eponakitap

eponakitap Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from eponakitap, Publisher, SALT Beyoğlu, İstiklal Caddesi 136/1, Beyoğlu, Istanbul.

Goya yalnızca büyük bir ressam değil, aynı zamanda modern dünyanın eşiğinde duran birdüşünür. Tzvetan Todorov da bu kita...
19/05/2026

Goya yalnızca büyük bir ressam değil, aynı zamanda modern dünyanın eşiğinde duran bir
düşünür. Tzvetan Todorov da bu kitapta, Francisco Goya’nın eserlerini yalnızca sanat tarihi
içinde değil, Aydınlanma düşüncesiyle kurduğu karmaşık ilişki içinde okur. Gravürlerden
tablolara, savaş sahnelerinden karanlık vizyonlara kadar uzanan geniş bir yelpazede Goya’nın
sanatı, aklın yükselişi ile insanın karanlık tarafı arasındaki gerilimi görünür kılar.

Saray ressamı olan Goya, aynı zamanda savaşın, deliliğin, şiddetin ve korkunun ressamıdır.
Onun sanatında modern dünyanın doğuşu kadar, modern insanın kırılganlığı da görünür hale
gelir. Goya’nın dünyası, Aydınlanma’nın umutlarını da gölgesini de taşır.

Aslında bu çalışma, modern sanatın doğuşunu ve modern insanın trajedisini birlikte
düşünmeye çağıran güçlü bir yorumdur. Sanat ile düşünce, tarih ile estetik arasında kurulan bu
güçlü ilişki, Goya’yı modern dünyanın en önemli tanıklarından biri olarak yeniden
düşünmemizi sağlar.

Romanın omurgası kırılalı, parçalara ayrılalı, sonuç ve giriş çöpe atılalı uzun süre oldu. Birdokunuşla başlıyor hikâye ...
17/05/2026

Romanın omurgası kırılalı, parçalara ayrılalı, sonuç ve giriş çöpe atılalı uzun süre oldu. Bir
dokunuşla başlıyor hikâye ya da bir filikaya pat diye atılmasıyla. Hem de artık anlatı, seçkin
kahramanların eylemlerinden çok, sıradan hayatların ayrıntılarında, kesintilerinde ve
rastlantılarında kurulmaya başladıktan sonra kurmaca yalnızca estetik bir mesele değil, bir
siyaset, bir algı rejimi ve bir eşitlik biçimi olarak okunmaya başladı.

Jacques Rancière, Kayıp İplik’te tam da bu mercekten bakıyor. Modern kurmacanın neden-
sonuç düzenini nasıl terk ettiğini ve anlatının nasıl ayrıntılar, kesintiler ve yoğunluklar
üzerinden kurulduğunu gösteriyor. Romanın kaybolan düzenini değil, yeni dünyasını
keşfetmek isteyenler için yöntemler dizisi, Kayıp İplik. Gustave Flaubert, Joseph Conrad ve
Virginia Woolf gibi yazarlar üzerinden, anlatının klasik omurgasını oluşturan neden-sonuç
düzeninin nasıl çözüldüğünü ve yerini detayların, sapmaların ve duyumsanabilir
yoğunlukların dünyasına bıraktığını anlatıyor bize.

.“Küresel dünyada başarılı olmak istiyorsanız yanınızdan ayırmamanız gereken kitap.”PEDRO PINA”Derin teorik modelleri pr...
16/05/2026

.
“Küresel dünyada başarılı olmak istiyorsanız yanınızdan ayırmamanız gereken kitap.”
PEDRO PINA

”Derin teorik modelleri pratik uygulamalarla birleştiren yeni nesil düşünürlerden biri.”
FONS TROMPENAARS

Kültürlerarası farklılıklar, küresel iş dünyasında başarının en görünmez ama en belirleyici engellerinden
biridir. Farklı kıtalara yayılmış ekiplerin aynı dili konuşuyormuş gibi görünüp aslında birbirini anlamaması,
kültürün iş yapış biçimlerimizi ne kadar derinden etkilediğini gösterir.

İletişim tarzları söz konusu olduğunda Amerikalılar olumsuz bir şeyi olumlu yorumlarla yumuşatırken;
Fransızlar, Hollandalılar, İsrailliler ve Almanlar doğrudan konuya girer. Latin Amerikalılar ve Asyalılar
hiyerarşiyle hareket ederken, İskandinavlar en iyi liderin ”ekipten biri” olduğuna inanır. Bu farklı
yaklaşımlar bir araya geldiğinde, iletişimin kolayca karmaşaya dönüşmesi şaşırtıcı değildir.

