ULU Gündem16

ULU Gündem16 TARAFSIZ HABERİN ADRSİ

Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı’ndan Uluslararası Öğrencilere Mehter DersiBURSA – Bursa’nın köklü mehter geleneklerini y...
17/01/2026

Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı’ndan Uluslararası Öğrencilere Mehter Dersi

BURSA – Bursa’nın köklü mehter geleneklerini yaşatan ekiplerinden Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı, her hafta Cuma akşamı düzenli olarak gerçekleştirdiği mehter çalışmalarında anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

Gerçekleştirilen çalışmaya Bursa Turancı Dernekler Birliği Başkanı Fatih Temel, Uluslararası Bursa Murat Hüdavendigâr İmam Hatip Okulu öğrencileri ile Okul Müdürü Ebubekir Çiftçi misafir olarak katıldı. Program kapsamında iki ayrı ekip için farklı saatlerde mehter konserleri ve uygulamalı dersler gerçekleştirildi. Etkinlikte mehterin tarihi, icrası ve kültürel önemi üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.

Derslerin ardından Kayı Mehter Takımı Başkanı Mustafa Arı ve yönetim kurulu üyeleri tarafından misafirlere ikramlarda bulunuldu. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşma, sohbetler ve hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

Uluslararası Bursa Murat Hüdavendigâr İmam Hatip Okulu’nda öğrenim gören ve Fildişi Sahili, Burkina Faso, Azerbaycan, Pakistan, İran, Somali ve Senegal gibi farklı ülkelerden gelen kırkı aşkın öğrencinin, kendi bünyelerinde kurdukları mehter takımı için Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı’ndan eğitim alacağı bildirildi.

Etkinlikte konuşan Kayı Mehter Takımı Başkanı Mustafa Arı, nazik davetlerinden dolayı misafirlere teşekkür ederek, mehtere ilgi duyan gençlere her hafta Cuma akşamı yapılan derslere katılma çağrısında bulundu.

Program sırasında Bursa Turancı Dernekler Birliği Başkanı Fatih Temel, mehter kültürünün simgelerinden olan zırhlı elbiseyi giyerek uluslararası öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı’nın çalışmaları ve mehter dersleri hakkında bilgi almak isteyenlerin, sosyal medya hesaplarından “Tarihi Bursa Kayı Mehter Takımı” adıyla ekibe ulaşabilecekleri veya 0507 249 08 50 numaralı telefondan iletişim kurabilecekleri belirtildi.

Türk Eğitim-Sen’den Sert Tepki: “Atatürk’ü ve İstiklâl Marşı’nı Eğitimden Çıkarmaya Kimsenin Gücü Yetmez”Eğitim gündemin...
16/01/2026

Türk Eğitim-Sen’den Sert Tepki: “Atatürk’ü ve İstiklâl Marşı’nı Eğitimden Çıkarmaya Kimsenin Gücü Yetmez”

Eğitim gündemini sarsan “ilkokul birinci ve ikinci sınıflarda uygulanacak gelişim raporu” düzenlemesi, tepkileri de beraberinde getirdi. Gelişim raporlarında İstiklâl Marşı ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ne yer verilmediği yönündeki uygulamaya, Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Fatih Gümüş çok sert sözlerle tepki gösterdi.

Gümüş, söz konusu uygulamanın yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını, millî kimliği hedef alan bilinçli bir tasfiye girişimi olduğunu vurguladı.

“Bu Millet Atatürk’ten de, İstiklâl Marşı’ndan da Vazgeçmez”

Fatih Gümüş yaptığı açıklamada, hiçbir gerekçenin bu iki değerin eğitimden dışlanmasını meşrulaştıramayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Biz şunu açık ve net söylüyoruz:
Ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten vazgeçeriz,
Ne de millî marşımız İstiklâl Marşı’ndan vazgeçeriz.
Buna kimsenin hakkı da yetkisi de yoktur.”

“Milli Şuursuz Nesil Yetiştirme Projelerine Geçit Vermeyiz”

Gelişim raporu adı altında yapılan bu değişikliğin masum olmadığını ifade eden Gümüş, bunun millî şuurdan kopuk nesiller yetiştirme çabasının bir parçası olduğunu dile getirdi.

“Bu milletin çocukları millî şuursuz yetiştirilemez. Bizim eğitim anlayışımız; tarihinden utanan değil, tarihini bilen; vatanına yabancı değil, vatanını seven; milletine mesafeli değil, milletine bağlı nesiller yetiştirmektir.”

Gümüş, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve İstiklâl Marşı’nın birer metin değil, bu milletin ortak vicdanı ve karakteri olduğunu vurguladı.

“Hiçbir Rapor Formatı Bu Gerçeği Silemez”

Açıklamasında uygulamayı sert bir dille eleştiren Gümüş, millî değerlerin kâğıt üzerinden silinerek yok edilemeyeceğini ifade etti:

“İstiklâl Marşı ve Gençliğe Hitabe bu milletin gönlünde ve zihninde yer almaktadır. Hiçbir ‘rapor formatı’, hiçbir bürokratik düzenleme bu gerçeği ortadan kaldıramaz.”

