Huzur Yeri

Huzur Yeri Huzur ve Mutluluk Yeri

Sitede yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.

S'ahte Nişanlım Olsun Diye Evsiz Bir Adamı Traş Edip Eve Götürdüm... Annem Onu Görünce Geçmişin En Büyük Sırrı Ortaya Çı...
10/08/2026

S'ahte Nişanlım Olsun Diye Evsiz Bir Adamı Traş Edip Eve Götürdüm... Annem Onu Görünce Geçmişin En Büyük Sırrı Ortaya Çıkmak Üzereydi...

Ailem artık evlilik konusunu takıntı hâline getirmişti.

Her buluşmada aynı sorular...

Her telefon konuşmasında aynı baskılar...

Bunun üzerine sıra dışı bir fikir aklıma geldi.

Bir akşamlığına sahte bir nişanlı bulacaktım.

Parkta oturan evsiz bir adam dikkatimi çekti.

Yanına gidip konuştum.

Adı Emir'di.

Ona yardım edeceğimi söyledim.

Yeni kıyafetler, sıcak yemek ve birkaç gün kalacak güvenli bir yer sağlayacaktım.

Tek isteğim, ailemin yanında nişanlım rolünü oynamasıydı.

Kısa bir sessizliğin ardından kabul etti.

Berbere gittik.

Şık bir takım elbise aldık.

Ortaya çıkan değişim inanılmazdı.

Ama beni etkileyen yalnızca görüntüsü değildi.

Emir son derece nazik, kültürlü ve ince düşünceli biriydi.

Birlikte geçirdiğimiz süre uzadıkça, hayatın onu nasıl bu noktaya getirdiğini daha çok merak etmeye başladım.

Akşam ailemin evine vardığımızda her şey yolundaydı.

Babam onunla sohbet etmekten keyif alıyordu.

Annem ise önce gülümsedi.

Derken bir anda yüzü asıldı.

Gözlerini Emir'den ayıramıyordu.

Sanki yıllar önce kaybettiği birini yeniden görmüş gibiydi.

Sonunda sessizce,

"Olmaz..." dedi.

"Bu evliliğe izin veremem."

Herkes donup kaldı.

Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken annem Emir'e tek bir soru sordu.

Emir soruyu duyar duymaz derin bir nefes aldı.

Başını öne eğdi.

Ve o an, yıllardır gizlenen büyük gerçeğin ortaya çıkmasına yalnızca birkaç cümle kalmıştı. Olayın sonrasını yorumda anlattım...
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Kocam dört kişilik ailemizi başka bir kadın yüzünden terk etti—üç yıl sonra onlarla tekrar karşılaştım ve bu mükemmel bi...
10/08/2026

Kocam dört kişilik ailemizi başka bir kadın yüzünden terk etti—üç yıl sonra onlarla tekrar karşılaştım ve bu mükemmel bir şekilde tatmin ediciydi.

On dört yıllık evlilik. İki çocuk. Kusursuz sandığım bir hayat. Meğer her şey bir anda yerle bir olabiliyormuş.

Her şey, bir akşam kocamın kapıdan içeri yalnız değil, yanında başka bir kadınla girmesiyle başladı. Uzun boylu, dikkat çekici, yüzünde küçümseyici bir gülümseme olan bir kadındı. Mutfakta yemek yaparken topuk seslerini duydum. Kadın beni baştan aşağı süzüp alaycı bir şekilde konuştu. Donup kaldım.

Ardından kocam hiçbir şey olmamış gibi boşanmak istediğini söyledi. Çocukları, kurduğumuz hayatı sorduğumda omuz silkti. Para göndereceğini söyledi ama evi yeni sevgilisine bırakacağını da ekledi. O an dünyam başıma yıkıldı.

O gece çocuklarımı alıp evi terk ettim. Boşandık. Evi satıp daha küçük bir eve taşındık ve hayatı yeniden kurmaya çalıştım. Başta çocuklar için biraz para gönderdi, ama bir süre sonra onu da kesti. Çocuklarını iki yıldan fazla görmedi. Sadece beni değil, onları da terk etti.

Aradan üç yıl geçti. Bir gün marketten dönerken tesadüfen onu ve birlikte olduğu kadını gördüm. İçim bir an buz kesti. Ama yaklaştıkça şunu fark ettim: Hayatta gerçekten adalet diye bir şey vardı. Adalet yerini bulmuştu.

