Dilovasi HABER Gazetesi

Dilovasi HABER Gazetesi Dilovası Haber

14/09/2026

DİLOVASI OSB’DE KORKU DOLU ANLAR

Direksiyon hâkimiyetini kaybeden kamyon köprüden uçmak üzereyken asılı kaldı

Dilovası Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Caddesi üzerinde seyir halinde bulunan bir kamyon, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı.

Köprü üzerinde kontrolden çıkan kamyon, bariyerleri aşarak köprüden aşağıya uçma tehlikesi yaşadı. Kamyon, köprü kenarında asılı kalarak son anda durabildi.

Kazanın ardından bölgede kısa süreli panik yaşanırken, olay yerine ekipler sevk edildi. Kamyonun bulunduğu yerden güvenli şekilde kaldırılması için çalışma başlatıldı.

12/09/2026

ÖNCÜ DÖNER’DEN DENAD’A ANLAMLI DESTEK ❤️

Dilovası Engelli ve Engelli Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DENAD) Başkanı Samet Elden öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında, dernekten gelen özel misafirlerimize Öncü Döner’de %20 indirim fırsatı sunuluyor.

Öncü Döner İşletme Sahibi Selim Şimşek, her bireyin eşit, değerli ve özel olduğu anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, engelsiz bir yaşam için dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Selim Şimşek, “Her bireyin eşit, değerli ve özel olduğu bir anlayışla; engelsiz bir yaşam için dayanışmayı büyütüyoruz. Öncü Döner olarak tüm özel misafirlerimizi bekliyoruz.” dedi.

DENAD Başkanı Samet Elden ise özel bireyler ve ailelerine yönelik bu anlamlı desteğin toplumsal dayanışma açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, Öncü Döner İşletme Sahibi Selim Şimşek’e duyarlı yaklaşımından dolayı teşekkür etti.

Engelsiz bir yaşam için dayanışma büyüyor. 🌸❤️

12/09/2026

78 Günlük Tutukluluğun Ardından Tahliye: “Adalet, Bütün Gerçekleri Aynı Anda Görebilmektir”

Kamuoyunun dikkatine ve saygıyla bilgisine sunuldu

Tutuklu olarak yargılandığı davada 78 gün cezaevinde kaldıktan sonra 8 Eylül 2026 tarihinde ilk kez hâkim karşısına çıkan ve hakkında tahliye kararı verilen Hüseyin Öztürk, duruşmada yaptığı savunmanın bazı bölümlerinin bağlamından koparılarak sosyal medyada paylaşılması üzerine kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yaptı.

Öztürk, savunmasının yalnızca belirli bölümlerinin paylaşılmasının kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden olduğunu belirterek, “Bir savunmanın sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi, tek tek cümlelerin değil, savunmanın tamamının ve ifadelerin hangi bağlam içerisinde kullanıldığının birlikte ele alınmasını gerektirir” ifadelerini kullandı.

Öztürk, bu nedenle 8 Eylül 2026 tarihli duruşmada yaptığı genel savunmanın tamamını kamuoyuyla paylaşma gereği duyduğunu ifade etti.

“Dilovası’nın 40 yıllık kaçak yapı gerçeği var”

Savunmasına Dilovası’nın uzun yıllardır devam eden kaçak yapı sorununa dikkat çekerek başlayan Öztürk, ilçede yaşanan yangının son derece acı bir olay olduğunu belirtti.

Yangında hayatını kaybeden 7 vatandaş için üzüntülerini dile getiren Öztürk, özellikle hayatını kaybedenlerden üçünün çocuk yaşta olmasının acıyı daha da artırdığını ifade etti.

Öztürk, yangının meydana gelişine ilişkin olay yeri inceleme raporları, bilirkişi raporları ve işletme çalışanlarının ifadelerinde yer alan tespitlere dikkat çekerek, yangının yanıcı ve parlayıcı kimyasallarla üretim yapılan işletmede meydana gelen ani bir patlama sonrasında çıktığını savundu.

Ancak yangının ardından bazı siyasi çevreler tarafından belediyenin hedef alındığını ileri süren Öztürk, tartışmanın yalnızca yangının meydana geldiği yapının yıkılmamış olması üzerinden yürütülmesinin Dilovası’nın uzun yıllara dayanan kaçak yapı sorununu göz ardı ettiğini söyledi.