“Bu Bir Yanlıştır, Derhal Geri Dönülmelidir”

Türk Eğitim-Sen olarak bu uygulamayı kesin bir dille reddettiklerini belirten Fatih Gümüş, yetkililere açık çağrıda bulundu:

“Gelişim raporu adı altında mümtaz millî değerlerimizin dışlanması asla kabul edilemez. Bu yanlıştan derhal dönülmeli, eğitimin millî kimliği güçlendiren bir içerikle sürdürülmesi sağlanmalıdır.”

“Millî Değerler Dün Vardı, Bugün Var, Yarın da Var Olacak”

Açıklamasının sonunda kararlılık mesajı veren Gümüş, Türk Eğitim-Sen’in duruşunu şu sözlerle netleştirdi:

“Eğitimciler olarak açıkça ilan ediyoruz:
Millî değerlerimiz dün vardı, bugün var, yarın da var olacak.
Kimse bu milletin kökleriyle oynamaya kalkmasın.”

Fatih Gümüş, Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube olarak sürecin takipçisi olacaklarını, millî kimliği hedef alan her adımın karşısında kararlılıkla durmaya devam edeceklerini ifade etti.

Emeklinin Sessiz Çığlığı Değil, Bastırılmış İsyanı: Sedat Hastürk’ten Tarihe Not Düşen Sert HesaplaşmaBugün yapılan açık...
16/01/2026

Emeklinin Sessiz Çığlığı Değil, Bastırılmış İsyanı: Sedat Hastürk’ten Tarihe Not Düşen Sert Hesaplaşma

Bugün yapılan açıklama sıradan bir basın metni değil; yıllardır ötelenen, görmezden gelinen ve bilinçli biçimde yoksulluğa mahkûm edilen milyonlarca emeklinin birikmiş öfkesinin yüksek sesle dile getirilişidir.
Sedat Hastürk, bu kez sadece bir yurttaş olarak değil; EMEDFED – Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Siyasi Partilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Emekli ve Emekçiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Kent Konseyi Emekli ve Emekçiler Çalışma Grubu Temsilcisi sıfatlarıyla konuştu. Konuştu ama aslında haykırdı.

Bu haykırış, yıllardır emekliye “sabret”, “kaynak yok”, “bütçe disiplini” masalları anlatan siyasal akla karşı açık bir meydan okumaydı.

2008 Reformu: Emeklinin Mezartaşı

Hastürk’ün hedefinde net bir tarih var: 2008.
“Reform” denilerek pazarlanan ve alkışlanan Sosyal Güvenlik düzenlemesi, bugün gelinen noktada emeklinin sofrasındaki ekmeği küçülten, tenceresini boş bırakan ve yaşam hakkını gasp eden bir mekanizmaya dönüşmüştür.

Aylık Bağlanma Oranları (ABO) bilinçli olarak düşürülmüş, çalıştıkça maaşı eriyen, prim ödedikçe yoksullaşan akıl dışı bir sistem kurulmuştur. Hastürk’e göre bu, teknik bir hata değil; emeklinin sırtından bütçe dengeleme tercihidir.

“Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde çalıştıkça maaşı düşen bir emeklilik sistemi yoktur. Bu, emekçiye kurulmuş organize bir tuzaktır.”

EMEDFED’in talebi nettir:
ABO derhal %70 seviyesine çıkarılmalıdır.
Bu bir lütuf değil, gasp edilen hakkın iadesidir.

İntibak: Böl, Yönet, Unuttur Politikası

2000 öncesi – 2000 sonrası ayrımı, Sedat Hastürk’e göre sosyal güvenlik tarihinin en büyük adaletsizliklerinden biridir. Aynı süre çalışan, aynı primi ödeyen insanlar bilinçli şekilde farklı maaşlara mahkûm edilmiştir.

İntibak Yasası yıllardır bilerek rafta tutulmakta, emekliler birbirine kırdırılarak mesele unutturulmaya çalışılmaktadır.
Hastürk bu noktada altını kalın çizgilerle çiziyor:

“İntibak bir sadaka değil, anayasal eşitlik borcudur. Biz dilenmiyoruz, hakkımızı istiyoruz.”

Muhalefetin Popülizmi, İktidarın Sessizliği

Açıklamada yalnızca iktidar değil, muhalefet de sert biçimde eleştirildi.
“25 bin lira olsun”, “asgari ücrete endekslensin” gibi söylemler, Hastürk’e göre gerçek enflasyonun %100’leri aştığı bir ülkede bilinçli bir algı oyunudur.

Bu rakamların ne kiraya, ne faturaya, ne de mutfağa yettiği açıktır.
Emekli için sorun bir rakam değil, yaşamdan koparılma politikasıdır.

“Emekliyi seçim malzemesi yapmayı bırakın. Biz vaat değil, gasp edilen haklarımızı istiyoruz.”

600 Vekilin Refahı, 16 Milyon Emeklinin Çöküşü

Hastürk’ün en sert çıkışı ise Meclis’e yöneliktir.
“Kaynak yok” diyen siyasal iradeye şu soruyu soruyor:

600 milletvekilinin,

Emekli milletvekillerinin,

Çifte maaş alanların,

400–450 bin lirayı bulan toplam gelirlerin

bu ülkeye maliyeti neden konuşulmuyor?