Heyecandan hemen annemi aradım:
“Anne, buna inanamayacaksın!”
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Amca Salim sonunda mektupta herşeyi yazdı...(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
10/08/2026

Amca Salim sonunda mektupta herşeyi yazdı...
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

TABUTTAKİ GİZLİ İPUCU HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ… KARISININ AVUCUNDAN ÇIKAN TEK BİR DÜĞME, KENDİ AİLESİNİN İÇİNDEKİ İHANETİ GÜN...
10/08/2026

TABUTTAKİ GİZLİ İPUCU HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ… KARISININ AVUCUNDAN ÇIKAN TEK BİR DÜĞME, KENDİ AİLESİNİN İÇİNDEKİ İHANETİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAK ÜZEREYDİ! 😨🔥

Eşim Zeynep'in c'ansız bedenine son kez baktım.

Alnını öptükten sonra nedense kapalı duran elini açmak istedim.

İçinden kopmuş lacivert bir düğme çıktı.

Onu görünce donup kaldım.

Bu düğme kardeşim Mert'in ceketine aitti.

Annem Fatma hemen yanıma gelip beni durdurmaya çalıştı.

"Emir, bunun peşini bırak." dedi.

Ama artık hiçbir şey beni durduramazdı.

Gaziantep'ten döndüğümde hamile eşime kavuşacağımı sanıyordum.

Onun yerine salonun ortasında kurulan cenaze düzeniyle karşılaştım.

Annem bana doğum sırasında hem eşimi hem de bebeğimi kaybettiğimi söyledi.

Ancak evdeki herkes sanki önceden hazırlanmış bir senaryoyu oynuyordu.

Zeynep'in avucundaki düğme bunun en büyük kanıtıydı.

Üstelik Mert'in boynundaki tırnak izleri ve annemin hastane kayıtlarını göstermemesi şüphelerimi daha da artırdı.

Gece gizlice kasayı açtım.

Zeynep'in topladığı belgeler aile şirketinde büyük yolsuzluklar yapıldığını ortaya koyuyordu.

Sonra hastanenin başhekimi Dr. Selin Yılmaz'ı aradım.

Doktorun anlattıkları dünyamı başıma yıktı.

"Zeynep hiçbir zaman resmi hasta olarak kayıt altına alınmadı. Annen cenazenin hemen teslim edilmesini istedi ama buna izin vermedim."

Ardından derin bir nefes aldı.

"Yarın sabah hastaneye gel. Sana yalnızca Zeynep'le ilgili değil, bebeğiniz hakkında da bilmen gereken çok önemli bir gerçeği açıklayacağım."

Telefon kapandığında artık tek bir hedefim vardı.

Zeynep'in avucuna sakladığı son ipucunun peşinden gidip gerçek suçluyu ortaya çıkarmak.

Ama henüz bilmediğim şey, beni bekleyen gerçeğin tahmin ettiğimden çok daha korkunç olduğuydu. 😱
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

OĞLUMUN ATTIĞI 30 TOKATTAN SONRA TEK BİR KELİME ETMEDİM... AMA ERTESİ SABAH ONUN HAYATINI BİR İMZAYLA DEĞİŞTİRDİMHer tok...
10/08/2026

OĞLUMUN ATTIĞI 30 TOKATTAN SONRA TEK BİR KELİME ETMEDİM... AMA ERTESİ SABAH ONUN HAYATINI BİR İMZAYLA DEĞİŞTİRDİM

Her tokadı hafızama kazıdım.

Bir...

İki...

Üç...

Otuz.

Canım acıyordu.

Ama asıl kırılan yüzüm değil, baba yüreğimdi.

Oğlum Emre, bana artık ihtiyacı olmadığını düşünüyordu.

Gelinim Seda ise hiçbir şey olmamış gibi olanları izliyordu.

İkisi de yaşadıkları villanın gerçek sahipleri olduklarına inanıyordu.

Oysa bütün hikâye tam da burada değişiyordu.

Ben Hasan Yıldırım.

Altmış sekiz yaşındayım.

Ömrümü çalışarak geçirdim.

Kazandığım her şeyi ailem için biriktirdim.

Yıllar önce Emre ile Seda mutlu olsun diye onlara büyük bir villa aldım.

Ama tapuyu kendi kurduğum şirket üzerine yaptırdım.

Bunun sebebi güvensizlik değildi.

