13/03/2026
Onunla tanışıp bir süre sohbet etme imkanı bulduğumda, bir gün bu diyarlardan gidecek olma üzüntüsünü çok net yaşamıştım. Herkesin bildiği üzere o kadar dolu bir insandı ki ne konuşabilirim diye içimi heyecan kaplamıştı.
“Ne yapıyorsun?” dedi sadece. Bir kaç cümle ile tanıttım kendimi. Verdiğim cevap sanırım yetmemişti.
“Onu bırak ne yapıyorsun?” diye tekrarladı sorusunu. Eğitsel, kültürel, sanatsal, sportif, sosyal sorumluluk... ne varsa tek tek anlattım. Sabırla ve saygıyla sonuna kadar dinledi.
Üst düzey saygı duyduğum büyük adamın güzüne girdim diye düşünürken yine aynı soru geldi:
Onu bunu bırak! Ne yapıyorsun ne?
Ne dersem diyeyim yetmeyecekti. Ben de onun felsefesi olan bir şey bulmalıyım ki yeterli gelsin diye düşündüm. Kısa bir süre öncesinde Büyük Avrupa turu yapmıştım. Hemen o aklıma geldi. “Mobilyacı gezmek yerine Avrupa’yı geziyorum” dedim. Koca göbeğini titreterek o meşhur kahkasını atıp “Olmuş bu adam.” dedi ve sarılmıştı.
O kadar etkilenmiştim ki anı kalsın diye fotoğraf çekilmek istemiştim. Ayağa kalkıp fotoğraf çekilirken bile sohbet ediyordu. O günden sonra bir çok kişiye bu soruyu sordum. Bence bu sorunun net cevabı yoktu. Insanın kendini tanıyabilmesi, eksigini belirlemesi, yapabileceklerini görmesi için tıkanıncaya kadar sorulacak bir soruydu.
Toprak seni incitmesin güzel insan. 🙏