“Kendi maaşına bir gecede zam yapanlar, emeklinin 20 bin lirasını bütçe yükü olarak gösteremez.”

Bu tabloya göre mesele para değil, tercihtir.
Ve tercih, açıkça emeklinin aleyhinedir.

Bu Bir Uyarı Değil, Son İhtar

Sedat Hastürk açıklamasını bir tehdit değil, tarihe düşülen açık bir kayıt olarak tanımlıyor.
EMEDFED ve Bursa Emekli ve Emekçiler Derneği, bu düzen değişene kadar geri adım atmayacaklarını ilan ediyor.

Meydanlar da, siyaset kurumunun ensesi de terk edilmeyecek.
Ve en net mesaj sandığa yönelik:

“Bizi yük görenleri, biz de ilk sandıkta yük olarak tarihin tozlu raflarına göndereceğiz.”

Bu açıklama, emeklinin artık sabır değil hesap sorduğunu gösteriyor.
Ve görünen o ki, bu ses kolay kolay bastırılamayacak.

Başkan Nurtaç Usta, Taş Medreseli Ülkücülerle Bir Araya GeldiBursa Ülkü Ocakları Başkanı Nurtaç Usta, ülkücü hareketin h...
15/01/2026

Başkan Nurtaç Usta, Taş Medreseli Ülkücülerle Bir Araya Geldi
Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Nurtaç Usta, ülkücü hareketin hafızasında önemli bir yere sahip olan Taş Medreseli ülkücülerle anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Dava bilinci, ülkücü duruş ve mücadele geleneğinin kuşaktan kuşağa aktarılmasının önemine dikkat çekilen toplantıda, geçmişten bugüne uzanan ülkücü mücadelenin temel değerleri kapsamlı şekilde ele alındı.
Samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşen buluşmada, Taş Medreseli ülkücülerin yaşanmışlıkları, tecrübeleri ve hareketin şekillenmesinde üstlendikleri rol üzerine uzun sohbetler yapıldı. Ülkücü hareketin zor dönemlerden geçerek bugünlere nasıl ulaştığı, verilen mücadeleler ve bu süreçte edinilen tecrübeler Başkan Nurtaç Usta ve beraberindeki heyetle paylaşıldı.
Toplantıda konuşan Bursa Ülkü Ocakları Başkanı Nurtaç Usta, ülkücü hareketin geçmişini bilmeden geleceğinin inşa edilemeyeceğini vurgulayarak, Taş Medreseli ülkücülerin ortaya koyduğu duruşun ve fedakârlığın genç nesiller için önemli bir yol gösterici olduğunu ifade etti. Usta, ülkücü hareketin dün olduğu gibi bugün de aynı inanç ve kararlılıkla yoluna devam ettiğini belirtti.
İstişarelerde, ülkücü hareketin temelinde yer alan milli ve manevi değerlerin korunması, birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi ve gençliğin dava şuuruyla yetiştirilmesi konuları ön plana çıktı. Gelecek döneme dair hedefler ve yapılabilecek çalışmalar hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
Bursa Ülkü Ocakları tarafından yapılan açıklamada ise buluşmaya ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Taş Medreseli ağabeylerimizin sofrasına misafir olduk. Bizleri büyük bir samimiyetle ağırlayan, ülkücü hareketin hafızası olan kıymetli ağabeylerimize nazik davetleri ve paylaştıkları engin tecrübeler için teşekkür ediyoruz.”

Gerçekleştirilen bu buluşmanın, ülkücü hareket içerisinde geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurduğu ve dava bilincinin diri tutulmasına önemli katkı sunduğu ifade edildi.

Vergide Sessiz Düzenleme: 5 Milyon TL’lik Fon Eşiği Binlerce Şirketin Mali Dengesini DeğiştirecekVergi mevzuatında yapıl...
14/01/2026

Vergide Sessiz Düzenleme: 5 Milyon TL’lik Fon Eşiği Binlerce Şirketin Mali Dengesini Değiştirecek

Vergi mevzuatında yapılan bazı düzenlemeler kamuoyunda geniş tartışmalara yol açmaz; ancak etkileri şirket bilançolarında ve nakit yönetiminde derin sonuçlar doğurur. 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı (5. Mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanan 10803 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı da bu nitelikte, “sessiz ama etkili” düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor.

Söz konusu Karar ile birlikte, yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden yararlanılan indirim ve istisnalar nedeniyle fon ayırmada esas alınan alt sınır 2 milyon TL’den 5 milyon TL’ye yükseltildi. İlk bakışta teknik bir ayrıntı gibi görünen bu değişiklik, özellikle KOBİ’lerin ve orta ölçekli işletmelerin mali yapısını doğrudan etkiliyor.

Fon Ayırma Zorunluluğu Nedir?

Vergi sisteminde mükelleflere tanınan bazı indirim ve istisnalar, önemli vergi avantajları sağlıyor. Ancak devlet, bu avantajların tamamen serbestçe kullanılmasını sınırlamak amacıyla, belirli tutarların üzerindeki kazançlar için özel fon hesabı ayrılmasını zorunlu tutuyor.

