07/06/2026
On yıl önce, rahmetli kız arkadaşım Leyla'nın küçük kızı Cemre'yi evlat edindim. Leyla, geçmişteki bir ilişkisinden hamile kalmış ve bunu Cemre'nin biyolojik babasına söylediğinde, o adam arkasına bile bakmadan ortadan kaybolmuştu. Çekip gitmişti. Ne bir telefon, ne bir kuruş nafaka... Hiçbir şey.
Leyla ile yıllar sonra tanıştık. O adeta bir güneş gibiydi; sıcacık, şefkatli, sevmemenin imkânsız olduğu bir kadın. Birbirimize çok hızlı, delicesine aşık olduk. Cemre o zamanlar henüz 5 yaşındaydı. Ona bahçemizde küçük bir oyun evi yaptım. İki tekerlekli bisiklete binmeyi öğrettim. Hatta o küçücük saçlarını örmeyi bile öğrendim (ne kadar kötü örsem de hiç şikayet etmedi). Leyla'ya evlenme teklifi edecektim. Hayallerimiz hazırdı, nişan yüzüğünü bile cebimde taşıyordum.
Ama o amansız hastalık... Kanser, Leyla'yı benden kopardı aldı.
Son nefesini verirken elimi sımsıkı tuttu ve son sözleri şunlar oldu: "Bebeğime iyi bak. Onun hak ettiği tek baba sensin."
Ben de tam olarak öyle yaptım. Cemre'yi resmi olarak evlat edindim ve onu tek başıma büyüttüm.
Çarşıda küçük bir ayakkabı tamir dükkanım var. İnşaat işçilerinin yıpranmış botlarını onarıyor, iş görüşmesine gidecek umutlu gençlerin ayakkabılarını parlatıyor, mahalledeki çocukların yırtık halı saha kramponlarını beş kuruş almadan dikiyorum. Zengin bir adam değilim. Ama namusumla, istikrarlı bir hayat sürüyorum. Ve Cemre'yi, sanki bu dünyadaki tek evladımmış gibi, canımdan çok seviyorum.
Geçtiğimiz yılbaşı akşamı, yıllardır olduğu gibi masada yine sadece ikimiz vardık. Patates püresini yapmama yardım etti, ben de Leyla'nın o eski, meşhur tarifini kullanarak fırında harika bir hindi kızarttım. Evimiz o eski, güzel kokularla dolmuştu.
Fakat yemeğin tam ortasında, Cemre aniden çatalını masaya bıraktı. Yüzü bir kâğıt gibi bembeyaz kesilmişti.
"Baba..." dedi. Sesi titriyordu. Gözlerinde derin, tarifsiz bir korku vardı. "Sana bir şey söylemem gerekiyor."
Yutkundu ve devam etti:
"Baba, BEN GERÇEK BABAMIN YANINA GİDİYORUM."
Olduğum yere çivilendim. Söylediklerini algılamaya çalışırken, "Onun kim olduğunu hayal bile edemezsin," diye ekledi. "Onu çok yakından tanıyorsun."
O an kalbim göğüs kafesimde duracak gibi oldu. Nefesim kesildi. Ve Cemre o kahredici, her şeyi yerle bir edecek o son cümleyi kurdu:
"Çünkü bana BİR ŞEY söz verdi..."
Bölüm 2..