Öztürk savunmasında, Dilovası’nın yaklaşık 40 yıllık süreçte büyüyen kapsamlı bir kaçak yapı sorunuyla karşı karşıya olduğunu, ilçe merkezindeki yapıların önemli bölümünün orman, hazine arazileri veya çok hisseli taşınmazlar üzerinde bulunduğunu iddia etti.

Savunmasında ilçe merkezinin yaklaşık yüzde 95’inin kaçak yapılardan oluştuğunu belirten Öztürk, kamu binalarının da bu sorundan etkilendiğini ileri sürdü.

“40 yıllık sorun dört memurun üzerine bırakılamaz”

Öztürk, savunmasında şu soruyu yöneltti:

“Yaklaşık 40 yılda büyüyerek ilçe merkezinin büyük bölümünü ilgilendiren böyle bir sorunun bütün sorumluluğu bugün tutuklu bulunan dört memurun üzerine nasıl bırakılabilir?”

Kendi görev yaptığı dönemde çok sayıda kaçak yapı hakkında işlem yapıldığını belirten Öztürk, dava konusu yapı hakkında da 2021 yılında İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından kaçak yapı işlemi gerçekleştirildiğini, yıkım kararı alındığını ve kararın uygulanmak üzere ilgili birime gönderildiğini ifade etti.

Öztürk, kendi döneminde dava konusu yapıdan önce 122, sonrasında ise 141 kaçak yapı hakkında yıkım kararı alındığını, böylece toplam 264 yapı hakkında yıkım kararı alındığını savundu.

Ayrıca bu durumun yalnızca kendi dönemleriyle sınırlı olmadığını, önceki yıllarda da çok sayıda kaçak yapı hakkında yıkım kararları alındığını belirtti.

Öztürk, yıllar içerisinde biriken yıkım kararlarının bugün ciddi bir yapısal sorun haline geldiğini savunarak, tek bir yapının yıkılmamasının “belediye göz yumdu” şeklinde değerlendirilmesinin ilçenin sosyal ve ekonomik gerçekliğini göz ardı edeceğini ifade etti.

“Bir tarafta hukuk, diğer tarafta hayatın kendisi var”

Savunmasında yangında çocuklarını kaybeden bir vatandaşla yaşadığını belirttiği görüşmeye de yer veren Öztürk, söz konusu vatandaşın kendisinden kaçak durumdaki evinin elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri konusunda yardımcı olmasını istediğini anlattı.

Bu olayın Dilovası’ndaki kaçak yapı sorununun yalnızca hukuki bir mesele olmadığını gösterdiğini savunan Öztürk, ilçede barınma, sosyal hayat, ekonomik koşullar ve mülkiyet sorunlarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Öztürk, savunmasında bu durumu şu ifadelerle özetledi:

“Bir tarafta hukuk vardır. Diğer tarafta hayatın kendisi vardır. Bir tarafta yıkım kararları vardır. Diğer tarafta ilçede yaşayan aileler, çocuklar, hastalar ve yaşlılar vardır.”

“Görev ve sorumluluğum olmadığı halde yargılanıyorum”

Savunmasının ikinci bölümünde ise dava konusu yapının yapıldığı 2021 yılında İmar ve Şehircilik Müdürü olarak görev yaptığını belirten Öztürk, kendisine isnat edilen sorumluluğun görev ve çalışma yönetmeliğinde bulunmadığını ileri sürdü.

Öztürk, tutukluluğunun temelinde görev ve sorumluluk tespitinde hata yapıldığını savundu.

Bu noktada özellikle 04.10.2016 tarih ve 67 sayılı Dilovası Belediye Meclisi Kararı’na dikkat çeken Öztürk, söz konusu karar doğrultusunda kaçak yapıların yıkımı konusunda İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün görev ve sorumluluğunun bulunmadığını iddia etti.

Öztürk, bu kararın incelenmesi halinde kendisinin sanık değil, mağdur konumunda olduğunun görülebileceğini savundu.

“İki ön inceleme raporunda iki farklı değerlendirme yapıldı”

Savunmanın en önemli bölümlerinden birini ise iki ayrı ön inceleme raporu arasındaki farklılık oluşturdu.