Fon hesabına alınan tutarlar:

Ortaklara dağıtılamıyor,

İşletme dışı amaçlarla kullanılamıyor,

Belirli sürelerle işletme bünyesinde tutulmak zorunda kalıyor.

Bu uygulama, özellikle nakit ihtiyacı yüksek olan işletmeler açısından önemli bir kısıt yaratıyor ve bilançoda fiilen kullanılmayan kaynakların kilitlenmesine yol açabiliyor.

Eski Uygulama: 2 Milyon TL Eşiği

2025 yılı sonuna kadar yürürlükte olan düzenlemeye göre, yıllık beyannamede yararlanılan indirim ve istisnalar toplamı 2 milyon TL’yi aştığında, aşan tutar için fon ayırma zorunluluğu doğuyordu.

Ancak son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, şirket bilançolarını reel bir büyüme olmaksızın şişirdi. Bu durum, özellikle KOBİ’lerin gerçek bir nakit artışı yaşamamasına rağmen, yalnızca rakamsal eşiklerin aşılması nedeniyle fon ayırmak zorunda kalmasına neden oldu.

Yeni Dönem: 5 Milyon TL Sınırı

10803 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu alt sınır 5 milyon TL’ye çıkarıldı. Yeni düzenlemeye göre:

Yıllık beyannamede yararlanılan indirim ve istisnalar 5 milyon TL’yi aşmıyorsa, fon ayırma zorunluluğu bulunmuyor.

5 milyon TL’yi aşan kısım için ise fon ayırma yükümlülüğü aynen devam ediyor.

Bu değişiklik, özellikle orta ölçekli işletmeler için önemli bir mali esneklik sağlıyor.

Uygulamada Ne Değişecek?

Yeni düzenleme ile birlikte:

Şirketlerin öz kaynakları gereksiz yere kilitlenmeyecek,

Nakit akışı daha sağlıklı ve esnek yönetilebilecek,

Kâr dağıtımı ve yatırım kararları daha gerçekçi planlanabilecek.

Başka bir ifadeyle, vergi avantajı sağlanırken işletmelerin mali hareket alanı daraltılmamış olacak.

Yanlış Yorumlanmaması Gereken Nokta

Uzmanlar, düzenlemenin yanlış anlaşılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu değişiklik:

İndirim ve istisnaları ortadan kaldırmıyor,

Fon sistemini sona erdirmiyor,

Yalnızca fon ayırma alt sınırını yukarı çekiyor.

Yüksek tutarlı indirim ve istisnalardan yararlanan mükellefler için fon ayırmaya ve fonların kullanımına ilişkin sınırlamalar mevcut haliyle geçerliliğini koruyor.

Selma Çalışır: “Tek Bir Eşik, Yüzlerce İşletmeyi Rahatlatabilir”

Bağımsız denetçi ve mali müşavir Selma Çalışır, düzenlemeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Vergi mevzuatında yapılan her değişiklik büyük bir reform olmak zorunda değil. Bazen tek bir eşik, yüzlerce işletmenin bilançosunu rahatlatır. 5 milyon TL’lik yeni fon sınırı, özellikle enflasyonun bilanço kalemlerini şişirdiği bir dönemde yerinde bir düzenleme oldu.”

Çalışır, 2026 ve sonraki yıllarda bu sınırın uygulamada belirleyici olacağını vurgulayarak, hem mükelleflerin hem de meslek mensuplarının yıllık beyannameleri hazırlarken yeni fon eşiğini mutlaka dikkate almaları gerektiğini ifade etti.

KESK’ten Sert İsyan: “Bu Bir Zam Değil, Açlık Dayatmasıdır! Geçinemiyoruz, İş Bıraktık!”Kamu emekçileri bir kez daha gör...
14/01/2026