Erin Meyer, Kültür Haritası’nda bu karmaşıklığı çözümlemek için güçlü ve uygulanabilir bir model sunuyor.
INSEAD’daki calışmalarına dayanan Meyer, kültürlerarasındaki farkları sekiz temel boyutta ele alarak
uluslararası ekiplerle daha etkili iletişim kurmanın yollarını gösteriyor.

Tekrar Baskı! 📢📢📢“Oltamın mantarının suda yüzen tuhaf bir metronom gibi batıp çıkmasını izleyerek bekliyorum. Balıklar b...
15/05/2026

Tekrar Baskı! 📢📢📢

“Oltamın mantarının suda yüzen tuhaf bir metronom gibi batıp çıkmasını izleyerek bekliyorum. Balıklar bir türlü oltaya gelmiyor ama umurumda değil. Yalnızca bekliyorum ve bu da beklemenin en az diğerleri kadar iyi bir yolu çünkü her beklemek aynı beklemektir.”

Sık sık Beat Kuşağı’yla anılan, aslında bu kuşaktan da bağımsız özellikleriyle bilinen Richard Brautigan, geçtiğimiz yüzyılın en özgün anlatıcılarından. Bu farklılığı, sadece iyi hikâyeler bilmesi değil, aynı zamanda sesinin gücüne hafiflik, hızlık ve derinlik katabilmesi. Brautigan’ın kurmacaları roman gibi başlar, şiir gibi akar, öykü gibi ilerler. Ana akımlara mesafesi, tür tutuculuğundan uzak kalması, az kelimeyle güçlü imgeler oluşturması onu biricik yapar. Diğer romanları arasında yine farklılığı belirgin olan Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp Götürmeyecek, kendine özgü, kırılgan ve ironik anlatımıyla çocukluk, yoksulluk, ölüm ve hatırlamanın tuhaf doğası arasında gezinen sarsıcı bir metin. Önümüzden, her yaştan arkadaşlarıyla, elinde oltası ve bira şişeleri doldurulmuş bebek arabasıyla dolaşan, II. Dünya Savaşı esnasında ve sonrasında Batı Oregon’da yaşayan bir çocuk geçiyor.

Tekrar baskı! 📢📢Her metin, öznenin kendine dair anlatısına yeni bir katman ekler.Uzun Yol Defterleri, okuma deneyimini b...
14/05/2026

Tekrar baskı! 📢📢

Her metin, öznenin kendine dair anlatısına yeni bir katman ekler.
Uzun Yol Defterleri, okuma deneyimini bir içerik aktarımından çok, benlikle kurulan ilişkinin yeniden düzenlendiği bir alan olarak ele alıyor.
Metinler burada yalnızca okunmuyor; birbirine eklemleniyor, çağrışıyor ve okurun zihninde yeni bir bütünlük kuruyor.
Mehmet Cemil, gezi yazısı, deneme ve anı arasında dolaşan anlatısıyla türler arası sınırları geçirgen kılıyor.
Ortaya çıkan şey, bir yolculuk anlatısından çok, okumanın kendisine dair bir düşünme biçimi. Uzun Yol Defterleri, okuma deneyimini yeniden kurmak isteyenler için.

Bir hayalin izini süren Türk denizciliğinin unutulmaz eseri Pupa Yelken, özel ciltli baskısıyla yeniden hayat buluyor. 1...
30/04/2026

Bir hayalin izini süren Türk denizciliğinin unutulmaz eseri Pupa Yelken, özel ciltli baskısıyla yeniden hayat buluyor.

10.5 metre boyunda ve keç armalı “Kısmet” isimli yelkenli 1963’te Salacak’ta, Athar Beşpınar’ın atölyesinde kızağa kondu. Sadun Boro hayatta en büyük emeli olan dünya seyahatine eşi Oda ile beraber 1965 yılında çıktı. Onlara Kanarya Adaları’nda aldıkları ünlü kedileri “Miço” eşlik etti. Sadun Boro üç yıl süren yolculuklarının anılarını Pupa Yelken adlı bu eserinde topladı. Amatör Türk denizciliğinin başeseri olarak kabul edilen Pupa Yelken, yalnızca bir seyahat kitabı değil, taşıdığı cesaret ve tahayyül özellikleriyle edebî bir yolculuk hikâyesi. Sadun Boro ve eşi Oda ile beraber bir dünya seyahatine çıkmak isterseniz, maviliğin sayfalarını çevirmeye başlayabilirsiniz.