Sadece bir gün karakterlerinin gerçekten nasıl olduğunu görmek istemiştim.

Ne yazık ki yanıldım.

Önce bana mesafe koydular.

Sonra beni yaptıkları hayatın dışında bırakmaya başladılar.

En sonunda doğum günü yemeğinde götürdüğüm antika saati küçümseyip herkesin önünde beni aşağılamaya kalktılar.

Ben yalnızca geçmişi hatırlatınca Emre öfkeyle ayağa kalktı.

Ardından bana defalarca tokat attı.

Karşılık vermedim.

Çünkü vereceğim cevap yumrukla değil, hukukla olacaktı.

O gece sessizce evden ayrıldım.

Sabah ilk iş avukatımı aradım.

Şirket müdürüyle görüştüm.

Villa satışa çıkarıldı.

Kısa süre içinde yeni alıcıyla anlaşma sağlandı.

Öğle saatleri gelmeden bütün işlemler tamamlandı.

Tam o sırada telefonum çalmaya başladı.

Arayan Emre'ydi.

Ancak birkaç dakika önce kapısı çalınmıştı.

Kapıda duran kişiler, yıllardır gerçek sandığı hayatın aslında ona ait olmadığını söylemek üzere gelmişti.

Peki kapı açıldığında neler yaşandı? Emre gerçeği öğrenince ne yaptı? Hasan Bey geri adım atacak mıydı?
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Torunum, Amcasıyla Çıktığı Deniz Gezisinden Bir Daha Dönmedi… Ama Yedi Yıl Sonra Eski Can Yeleğinin İçinden Çıkan Bir Pa...
10/08/2026

Torunum, Amcasıyla Çıktığı Deniz Gezisinden Bir Daha Dönmedi… Ama Yedi Yıl Sonra Eski Can Yeleğinin İçinden Çıkan Bir Paket, Beni Hemen Polisi Aramaya Mecbur Bıraktı…

Kızım ve damadım geçirdikleri korkunç bir trafik kazasında hayatlarını kaybedince, henüz üç yaşındaki torunum İpek'e hem anne hem baba hem de büyükanne oldum. Altmış bir yaşımda emeklilik planlarımı, düzenimi ve bütün hayatımı hiç düşünmeden onun için değiştirdim.

Oğlum Kaan ise o günlerde yirmi yaşındaydı. Beklemediğim kadar büyük bir sorumluluk üstlendi. Her hafta sonu İpek'i gezdirir, ona bisiklet sürmeyi öğretir, okul gösterilerinde en ön sırada oturur, elinde kocaman pankartlarla onu alkışlardı.

İpek de amcasına hayrandı. Hatta bir gün öğretmeni ailesini sorduğunda, "O benim amcam değil, ağabeyim gibi... Sadece biraz yaşlı." diyerek herkesi güldürmüştü.

İpek on bir yaşına bastığı yaz, Kaan onu her zamanki gibi yakınlardaki bir göle balık tutmaya ve kano gezisine götürdü. Daha önce defalarca gittikleri güvenli bir yerdi. İpek adına özel alınmış kırmızı küreğin üzerinde bile ismi yazıyordu.

Sabah erkenden evden çıktılar.

Ama akşam olduğunda Kaan eve tek başına döndü..

Üzerindeki kıyafetler sırılsıklamdı. Titremekten ayakta duramıyor, gözyaşları içinde sürekli aynı cümleyi tekrar ediyordu:

"İpek suya düştü... Onu kurtarmaya çalıştım... Defalarca daldım ama bulamadım..."

Günlerce süren arama çalışmalarına rağmen İpek'ten en küçük bir iz bile bulunamadı. Polis olayın talihsiz bir boğulma vakası olduğunu açıkladı. Kaan defalarca ifade verdi, anlattıkları hiçbir zaman değişmedi.

Ben de ona inandım.

Çünkü karşımdaki adam, sanki o gün torunumla birlikte kendi hayatını da kaybetmiş gibiydi.

Aradan tam yedi yıl geçti.

Kaan, o gün giydiği can yeleğini garajındaki bir çiviye asıp bir daha hiç dokunmadı.

Geçtiğimiz cumartesi ona bahçeden topladığım sebzeleri bırakmak için evine gittim. Buzdolabı dolu olduğu için poşetleri garaja bıraktığım sırada omzum can yeleğine çarptı. Yelek yere düştü.

