08/10/2026
ESKİ DAMADIMIN DÜĞÜNÜNDE, YENİ GELİNİNİN BEŞ YAŞINDAKİ TORUNUMA, "ARTIK BABANIN HAYATINDAKİ EN ÖNEMLİ KIZ SEN DEĞİLSİN. AİLE FOTOĞRAFLARINDA DA YERİN YOK!" DEDİĞİNİ DUYDUM. DÜĞÜN YEMEĞİ BAŞLADIĞINDA AYAĞA KALKIP KADEHİMİ KALDIRDIM VE YAPTIĞIM KONUŞMAYLA BÜTÜN SALONU BUZ KESTİRDİM.
Altmış sekiz yaşıma geldiğimde, hayatımda en çok sevdiğim iki kadını çoktan kaybetmiştim.
Eşim, otuz yedi yıllık evliliğimizin ardından hayatını kaybetmişti.
Üç yıl sonra da biricik kızım Belgin, geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirmiş, geride kocası Koray ile henüz iki yaşındaki kızları İpek'i bırakmıştı.
Koray hayatıma damadım olarak girmişti ama yıllar içinde hiç sahip olamadığım oğlum gibi olmuştu.
Belgin'i kaybettikten sonra aramızdaki bağ daha da güçlenmişti.
Torunum İpek ise artık hayatımın merkezindeydi.
Koray'la birlikte, İpek'in sevgisiz kaldığını bir an bile hissetmemesi için elimizden gelen her şeyi yaptık.
Koray'ın yardıma ihtiyacı olduğunda torunuma ben bakıyordum.
Onu anaokulundan alıyordum.
Hafta sonlarını birlikte geçiriyorduk.
Annesinin fotoğraflarını gösteriyor, çocukluk anılarını anlatıyor ve Belgin'in onu ne kadar çok sevdiğini bilmesini sağlıyordum.
Bu yüzden Koray bir gün karşıma geçip hayatına başka bir kadının girdiğini söylediğinde ona kızmadım.
Yeniden mutlu olmasını bütün kalbimle istiyordum.
Kadının adı Pelin'di.
İlk tanıştığımızda oldukça iyi kalpli birine benziyordu.
Daha da önemlisi, torunum İpek onun yanında rahat görünüyordu.
İki yıl sonra Koray, Pelin'e evlenme teklif etti.
Düğün sabahı beş yaşındaki torunum heyecandan yerinde duramıyordu.
Çok sevdiği pembe elbisesini giymişti ve karşısına çıkan herkese babasının düğün fotoğraflarında kendisinin de olacağını anlatıyordu.
Nikâh töreninden kısa bir süre önce İpek'i aramaya başladım.
Pelin'in nedimeleriyle birlikte hazırlandığı odanın önünden geçerken aralık kapıdan gelen sesini duydum.
"Artık babanın hayatındaki en önemli kız sen değilsin! Aile fotoğraflarında da yerin yok. Sakın fotoğraf çekilirken yanımıza gelme!"
Duyduklarım karşısında olduğum yerde donakaldım.
Bir an yanlış duyduğumu düşündüm.
Ancak hemen ardından İpek koridora çıktı.
Küçücük gözleri yaşlarla dolmuştu.
Sessizce koridordaki sandalyelerden birine oturdu ve başını eğip ayakkabılarına bakmaya başladı.
Artık duyduklarımdan şüphe etmiyordum.
Hemen yanına gittim.
Torunuma sımsıkı sarıldım.
Ağlaması durana kadar yanından bir an bile ayrılmadım.
İçimden geçen ilk şey o odaya girip Pelin'e haddini bildirmekti.
Ama İpek zaten yeterince üzülmüştü.
Üstelik babasının düğününü, nikâha dakikalar kala büyük bir kavgaya dönüştürmek istemiyordum.
Bu yüzden sabretmeye karar verdim.
Nikâh boyunca sessizce oturdum.
İpek ne zaman bana baksa ona gülümsedim.
Hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Tek kelime bile etmedim.
Ta ki düğün yemeği başlayana kadar.
Konuşma sırası geldiğinde ağır ağır sandalyemden kalktım.
Kadehimi elime aldım.
Sonra salonun diğer ucunda oturan Pelin'e baktım.
Koray'ın yanında oturuyor, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi mutlulukla gülümsüyordu.
Kadehimi kaldırdım.
Ve konuşmaya başladım.
Daha ilk cümlemi bitirmeden Pelin'in yüzündeki gülümseme silindi.
Koray yavaşça başını çevirip yeni evlendiği kadına baktı.
Salondaki bütün konuşmalar bir anda kesildi.
Ama asıl söyleyeceklerime henüz başlamamıştım.
Çünkü o sabah torunuma söylenenleri duyduktan sonra, yıllardır kimseye açıklamadığım bir gerçeği artık saklamamaya karar vermiştim.
Kadehimi masaya bıraktım, cebimden çıkardığım zarfı havaya kaldırdım ve Koray'a dönerek konuşmamı sürdürdüm.
"Bugün burada herkes yeni bir ailenin kuruluşunu kutluyor. Ama Koray, sana kızımın ölümünden önce benden saklamamı istediği bir şeyi anlatmanın zamanı geldi. Özellikle de yeni eşinin bunu duymasını istiyorum... Sonraki bölüm
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)