Umutlu Günler

Umutlu Günler Mutlu Huzurlu Güzel Umutlu Günler

Sitede yayımlanan Köşe Yazıları ve Yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz.

Eğer Evde kırkayak bulursanız iş'te bunun anlamı..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
10/09/2026

Eğer Evde kırkayak bulursanız iş'te bunun anlamı..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

İki genç k'ız olarak köyün ağasına ku ma olarak gittik bizden ilk istediği şey.(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
10/09/2026

İki genç k'ız olarak köyün ağasına ku ma olarak gittik bizden ilk istediği şey.
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

İbrahim Saraçoğlu'ndan inatçı eklem ve kas ağrıları için ş'ifalı kür! (DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
09/09/2026

İbrahim Saraçoğlu'ndan inatçı eklem ve kas ağrıları için ş'ifalı kür!
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

6 YAŞINDAYKEN EN YAKIN ARKADAŞIMLA LİSE BALOSUNA BİRLİKTE GİDECEĞİMİZE SÖZ VERDİM — 12 YIL SONRA ANNEM, ONUNLA SADECE TE...
09/09/2026

6 YAŞINDAYKEN EN YAKIN ARKADAŞIMLA LİSE BALOSUNA BİRLİKTE GİDECEĞİMİZE SÖZ VERDİM — 12 YIL SONRA ANNEM, ONUNLA SADECE TEK BİR ŞARTLA GİDEBİLECEĞİMİ SÖYLEDİ VE ARDINDAN ÖYLE BİR GERÇEĞİ AÇIKLADI Kİ DONUP KALDIM.

Arda ile birinci sınıfta, dinozor sevgimiz ve kuru üzüme karşı ortak nefretimiz sayesinde en yakın arkadaş olduk.

Down sendromluydu.

Ama bu durum hiçbir zaman arkadaşlığımızın önüne geçmedi.

Hiçbir zaman.

Komik, inatçı ve fazlasıyla dürüsttü — bir keresinde çizdiğim resimlerin "kolları olan patateslere benzediğini" söylemişti ve açıkçası haksız da değildi.

Bir gün öğretmenimiz evleneceğini söylediğinde bütün sınıf düğün pastasının hangi çeşitten olması gerektiğini tartışmaya başladı.

Arda ise sakin bir şekilde kendi düğününde çikolatalı pasta olacağını ve kesinlikle sıkıcı şarkılar çalınmayacağını ilan etti.

Bir çocuk kahkahayla güldü.

"Seninle kim evlenecek?

Kimse."

Arda'nın yüzündeki gülümsemenin bir anda kaybolduğunu gördüm.

"Bu çok saçma," dedim.

"Bir gün mutlaka Arda'yı seven biri çıkacak."

Bana baktı.

"Sen sever misin?"

"Belki.

Ama önce lise balosuna birlikte gitmemiz gerekiyor."

Serçe parmağını bana uzattı.

"Söz mü?"

"Söz," dedim ve serçe parmaklarımızı birbirine kenetledik.

Aradan tam on iki yıl geçti.

Farklı sınıflar.

Annemle babamın boşanması.

İlk aşkımın kalbimi kırdığı gece bile yanımda Arda vardı. Elinde dondurmayla kapıma gelip, "Ben sana o çocuğun aptal olduğunu söylemiştim," demişti.

Lise balosu geldiğinde onunla birlikte gitmek artık çocukken verdiğim bir sözü yerine getirmekten ibaret değildi.

O benim en yakın arkadaşımdı.

Ve o gece yanımda olmasını istediğim tek kişi oydu.

Arda takım elbisesiyle kapıya geldiğinde elinde bir çiçek vardı. Dünya Kupası'nı kazanmış gibi gülümsüyordu.

Annem kapıyı açtı — fakat onu görür görmez yüzündeki gülümseme bir anda silindi.

Beni yukarı çıkardı ve odanın kapısını kilitledi.

"Bu gece gidebilirsin," dedi.

"Ama yalnızca tek bir şartla."

Ellerinin titremesine engel olamıyordu.

"Önce sana bir şey anlatmam gerekiyor.

Onunla ilgili.

Ve benimle ilgili."

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

OĞLUMUZLA PİLOT EŞİMİN UÇAĞINA GİZLİCE BİNDİK — ONA SÜRPRİZ YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORDUK, TA Kİ HOPARLÖRLERDEN SÖYLEDİĞİ O ...
09/09/2026

OĞLUMUZLA PİLOT EŞİMİN UÇAĞINA GİZLİCE BİNDİK — ONA SÜRPRİZ YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORDUK, TA Kİ HOPARLÖRLERDEN SÖYLEDİĞİ O CÜMLEYİ DUYANA KADAR…

Eşim Barış, yaklaşık dokuz yıldır ticari pilot olarak çalışıyordu. 7 yaşındaki oğlumuz Arda ise babasının kullandığı bir uçağa yolcu olarak binmenin hayalini kuruyordu.