Fakat içinden eski bir beze sarılmış küçük bir paket fırladı.

Titreyen ellerimle paketi açtım.

İçinde gördüğüm şey, yedi yıldır inandığım her gerçeği bir anda paramparça etti.

O an dizlerimin üzerine çöktüm...

Ve hiç vakit kaybetmeden polisi aradım.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Kayınvalidem Nermin, en özel anım olan bebek c'in siyet partimde ha m'le olduğunu açıklayarak sahneyi çaldı; ancak kısa ...
09/08/2026

Kayınvalidem Nermin, en özel anım olan bebek c'in siyet partimde ha m'le olduğunu açıklayarak sahneyi çaldı; ancak kısa süre sonra bu 'bebeğin' ardındaki ürkütücü gerçeği öğrendim.

Henüz 29 yaşındayım. Kayınvalidem Nermin ise 54 yaşında. Tanıştığımız ilk günden beri bu kadın hayatımı bir kabusa çevirmek için elinden geleni yaptı. Her anımızda oradaydı: Randevularımızda, tatillerimizde ve eşimle ilk evimizi aldıktan sadece bir ay sonra yan binamıza taşınarak dibimizde bitti. Bazen gerçekten eşimin annesi olmaktan ziyade, hayatındaki tek kadın olmak istiyormuş gibi geliyordu.

Hamile kaldığımda işler artık dayanılmaz bir boyuta ulaştı. Nermin sürecin her aşamasına burnunu soktu: Çocuğun ismini o seçmeye çalıştı, doktorlarımla tartıştı, yediğim her lokmayı eleştirdi ve hatta bizimle birlikte ebeveynlik kurslarına bile kaydoldu.

İşte bu yüzden, cinsiyet belirleme partimizin sabahında mide bulantısı ve yoğun bir kaygı içindeydim. Bir şeyleri mahvedeceğini biliyordum ama bu kadarını hayal bile edememiştim.

Eşimle birlikte dev balonu patlattığımız ve havada pembe konfetilerin uçuştuğunu gördüğümüz o an, mutluluktan ağlamaya başladım. Tam o sırada Nermin, elindeki meyve suyu kadehiyle aniden ayağa fırladı. Salonda 'Ben de hamileyim!' diye bağırdı.

Tüm davetliler donup kaldı. Bazı misafirler gergin bir şekilde kahkaha atarken, diğerleri birbirine tuhaf bakışlar fırlatıyordu. Ben ise sadece orada öylece durup, en özel anımın gözlerimin önünde yerle bir oluşunu izledim.

Sonraki günlerde Nermin, kimsenin onun adına sevinmediğini söyleyerek kendisini kurban ilan etti. Bir gün onu bir alışveriş merkezinde gördüm. Bir tiyatro aksesuarları mağazasının içindeydi ve sahte bir hamile göbeği satın alıyordu. İşte o an ortada gerçek bir bebek olmadığı kesinleşti.

O an zihnimde bir plan belirdi. Bir ay sonra, Nermin kendi sözde bebeği için bir cinsiyet partisi düzenledi. Gece boyunca fotoğraflar çektirdi, karnını okşadı ve tüm ilgiyi üzerine çekti. Sonunda dayanamadım ve herkesin içinde 'İnsanları aptal yerine koymayı bırak artık,' diye bağırdım.

Oda bir anda sessizliğe gömüldü. Sonra doğrudan Nermin’e doğru yürüdüm ve her bir misafiri şoktan donduran o hamleyi yaptım...
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

**Uçakta Yanıma Oturan Sekiz Yaşındaki Çocuk İnişe Dakikalar Kala Elime Küçük Bir Oyuncak Araba Sıkıştırdı… İçindeki Kat...
09/08/2026

**Uçakta Yanıma Oturan Sekiz Yaşındaki Çocuk İnişe Dakikalar Kala Elime Küçük Bir Oyuncak Araba Sıkıştırdı… İçindeki Katlanmış Notu Açınca Kabin Amirine Sessizce "Kapıları Açmadan Polisi Çağırın" Demek Zorunda Kaldım.**

Uçakta yerime oturmuş, uçuşun bitmesini bekliyordum.

Yanımda bir çanta, önümde bir dergi, kafamda dönüp duran bir iş toplantısı; sıradan bir dönüş yoluydu.

Sonra yanıma sekiz yaşlarında bir çocuk oturdu. Gözleri meraklı, elleri biraz titrekti.

