Ceylanpınar Köyleri'nin Sesi

Ceylanpınar Köyleri'nin Sesi merkezi ceylanpınar köyleri yanısıra ülkemizin her bir yanından köy paylaşımları sayfası

Ceylanpınar ve köylerinin yanı sıra çevre il' ilçe ve, köylerinde yaşanan acı tatlı ve sevinçlerinizi bizimle paylaşın biz yayınlayalım.

08/01/2026

Alaçatı'da ev sattım.Oğlum beni aradığında sesi titriyordu.“Baba… iyi misin?” dedi.
Alaçatı’dan İzmir’e giden yolda olduğumu duyunca uyandı herhâlde.Çok nadir arar beni.
Gülümsedim.
“İyiyim oğlum,” dedim. “Birazdan çay içeceğim.”

Adım Hasan.
Yetmiş üç yaşındayım.
Ve üç ay önce hayatımda yaptığım en doğru ama en “ayıp” sayılan şeyi yaptım.
Alaçatı’daki taş evimi sattım.
Hani şu herkesin fotoğraf çektirdiği, kapısına yasemin saran, “ne şanslı adam” dedikleri ev…
Oğlum ben gidince butik otel yapacaktı o evi.Erken gittim belki ama uzağa degil İzmir'e.

Eşim Emine’yi iki yıl önce kaybettikten sonra o ev büyüdükçe büyüdü.
Duvarlar genişledi, odalar uzadı.
Sessizlik yayıldı.
Sabah kalkıyordum.
Çay demliyordum.
Karşıma kimse oturmuyordu.
Televizyon açıktı ama konuşan bana bakmıyordu.
Akşam oluyordu, kapı hiç çalmıyordu.
Telefon çalıyordu heyecanlanıyordum.internet taahut diyordu ya da benzerleri.

Biz buna “huzur” deriz ya…
Değilmiş.
Mezar sessizliğiymiş.
Bir gün aynaya baktım.
“Hasan,” dedim,
“Sen böyle ölmeye başlamışsın.”
Ve Evi sattım.
Komşular konuştu.
Akrabalar sustu.
Çocuklarım “baba delirdi” dedi.
“Bu yaşta ne yapıyorsun?” dediler.
“Millet Alaçatı’da ev almak için canını verirken sen satıyorsun.”
Ben bir oda kiraladım.
İzmir’de, eski bir apartmanda.
Üç artı bir ev.
Üç genç yaşıyor.
İlan şöyleydi:
“Oda kiralık. Kira günü aksamasın. Gürültü makul olsun.”
Kapıyı çaldığımda çocuklar bana baktı.
Sanki icradan gelmişim gibi.
Biri dedi ki:
“Amca… yanlış geldin galiba?”
_Doğalgaz gecikti biliyoruz.Ama ödeyeceğiz.
“Yok,” dedim.
“Ben Hasan. Yeni ev arkadaşınız.”
İlk hafta şoktu.
Bulaşıklar birikmiş.
Ayakkabılar kapının önünde değil, her yerde.
Gece biri geliyor, sabah diğeri çıkıyor.
Bir akşam salonda otururken çocuklardan biri sordu:
“Hasan amca… bizi ev sahibine şikâyet etmezsin değil mi?”
Güldüm.
“Evladım,” dedim,
“Ben bu ülkede 80’leri gördüm.
Elektrik kesintisinde mumla ders çalıştım.
Sizden korkmam.
Ama çayı iyi demlerim bitirirseniz, yeni çayı siz koyarsınız.”
Zamanla alıştık.
Ben sabah erken kalkıyorum.
Onlar uyanamıyor.
Ben yemek yapıyorum.
Onlar dışarıdan söylüyor ama yetmiyor.
Bir akşam çocuklardan biri eve geldi.
Yüzü bembeyaz.
İki işte çalışıyor.
Okula gidiyor.
Kirası, yol parası, kitap…
Tencereyi koymuştum.
Kuru fasulye.
Pilav.
Yanına turşu.
“Gel,” dedim.
Sessizce yedi.
Sonra durdu.
“Ben bunu en son babaannemde yemiştim,” dedi.
O gün bana “Hasan Amca” demeyi bıraktılar.
“Abi” dediler.
Ben onları sabah sınavlarına kaldırıyorum.
Biriyle konuşmaları gerektiğinde “sen de haklısın” demeyi öğretiyorum.
Faturayı nasıl kontrol edeceklerini anlatıyorum.
Onlar da bana telefon öğretiyor.
Kartla ödeme.
Uygulamalar.
Müzik.
“Abi bu şarkı sana gider,” diyorlar.
Bir akşam dediler ki:
“Hazırlan. Çıkıyoruz.”
Alaçatı değil.
Lüks değil.
Bir mekan.
Ucuz.
Samimi.
Masaya oturduk.
Biri saz aldı.
“Abi bir türkü söyle.”
Uzun zamandır sesimi çıkarmamışım.
Ama söyledim.
Masadaki herkes sustu.
Gençler… yaşlılar…
Herkes.
O an şunu anladım:
İnsan yaşlanınca yalnızlaşmıyor.
Yalnız bırakılıyor.
Ben artık büyük bir evde yalnız değilim.
Küçük bir evde hayatın içindeyim.
Oğlum hâlâ soruyor:
“Baba geri dönmeyecek misin?”
“Yok,” diyorum.
“Ben geçmişte yaşamaktan çıktım.”
Bu evde ses var.
Dağınıklık var.
Gelecek var.
Eğer bu satırları büyük bir evde, sessizlikle okuyorsan…
Bil ki sorun ev değil.
Sorun sessizlik.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey
bir oda,
bir tencere,
ve biriyle aynı masada gülmektir.
Yaş kaç olursa olsun.