KESK’ten Sert İsyan: “Bu Bir Zam Değil, Açlık Dayatmasıdır! Geçinemiyoruz, İş Bıraktık!”
Kamu emekçileri bir kez daha görmezden gelindi, bir kez daha yoksulluğa mahkûm edildi. KESK’e bağlı sendikalar, insanca yaşam taleplerinin sistematik biçimde gasp edilmesine karşı ülke genelinde iş bıraktı. Bursa’dan yükselen ses ise net ve sertti: “Bu bütçeye itirazımız var, baki gelirden payımıza düşeni istiyoruz!”
KESK, “emeğimizin karşılığını istiyoruz” diyerek üretimden gelen gücünü kullandı. Yıllardır haykırılan “geçinemiyoruz” gerçeği, iktidar tarafından bilinçli biçimde duymazdan gelinirken, kamu emekçileri bugün artık sabrın tükendiğini ilan etti.
Sahte Rakamlar, Gerçek Yoksulluk
KESK açıklamasında, TÜİK’in güvenilirliğini tamamen yitirmiş verileri hedef alındı. Türkiye’nin, TÜİK’in makyajlı rakamlarına göre bile dünyada en yüksek enflasyona sahip beş ülkeden biri olduğuna dikkat çekildi. Gıda, kira, eğitim ve ulaşımda ise Avrupa ve OECD ülkeleri arasında açık ara birincilik Türkiye’ye ait.
Avrupa’da bir yılda yaşanan enflasyonun Türkiye’de bir ayda yaşandığı vurgulanırken, maaş artışlarının Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan tahminlerine ve TÜİK’in “sahte verilerine” göre belirlendiği ifade edildi.
Ocak ayında açıklanan yüzde 18,6’lık artışın bir “zam” değil, geçmiş kayıpların kırıntısı olduğu belirtilirken, kamu emekçilerinin 2026’ya ortalama yalnızca yüzde 12,5’lik reel artışla girdiği vurgulandı.
Zamlar Maaşı Yutuyor, Vergi Kalanı Siliyor
KESK’e göre tablo vahim: Toplu taşımadan sağlığa, köprüden otoyola her kalemde zam oranları maaş artışlarının iki katını aştı. Kiralar ise maaş zammının neredeyse üç katı arttı.
Somut örnek çarpıcıydı:
Aralık ayında 55 bin TL maaş alan bir memur 25 bin TL kira ödüyordu. Ocak’ta maaşı 66 bin TL’ye çıktı, ancak kirası 33 bin 720 TL’ye fırladı. Maaş zammı daha cebe girmeden kiraya ve adaletsiz vergi dilimlerine kurban edildi.
“Bu Bir Tesadüf Değil, Planlı Yoksullaştırmadır”
KESK, yaşananların ne kader ne de ekonomik zorunluluk olduğunu vurguladı. “Toplu sözleşme” adı altında yıllardır sergilenen danışıklı dövüşlerin bedelinin daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik olarak kamu emekçilerine kesildiği ifade edildi.
Açıklamada, iktidarla birlikte hareket eden yandaş konfederasyonlar da açıkça hedef alındı. Hakem Kurulu’nu “işverenin noteri” ilan edip ardından ilk çağrıda masaya oturan sendikal anlayışın, bugünkü tablonun ortaklarından biri olduğu belirtildi.
“Kaynak Yok” Yalanı Çöktü
KESK, bütçe tartışmalarında sıkça dile getirilen “kaynak yok” söylemini sert ifadelerle reddetti. Sorunun kaynak eksikliği değil, kaynakların kimin için harcandığı olduğu vurgulandı.
Toplanan her 100 TL verginin:

20 TL’sinin faiz adı altında yerli-yabancı sermayeye,

5 TL’sinin patronlara teşvik olarak,

En az 16 TL’sinin silahlanmaya,

3 TL’sinin yandaş müteahhitlere hazine garantisi olarak aktarıldığı belirtildi.

Buna karşılık yoksullukla mücadeleye sadece 4 TL, hukuka 62 kuruş, kadınların güçlendirilmesine ise yalnızca 6 kuruş ayrıldığı ifade edildi.
“Bu Ülke Fakir Değil, Bilerek Fakirleştiriliyor”
KESK’e göre Türkiye’de insanca yaşam için fazlasıyla kaynak var. Ancak bu kaynaklar halka değil, “bir avuç asalak azınlığa” aktarılıyor. Yoksulluk bilinçli olarak derinleştiriliyor, emekçiler baskı ve korku ile biat etmeye zorlanıyor.
“Biz kapıkulu değiliz, kamu emekçisiyiz” diyen KESK, bu düzenin reddedildiğini açıkça ilan etti.
KESK’in Talepleri Net ve Acil:

Ocak ayından itibaren maaşlara ek yüzde 20 artış,

İlave seyyanen ödemenin taban maaşa yansıtılması,

3600 ek gösterge ve mülakatın kaldırılması,

Grevli toplu sözleşme hakkının önündeki engellerin kaldırılması,

En düşük kamu maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması,

Kira, kreş ve yol desteği sağlanması.

KESK, sadece kamu emekçilerine değil, işçiden emekliye, gençten kadına tüm topluma çağrı yaptı:
“Bugün susarsak yarın yok sayılırız.
Kurtuluş yok tek başına.
Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!”
Yaşasın örgütlü mücadele!
Yaşasın KESK!

Cemil Vardar: "Mesleği geleceğe taşımak istiyoruz"Bursa Marangozlar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nda yarın s...
14/01/2026

Cemil Vardar: "Mesleği geleceğe taşımak istiyoruz"

Bursa Marangozlar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nda yarın seçim heyecanı yaşanacak. Mevcut Oda Başkanı Cemil Vardar, "Biz günü kurtaran değil, mesleği geleceğe taşıyan bir hizmet anlayışıyla yolumuza devam etmek istiyoruz" dedi.

Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nda (BESOB) seçim maratonu yaşanıyor. BESOB'a bağlı Bursa Marangozlar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nda da yarın başkanlık seçimi yapılacak. Mevcut Başkan Cemil Vardar, seçim öncesi üyelerine seslenerek 'hizmette devamlılık" vurgusunda bulundu.
"KÜÇÜK ATÖLYELERİ KORUYACAĞIZ"
Vardar, ilk başkanlık döneminde korona virüs pandemisi, ikinci başkanlık döneminde de 6 Şubat depremlerinin gölgesinde hizmet üretmeye çalıştıklarını kaydederek, "Zorlu süreçlere rağmen önemli çalışmalara imza attık. Geçmiş dönemde sektörün ihtiyaç duyduğu projeleri hayata geçirdik. Kararları tek başımıza değil ortak akılla almaya özen gösterdik. Ancak biz yaptıklarımızı yeterli görmüyoruz. Her kesimden güçlü isimlerden oluşan yönetim kurulumuzdaki arkadaşlarımızla birlikte esnafımızın yanında olmaya devam etmek adına 2026-2030 dönemi için tekrar adayız. Küçük atölyeleri koruyan, BESOB'la işbirliği halinde olan ve uzun vadeli projelere odaklanan bir yönetim kadrosu oluşturduk. Çünkü biz günü kurtaran değil, mesleği geleceğe taşıyan bir hizmet anlayışıyla yolumuza ve çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Vardar ayrıca, yeni dönemde öncelikli hedeflerinin mesleki eğitimi kalıcı hale getirmek ve kayıt dışı üretimle mücadele olduğunu sözlerine ekledi.

“Kaynanam Kazan” Sahneye ÇıkıyorKültür Sanat Derneği’nden Topluma Ayna Tutan Yeni Oyun… Bursa’da kültür ve sanat alanınd...
13/01/2026

“Kaynanam Kazan” Sahneye Çıkıyor

Kültür Sanat Derneği’nden Topluma Ayna Tutan Yeni Oyun…
Bursa’da kültür ve sanat alanında gönüllülük temelli çalışmalarıyla dikkat çeken Kültür Sanat Derneği (KSD), toplumsal meselelere dokunan yeni bir tiyatro projesini daha sanatseverlerle buluşturuyor. Tiyatro Ekşın ekibinin senaristi ve oyuncusu Beyhan Tüfekçi tarafından kaleme alınan, iki perdelik “Kaynanam Kazan” adlı tiyatro oyunu, Kültür Sanat Derneği Başkanı Filiz Aydın Yıldırım’ın sahne uyarlamasıyla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

İlk bakışta gelin–kaynana çekişmesini merkezine alan oyun, aslında modern toplumun en derin problemlerinden biri olan aile yapısındaki çözülmeyi, yozlaşan ilişkileri ve ekranlar aracılığıyla normalleştirilen sağlıksız yaşam biçimlerini güçlü bir eleştiri diliyle ele alıyor.

Mizahın Ardındaki Sert Gerçekler
“Kaynanam Kazan”, seyirciyi kahkahaya boğan mizahi anlatımının ardında, aile içi iletişimsizlik, empati eksikliği ve toplumsal değerlerin aşınması gibi ciddi sorunlara dikkat çekiyor. Oyun, dramatik ve komik unsurları dengeli bir biçimde harmanlayarak, izleyicinin hem eğlenmesini hem de kendini sorgulamasını amaçlıyor.

Yapım, sadece bir aile içi tartışmayı değil; boşanmaların arttığı, aile bağlarının zayıfladığı ve televizyon dizileriyle yapay ilişkilerin meşrulaştırıldığı bir dönemde, toplumun gidişatına dair güçlü mesajlar veriyor.

“Amacımız Sadece Güldürmek Değil, Düşündürmek”
Kültür Sanat Derneği Başkanı Filiz Aydın Yıldırım, oyunla ilgili yaptığı açıklamada tiyatronun bir eğlence aracı olmanın çok ötesinde bir misyonu olduğunu vurguladı:

“Bu oyunla yalnızca güldürmeyi değil, düşündürmeyi de hedefliyoruz. Aile yapısındaki çarpıklıkları sahneye taşıyarak toplumun aynasını tutuyoruz. Bugün televizyon ekranlarında pompalanan yapay ve dejenere ilişkiler yerine, gerçek hayatın sorunlarını anlatmak istiyoruz.”

Yıldırım, tiyatronun toplumsal sorumluluk taşıması gerektiğini belirterek, sahnelenen her oyunun bir mesaj taşıdığını ifade etti.

“Tiyatro Bizim İçin Bir Vicdan Meselesi”
Filiz Aydın Yıldırım, Kültür Sanat Derneği’nin bugüne kadar gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerine de dikkat çekti. Tiyatroyu yalnızca sanat üretimi değil, aynı zamanda bir vicdan ve gönül işi olarak gördüklerini belirten Yıldırım şu sözlerle duygulandırdı:

“Bugüne kadar SMA’lı bebeklerimiz ve kas hastalığıyla mücadele eden yavrularımız için sahneye çıktık. Bursa halkının büyük desteğiyle tam 8 bebeğimizi yurt dışında tedaviye göndermeyi başardık. Bu, alkıştan çok daha kıymetli bir şey.”

Kültür Sanat Derneği, sanat yoluyla hem farkındalık oluşturmayı hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi sürdürüyor.