Gülümseyerek konuşmaya başladım; annesiyle birlikteydiler. Çocuk cebinden küçük bir oyuncak araba çıkardı, gözleri bana bakıp utangaç bir şekilde "bunu alır mısın?" dedi.

Oyuncak yıpranmıştı ama bir şekilde içimde bir şeyleri harekete geçirdi. "Teşekkür ederim" dedim, elime sıkıştırdı; ama tam o anda kenarında katlanmış bir kağıt fark ettim.

Kalbim bir an durdu. Kağıdı açtım.

İçinde kısa, elle yazılmış birkaç kelime vardı:

"Kapıları açmadan önce polisi çağırın."

Cümle küçük harflerle, aceleyle yazılmıştı. Altında ise bir numara ya da şifre yoktu. Sadece o emir.

Bir panik dalgası geçti içimden. Uçağın alçalışa geçtiği o anlarda söylenecek en son kelimeler olabilir miydi bunlar? Yanımdaki çocuk masum görünüyordu. Annesi kitap okuyordu. Etrafımızda uyuyan insanlar, kulaklık takmış gençler, bebek ağlamaları—her şey aynı, ama o kağıt her şeyi değiştirmişti.

Kabin görevlisini çağırıp durumu anlatmak aklıma geldi. Ama bir noktada durdum: notta açıkça "Kapıları açmadan önce polisi çağırın" yazıyordu. Eğer kabin amiri kapıları açmadan önce dışarı çağrılsa, kapı zaten açılmak üzere olabilir. Zaman daralıyordu.

Sessizce kalktım. Kalbim göğsümde çarpıyordu. Yanımdaki çocuğa bakarken, ona bir soru sormadım. Sesi titreyerek kabin amirine doğru yürüdüm.

Onlara yaklaşmak, o birkaç kelimenin anlamını çözmek kadar zordu. Bir yandan mantık devredeydi: belki bir şaka, belki bir yanlış anlama. Ama içimden bir ses bana "çocuk masum görünse de" diyordu.

Kabinde biriyle konuşmak için ideal bir yer yoktu; herkesin gözleri üzerimizde olabilirdi. Bu yüzden kelimelerimi dikkatlice seçtim. "Kapıları açmadan önce polisi aramanızı rica ediyorum" dedim, ama işler düşündüğümden farklı gelişti.

Kabin amiri gözlerimi kısarak bana baktı, sonra çocuklu aileye doğru yürüdü. Anneden birkaç cümle aldıktan sonra yüzü değişti. Derin bir nefes aldı ve bana doğru eğildi: "Bunu sessizce halletmemiz gerek. Kapılar açılmadan kimseyi dışarıya çıkarmamalıyız." diye fısıldadı.

O an, uçaktaki normal rutin bir gerilim sahnesine dönüştü; hosteslerin arkasındaki işaretler, pilotun ekrandaki küçük ışıkları, herkesin fark etmeden değişen duruşları.

Ama asıl sarsıcı olan, kağıdın son satırıydı. Orada, çok küçük harflerle, tek bir kelime daha yazıyordu:

"Onu tanıyorsun."

Bu söz, kabinin içindeki sessizliği bir anda deldi. Ben onu tanıyor muydum? Tanıdığımı düşündüğüm kişiyle aramdaki o mesafe nasıl bir anda bu kadar kapanmıştı?

Uçağın kapıları açıldığında veya açılmadan önce ne olacağı belli değildi. Benim aklımda tek bir soru dönüyordu: Onu gerçekten tanıyor muydum, yoksa bu not beni hedef almak için mi yazılmıştı?

Kapıların arkasında bekleyen cevaplar vardı, ama onlar açılana kadar sadece bir seçim yapabilirdim — sessiz kalmak mı, yoksa gerçeği ortaya dökmek mi?

Ve o an, tüm yolcuların fark etmeden uçaktan inmeden önce verilmesi gereken bir karar duruyordu elimde...
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

**Kızım, doğurduğu üçüz kızlarını hastanede bırakıp yeni bir hayat seçti... Tam yirmi yıl sonra geri döndüğünde ise toru...
09/08/2026

**Kızım, doğurduğu üçüz kızlarını hastanede bırakıp yeni bir hayat seçti... Tam yirmi yıl sonra geri döndüğünde ise torunlarımın söyledikleri değil, yaptıkları şey hepimizin hayatını ikiye böldü.**

Kızım **Elif'i** canımdan çok severdim.