Alıntıdır..

01/01/2026

Annem 13 yaşında evlendirilmiş.
Derdi ki:

“Ahırda yeni doğmuş buzağıyla oynuyordum.
Alnında bir tutam saç vardı, hiç unutmuyorum…
Kemik tarağını çalmıştım yengemin, buzağının saçlarını tarıyordum.
Abim geldi bir küfür etti, sonra ensemden tuttu.

"KOCA KADIN OLDUN
OYUN MU OYNUYORSUN HÂLÂ?
YÜRÜ, SENİ VERDİK" dedi.

Verilecek bir şey miydim ben?
Yengemden tarağını istesem vermezdi.

Ben neden bu kadar kolay verildim…?”

30 koyun,1 hamile at...
11 Reşadiye karşılığı verilmişti annem...

Anneannemin tek kızı üstelik
8 erkekten sonra…
7 yaşına kadar emzirdiği kızı.
Eski Ford minibüse bindirdiklerinde aklında kalan tek şey arabanın önünde süsledikleri oyuncak bebekmiş.

Dönüp arkaya baktığında yerde baygın annesini görmüş.

11 kişilik bir ailenin en büyük oğlu ile evlenmiş.
Büyük derken lise 2 öğrencisi.

Kazanla yemek pişermiş.

Derdi ki: “Benle görümcem
kazana girip denizcilik oynardık.

Bursa'da deniz var üzerinde gemiler var diye üzerine de hâyâl gücümden ekleyerek tuhaf hikâyeler anlatırdım benden küçük görümcelerime”.

Bir suç işlense sıra dayağından geçerlermiş. Çocuklar bardak kırdı onu da döverlermiş...
Evdeki küçük bebeler ona anne dermiş…
Çok sevinirmiş.
Evcilik oynadığını düşünürmüş.

Karnı büyümüş…
Karnında bir şey varmış…
Demet ablam.

Sonra 6 aylıkken kucağında,
bir burun deliğinden kan gelen,ardından “çok şükür uyudu” dediği ama hiç uyanmayacak olan maviş kızı Demet.

Yaş 14…
Artık farkında, bir evlat ve bir çocukluk kaybettiğinin...

Yaş 15…
Artık farkında tekrar hamile olduğunun ve bakımsızlıktan böbreklerini kaybetme
raddesine geldiğinin...

Yaş 16…
Artık farkında cılız ve sürekli hasta bir kızının olduğunun…

Adı Özlem…
Çünkü kocası asker, çekiyor dibine kadar özlem…

Ve karnında ben…

Yaş 18…
Dizinde Ben…
Göğsünde Özlem…
Bu da kız…
Beceriksiz…
Hem beceriksiz hem hastalıklı…
Baba evine bırak gel denilerek biniyor trene babamla…
O günden sonra ne babam bırakıyor annemi
ne de Bursa onları…

İlk iş hastaneye gitmek…
Doktor kızıyor babama “Öldürüyorsunuz sonra
can ver diyorsunuz…
Ben ne yapayım bu çocuğa şimdi böbrekleri sırf iltihap?”

Babam çıkarıyor askerlik kağıdını,
4 gün önce terhisim.
Bilmiyordum diyor…

Sonra Umut doğuyor
sonra yeni bir yaşam başlıyor, umudumuz olsun diye…
Maviş Umut…
Tıpkı Demet ablası…

Yaş 22….
İnsan annesinin 22 yaşını hatırlar mı?
Ben hatırlıyorum…

Karnı burnunda…
Karnında Fatih var.
Siyah uzun saçlarını, yemyeşil gözlerini…

Sonra o cılız yeşil gözlü
Özlem çok hastalanıyor…
Doktor demiş bu daha anne karnında hastaymış…
Kronik böbrek yetmezliği…
Bitmek bilmeyen diyaliz seansları…

Annem çok vakur durdu…
İçten çürüdü…

Çocuk bedenine yüklenen ağırlıklar 46 yaşında
bir kalp krizi ile patlak verdi…

“Kalbi çatlamış” demişti doktoru hiç unutmuyorum…
Kalp kapakçıkları değişti…
Ama çocuk gelinler hâlâ değişmedi…
Hâlâ var....!

BİR ÇOCUĞUN ÇIKARAMADIĞI SES OLMAK ZORUNDASIN!
"O SUSAR,

Can Yücel sayfasından ()

01/01/2026

Sondakika ❗
Van Çatak Adnan Menderes mahallesi mirava mevkisine çiğ düştü 22 ev boşaltıldı 1 kişi kayıp malesef

Geçenin ilerleyen saatlerinde Ceylanpınar ın kırsal mahallelerinde kurt görüldü😉
01/01/2026

Geçenin ilerleyen saatlerinde
Ceylanpınar ın kırsal mahallelerinde kurt görüldü
😉

31/12/2025
Ceylanpınar anlık -1 C
30/12/2025

Ceylanpınar anlık -1 C

29/12/2025

Malatya

Address

Ceylanpınar Tigem Işletmesi
Ceylanpınar
630000

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ceylanpınar Köyleri'nin Sesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share