Bursa’daki Sahne Eksikliğine Dikkat Çekildi
Açıklamasında Bursa’daki kültür ve sanat altyapısına da değinen Yıldırım, şehirde ciddi bir sahne yetersizliği yaşandığını ifade etti. Tarihi yapıların restore edilerek kültür-sanat amaçlı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, yetkililere çağrıda bulundu:

“Bursa gibi köklü bir kültür şehrinde sanatçılar sahne bulmakta zorlanıyor. İlçe belediyelerini ve Kültür-Turizm Müdürlüğü’nü bu konuda göreve çağırıyoruz. Daha fazla sahne, daha fazla sanat demek; daha güçlü bir toplum demektir.”

Yurt İçi ve Yurt Dışı Turne Hazırlıkları Sürüyor
Tiyatro Ekşın ekibi, “Kaynanam Kazan” oyunu için yalnızca Bursa ile sınırlı kalmayacak bir sahne yolculuğu planlıyor. Yurt içi ve yurt dışı turne hazırlıkları devam ederken, ekibin temel hedefi tiyatrodan uzaklaşan izleyiciyi yeniden salonlara çekmek.

Oyunun ilk gösterimi için hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğu belirtilirken, sahne tasarımı ve oyunculuk performanslarıyla izleyiciye unutulmaz bir deneyim sunulması hedefleniyor.

“Bursa’nın Vicdanı Olmaya Devam Ediyoruz”
KSD Başkanı Filiz Aydın Yıldırım, tüm sanatseverleri oyuna davet ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Kısa sürede Bursa’nın vicdanı olduk. Sanatla, emekle ve gönüllülükle çok güzel işlere imza attık. ‘Kaynanam Kazan’ oyunumuzda da tüm Bursalı hemşehrilerimizi ve sanat dostlarını salonda görmek istiyoruz.”

İki perdelik “Kaynanam Kazan”, yalnızca bir aile hikâyesi değil; toplumsal çözülmeye karşı sahneden yükselen güçlü bir ses olarak izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Sanatseverler için hem keyifli hem düşündürücü, toplum için ise farkındalık yaratan bir tiyatro deneyimi sunmayı vaat ediyor.

BUSKİ Zamları Bursa’yı İsyana SürüklediSu Faturaları El Yakıyor, Kesinti Var Hizmet Yok: Vatandaş Patlama NoktasındaBurs...
12/01/2026

BUSKİ Zamları Bursa’yı İsyana Sürükledi
Su Faturaları El Yakıyor, Kesinti Var Hizmet Yok: Vatandaş Patlama Noktasında

Bursa’da BUSKİ eliyle yapılan fahiş su zamları, kenti adeta ayağa kaldırdı. Kamu çalışanlarından emeklilere, işçilerden asgari ücretlilere kadar toplumun her kesimi, gelen su faturaları karşısında şok ve öfke içinde. Temel ihtiyaçlara gelen zamlar yetmezmiş gibi, şimdi de musluktan akan su, vatandaş için lüks tüketim kalemine dönüştü.

Özellikle kolluk kuvvetleri başta olmak üzere memurlar, sosyal medya ve kamuoyu platformları üzerinden sert tepki gösterirken, “Bu maaşlarla nasıl yaşayacağız?” sorusu artık açık bir isyana dönüşmüş durumda.

17 İlçe, 1074 Mahalle: Kesinti Var, Tanker Var, Zam Var!

Bursa’nın 17 ilçesinde, 1074 mahallesinde vatandaşlar bir yandan 24 saate varan vardiyalı su kesintileriyle boğuşuyor, diğer yandan rekor seviyeye ulaşan faturalarla sarsılıyor. Bazı mahallelerde hâlâ tankerle su taşınırken, BUSKİ’nin zam üstüne zam yapması kamuoyunda “Bu nasıl hizmet, bu nasıl yönetim?” sorularını beraberinde getirdi.

Hizmet üretmekte sınıfta kalan bir kurumun, vatandaşa zam dayatması büyük bir yönetim çelişkisi olarak değerlendiriliyor.

Zam Yetmedi, Bir Darbe de Meclisten Geldi

Son Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında alınan kararla, su faturalarına bu kez “Katı Atık Bedeli” eklendi. CHP’li üyelerin oy çokluğuyla geçen bu düzenleme, vatandaşın sırtındaki yükü adeta ikiye katladı.

Bu kararın ardından faturalar deyim yerindeyse “füze etkisi” yarattı. Birçok vatandaş, son üç ayda faturalarının iki katına çıktığını belirterek,
“İçtiğimiz suyu gramla mı ölçeceğiz?”
sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Sabit Gelirli Çaresiz: “Devlet Çalışanı Olarak Bile Ödeyemiyoruz”

Memurlar ve emekliler başta olmak üzere sabit gelirle yaşayan vatandaşlar, maaşlara yapılan sınırlı artışların, su başta olmak üzere temel giderlerdeki astronomik zamlar karşısında tamamen anlamsız hale geldiğini ifade ediyor.

“Devlet çalışanıyız ama faturaları ödeyemiyoruz” diyen kamu görevlileri, su gibi en temel bir hakkın bu denli pahalılaştırılmasının sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguluyor.