Üçüz torunlarım dünyaya geldiğinde, hayatımın en mutlu gününü yaşadığımı sanıyordum.

Ama Elif bebeklerine yalnızca kısa bir bakış attı.

Sonra bana dönerek,

"Yapamam baba." dedi.

Onu sakinleştirmeye çalıştım.

Fakat Elif,

"Üç çocuk bütün geleceğimi bitirir. Daha 22 yaşındayım. Kendime yeni bir hayat kurabilirim." dedi.

Ardından çantasını aldı.

Sabah olmadan hastaneden ayrıldı.

O gün 61 yaşında, yalnız yaşayan bir emekliydim.

Maaşım çok azdı.

Ama **Rüya, Merve ve Zeynep'i** asla yalnız bırakmadım.

Onları sevgiyle büyüttüm.

Yıllar boyunca elimizdekini bölüştük.

Bir gün küçük Merve bana, "Dede... Biz fakir miyiz?" diye sorduğunda gözlerimi kaçırmak zorunda kalmıştım.

Derken yirmi yıl geçti.

Kapımıza birbirinden pahalı hediyeler gelmeye başladı.

Rüya için inci kolye...

Merve için pahalı bir mont...

Zeynep için araba peşinatı...

Ne gönderen belliydi ne de bir not vardı.

Sonunda torunlarım bana gerçeği açıkladı.

"Dedeciğim... Annem bizimle görüşüyor."

Bunu duyunca dünyam başıma yıkıldı.

Elif geri dönmüştü.

Ama bana ulaşmayı bile düşünmemişti.

Onu yemeğe çağırdım.

İki saat geç geldi.

"Kızlarımla yeniden aile olmak istiyorum." dedi.

"Çünkü herkes neden benimle olmadıklarını soruyor."

Çatalımı masaya bıraktım.

"Yani bütün mesele insanların ne düşündüğü öyle mi?"

Elif omuz silkti.

"Kızların umurunda değil."

Tam o anda üç torunum ayağa kalktı.

Rüya annesine uzun uzun baktı.

"Yanılıyorsun anne."

"Bugün sana söyleyeceklerimiz değil..."

"...göstereceklerimiz var."

Ve birkaç saniye sonra yaşananlar, yirmi yıl boyunca saklanan bütün gerçekleri tek bir gecede ortaya çıkaracak kadar büyük olacaktı. 😞
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Plajdan otele dönerken kızım Defne aniden yanıma sokuldu. Elbisemi hafifçe çekip kulağıma eğildi."Anne... Babam, dayım M...
09/08/2026

Plajdan otele dönerken kızım Defne aniden yanıma sokuldu. Elbisemi hafifçe çekip kulağıma eğildi.

"Anne... Babam, dayım Mert'le odamızda yaptıklarını sana anlatmamam gerektiğini söyledi."

Bu cümleyi duyduğum anda içime tarif edemediğim bir korku çöktü.

Eşim Murat ile uzun zamandır planladığımız aile tatiline sonunda çıkmıştık.

Kardeşim Mert, yeni işinin ve taşınmanın yorgunluğunu üzerinden atabilsin diye onu da davet etmiştim. Kız arkadaşı son anda gelemeyince bizimle yalnız kaldı.

Her şey harika başlamıştı.

Defne günlerini dayısıyla oyun oynayarak geçiriyor, biz de ailece huzurlu vakit geçiriyorduk.

Ama tatilin dördüncü günü, küçük kızımın tek bir cümlesi bütün mutluluğumuzu gölgeledi.

Hiçbir şey sormama fırsat vermeden konuşmaya devam etti.

"Sen bana hiç sır saklamamam gerektiğini söyledin anne. O yüzden sana anlatacağım."

Yüzüme sakin bir ifade vermeye çalışarak diz çöktüm.

"Aferin canım... Bana her şeyi anlat. O odada tam olarak ne yaşandı?"

Defne masum gözlerle anlatmaya başladı.

Ve söylediği her cümle, beni hayatımın en büyük gerçeğiyle yüzleşmeye bir adım daha yaklaştırıyordu... Olayın sonrası..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Address

Mahmutbey Mahallesi 2562 Sok. No:1 Bağcılar
Istanbul
34218

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Huzur Yeri posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Huzur Yeri:

Shortcuts

Share