Ne zaman Barış işe gitmek için evden çıksa aynı sorular peş peşe geliyordu.

“Bugün uçağı sen mi kullanacaksın?”

“Ben de bir gün senin uçağına binebilir miyim?”

“Yolcular senin dünyanın en iyi pilotu olduğunu biliyor mu?”

Birkaç hafta önce Barış, cumartesi günü kısa bir İstanbul-Ankara uçuşu yapacağını ve akşam olmadan eve döneceğini söyledi.

O an içimde bir fikir oluştu.

Bu kez Arda’nın hayalini gerçekleştirecektim.

Barış’a hiçbir şey söylemeden iki bilet aldım. Amacım uçakta arka sıralarda oturup kendimizi belli etmemek, ardından inişte karşısına çıkıp onu şaşırtmaktı.

Arda bu sırrı öğrenince mutluluktan havalara uçtu.

Çantasına en sevdiği kulaklığını, birkaç paket jelibonunu ve babası için hazırladığı resmi koydu. Resmin üstünde büyük harflerle “DÜNYANIN EN İYİ PİLOTU” yazıyordu.

Havalimanına geldiğimizde işler düşündüğümden daha zor hale geldi.

Tam güvenlik kontrolünden sonra ilerlerken Arda birden kolumu çekti.

“Anne! Anne, çabuk!”

Başımı kaldırdığımda Barış’ı gördüm.

Bize doğru geliyordu.

Aramızda sadece birkaç metre vardı.

Hemen Arda’yı yanımdaki hediyelik eşya dükkânına soktum ve Barış uzaklaşana kadar raflardaki magnetleri inceliyormuş gibi yaptım.

Arda gülmemek için ağzını kapatmış, yüzü kıpkırmızı olmuştu.

Sonunda uçağa binmeyi başardık.

Arka taraftaki koltuklarımıza oturduğumuzda Arda hâlâ heyecandan fısıldıyordu.

“Anne, gerçekten hiçbir şeyden haberi yok, değil mi?”

“Hiçbir şey bilmiyor.”

“Peki ya beni görürse?”

“O zaman sürpriz bozulur.”

Arda gülümseyip dudaklarını kapattı.

Bir süre sonra kabin kapıları kapandı.

Motorların sesi yükselirken Arda’nın gözlerindeki heyecanı izliyordum.

Derken hoparlörlerden bir cızırtı duyuldu.

Barış’ın sesi kabinin tamamına yayıldı.

Arda elimi sıkıca tuttu.

“Babam!”

Telefonumu çıkarıp o anı kaydetmeye başladım.

Barış önce yolcuları selamladı, uçuş süresini ve hava durumunu anlattı. Sonra alışıldığı üzere küçük bir espri yaparak birkaç yolcuyu güldürdü.

Arda’nın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

Tam her şey düşündüğüm gibi giderken Barış aniden sustu.

Birkaç saniye boyunca hoparlörlerden yalnızca sessizlik geldi.

Sonra sesi yeniden duyuldu.

“Arkadaşlar, kalkıştan önce bugün sizlerle paylaşmam gereken özel bir şey var.”

Telefonumu yavaşça indirdim.

Sesindeki ciddilik hemen dikkatimi çekmişti.

“Bu uçakta benim için çok özel olan birinin bulunduğunu biliyorum…”

Arda bana döndü.

Gözleri heyecanla büyümüştü.

“Bizi gördü!”

Ben de aynı şeyi düşünmüştüm.

Barış birazdan ismimizi söyleyecek, belki de bizi bütün uçağın önünde selamlayacaktı.

Fakat sonra söylediği kişiyle ilgili cümleyi duyduğum anda içimde garip bir ürperti oluştu.

Arda’nın gülümsemesi de aynı anda kayboldu..

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

UÇAKTA 5 AYLIK BEBEĞİMİ EMZİRİRKEN YANIMDAKİ KADIN BANA, “UTANMALISIN! GİT TUVALETE KAPAN!” DİYE BAĞIRDI — AMA 8 YAŞINDA...
09/09/2026

UÇAKTA 5 AYLIK BEBEĞİMİ EMZİRİRKEN YANIMDAKİ KADIN BANA, “UTANMALISIN! GİT TUVALETE KAPAN!” DİYE BAĞIRDI — AMA 8 YAŞINDAKİ KIZIM ONA HİÇ BEKLEMEDİĞİ BİR DERS VERDİ.