Sosyal Belediyecilik Sözüyle Geldiler, Zam Belediyeciliğiyle Yıktılar

CHP’li Büyükşehir yönetimi, seçim döneminde “sosyal belediyecilik” vaadiyle halktan oy alırken, bugün uygulanan zam politikaları nedeniyle halkı cezalandırmakla suçlanıyor. Dar gelirli, emekli, işsiz ve asgari ücretli vatandaşların zaten hayatta kalma mücadelesi verdiği bir ortamda alınan bu kararların, halkçı değil, açıkça piyasacı bir anlayışın ürünü olduğu dile getiriliyor.

Bursa’dan Yöneticilere Net Mesaj

Bursa’da su krizi artık yalnızca bir altyapı sorunu değil; ekonomik ve toplumsal bir mağduriyet haline gelmiş durumda. Zamlar, kesintiler ve meclis kararlarıyla çifte darbe yiyen Bursalılar, yöneticilere açık ve net bir çağrıda bulunuyor:

“Su lüks değil, haktır.
Bu adaletsiz yükü kabul etmiyoruz!”

BÜRO İŞ Sendikası Bursa Şubesi, Yalova SGK İl Müdürlüğünde Avukat Zekeriye Polat'a yönelik silahlı saldırı ile ilgili ba...
12/01/2026

BÜRO İŞ Sendikası Bursa Şubesi, Yalova SGK İl Müdürlüğünde Avukat Zekeriye Polat'a yönelik silahlı saldırı ile ilgili basın açıklaması yaptı. SGK İl Binası önünde yapılan basın açıklamasına Büro İş sendikası Bursa Şube Yöneticileri katıldı. Siyasi parti ve bazı sivil toplum örgütü yöneticilerinin de desteklediği basın açıklamasında, "Kamu görevini yerine getiren devlet memurlarına yönelik gerek kurum içinde gerekse kurum dışında gerçekleşen şiddet ve saldırılar her geçen gün artmaktadır. Kamu emekçileri artık görevlerini yaparken can güvenliğinden endişe duyar hale gelmiştir. Bunun en acı örneğini, Yalova Sosyal Güvenlik Kurumu’nda görev yapan kamu avukatı meslektaşımız Şehit Av. Zekeriya Polat’ın, görevi başında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesiyle bir kez daha yaşadık" denildi.
Basın açıklamasını okuyan Büro İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Zeynep Alper, "Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Bu menfur saldırıyı gerçekleştirenleri ve buna zemin hazırlayan anlayışı şiddetle kınıyoruz" diye konuştu.
Kamu çalışanlarının korunamadığı gerçeği ile yüz yüze kaldıklarını ve görmezden gelindiklerini anladıklarını vurgulayan Zeynep Alper; "Bu vahim olay, yıllardır dile getirdiğimiz ancak görmezden gelinen bir gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir: Kamu çalışanları korunmamaktadır. İktidarın uzun süredir kamu emekçilerine yönelik yürüttüğü itibarsızlaştırma politikaları ve kamu hizmetlerinin piyasa mantığıyla ele alınması, kamu çalışanlarını hedef haline getirmiştir. Bu anlayış; yalnızca kamu emekçilerinin güvenliğini değil, aynı zamanda kamu hizmetinin sürekliliğini ve toplumsal barışı da tehdit etmektedir.
Cahilliğin baş tacı edildiği, liyakatsiz yöneticilerin kamusal kadroları doldurduğu bu dönemde; emeği, bilimi ve kamusal sorumluluğu savunan bizler, bu karanlık anlayışla mücadele etmeye devam edeceğiz.
Toplumda sırtı sıvazlanan vandallığın, görmezden gelinen şiddetin ve uygulanmayan kanunların ortak bir göstergesi vardır.
Bu gösterge, iktidarın görevini yerine getirmediğinin açık kanıtıdır.
Bizler; toplumda yaygınlaştırılan bu cehaletle, bu vandallıkla; aymaz, devlet ciddiyetinden uzak, iş bilmez ve liyakatsiz yönetim anlayışıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Kamusal görevini yerine getiren bir kamu görevlisinin hayatını kaybetmesini asla kabul etmiyoruz.
Devletin, görevini yapan memurunu koruyamaması açık bir sorumluluktur. Görevi başında katledilen bir kamu çalışanının sorumluluğu, yalnızca saldırıyı gerçekleştirenlerde değil; gerekli önlemleri almayan, caydırıcı düzenlemeleri hayata geçirmeyen siyasi iktidardadır.
Bizler bir can kaybı daha yaşamak istemiyoruz.
Bir şiddet olayı daha “kader” denilerek geçiştirilemez.
Buradan açık ve net bir çağrı yapıyoruz:
Tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde caydırıcı ve önleyici ağırlaştırılmış yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.
Kamu kurumlarında görev yapan personelin güvenliğini sağlayacak teknik ve idari tedbirler gecikmeksizin alınmalıdır.
Bu saldırı tüm yönleriyle soruşturulmalı, sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemler eksiksiz şekilde uygulanmalıdır.
Büro-İş Sendikası olarak;
Bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı,
Kamu çalışanlarının can ve mal güvenliği için her türlü sendikal ve hukuki mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla ilan ediyoruz" dedi.

Address

Bursa

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when ULU Gündem16 posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share