedi. Pavli’nin ilk zamanlarında, o zamanlar çok daha aktif olan Facebook’ta fotoğraflar, paylaşımlar görmem üzerine arkadaşlarıma “Ne kadar güzel bir yermiş! Orada daha önce bir caz festivali yapılmış mı?” diye gelişi güzel bir soru sordum. Ve her şey çok hızlı gelişti.

Devamı dergimizin sayfalarında…

Yeni sayımız çıktı! Sabiha Apaydın “Kerim Yanık’ın tanıklığından TEKEL ve Karasakız bağlarının bugünkü kırılganlığına” y...
26/08/2026

Yeni sayımız çıktı! Sabiha Apaydın “Kerim Yanık’ın tanıklığından TEKEL ve Karasakız bağlarının bugünkü kırılganlığına” yazısıyla 71’inci sayımızda…

Çanakkale’deki gelişim hatasız bir ilerleme öyküsü değildir. 1930’ların başında Fransız uzman Marcel Bourene ve ekibi, filokseradan zarar gören alanlarda Cinsaut’yu kanyaklık üzüm olarak önermiş; çeşidin kaliteli brendiye uygun olmadığı anlaşılınca yöre bağları yeniden dönüşmüş ve Karasakız desteklenmişti. Bozcaada’da Kuntra adıyla bilinen Karasakız’ın yükselişi, tek bir kararın değil, deneme, yanılma ve bölgesel uyumun sonucudur.

Anadolu ve Trakya’nın birçok merkezindeki “Örnek Şarap Evleri”, yerel üzümlerin işlenmesini ve teknik bilginin yayılmasını sağladı. Ankara’da Çubuk şarapları “sofralık”, Kalebağ ve Buzbağ gibi markalar kalite kategorisindeydi (Yanık, 2019). Bugünkü köken kontrollü sistemlerle aynı olmasa da bu ayrım, TEKEL’in yalnızca hacim üreten tekdüze bir yapı olmadığını gösterir.

Devamı dergimizin sayfalarında…

Yeni sayımız çıktı! Meliha Coşkun “Hafıza Mekân: Ayazma – Manastır” yazısıyla 71’inci sayımızda… Adaya her gidişimde 26 ...
24/08/2026

Yeni sayımız çıktı! Meliha Coşkun “Hafıza Mekân: Ayazma – Manastır” yazısıyla 71’inci sayımızda…

Adaya her gidişimde 26 Temmuz’da yapılan Ayazma Panayırı’na büyük bir merak ve ilgiyle katılmışımdır. Bu şenliklerde aşure ve küçük parçalar halinde ekmek dağıtılırdı. Ekmek Hz. İsa’nın bedeni için, aşure de ölen ruhlar için yapılır ve papaz tarafında kutsanırdı.

Şenlikler eski tarihlerde bir hafta sürer, geceler Ayazma’da kalınır, ihtiyaçlar için bir fırıncı ve kasap bulunurmuş. Bu şenlikler Bozcaadalı Ortodoks Rumlar tarafından, Hristiyan dünyasında yıllarca aynı mekânda kutlanmış. Ayazma Manastırı, Azize Paraskevi adına ithaf edilmiştir. Yazılı kaynaklar ve arşiv belgeleri, mevcut yapının ilk formunun 1734 yılında bir hayırsever olan Manolaki Manolidis isimli bir hayırsever tarafından inşa edildiğini göstermektedir. Bu panayır başta Yunanistan, ABD ve Avustralyalı olmak üzere dünyanın dört bir tarafına dağılmış Tenedos / Bozcaada kökenli Rum ailelerin adaya geri dönerek kökleriyle buluştuğu toplumsal bir hafıza mekân köprüsü vazifesi görmektedir. Bozcaada’nın güneyinde yer alan Ayazma, ilk bakışta kutsal su kaynağı olarak görünse de, keşişlerin inzivaya çekildiği, merkez dışındaki küçük kilise, şapel veya manastır adını almıştır.

Devamı dergimizin sayfalarında…

Yeni sayımız çıktı! Sibel Özten, Bozcaada'da kadın emeğiyle filizlenen bir umudun hikâyesini “Mor Bir Miras” yazısıyla 7...
22/08/2026

Yeni sayımız çıktı! Sibel Özten, Bozcaada'da kadın emeğiyle filizlenen bir umudun hikâyesini “Mor Bir Miras” yazısıyla 71’inci sayımızda kaleme aldı…

Bozcaada'nın hafızası yalnızca taş sokaklarında, bağlarında ya da rüzgârında saklı değildir. Bu adanın gerçek hafızası, toprağına emek veren insanların bıraktığı izlerde yaşar. Çünkü bir yeri sevmek, yalnızca onun güzelliğine hayran olmak değil; o güzelliğe yeni bir değer katabilmektir.

Bozcaada Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi'nin lavanta hikâyesi de işte bu duyguyla başladı.