Bir ay önce eşim Cenk’i toprağa verdim. Öyle kötü durumdaydım ki annem, biraz olsun yaşadığım kâbustan uzaklaşmam için çocuklarla birlikte bir süre onun yanında kalmamızı teklif edince kabul ettim.

Uçak tamamen doluydu, bu yüzden 8 yaşındaki kızım Melis, benim bir sıra arkamda oturmak zorunda kaldı.

Ben ise 5 aylık oğlum Poyraz’ı kucağıma alıp yanımdaki koltuğa oturan bir kadınla yolculuk etmeye başladım.

Kadın daha uçak havalanmadan huzursuz ve sinirli görünüyordu.

Gözlerini devirerek bana dönüp şöyle dedi:

“Eğer bebeğiniz BAĞIRMAYA başlarsa ben burada oturup onu dinlemem. BAŞTAN SÖYLÜYORUM! Bir şekilde susturmak zorundasınız.”

İlk başta cevap vermedim. Zaten Poyraz da kucağımda huzur içinde uyuyordu.

Ama birkaç saat sonra ağlamaya başladı.

Hemen salladım, emziğini verdim, sakinleştirmeye çalıştım ama hiçbir şey işe yaramadı. Acıkmıştı.

Ben de emzirme örtümü üzerime alıp oğlumu beslemeye başladım.

Tam o sırada yanımdaki kadın yüksek sesle oflayarak:

“AMAN TANRIM! Bu koltuğa başkasının bebeğinin çığlıklarını dinlemek için para vermedim. Şimdi bir de onu emzirmenizi mi izlemek zorundayım? NE KADAR AYIP!” dedi.

Utançtan yüzüm kızardı ama sakin kalmaya çalışarak:

“Özür dilerim. Sadece bebeğimi beslemem gerekiyor. Karnı aç…” dedim.

Kadın yine gözlerini devirdi.

“Böyle küçük bebeği olan insanlar evlerinde oturmalı. Kendi çocuğunu bile sakinleştiremiyorsan nasıl annesin sen?”

Artık çevremizdeki herkes bize bakıyordu çünkü kadın neredeyse bütün kabinin duyacağı kadar yüksek sesle konuşuyordu.

Bir kez daha özür diledim ve altı saatlik uçuş boyunca bebeğimi aç bırakamayacağımı, beslenmesini bitirmem gerektiğini söyledim.

Kadın öfkeyle nefesini çekip:

“O zaman git TUVALETE KAPAN ve orada emzir! Ben neden burada oturup bunu görmek zorundayım? Biraz UTAN!” diye bağırdı.

Ne söyleyeceğimi bilemeden dona kaldığım sırada Melis yanımıza geldi.

“Anne, istersen benim koltuğuma geç. Ben bu hanımın yanında otururum, böylece rahatsız olmaz,” dedi.

O an kızımın sadece bana yardımcı olmak istediğini düşündüm ve kabul ettim.

Yer değiştirdik.

Ben Melis’in koltuğuna oturup Poyraz’ı beslemeye devam ederken bir süre sonra arkadan hafif konuşma sesleri duydum.

Başımı çevirdiğimde Melis’in tabletini açıp yanındaki kadına BİR ŞEY gösterdiğini gördüm.

Kadının yüzündeki ifade saniyeler içinde değişti.

Önce gözleri büyüdü.

Sonra yüzü bembeyaz oldu.

Bir anda çığlık atarak ayağa fırladı ve aceleyle koltuğundan uzaklaştı.

Kabindeki herkes dönüp onlara bakarken ben de şaşkınlıkla ayağa kalktım.

Melis ise tabletini sessizce kapattı ve bana baktı.

O an 8 yaşındaki kızımın o kadına ne gösterdiğini bilmiyordum.

Ama birkaç dakika sonra uçuş görevlisi yanımıza gelip Melis’in tabletinde gördüğü şeyi bana anlattığında, kızımın neden bütün yol boyunca tek kelime etmeden beklediğini sonunda anladım
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Benden 30 yaş büyük yaşlı adamla evlendim benden ilk isteği..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
09/09/2026

Benden 30 yaş büyük yaşlı adamla evlendim benden ilk isteği..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Arap bir mil'yonerle evlendi ve ertesi gün ona..(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)
09/09/2026

Arap bir mil'yonerle evlendi ve ertesi gün ona..
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

İKİZ KARDEŞİM İÇİN TAŞIYICI ANNE OLMAYI KABUL ETTİM — AMA KIZI DÜNYAYA GELDİKTEN SADECE DAKİKALAR SONRA BEBEĞE BAKIP, “B...
09/09/2026

İKİZ KARDEŞİM İÇİN TAŞIYICI ANNE OLMAYI KABUL ETTİM — AMA KIZI DÜNYAYA GELDİKTEN SADECE DAKİKALAR SONRA BEBEĞE BAKIP, “BU ÇOCUĞU EVE GÖTÜREMEM,” DEDİ. NEDENİNİ ÖĞRENDİĞİMDE DİZLERİMİN BAĞI ÇÖZÜLDÜ.