Öztürk, 30.09.2024 tarih ve 2024/267 sayılı ön inceleme raporuna dikkat çekerek, Dilovası’nda yıkım kararı alınmış ancak yıkımı gerçekleştirilmemiş başka bir kaçak yapı hakkında Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından inceleme yapıldığını belirtti.

Öztürk’ün savunmasına göre, söz konusu incelemede dönemin Belediye Başkanı, Belediye Başkan Yardımcısı ve iki görevli yapı kontrol müdürü hakkında soruşturma izni verilmesi yönünde değerlendirme yapılırken, dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü olan Hüseyin Öztürk hakkında ise kaçak yapı tespit işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yerine getirildiği ve yıkım konusunda görev ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmedi.

Öztürk, aynı görevde bulunduğu dönemde, benzer nitelikte iki farklı kaçak yapı dosyasında kendisi hakkında birbirinden farklı değerlendirmeler yapılmasının önemli bir çelişki oluşturduğunu savundu.

“Her iki rapor Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığına ait. Her iki rapor Dilovası Belediyesi için hazırlanmış. Her iki raporun konusu aynı: Yıkım kararı alınmış kaçak yapının yıkılmaması. Her iki raporda da kişi aynı: Dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk. Her iki kaçak yapı için İmar ve Şehircilik Müdürlüğü aynı işlemleri yapmış. Her ikisi de yıkılmamış. Dönem aynı dönem” diyen Öztürk, buna rağmen iki raporda farklı sonuca ulaşılmasını eleştirdi.

Öztürk’e göre bunun nedeni, yangın dosyası kapsamında gerçekleştirilen ön incelemede görev ve sorumluluk tespitinin hatalı yapılmış olması.

“2021 yılı pandemi koşullarının en ağır yaşandığı dönemdi”

Öztürk savunmasında ayrıca dava konusu yapının yapıldığı 2021 yılındaki pandemi koşullarına da dikkat çekti.

Bu dönemde devlet tarafından bazı yasal düzenlemeler yapıldığını belirten Öztürk, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yapılan Geçici 11. madde düzenlemesine atıfta bulundu.

Söz konusu düzenleme kapsamında belirli tarihten önce yapılmış kaçak yapıların numarataj, adres sistemi ve bazı abonelik işlemleri açısından kullanılabilmesine yönelik imkanlar getirildiğini belirten Öztürk, bu hukuki düzenlemelerin 2021 yılında yapılan yapının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini savundu.

Öztürk, bu nedenle dava konusu yapının yıkılmaması konusunda dönemin hukuki ve idari şartlarının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Kolay hedefler değil, gerçeğin tamamı ortaya çıkarılmalı”

Savunmasının sonunda yaşanan olayın siyasi tartışmaya dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Öztürk, hayatını kaybeden 7 vatandaşın acısının hiçbir siyasi hesaplaşmanın gölgesinde bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Öztürk, adaletin yalnızca bir tarafın yaşadığı acıyı görmek olmadığını belirterek, olayın bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“Bugün yapılması gereken; suçlu ararken kolay hedefler bulmak değil, gerçeğin tamamını ortaya çıkarmaktır” diyen Öztürk, yaşanan sürecin yalnızca bugünün değil, yaklaşık 40 yıllık birikimin sonucu olduğunu ileri sürdü.

Açıklamasını ise şu sözlerle tamamladı:

“Çünkü bu mesele dört memurun omuzlarına sığmayacak kadar büyük, kırk yılın birikimiyle oluşmuş bir meseledir. Bugünün meselesi değil, kar topu gibi büyüyerek ve birikerek bugüne kadar gelmiş 40 yıllık bir meseledir.”

Öztürk, sözlerinin sonunda kamuoyunun takdirine bıraktığı değerlendirmeyi şu ifadeyle noktaladı:

“Herkes için en belirleyici mahkeme, insanın kendi vicdanıdır.”

11/09/2026

TAVŞANCIL’DA “ŞEHİDE” FİLMİNİN OYUNCULARI İLE ÖZEL RÖPORTAJ

Kocaeli’nin Dilovası ilçesine bağlı tarihi Tavşancıl Mahallesi, gerçek bir yaşam öyküsünü beyaz perdeye taşıyan “Şehide” isimli sinema filminin çekimlerine ev sahipliği yapıyor.