Yıllar önce Bozcaada Kaymakamlığı tarafından kooperatifimize üretim yapabilmemiz amacıyla bir arazi tahsis edildi. O gün o araziye bakan biri, rüzgârın dolaştığı boş bir toprak parçası görebilirdi. Ama Kooperatif Başkanımız Öznur Evergen ve ilk üyelerimiz o toprağa baktıklarında yalnızca bugünü değil, geleceği gördüler. Bozcaada'ya yeni bir değer kazandıracak bir üretimin hayalini kurdular.

Devamı dergimizin sayfalarında…

Yeni sayımız çıktı! " Bozcaada'da zaman neden daha yavaş akar?" yazısıyla Süleyman Güner 71'inci sayımızda yazdı:Bozcaad...
20/08/2026

Yeni sayımız çıktı! " Bozcaada'da zaman neden daha yavaş akar?" yazısıyla Süleyman Güner 71'inci sayımızda yazdı:

Bozcaada'ya gelenlerin büyük çoğunluğu daha ilk gün aynı cümleyi kurar: "Burada zaman daha yavaş akıyor." İlk bakışta bu romantik bir benzetme gibi görünür. Oysa bu duygu, yalnızca Bozcaada'ya özgü değildir. Gittiğim Koh Samui, Bali ya da Burgazada… Dünyanın birçok adasında insanlar benzer bir hissi yaşar. Peki, gerçekten adalarda zaman daha mı yavaş akar?

Elbette hayır. Saat aynı saattir; dakikalar yine altmış saniyedir. Değişen zaman değil, insanın zamanı algılayış biçimidir. Yunanca da zamanın karşılığında iki kelime vardır: Kronos ve Kairos.

Fransız filozof Henri Bergson'un yaptığı ayrım burada yol göstericidir. Bergson'a göre iki farklı zaman vardır: Biri saatin gösterdiği kronolojik zaman, diğeri ise insanın yaşadığı, hissettiği zamandır. Sevdiğiniz biriyle geçen bir saatle hastane koridorunda beklediğiniz bir saat aynı uzunlukta olsa da aynı şekilde yaşanmaz. Aksiyon filmlerinin bile dramatik sahnelerinde zaman yavaşlar ama hiç dikkat etmeyiz. Adalar, işte bu ikinci zamanın daha görünür olduğu yerlerdir.
Devamı dergimizin sayfalarında…

Yeni sayımız çıktı! "İnsanlar gerçek deneyimi arıyor" yazısıyla Kubilay Özben 71'inci sayımızda yazdı:National Geographi...
19/08/2026

Yeni sayımız çıktı! "İnsanlar gerçek deneyimi arıyor" yazısıyla Kubilay Özben 71'inci sayımızda yazdı:

National Geographic’in Bozcaada’yı dünyanın dikkat çeken gastronomi destinasyonları arasında göstermesi çok önemli bir gelişme. Çünkü artık dünyada insanlar yalnızca deniz, güneş veya güzel manzara için seyahat etmiyor. Gastronomi, başlı başına bir seyahat nedeni haline geldi.

Bugün dünyanın güçlü gastronomi destinasyonlarına baktığımızda şunu görüyoruz: Başarılı olan bölgeler yalnızca “iyi yemek yapan yerler” değil; bir gastronomi hikâyesi kurabilen yerler.

İtalya’daki Amalfi kıyıları limonla,
Fransa’daki Champagne bölgesi köpüklü şarapla,
Japonya’nın Kobe şehri etiyle,
İspanya’nın San Sebastian’ı pintxos kültürüyle,
Napoli pizzasıyla,
Belçika çikolatasıyla hafızalara kazınıyor.

İnsanlar bazen sadece bir ürünü tatmak, bir lezzeti deneyimlemek ya da o hikâyenin parçası olmak için binlerce kilometre yol gidiyor. Bozcaada’nın ise aslında dünyanın birçok destinasyonundan daha güçlü bir gastronomik potansiyeli var.

Devamı dergimizde...

Dergimizin 71’inci sayısı çıktı!Bu sayı tüm ekonomik zorluklara rağmen, hem sayfa sayımızı hem de tirajımızı arttırarak ...
18/08/2026

Dergimizin 71’inci sayısı çıktı!

Bu sayı tüm ekonomik zorluklara rağmen, hem sayfa sayımızı hem de tirajımızı arttırarak yolumuza devam ediyoruz. Bu sayı Mendirek 40 değil, 44 sayfa. 1.250 adet değil 1.350 adet olarak sizlerle… Yanımızda olan herkese büyük teşekkürlerimizle…

Bu sayının kapak fotoğrafı Tankut Azak’a ait.