İkiz kardeşim Burak ve eşi Ceyda, yıllardır çocuk sahibi olabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmıştı.

Sonunda benden onlar için taşıyıcı anne olmamı istediklerinde, hiç düşünmeden kabul ettim.

Burak benim için yalnızca kardeşim değildi.

Aynı zamanda en yakın arkadaşımdı.

Özellikle anne ve babamızı kaybettikten sonra hayatımın en zor dönemlerinde hep yanımda olmuştu. Ben de bir erkek çocuk annesi olarak onların bir bebeği ne kadar çok istediğini çok iyi anlayabiliyordum.

Onlara yıllardır hayalini kurdukları aileyi verebileceksem, bunu yapmaya hazırdım.

Hamileliğim boyunca Burak ve Ceyda bütün doktor kontrollerine benimle birlikte geldiler.

Her ultrasonda bebeklerinin büyümesini büyük bir heyecanla izlediler.

Kızları olacağını öğrendikleri gün Ceyda hemen minicik kıyafetler, peluş oyuncaklar ve bebek odası için eşyalar almaya başladı.

Birlikte çok güzel bir çocuk odası hazırladılar.

Her şey kusursuz ilerliyor gibiydi.

Sonunda aylardır bekledikleri gün geldi.

Saatler süren sancıların ardından sağlıklı görünen bir kız bebek dünyaya getirdim.

Ceyda bebeğini görür görmez mutluluktan ağlamaya başladı.

Burak yanıma yaklaştı ve kızını dikkatlice kucağına aldı.

Birkaç saniye boyunca hiç konuşmadan bebeğin yüzüne baktı.

Sonra bir anda yüzündeki ifade değişti.

Benzinin rengi tamamen attı.

“Burak?” dedim endişeyle. “Ne oldu?”

Boğazını güçlükle temizledi.

Ardından hayatımda hiç tanımadığım biri gibi soğuk bir sesle,

“Özür dilerim ama… BEN BU BEBEĞİ EVE GÖTÜREMEM.” dedi.

Şaşkınlıkla yüzüne baktım.

“Ne diyorsun sen? Burak, bu senin kızın.”

Önce Ceyda’ya baktı.

Sonra gözlerini bana çevirdi.

“Üzgünüm,” dedi tekrar. “Ama onu bir başkasına vermek zorundayım. Benimle gelmeyecek.”

Ne söylediğini anlamaya çalışırken bebeği yeniden kollarıma bıraktı.

Ceyda hemen ayağa kalktı. Gözyaşları yüzünden süzülüyordu.

“NEDEN?!” diye bağırdı. “Burak, neden kendi kızımızı eve götüremiyoruz?”

Burak’ın yüzü kıpkırmızı oldu.

Birkaç saniye başını çevirdi, ardından güçlükle konuştu.

“Sırtına bakın.”

İçimde kötü bir his yükseldi.

Burak başını iki yana salladı.

“Biz bunu yapamayız.”

Ellerim titreyerek bebeğin battaniyesini yavaşça araladım ve sırtına baktım.

Gördüğüm şeyin ne olduğunu anlamam yalnızca birkaç saniye sürdü.

Ama o birkaç saniye bana saatler gibi geldi.

Çünkü bebeğin sırtındaki şey, yıllar önce ailemizde yaşanan ve bir daha asla konuşulmaması için söz verdiğimiz bir olayı hatırlatıyordu.

Dizlerimin bağı çözüldü.

Tam o sırada Ceyda da yaklaşıp baktı.

Bir anda çığlık attı.

Sesi o kadar yüksekti ki koridordaki hemşireler ve doktorlar hızla odaya koştu.

Fakat asıl şoku, içeri giren yaşlı doktor yaşadı.

Bebeğin sırtını görür görmez olduğu yerde dondu.

Sonra Burak’a bakıp herkesin içinde yalnızca şu cümleyi söyledi:

“Bu işaretin yeniden ortaya çıkması imkânsızdı… Çünkü onu taşıyan son kişinin yıllar önce öldüğünü sanıyorduk.”

(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)

Meğer V'efat Sebebi..(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)
09/09/2026

Meğer V'efat Sebebi..
(DE.TAYLAR İLK YO.RUMDA)

Address

Mahmutbey Mahallesi 2562 Sok. No:1 Bağcılar
Istanbul
34218

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Umutlu Günler posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Umutlu Günler:

Shortcuts

Share