Her metin, öznenin kendine dair anlatısına yeni bir katman ekler.Uzun Yol Defterleri, okuma deneyimini bir içerik aktarı...
29/04/2026

Her metin, öznenin kendine dair anlatısına yeni bir katman ekler.
Uzun Yol Defterleri, okuma deneyimini bir içerik aktarımından çok, benlikle kurulan ilişkinin yeniden düzenlendiği bir alan olarak ele alıyor.
Metinler burada yalnızca okunmuyor; birbirine eklemleniyor, çağrışıyor ve okurun zihninde yeni bir bütünlük kuruyor.
Mehmet Cemil, gezi yazısı, deneme ve anı arasında dolaşan anlatısıyla türler arası sınırları geçirgen kılıyor.
Ortaya çıkan şey, bir yolculuk anlatısından çok, okumanın kendisine dair bir düşünme biçimi. Uzun Yol Defterleri, okuma deneyimini yeniden kurmak isteyenler için.

“Oltamın mantarının suda yüzen tuhaf bir metronom gibi batıp çıkmasını izleyerek bekliyorum. Balıklar bir türlü oltaya g...
28/04/2026

“Oltamın mantarının suda yüzen tuhaf bir metronom gibi batıp çıkmasını izleyerek bekliyorum. Balıklar bir türlü oltaya gelmiyor ama umurumda değil. Yalnızca bekliyorum ve bu da beklemenin en az diğerleri kadar iyi bir yolu çünkü her beklemek aynı beklemektir.”

Sık sık Beat Kuşağı’yla anılan, aslında bu kuşaktan da bağımsız özellikleriyle bilinen Richard Brautigan, geçtiğimiz yüzyılın en özgün anlatıcılarından. Bu farklılığı, sadece iyi hikâyeler bilmesi değil, aynı zamanda sesinin gücüne hafiflik, hızlık ve derinlik katabilmesi. Brautigan’ın kurmacaları roman gibi başlar, şiir gibi akar, öykü gibi ilerler. Ana akımlara mesafesi, tür tutuculuğundan uzak kalması, az kelimeyle güçlü imgeler oluşturması onu biricik yapar. Diğer romanları arasında yine farklılığı belirgin olan Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp Götürmeyecek, kendine özgü, kırılgan ve ironik anlatımıyla çocukluk, yoksulluk, ölüm ve hatırlamanın tuhaf doğası arasında gezinen sarsıcı bir metin. Önümüzden, her yaştan arkadaşlarıyla, elinde oltası ve bira şişeleri doldurulmuş bebek arabasıyla dolaşan, II. Dünya Savaşı esnasında ve sonrasında Batı Oregon’da yaşayan bir çocuk geçiyor.

“Biraz ağladı, sümüklü böceklere mi, eve mi, ona mı ağladı, bilmiyordu. Kendisi içindi. Sonunda uzun uzun ağladı, sanki ...
25/04/2026

“Biraz ağladı, sümüklü böceklere mi, eve mi, ona mı ağladı, bilmiyordu. Kendisi içindi. Sonunda uzun uzun ağladı, sanki ağlamakla eğleniyormuş ya da hüngürdeyişi bir tür sulu kutlamaymış gibiydi. Belki de üzgün olmak için daha ufak bir bahane bulduğu için mutluydu bile. Bir anlığına da olsa, yükseklerden yere çakılan kalbinden başka bir şeydi bu sefer.”