• Kubilay Özben – İnsanlar gerçek deneyimi arıyor
• Süleyman Güner – Adada zaman neden daha yavaş akar?
• Sibel Özten – Mor bir miras
• Meliha Coşkun – Hafıza Mekân: Ayazma Manastır
• Sabiha Apaydın – Kerim Yanık’ın tanıklığından TEKEL ve Karasakız bağlarının bugünkü kırılganlığına
• Murat Sezgi – Onuncu caz
• Günay Yurdakul – Sadelik iyidir
• Fecri Polat – Rüstem Aslan’ın yeni kitabı üzerine
• Süleyman Güner – Şaban Bayırı: Ebruli adanın farklı renkleri
• Sezin Boyabatlı Arda – Bozcaada’da çeyrek asırlık gelenek
• Türkan Çim Işık – Yat bağlama yeri, rıhtım, ölçek…
• Semiha Yönet – Faydanın faydası
• Hasan Çakıcı – Deniz hıyarları
• Ferai Tınç – Roma’ya kafa tutan Tenedoslu
• Muharrem Yıldız – Bozcaada ve nitelikli yaşam
• Mustafa Dermanlı – Yerel tatların izinde bir hikâye
• Barış Muratoğlu – Dijital Tanrı
• Mehmet Uysal – Buruk geçen Ayazma Panayırı
• Mutlu Güven – Bozcaada’da çocuk ve sporcu olmak
• Emre Gökçen – Adada ekolojik bir umut hikâyesi
• Lütfü Tınç – Bir geleneğin son temsilcisi: Ramazan Taşpınar
• Bülent Akgezer – Yeme – içmenin geçmişi
• H. Can Yücel -S/S Saadet Vapuru
• Fecri Polat – Odysseia ve Er Töştük destanlarında ortak izler
• Ümit Hamlacıbaşı – İlk yağmurun ritüeli
• Özel Röportaj / Mustafa Dermanlı – Ressam Özdemir Altan: Bozcaada, Türkiye için büyük bir şans
• Mustafa Balcı – Makam odasına sığmayan yönetici

İyi okumalar!

Kubilay Özben 70'inci sayımızda yazdı: "Tenedos’ta ekmek kokusu"Rüzgârla öğütülen tahılın, taş fırınların ve kaybolan un...
10/08/2026

Kubilay Özben 70'inci sayımızda yazdı: "Tenedos’ta ekmek kokusu"

Rüzgârla öğütülen tahılın, taş fırınların ve kaybolan un hafızasının hikâyesi…

Bozcaada çoğu zaman yalnızca şarapla anılır. Oysa adanın hafızasında üzüm kadar güçlü başka kokular da vardır: Sıcak taş fırın kokusu, deniz yolculukları için hazırlanan sert peksimetlerin kuru buğday kokusu… Çünkü ada, yalnızca bağların değil, aynı zamanda tahılın ve ekmeğin de adasıdır.

Bugün, yamaçta duran restore edilmiş yel değirmenlerine bakan biri, onları yalnızca güzel bir fotoğraf noktası sanabilir. Oysa bu yapılar, Bozcaada’nın yüzyıllar boyunca süren üretim kültürünün sessiz tanıklarıdır. Rüzgârın hiç eksik olmadığı bu coğrafyada değirmenler yalnızca tahılı una dönüştüren yapılar değildi; aynı zamanda adanın ritmini belirleyen ekonomik merkezlerdi. Sabahın ilk ışığında dönen kanatlar, yalnızca unu değil, günlük hayatı da hareket ettirirdi.

Devamı dergimizin sayfalarında...

Betül Berberoğlu Görür yazdı: "Her şey çok başka olabilirdi"Seksen darbesi sonrası iki yıl öğrenci almayan Çanakkale Sağ...
09/08/2026

Betül Berberoğlu Görür yazdı: "Her şey çok başka olabilirdi"

Seksen darbesi sonrası iki yıl öğrenci almayan Çanakkale Sağlık Meslek Lisesi bizimle birlikte yeniden eğitim öğretime başlamıştı. Meslek sahibi olacaktım, aileme yük olmadan okuyacaktım ama adadan sonra sudan çıkmış balık gibiydim. Haftanın yedi günü okuldaydım. Yaşantımız sınıf, yatakhane, yemekhane, bahçe arasında geçmekte, hafta sonu izni ise sadece iki saatle sınırlanmakta, bu da ihtiyaçlarımızı karşılamamıza bile yetmemekteydi. Yatılı okulda ailenizin ismini verdiği yakınlarınıza evci olarak çıkabilirdiniz, bazı hafta sonları buralarda kalmanız mümkün olabilirdi.

Benim de böyle evci çıkabildiğim rahmetli amcam Emin Berberoğlu vardı. Adadan sonra ilk yıllarda kaybolmaktan korkarak Salı Pazarı civarındaki evlerine nasıl gittiğimi tahmin edebilirsiniz, zaten çocuk yaştayım. Oraya gittiğimde çok mutlu olurdum. Amcam ve yengem güler yüzüyle karşılar, kızları Reyhan ve Nermin ile arkadaşlık eder, güzel yemekler yer, taze demlenmiş çayın tadına varır, kazan çayıyla kıyaslar, onları güldürürdüm. Nevin ablam yeni evliydi o zamanlar, onunla ancak bayramlarda karşılaşırdık.

Devamı dergimizin sayfalarında...

Address

Bozcaada

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Bozcaada Mendirek Dergisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category