Gebzeli Hüseyin Yaprak’ın oğlu, vatan görevi sırasında şehit düşen Teğmen Selahattin Yaprak’ın hayatını konu alan filmin çekimleri Tavşancıl’daki tarihi konakta devam ederken, film ekibi de yoğun bir çalışma yürütüyor.

Çekimler sırasında Şehide filminin oyuncuları Arel Sarıoğlu ve Pınar Turhan ile filmin yönetmeni Ekrem Cincir ile bir araya gelerek özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportajımızda filmin ortaya çıkış hikâyesi, Selahattin Yaprak’ın hayatının beyaz perdeye aktarılması, oyuncuların canlandırdıkları karakterlere hazırlık süreçleri ve Tavşancıl’ın film çekimleri açısından taşıdığı önem üzerine sohbet ettik.

Oyuncular Arel Sarıoğlu ve Pınar Turhan, projede yer almaktan duydukları heyecanı anlatırken, yönetmen Ekrem Cincir ise Şehide filminin gerçek bir hayat hikâyesinden yola çıkmasının kendileri açısından taşıdığı sorumluluğa dikkat çekti.

Tarihi dokusu ve geleneksel mimarisiyle dikkat çeken Tavşancıl’ın filmde önemli bir atmosfer oluşturduğunu belirten ekip, izleyicilere duygu yüklü ve etkileyici bir yapım sunmayı hedefliyor.

Gazeteci Emrah Dursun olarak gerçekleştirdiğimiz röportajda, filmin oyuncuları ve yönetmeninden “Şehide” filmi hakkında önemli bilgiler ve özel açıklamalar aldık.

🎬 Haber: Emrah Dursun

01/09/2026

DİLOVASI BAĞDAT CADDESİNDE DÖNÜŞÜM BAŞLADI

01/09/2026

DEM Parti Dilovası Meclis Üyesi Helin Yünden’den 1 Eylül Dünya Barış Günü Mesajı

DEM Parti Dilovası Meclis Üyesi Helin Yünden, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Dilovası Belediye Meclisi’nde yaptığı konuşmada barış, adalet, özgürlük ve kardeşlik vurgusu yaptı.

Yünden, savaşların ve çatışmaların geride büyük acılar bıraktığını belirterek, “Çünkü savaşın kazananı olmaz. Savaşın sonunda geride kalan; annesini kaybeden çocuklar, evini terk etmek zorunda kalan insanlar, yıkılmış şehirler ve kapanması yıllar süren yaralardır” dedi.

Barışın yalnızca silahların susması olmadığını ifade eden Yünden, barışın insanların kendini güvende hissetmesi, çocukların korkmadan okula gidebilmesi ve farklılıklar nedeniyle insanların birbirini düşman olarak görmemesi anlamına geldiğini söyledi.

Meclis çatısı altında farklı düşüncelerin bulunmasının doğal olduğunu vurgulayan Yünden, “Farklı düşünmek, birbirimize düşman olmak anlamına gelmez. Siyaset kavga etmek için değil, insanların hayatını güzelleştirmek için yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında vatandaşlara da çağrıda bulunan Yünden, çocuklara nefretin değil barışın dilinin öğretilmesi gerektiğini belirterek, adaletin olmadığı yerde gerçek bir barışın da mümkün olmayacağını dile getirdi.

Yünden konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Savaş değil barış, nefret değil kardeşlik, ayrışma değil dayanışma, zulüm değil adalet istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki barış, yalnızca bugünümüz için değil, çocuklarımızın geleceği için de en büyük sorumluluğumuzdur. 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.”

30/08/2026

DİLOVASI’NDA 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI TÖRENİNDE ANLAMLI ANLAR

Dilovası’nda 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümü dolayısıyla resmi tören düzenlendi. Dilovası Kaymakamlığı önünde gerçekleştirilen törene ilçe protokolü, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, gaziler, jandarma ve emniyet personeli ile vatandaşlar katıldı.

Address

DİLOVASI
Gebze
41455

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Dilovasi HABER Gazetesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Dilovasi HABER Gazetesi:

Shortcuts

Share