Arjantinli yazar Valeria Tentoni’nin sekiz öyküsünü içinde tutan Elmas Öfke, kişisel felaketlerini yaşamış, onların etkisinden çıkmak için uğraşan karakterlerini anlatıların sonunda çatallı yolların başında bırakıyor. Uçlarda bulunan bu hikâyelerle okur da benzer seçeneklerle karşı karşıya, ister istemez. Marta Brunet Latin Amerika Öykü Yarışması’nda Birincilik Ödülü’ne layık görülen Tentoni, okurundan işbirliği isteyen kurmacalarında, mizansenlerin hücresel detaylarını sergilerken, aynı hikâyenin farklı biçimlerde okunabildiğine dair işaretler saklıyor. Biten bir aşkın yası, seyahat ya da ölümcül bir ameliyat Elmas Öfke’nin içeriği olabilirken fantastik-psikolojik unsurların gölgesinde okuru etki altında bırakıyor. Ayrıca öyküler boyunca, karakterlerin suskunluğunu yakalayan nesnelerle minimal kentsel bir habitat inşa etmiş. Bir sümüklü böcek, bir zil ya da bir çift ayakkabı, insan ilişkilerinin bozuk ritmini takip ediyor, ardından zehirli, kederli iç dünyaların belirgin işaretlerine dönüşüyor.

Edebiyat kanonu, nihai bir listeden ziyade daimi bir mücadele ve sürekli yeniden üretilen bir kurumsallaşma sürecini ifa...
24/04/2026

Edebiyat kanonu, nihai bir listeden ziyade daimi bir mücadele ve sürekli yeniden üretilen bir kurumsallaşma sürecini ifade eder. Edebiyat metinleri, sıklıkla vurgulananın aksine, estetik gücüyle zamana direnerek okunmaya devam etmez. Okunmayı ve dolaşımda kalmayı sağlayan, metnin kendisi değil bu metinler hakkında estetik yargılar verenlerdir. Hangi metnin dolaşımda kalarak kanonlaştığı, estetik değil öncelikle sosyolojik bir meseledir.
Yalçın Armağan, Şiirin Dolaşımı’nda bu kuramsal çerçeveyle şiir kitaplarının yayın sıklığını odağa alarak şiir kanonunun nasıl şekillendiğine yakından bakıyor. Metnin dolaşımı ve kanon arasındaki ilişkiyi bir strateji alanı olarak tanımlayan Armağan, farklı kanonlaşma süreçlerini kültür politikaları, yayıncı ve okur açısından ayrıntılı biçimde ele alıyor.

“Metnin kanona dahil edilmesini belirleyen, metnin bünyesine içkin estetik kıymeti değil, kabul süreçlerinde nasıl bir konuma yerleştirildiğidir. Metinler, kapı kapı dolaşıp kendini tanıtan ve bu sayede estetik kıymetini tescil ettiren zaman yolcuları değildir. Metinler için bu tescil işlemini başkaları yapar.”

Çok yakında!“Küresel dünyada başarılı olmak istiyorsanız yanınızdan ayırmamanız gereken kitap.”PEDRO PINA“Derin teorik m...
23/04/2026

Çok yakında!

“Küresel dünyada başarılı olmak istiyorsanız yanınızdan ayırmamanız gereken kitap.”
PEDRO PINA

“Derin teorik modelleri pratik uygulamalarla birleştiren yeni nesil düşünürlerden biri.”
FONS TROMPENAARS

Kültürlerarası farklılıklar, küresel iş dünyasında başarının en görünmez ama en belirleyici engellerinden biridir. Farklı kıtalara yayılmış ekiplerin aynı dili konuşuyormuş gibi görünüp aslında birbirini anlamaması, kültürün iş yapış biçimlerimizi ne kadar derinden etkilediğini gösterir. İletişim tarzları söz konusu olduğunda Amerikalılar olumsuz bir şeyi olumlu yorumlarla yumuşatırken; Fransızlar, Hollandalılar, israilliler ve Almanlar doğrudan konuya girer. Latin Amerikalılar ve Asyalılar hiyerarşiyle hareket ederken, İskandinavlar en iyi liderin “ekipten biri” olduğuna inanır. Bu farklı yaklaşımlar bir araya geldiğinde, iletişimin kolayca karmaşaya dönüşmesi şaşırtıcı değildir.
Erin Meyer, Kültür Haritasite bu karmaşıklığı çözümlemek için güçlü ve uygulanabilir bir model sunuyor. INSEAD’daki çalışmalarına dayanan Meyer, kültürler arasındaki farkları sekiz temel boyutta ele alarak uluslararası ekiplerle daha etkili iletişim kurmanın yollarını gösteriyor.

Address

SALT Beyoğlu, İstiklal Caddesi 136/1, Beyoğlu
Istanbul
34433

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when eponakitap posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category